4. TIBBİ ONKOLOJİ KONGRESİ ANTALYA’DA GERÇEKLEŞTİ

Tıbbi Onkoloji Derneği tarafından düzenlenen 4. Tıbbi Onkoloji Kongresi’nde, Türkiye’nin kanser haritasından risklere, kanser tedavisinde Türkiye ve dünyada kaydedilen yeniliklerden, meme kanserindeki son gelişmelere kadar pek çok önemli bilimsel gelişme ele alındı.

Antalya’da düzenlenen 4. Tıbbi Onkoloji Kongresi ile ilgili düzenlenen basın toplantısında,Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Şuayib Yalçın, Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Saip, Doç. Dr. Mahmut Gümüş, Prof. Dr. Ahmet Demirkazık, Prof. Dr. Abdurrahman Işıkdoğan, Prof. Dr. Mustafa Benekli, Prof. Dr. Celalettin Camcı, Doç. Dr. Berna Öksüzoğlu ve Sağlık Bakanlığı Kanser Savaş Dairesi Başkan Vekili Dr. Nejat Özgül görüşlerini aktardı.

Kanser konusunda korku ve önyargı var

Toplantıda konuşan Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Şuayib Yalçın, ulusal ve uluslararası katılımla gerçekleşen kongrede kanserle ilgili pek çok konunun ele alındığını ifade etti. Türkiye’de kanserle ilgili bir korku ve önyargı olduğunu belirten Yalçın, “Kanser artık hem önlenebilir hem de tedavi edilebilir bir hastalık. Eğer kanserin normal bir hastalık olduğu konusunda bir toplum bilinci oluşursa, erken teşhis ve tedavi konusunda da büyük başarı sağlanır” dedi.

Cilt kanserinde umut ışığı

Cilt kanseri konusunda yeni tedavi ve ilaçların olduğunu belirten Prof. Dr. Celalettin Camcı, kötü seyirli bir cilt kanseri olan Malign Melanomun artık umutsuz bir durum olmadığını söyledi. Çaresiz gibi görünen hastalarda yeni çıkan ilaçlarla büyük başarı sağladıklarını vurgulayan Camcı, “ilaçlar henüz Türkiye’de kullanılmaya başlamadı. Ancak bizim yaptığımız çalışmalarda yüzde 50’ye varan oranda bir başarı sağladığımızı söyleyebilirim. Sağlık Bakanlığı’nın çalışmalarına bağlı olarak bu ilaçlar önümüzdeki dönemde Türkiye’de de kullanılacak” dedi.

Tümör genetiğine göre tedavi

Kanserin tek bir hastalık olmadığını belirten Prof. Dr. Pınar Saip ise, “Herkesin bir tümör genetik özelliği var. Bu bağlamda dünyada hani kişiye hangi ilacın verileceği bir tedavi yöntemi gelişiyor. Örneğin birbirinden farklı coğrafyalarda yaşayan hastaların aynı ilaca olan tepkileri de farklı olabiliyor. Bu dikkate alındığında, önümüzdeki süreçte hem hastanın hem de tümörün genetik yapısına bakılarak kişiye özel bir tedavi yönteminden bahsetmek mümkün olacak” dedi. Türkiye’de daha fazla klinik araştırmaya ihtiyaç olduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Demirkazık da, “Klinik araştırmalar konusunda çalışmalara ihtiyacımız var. Etik kurallar çerçevesinde bu araştırmaların artık Türkiye’de de yapılması gerekiyor” dedi.

Türkiye’nin bölgesel kanser haritası

Toplantıda Türkiye’nin kanser haritası da masaya yatırıldı. Türkiye’de en yaygın kanser türlerinin erkeklerde akciğer, kadınlarda ise meme kanseri olduğu belirtildi. Bölgeler arası dağılıma bakıldığında her kanser türünün her bölgede görülebildiği ifade edildi. Konuyla ilgili bilgi veren Prof. Dr. Abdurrahman Işıkdoğan, Artvin’den başlayarak, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu’yu da kapsayan Kafkas hattının diğer bölgelerden farklılık gösterdiğinin altını çizdi. Bu farklılığın beslenme alışkanlıklarına bağlı olduğunu söyleyen Işıkdoğan, “Tuz ve kırmızı et tüketiminden, taze meyve ve sebze tüketiminin az olmasına kadar pek çok etken bu bölgede, mide bağırsak ve yemek borusu kanserlerini ön plana çıkıyor” dedi.