SİGARA VE DOĞURGANLIK

Toplumda sigaranın sağlığımız üzerindeki zararlı etkileri iyi bilinmekle birlikte üreme sağlığı üzerine olan etkisi yeterince bilinmemekte veya gözardı edilmektedir. Yapılan anketler halkın %99’unun sigaranın akciğer kanseri, solunum yolu ve kalp hastalıkları ile ilişkili olduğunu bildiğini göstermektedir. Ancak bu oran sigara ile üreme problemleri, erken menopoz, dış gebelik, erken gebelik kaybı ilişkisi hakkındaki bilgiler için %20-30 seviyesinde kalmaktadır.

Sigara hem erkek hem de kadında üreme potansiyeli üzerine net olumsuz etki göstermektedir. Bu olumsuz etkileri şöyle sıralayabiliriz:

Gebelik elde etme süresininde uzama

Sigara içen kadınlarda gebelik elde etmek için geçen sürenin, içmeyenlere oranla daha uzun olduğu görülmektedir. Bu süre sigara kullanımının süresi ve miktarı ile parallellik göstermektedir. Çiftin her ikisinin de sigara içiyor olması durumu daha da kötüleştirmektedir.

Kadınlarda yumurtalık rezervinde azalma

Sigara içenlerde menopozun içmeyenlere oranla 1 ila 4 yıl erken gözlendiği bilinmektedir. Bu etki yine sigara kullanımının süresi ve miktarı ile ilişkilidir. Sigara dumanının içerisindeki bazı kimyasal madddelerin yumurtalık rezervini azalttığı gösterilmiştir. Rezervin göstergesi olarak ölçülen ve rezerv azaldıkça yükselen FSH hormonunun sigara kullanan kişilerde daha erken yükselmeye başladığı dikkati çekmektedir. Bu durum çocuk sahibi olamayan ve tüp bebek tedavisine giren kişiler için de geçerlidir. Tüp bebek hastaları içerisinde sigara kullananlarda daha yüksek dozda ilaçlara ihtiyaç duyulduğu, tedavide başarı belirleyen en önemli faktörlerden birisi olan yumurta sayısının da daha az olduğu görülmektedir.

Erkekte sperm sayısında azalma

Sigara kullana erkeklerde sperm sayısının daha düşük olduğu bilinmektedir. Sperm sayısı sigara kullanmayanlara oranla %20’den fazla düşmektedir. Durumun ciddiyeti içilen sigara miktarı ile değişmektedir. Bu durum sağlıklı sperm üretebilen erkeklerde çocuk sahibi olmasını zorlaştıracak düzeye erişmese de sperm yapımında problem yaşıyan erkeklerde durumu daha da kötüleştirmektedir.

Kanserojenik – mutajenik etkiler

Sigara dumanı insan üreme hücrelerinde hem kromozomlara hem de onun yapı taşı olan DNA’ya zarar vermektedir. İnsan üreme hücrelerinde bölünme sırasında en önemli görevi üstlenen mayotik iplikçiklerin zarar gördüğü, buna bağlı olarak oluşan embriyolarda kromozomal anomali olasılığının arrtığı gösterilmiştir. Aynı şekilde erkekte de sperm DNA’sa sigara dumanından zarar görmektedir. Embriyoların kromozomlarında veya DNA’larında oluşan hasar nedeni ile sigara içenlerde gebeliğin düşük ile kaybedilme olasılığı artmaktadır.

Erken gebelik döneminde gebeliğe ve bebeğe verilen zararlar

Sigara sadece kadının değil doğmamış bebeğin de sağlığını ciddi anlamda tehdit eden bir faktördür. Kişinin kendi sağlığına zarar vermeyi kabul etmesi ile, daha doğmamış olan bebeğini sigaranın zararlı etkilerine teslim etmesi çok farklı şeylerdir.

Gebelikte sigara kullanım alışkanlığı ne yazık ki düşündüğümüzün çok üzerindedir. Her 10 kadından birisinin sigara tiryakisi olduğu tahmin edilmektedir. Dolayısıyla hamilelikte sigara kullanımı sadece bizde değil tüm dünyada da ciddi bir halk sağlığı problemidir. Ülkemizde 19 Temmuz itibarı ile kapalı mekanlarda sigara içilmesinin yasaklanması gebeler için en önemli müjdelerden birini oluşturuyor.

Sigaranın içerisindeki maddeler plasentadan doğrudan bebeğe geçtiğine göre sigara içen bir annenin bebeği de sigara içiyor demektir. Özellikle nikotin plasentadan rahatça geçtiği için bebek anneye oranla çok daha yüksek bir konsantrasyonda nikotine maruz kalır.

Hamilelik sırasında her türlü zaralı etki gösterebilecek gıdalardan, ilaçlardan veya fiziksel aktivitelerden kaçınırken sigara içmeye devam etmek çok büyük bir tezat yaratmaktadır. Sigara dumanı yaklaşık 2.500 değişik kimyasal madde içermektedir. Sigaranın içerisinde nikotin, karbon monoksit, hidrojen siyanid, tar, resin ve çeşitli karsinojenler mevcuttur. Bu maddelerin tamamı bebeğin gelişimi üzerine olumsuz etkiler göstermektedir.

Bu maddelerden hangilerinin bebk için zararlı olduğu tam olarak bilinmemekle birlikte nikotin ve karbonmonoksitin ana risk faktörü olduğu kabul edilmektedir. Aslına karbonmonoksit kışın soba zehirlenmesi dediğimiz trajik tabloya sebep olan veya araçların egzozundan çıkan gazın aynısısır.

