ASTIM VE SAMAN NEZLESİ (ALERJİK RİNİT) HASTALARI İLE SEYAHAT

“Astım”, hava yollarının mikrobik olmayan iltihabi bir hastalığıdır. Alerjik veya alerjik olmayan yollarla (mesleki, çevresel, ilaç) meydana gelen hastalıkta; hava yollarında aşırı duyarlılık söz konusudur. “Astım”lı kişiler duyarlı olduğu madde/alerjenler ile karşılaştıklarında (ev tozu akarı, polenler, küf, mantar, hamamböceği, soğuk hava, sigara dumanı, kirli hava, ilaç kullanımı veya grip-soğuk algınlığı gibi solunum yolu enfeksiyonları) bronşlarında daralma meydana gelmektedir. Bronş daralması neticesinde kuru öksürük, hırıltı, göğüste sıkışıklık hissi ve nefes darlığı ortaya çıkmaktadır. “Saman nezlesi” de benzer mekanizmalar ile burun dokusunda gelişen bir hastalık olup; burun akıntısı/tıkanıklığı, hapşırık, damak ve genizde kaşıntı, gözlerde sulanma ile seyretmektedir. Dünyada yaşayan tüm insanların %5-6’sında “astım”, %10-25’inde de “saman nezlesi” görülmektedir. Özellikle ağır “alerjik astım hastaları” ile “saman nezlesi” olanlar, bilmedikleri bir ortamda şikâyetlerinin artmasından korktukları için seyahate çıkmaz ya da çıkmaktan çekinmektedir. Oysa doğru bilgilenme, hazırlık ve planlama ile “alerjik astım” ve “saman nezlesi”ne rağmen, sorunsuz bir şekilde seyahat etmek mümkündür.

Alınabilecek önlemler:

• Seyahat öncesinde mutlaka kontrol amaçlı muayene yapılmalıdır.

• Doktora seyahat edecek yer hakkında bilgi verilmeli; doktor da seyahat esnasında hastalığın nüksetmesi durumunda ne yapılacağına ilişkin yazılı bir eylem planı hazırlamalıdır.

• Seyahat edilecek bölgenin seçiminde doktora danışılmalıdır.

• Ağır gıda alerjisi olanlar, mümkünse yiyeceklerini kendilerinin hazırlayabilecekleri bir yerde kalmayı tercih etmelidir.

• Yalnızca mevsimsel özellikler bakımından değil, yerel polenler açısından da Türkiye’den farklı olan güney yarımküredeki bölgeler seçilmelidir. Polenler açısından en uygun bölgeler, deniz kenarındaki yerler olup; kıyı bölgelerinde polen miktarı genellikle daha düşüktür.

• Seyahat edilecek bölgeler seçilirken; dağ yürüyüşü gibi 1.500 metrenin üzerindeki irtifalarda havadaki oksijen miktarının giderek azaldığı, kayak gibi kış sporlarında soğuk havanın astım atağını tetikleyebileceği, tüple dalmanın astım ve alerjik hastalar için uygun bir spor olmadığı göz önünde bulundurulmalıdır.

• Kullanım süresi geçmemiş “astım” ve “saman nezlesi” ilaçları, seyahat esnasında bireylerin yanlarında olmalı ve her türlü ihtimale karşın, ihtiyaçtan daha fazla miktar alınmalıdır.

• Bagajların kaybolma veya gecikmesi tehlikesine karşı ilaçlar, el çantasında bulundurulmalıdır.

• Yurtdışı seyahatlerinde gümrüklerde sorun yaşamamak için, ilaçların sürekli kullanılması gerektiğine dair bir belge ile ilaçların içeriğine ait bilgiler doktordan alınmalıdır.

• İhtiyaç duyulduğu takdirde, iletişim kurabilmek için doktorun telefon numarası kaydedilmelidir.

• “Astım”ı, takip etme ile hastalığın şiddetinin belirlenmesinde en belirleyici yöntem olan PEF metre (zirve akım hızı ölçer) alınmalıdır.

• Seyahate otomobil ile çıkılacak ise aracın polen filtresi, yola çıkılmadan önce yenilenmelidir. Son yıllarda geliştirilen hava filtreleri; polen, bakteri, kurum, moloz ve endüstriyel toz gibi tüm kir parçacıklarını %100 oranında filtre ederek, araç içerisine girmelerini önleyebilmektedir. Bu sayede “saman nezlesi” ve “alerjik astım” gibi hastalıklara sahip yolcular, seyahat sırasında rahatlıkla nefes alarak; konforlu bir şekilde sürüş keyfi yaşayabilmektedir. Alerjisi olan kişilerin, seyahat süresince, otomobil camlarını kapalı tutmaları ve havalandırma için klima kullanmaları da faydalıdır.

• Tren ve otobüs gibi toplu taşıma araçları ile seyahat etmek, gerekli önlemleri almak açısından zor olacağı için zorunlu kalmadıkça, bu araçlar tercih edilmemelidir.

• Uygun koşullar sağlandığı takdirde; uçak ile yolculuk yapılmasında bir sakınca yoktur. Uçaklarda kabin basıncı son 40 yıldır karaya yakın fizyolojik koşullara göre ayarlandığı için oksijen azalmasına bağlı olarak, sıkıntı yaşama olasılığı hemen hemen hiç yoktur. Kuru klima havası, uçuş korkusu ve diğer yolcular ile olan yakın temas “astım” ve “saman nezlesi” hastalarında krize neden olabilmekte; ancak uçağa binmeden önce kullanılacak kısa etkili bronş genişletici bir ilaç, krize bağlı olarak ortaya çıkabilecek sıkıntıyı büyük ölçüde engelleyecektir. Alınan tedbirlere rağmen uçakta şikâyetler ortaya çıktığında kısa etkili bronş genişletici bir ilaç ile birlikte oksijen kullanımı, hastayı rahatlatacak ve krizin şiddetlenmesini önleyecektir. “Alerjik rinit”i olanların, özellikle iniş sırasında basınç farkı nedeni ile karşılaşabilecekleri sinüs ve orta kulak problemleri, uçağa binmeden önce kullanılacak burun spreyleri ile önemli ölçüde önlenebilmektedir.

• Tatilde otelde kalınacak ise rezervasyon öncesi otelin alerjenden arındırılmış katı veya odası olup olmadığı kontrol edilmeli ve bu şartların sağlanacağının garantisi,

• Seyahat acentesinden yazılı olarak istenmelidir. Böyle bir olanak olmadığı takdirde; en iyi çözüm, antialerjik materyalden yapılmış kişisel yatak çarşafı ve yastık kılıfının otele götürülmesidir. Bir diğer önlem ise odanın kullanılmadan önce akarisidler ile temizlenmesini sağlamaktır.

• Gidilecek yere ulaşılınca, en yakın doktor, ambulans servisi ve hastane acil servisinin telefon numaraları edinilmelidir.

• Ani bir “astım” atağı veya alerjik reaksiyon gelişmesi durumunda ne yapılması gerektiği seyahat esnasında, bireyin yanındaki kişilere anlatılmalıdır.

• Seyahat edilen ülkenin dili bilinmiyorsa; hastalık ile ilgili sorunların anlatabileceği bir yazı hazırlanmalı veya sözlük alınmalıdır.

Amerikan Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Başkanı
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Levent Tabak