“MEME KANSERİNDE DOĞRU VE ETKİN TEDAVİ İLE TEKRARLAMA VE BAŞKA ORGANLARA YAYILIM RİSKİ DÜŞÜYOR”

Novartis Basın Sohbet Toplantıları’na konuşmacı olarak katılan ve meme kanserinde yaşamı uzatan yeni tedavilere dikkat çeken Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Paul Goss, ilk kez Türkiye’de başlatacağı dünya çapında planladığı projesini anlattı. Goss, meme kanserinde teşhis ve tedavide pek çok gelişmenin önünü açacak küresel projede, Türk hekimleriyle de işbirliği içinde olmayı hedefliyor.

Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türü. Yapılan çalışmalara göre; Avrupa’da her 8-10 kadından biri risk altında. Türkiye için de aynı rakamların geçerli olduğu öngörülüyor. Meme kanseriyle mücadele eden kadınların aklında hep iki soru var: “Kanser başka bir organıma sıçrar mı? Hastalığım nüks eder mi?”

Novartis tarafından 3 Nisan’da Ceylan Intercontinental Otel’de gerçekleştirilen Basın Sohbet Toplantısı’nda meme kanseri tüm yönleriyle ele alındı ve meme kanseriyle mücadele eden kadınlara umut verecek veriler paylaşıldı. Toplantıda, meme kanseri teşhisin söylendiği andan tedaviye kadar incelenirken, nüks riskine karşı uygulanan tedavilere de dikkat çekildi. Meme kanserinde hasta-hekim iletişimini güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen FİYONK (Farklı İletişim Yöntemleri ve Ortak Noktada Kesişme) Projesi’nin tedaviye olan etkisi vurgulandı.

Toplantının dünyaca ünlü uzman konuğu, Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve FDA (ABD Gıda ve İlaç Kurumu) danışmanlarından Prof. Dr. Paul Goss, meme kanserine karşı tüm dünyada aynı anda başlatacağı ve Türkiye’deki hekimlerle de işbirliği yapacağı küresel projesini anlattı. Afrika, Amerika ve Avrupa’da onkoloji hekimi olarak çalışmış ve meme kanseri tedavisinde yeni bilimsel yaklaşımlar geliştiren Goss, projesini şöyle özetledi: “Meme kanseri ile ilgili araştırmalar Amerikalı ve Avrupalı kadınlar üzerinde yoğunlaşıyor. Genetiğin ve ırksal farklılığın meme kanserinin seyrine ve tedavisine nasıl etki ettiğini belirlemek için Asyalı, Ortadoğulu ve Afrikalı kadınların da dahil edildiği araştırmaların yürütülmesi gerekiyor. Çin, Hindistan, Polonya, Rusya, Japonya, Brezilya’nın da aralarında bulunduğu birçok ülkede meme kanseri ve genetik arasındaki ilişkiye yönelik çalışmaların başlatılmasını hedefliyorum. Birleşmiş Milletler tarafından desteklenen bu proje için Türkiye’deki hekimlerle de İstanbul, Ankara ve İzmir’de, Novartis’in düzenlediğini toplantılar gerçekleştireceğiz.”

Meme kanseri tedavisinde hasta-hekim iletişimi: FİYONK Projesi

Toplantıda, ayrıca, meme kanseri tedavisinde hasta-hekim iletişimini güçlendirmek amacıyla oluşturulan ve Novartis tarafından desteklenen “FİYONK PROJESİ” anlatıldı. FİYONK Projesi, meme kanseri alanında çalışan hekimler ve meme kanseri tanısı almış hastalarla yapılan görüşmelerden hareketle ortaya çıkan bir rehberlik projesi. Hasta-hekim iletişimini güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen FİYONK Projesi kapsamında meme kanseri ile ilgili çalışan hekimlere interaktif toplantılar düzenleniyor.

Toplantının diğer konuşmacısı olan Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Konsültasyon – Liyezon Birimi Sorumlusu Uzm. Dr. Kemal Kuşçu, hasta-hekim arasındaki güçlü iletişimin tedavi sürecine etkisine dikkat çekti: “Kanser yaşamı tehdit eden ve uzun dönem tedavi gerektiren bir hastalık. Özellikle kadınlarda görülen meme kanseri, bu tehdit ve belirsizliğe ek olarak, duygusal çöküntüyü de beraberinde getirir. Hasta ve hekim arasındaki sağlıklı ilişki ise bu uzun süreli tedaviden hastanın daha fazla verim almasına katkıda bulunur. Bu ilişki, hekimin tedavi sürecinde hastasına en iyi şekilde eşlik etmesini, tedavi planını hastasının öncelikleri ve ihtiyaçları doğrultusunda hastasıyla birlikte oluşturmasını sağlar. Karar süreçlerinin doğru ve uygun bir şekilde hastayla paylaşılması ise hekimin duygusal yükünü hafifletecektir.”