Sigara içindeki pekçok maddenin etkisi ile vücuta bazı değişikikler yaratır. Bu değişikliklerin en hızlı ve etkilisi dolaşım sistemi üzerindeki etkisidir. Sigaranın etkisiyle damarlarda ve bronşlarda bir büzüşme meydana gelir. Kan basıncında hafif bir artış ortaya çıkarken kanın oksijen taşıma kapasitesi belirgin derecede azalır. Bu durum çoğu zaman bir yetişkin bünye tarafından tolere edilebilir. Ancak hamile bir kadının ve karnındaki bebeğin tolere etmesi çok daha güçtür.

Sigara B, C ve folik asit vitaminlerinin emilimini engellemektedir. Dolayısıyla bebek folik asit eksikliğine bağlı nöral tüp defekti riskine açık kalmaktadır. Plasenta plasentadaki kılcal damarlarda daralmaya yol açarak bebeğe giden kan, besin ve oksijen miktarını azaltmaktadır. Sigara içen annelerin bebekleri yaklaşık 200 gram kadar daha düşük bir doğum ağırlığı ile doğmaktadır. Düşük doğum ağırlığının derecesi annenin içteği sigara miktarı ile ilişkilidir. Yine ilginç olarak bu şekilde doğum yapan bir anne, diğer gebeliğinde sigara içmediği taktirde düşük doğum ağırlığı ile karşılaşmamaktadır.

Sigara içen annelerin bebeklerinin daha düşük bir entellektüel zekaya sahip oldukları, ileride okuma ve öğrenme problemleri yaşadıkları dikkati çekmektedir.

Bazı korkutucu istatistikler

Günde bir paketten fazla sigara içen bir annenin düşük veya ölü doğum ile karşılaşma riski %35’lere kadar yükselmektedir.

Plasentanın yerinden ayrılması (plasental ablasyon) riski orta düzeyde sigara içenlerde %25, ağır içicilerde ise %65 seviyesine yükselmektedir.

Plasentanın aşağı yerleşimli olması (plasenta previa) riski orta düzeyde sigara içenlerde %25, ağır içicilerde ise %90 seviyesine yükselmektedir.

Sigaranın gebelik sırasındaki etkileri

Sigara plasentadan bebeğe ulaşan kan, oksijen ve besin maddelerinde azalmaya neden olur ve bebeğinizin gelişimi için ihtiyacı olan temel maddelerde yoksunluk yaratır.

Sigara içen annelerin bebeklerinde düşük doğum ağırlığı ile doğma riski yaklaşık 2 kat artmaktadır. Yaşına göre düşük doğum ağrılıklı dünyaya gelen bu bebekler doğum sonrası bazı sağlık problemleri açısından yüksek risk taşırlar. Bunların en önemlileri serabral palsi (felç), zeka geriliği ve hatta ani ölüm riskidir.

Sigara erken doğum riskini de %30 oranında arttırır. Buna karşın ikinci trimesterden itibaren sigarayı bırakan bir anne adayının bebeğinin düşük doğum ağrılıklı doğma riski hiç sigara kullanmayan bir anne adayı ile aynı düzeye iner. Dolayısıyla sigarayı bırakmak için hiçbir zaman geç değildir.

Sigara bazı doğumsal anomalilerin görülme riskini de arttırmaktadır. Yeni yapılan bir çalışmada hamileliğin ilk 3 ayı boyunca sigara içen kadınların bebeklerinde daha fazla yarık damağa rastlandığı görülmüştür.

Sigara içen annelerde gebelik problemleri daha fazla görülür. Örneğin sigara içen kadınların düşük yapma olasılığı içmeyenlere göre daha fazladır. Benzer şekilde plasenta previa ya da plasentanın erken ayrılması durumu da sigara kullanan kadınlarda 2 kat fazla karşılaşılan bir durumdur. Plasentanın erken ayrılması durumunda hem anne adayının hem de bebeğin hayatı ciddi oranda tehlikeye girer.

Sigaranın gebelikteki belki de en korkutucu etkisi ölüm doğum riskinde yarattığı artıştır. Hamilelikleri süresince sigara içen kadınların bebeklerinin herhangi bir dönemde anne karnında hayatını kaybetme şansı sigara içmeyenlere göre çok daha fazladır.

Sigaranın doğum sonrasındaki etkileri

Ne yazık ki sigaranın olumsuz etkileri sadece hamilelik ile sınırlı değildir. Gebeliğiniz boyunca sigara içmiş, ve herhangi bir sorun yaşamadan bebeğinizi dünyaya getirmiş olmanız bundan sonra sorun yaşamayacağınızın garantisi değildir. Gebeliği süresince sigara içen kadınlardan doğan bebeklerde “ani bebek ölümü sendromu” görülme riski yaklaşık 2 kat artmaktadır. Benzer şekilde doğum sonrası bebeğin bulunduğu ortamda sigara içilmesi de ani bebek ölümü sendromu riskini arrtırmaktadır.

Gebelikte sigara kullanan annelerin bebeklerinde doğum sonrası astım gibi bazı kronik sağlık problemlerine de daha fazla rastlanmaktadır. Anneleri hamilelikleri süresince sigara içen çocukların okul performansları da yaşıtlarına göre daha düşük olmaktadır. Bu çocuklarda matematik başta olmak üzere öğrenme bozuklukları izlenmektedir.Yine benzer şekilde bu çocuklarda davranış bozuklukları ve antisosyal davranışlara da daha sık rastlanmaktadır.

Amerikan Hastanesi
Üreme Sağlığı Ünitesi
Doç. Dr. Kayhan Yakın