BU YAZ SAĞLIKLI BRONZLAŞIN

Bronzluk, cildin kendini zararlı güneş ışınlarına karşı savunması sonucu oluşuyor. Kısacası bronzluk cildin hasar görmesi anlamına geliyor. Bu nedenle bilinçsizce güneşlenmemek gerekiyor. Güneşe maruz kalan deride ortaya çıkan bazı hastalıklar ve erken yaşlanma bulguları, artık güneş ışınlarına karşı koruyucu önlemler almamızın gerekli olduğunu ortaya koyuyor.

UVA, UVB NE DEMEK?

Güneş, yaydığı UVA, UVB ışınları nedeniyle cilt hücrelerini bozduğu için oldukça zararlı. UVA ve UVB ışınlarını birçok kişi ismen biliyor. Ancak bu ışınların özelliği, birbirinden farkı ya da benzerliği pek bilinmiyor. Acıbadem Hastanesi Bakırköy Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Rıfkiye Küçükoğlu konuya bilimsel açıdan yaklaşarak güneş ışınları hakkında şu bilgileri veriyor: “Güneş ışığının verdiği enerjinin yaklaşık üçte ikisi yeryüzüne ulaşmaktadır. Ozon tabakası, havada bulunan su damlacıkları ve kir toz partikülleri güneş ışığını tutarak, yeryüzüne tamamının gelmesini engellerler. Güneş ışıklarının bir kısmı gözle görülürken bir kısmı da gözün göremeyeceği dalga boyundaki ışıklardır, ki bunlara ultraviyole denir.Ultraviyole dalga boylarına gore üç gruba ayrılır: UVA, UVB ve UVC Ultraviyole C ışınları yeryüzüne ulaşmaz, özellikle ozon tabakasında engellenirler.”

ULTRAVİYOLE A

Ultraviyole A ışınları yeryüzüne ulaşan ancak ozon tabakasında süzülmeyen ışınlar arasında yer alıyor. Bu nedenle güneş ışığı içinde UVB’ye göre 1000 kat daha yoğun olarak bulunuyorlar. Bulutlardan ve camdan geçme özelliğine sahip. Derinin alt tabakasına etki ettikleri için, bronzlaşma gelişiyor. Deriyi yakma ve kavurucu etkileri düşük.

ULTRAVİYOLE B

Ultraviyole B ışınları yeryüzüne ulaşarak güneş yanığına veya kızarmaya neden oluyor. Üstelik bu ışınlar derideki hücrelerde, bağ dokusunda ve deri damarlarındaki hasarın başlıca sebebi. Prof. Dr. Küçükoğlu UVB hakkında şu bilgileri veriyor: “Güneş tepede olduğunda yani güneş ışınları dik geldiğinde etkileri maksimuma ulaşır ve havada düşük miktarda filtre edilmektedir. Bu yüzden öğle güneşinde kalmak tavsiye edilmez. Öte yandan bu ışınlar camdan geçmez ama sudan geçebilir. Bu da denizde yüzerken bile oluşan güneş yanıklarını açıklar. Güneş yanığı, güneşe maruz kalmadan 12-24 saat sonra gelişir, bronzlaşma yani pigment hücrelerinin pigment yapması ise 48-72 saat sonrasında başlar.”

ETKİLERİ

Her ne kadar uzun yıllar UVB ışını daha zararlı olarak bilinse de yapılan araştırmalar UVA ışınlarının daha zararlı olduğunu ortaya koyuyor. Bugün ultraviyolenin, deri kanserlerine neden olduğu biliniyor. Özellikle güneş altında çalışan insanlar ve deniz kenarında bronz bir ten uğruna saatler boyunca güneşlenen kişiler risk altında. Çünkü UVA ile UVB’nin birbirlerinin etkilerini güçlendirerek hücre hasarına ve habis oluşumlara yol açtığı iyi bilinen bir gerçek. Prof. Küçükoğlu ışınların diğer etkileri ile ilgili şunları söylüyor: “Uzun süre güneşe maruz kalma, derinin bağ dokusunu etkileyeceğinden, kronik hasarlanma sonucu, erken deri yaşlanması ortaya çıkacaktır. Güneş ışınları pigment hücrelerini de etkilediğinden istenmeyen çiller veya lekelerin oluşması kaçınılmazdır. Diğer taraftan güneş ışınları, bağışıklık sistemini zayıflatmakta bunun sonucunda infeksiyonlara direnci azaltmaktadır. Bağışıklık sisteminin zayıflaması, yine deri kanserlerinin oluşumunu kolaylaştıran bir sebeptir. En habis deri kanseri olarak bilinen malign melanoma, bugün gelişmiş ülkelerde deri kanserlerinin %3’ünü, tüm kanserlerin %2’sini kapsamaktadır.

KORUNUN

Öncelikle şunu bilmek gerekiyor ki güneş ışınları, biz gölgede dahi olsak, kum, su veya kardan yansıyarak etki ediyor. O açıdan zararları bilinen güneşe karşı korunmayı bir yaşam tarzı haline getirmek gerekiyor. Korunma yolları ile ilgili olarak Prof. Dr. Küçükoğlu şu bilgileri veriyor: “Yüzümüz doğumdan itibaren güneşe açık bir bölge olduğu için en fazla korunmayı hak etmektedir. Şapka ve giysiler mekanik korunma araçlarıdır. Biyolojik korunmayı sağlayan ise güneşten koruyucu preparatlardır. Güneşten koruyucu preparatlar, çok çeşit ve sayıda market ve eczanelerde bulunmaktadır. Bunlar güneşten koruyuculuk katsayılarına göre sayılarla numaralandırılmış olup losyon, krem, sprey formlarında rafları süslemektedir. Önemli olan, hem UVA, hem de UVB’ye karşı koruyan, deri tipine göre uygun koruma faktörlü, uzun süreli koruma sağlayabilen, uygulaması kolay ve alerjiye neden olmayacak ürünler seçmektir.”