HER 8 KADINDAN BİRİ MEME KANSERİNE YAKALANIYOR

Meme kanseri, Amerika kaynaklı istatistik verilere göre kadınlarda cilt kanserinden sonra en sık rastlanan kanser, akciğer kanserinden sonra en sık ikinci kanserden ölüm sebebidir. Her kadın artan yaş ile orantılı olarak risk altındadır. Türkiye kaynaklı geniş çaplı veriler olmamakla birlikte Amerikan Kanser Enstitüsü istatistiklerine göre bir kadında hayat boyu (90 yaş) meme kanseri gelişme riski 8 kadında birdir veya diğer bir tanımla 8 kadından 7’sinde meme kanseri gelişmeyecektir. Bu oran ortalama risk grubu için geçerli olup kişisel olarak meme kanseri gelişme riski bunun altında veya üstünde olabilir. Kadıköy Şifa Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Alper Arman meme kanseri risk faktörleri ve mamografi hakkında en önemli bilgileri derledi.

Meme kanseri risk faktörleri;

Herhangi bir hastalığın gelişme olasılığını arttıran durumlar risk faktörleri olarak tanımlanır.

İleri yaş, erken yaşta adet görmeye başlamış olmak,
Geç doğum yapmak (30 yaş üzeri) veya hiç doğum yapmamış olmak,
Geçmişte tanı konulmuş meme kanseri öyküsü veya biyopsi yapılmış iyi huylu meme hastalığı bulunması,
Anne veya kız kardeşte meme kanseri bulunması,
Meme veya göğüs duvarını içeren ışın tedavisi almış olmak,
Östrojen ve progesteron içeren hormon tedavisi almış olmak,
Menopoz sonrası aşırı kilo alımı ve mamografide yoğun meme paterni bulunmasıdır.

Meme kanseri riskinin arttığı durumlarda meme kanseri tarama programı hastanın hekimi ile birlikte kişiye özel olarak belirlenmelidir.

“Tarama tetkiki” kişinin herhangi bir şikayeti yok iken kanser saptanmasına yönelik yapılan incelemedir. Amaç erken evrede kanseri saptamak ve mümkün olan en kolay ve etkin tedavi şansını kullanmaktır. Yapılan çalışmalar, tarama yöntemlerinin, kanser olgularını erken dönemde saptayarak kanserden ölüm oranlarını azalttıklarını göstermiştir.

Meme kanseri taraması; mamografi, klinik meme muayenesi ve kendi kendine meme muayenesi olmak üzere üç aşamada yapılır.

Mamografi meme kanseri taraması için altın standarttır. Özellikle genç kişilerde zaman zaman tartışmalı olmakla birlikte mamografi olmaksızın meme kanseri taraması mümkün değildir. Uzun süreli ve geniş gruplarda yapılan karşılaştırmalı araştırmalarda, tarama mamografisinin meme kanserinden ölüm oranlarını %40’a varan oranlarda düşürdüğü gösterilmiştir. Bu fayda özellikle 40 yaşından itibaren başlanan tarama programlarında kanıtlanmıştır. Bu nedenle 40 yaşından itibaren yılda bir defa mamografi tetkiki yapılması önerilmektedir. Bazı programlar 35 – 40 yaş arasında bir kez, daha sonraki tetkiklerle karşılaştırma amacı ile baz incelemeyi de içermektedir. Hasta yaşı ne olursa olsun, hayatını tehdit eden ciddi başka bir sağlık sorunu olmadığı müddetçe tarama mamografisine devam edilir. Mamografi tetkikinde standart olarak her iki memenin iki yönlü grafileri alınır. Tetkik sırasında meme dokusunu inceltmek ve üst üste binen dokuları birbirinden ayırmak için meme sıkıştırılır. Sıkıştırma sırasında kişiden kişiye değişen hassasiyet olabilir ancak mamografi tetkikinin güvenilirliği ve tanı değerinin yüksek olabilmesi için sıkıştırma işlemi hastanın izin verdiği en yüksek derecede yapılır. Bu süre saniyelerle sınırlıdır ve meme dokusu için bir zarar veya olası hastalıkların dağılması söz konusu değildir. Mamografi sırasında kullanılan X-ışınına bağlı meme kanseri gelişme riski, kullanılan yeni teknolojiler ile tıbben göz ardı edilebilir sınırlardadır ve mamografinin faydaları ile karşılaştırıldığında tetkikin yapılması için bir engel oluşturmaz.

Klinik meme muayenesi doktorunuz tarafından yılda bir defa elle yapılan meme ve koltuk altı muayenesi ile eşlik eden diğer bulguların gözlenmesidir. 20 – 39 yaş arasında üç yılda bir, 40 yaşından itibaren yılda bir defa önerilmektedir.

Kendi kendine meme muayenesi sizin öğrenerek 20 yaşından itibaren her ay kendi kendinize yapmanız gereken meme kontrolüdür. Yapılan çalışmalarda kendi kendine meme muayenesinin meme kanseri erken tanısı ve ölüm oranlarında azalmaya katkısı olmadığını göstermiştir. Ancak genel olarak meme sağlığı ile ilgili farkındalığı artırmak ve oluşan değişikliklerin doktorunuza bildirilmesi için önerilmektedir. Bununla birlikte bazı kişiler bu durumdan rahatsız olmakta ve endişe duymaktadırlar ve kişinin kendi tercihine bırakılmıştır.

Yüksek riskli kişilerde memenin manyetik rezonans görüntüleme yöntemi ile değerlendirilmesi mümkündür. Genetik olarak yüksek riskli kişilerde özel durumlarda genetik muayene yeni gelişen yöntemlerdir.

Şüpheli durumlarda veya yer kaplayan oluşumlar saptandığında kesin tanı konulması amacı ile görüntüleme yöntemleri rehberliğinde doku örneklemesi (iğne veya doku biyopsisi) sık başvurulan ileri bir incelemedir. Ancak unutulmamalıdır ki biyopsi yapılması gerekli görülen lezyonların %80-85 i iyi huyludur.