EBELİK OKULLARI KAPATILIYOR MU ?

Ülkemizde ebelik eğitimi, 1992 yılında YÖK ve Sağlık Bakanlığı arasında imzalanan protokol gereğince, üniversitelerin Sağlık Yüksekokulları ya da Sağlık Bilimleri Fakültelerine bağlı Ebelik bölümlerinde sürmektedir ve tüm ülkede eğitim veren 31 adet ebelik bölümü bulunmaktadır.

Fakat son yıllarda, ebelik okullarının kapatılması çalışmasının başlatıldığını, bazı yüksekokulların öğrenci alımını durdurduğu, bazı yüksekokulların öğrenci almamak için başvuruda bulunduğunu üzülerek öğrenmiş bulunmaktayız. Bu duruma, sahada ülkemiz gereksinimlerinden daha fazla sayıda ebenin çalışması, ebe fazlası nedeniyle iş bulamayan ebelerin hemşirelerin alanda çalışması ve yüksekokullarda alt yapı ve akademisyen yetersizliği gerekçe olarak gösterilmektedir. Söz konusu durumun aşağıda sıralayacağımız gerçekler çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.

1.Ebelik Eğitimi Üniversite Düzeyinde Sürmelidir.

Ebelik eğitiminin üniversite düzeyinde olması gerektiği gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kabul görmüş ve yasa/ yasa niteliğindeki direktiflerle hükme bağlanmıştır. Ülkemizin de onay verdiği, Dünya Sağlık Örgütü Genel Kurul Tavsiye Kararları ve Münih Deklerasyonu (2000) bu konu ile ilgilidir. Ayrıca Avrupa Birliği’nin ebelikle ilgili 80/155/EEC sayılı konsey direktifleri de, ebelik eğitiminin lisans düzeyinde olması gerektiğini işaret etmektedir.

Dünyada ebelik eğitimi incelendiğinde, iki model karşımıza çıkmaktadır. İlk modelde, lise mezunları için tam gün esasına dayalı en az 4 yıl süreli teorik ve pratik eğitim ile ebe olunmaktadır. İkinci modelde ise, genel bakımdan sorumlu hemşireler, en az 2 yıl veya 3600 saatlik tam gün süreli eğitim alarak ya da 18 ay veya 3000 saatlik eğitim ve yetkili kurum tarafından düzenlenen, bir yıl meslekî uygulama yapıldığını gösteren sertifika programı ile ebe olmaktadır.

Ülkemizde ise ilk modele uygun olarak sürdürülen ebelik eğitimi, Avrupa Birliği uyum sürecinde güncellenmiş, 31 Aralık 2009 Tarihli ve 27449 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan, “Doktorluk, Hemşirelik, Ebelik, Diş Hekimliği, Veterinerlik, Eczacılık Eğitim Programlarının Asgari Eğitim Koşullarının Belirlenmesine Dair Yönetmelik” ile YÖK tarafından hükme bağlanmıştır.

Fakat yalnızca öğretim ve araştırma görevlisi düzeyinde ebe akademisyen bulunan okullarda, fizik ve akademik koşullar yetersizdir, yönetim/eğitim hizmetleri çoğunlukla hemşire akademisyenler tarafından sürdürülmektedir. Ebe akademisyen yetişebilmesi için yüksek lisans eğitiminin yaygınlaşması ve doktora programlarının açılabilmesi gerekmektedir. Uluslararası düzeyde, uzaktan eğitimle tamamlanabilen ebelik doktora programları bulunmasına karşın, ülkemizde doktora programlarının bir türlü açılamaması, ebe akademisyen sayısının azlığını bir kısır döngü haline getirmektedir. Büyükşehirlerde bile yüksekokulların ebelik bölümlerinde ciddi kadro sıkıntıları yaşandığı bilinen bir durumdur. Her mesleğin eğitiminde, tam bir yapılanma sağlanıncaya kadar bir takım sıkıntılar yaşanmıştır. Bu sorunların çözülmesi için çalışmak yerine, sorunları gerekçe göstererek okulları kapatmak iyi niyetli bir davranış olarak görülmemektedir. Ebelik bölümlerinin fiziki koşullarının düzeltilerek, kadro tahsisi yapılması ve lisansüstü programların yaygınlaştırılması gerekirken, bu durumu gerekçe gösterip okulları kapatmak çözüm müdür ?

Mesleğimiz üzerinde oynanan bu oyun sayesinde, ebelik eğitiminin yeniden sağlık meslek lisesi düzeyine çekilmesinin hedeflediğini düşünüyoruz. Bu hedef kime ne yarar sağlayacaktır? Toplum sağlığı bundan nasıl etkilenecektir ?

2.Ebeler kendi istekleri dışında hemşirelik alanında istihdam edilmektedir.

Bu güne değin, bir hastaneye ebe kadrosu verildiğinde, mesleğin görev, yetki ve sorumlulukları düşünülerek değil, o sırada hangi serviste boşluk varsa buna göre atama yapılmıştır. Alanında çalışmak istek ve ısrarında bulunan ebeler ise, daha çok nöbet tutulan, daha karışık alanlarda görevlendirilerek ya da ara eleman gibi kullanılarak gayri resmi yollarla cezalandırılmıştır. Ayrıca 1980’li yıllarda, ülkenin gereksinimlerine göre ebe-hemşire yetiştirmek amacıyla Sağlık Meslek Liseleri’nde öğrenim gören öğrenciler, aynı eğitimden geçirilmiş, diplomalarına ise gelişigüzel şekilde ebe ya da hemşire yazılmıştır. Kısa bir dönem süren bu uygulamaya son verilmesine rağmen, görevlendirmeler sırasında mesleki kargaşa günümüze kadar devam etmiştir.

Görülüyor ki ebelerin hemşirelik alanında çalışması, ülkede ebe fazlası olmasından daha çok sistemdeki boşluklardan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle ebelerin büyük bir çoğunluğu, izlenen yanlış politikalar doğrultusunda yıllardır hemşireliğe ait alanlarda çalışmış, alanlarından kopmuştur. Bunun yanı sıra ebelik alanında çalışan pek çok hemşire de bulunmakta, doğumevlerin yöneticilerinin hemşire olduğu bilinmektedir. Bu durumun en çok ebelik mesleğine zarar verdiği gerçeği, ülkemizde ebelik hizmetlerinin durumuna bakıldığında açıkça ortadadır. ÇÖZÜM EBELİK OKULLARINI KAPATARAK EBE SAYISINI AZALTMAK DEĞİL, EBENİN HEMŞİRE OLARAK, HEMŞİRENİN EBE OLARAK GÖREVLENDİRİLMESİNİN ÖNÜNE GEÇMEKTİR. Ebelerin görev yetki ve sorumlulukları konusunda gerekli yasal düzenleme bir an önce yapılarak, işlerlik kazanmadığı sürece, bu karmaşa sürecektir.

3.Mesleğini alanında icra eden ebe sayısı nedir ? Ülkemizde ebeye gereksinim yok mu?

Uzun yıllardır hemşireliğe ait dahili ve cerrahi birimlerde çalışan ebeler, 2006 yılında değişen Hemşirelik Kanunu’nun ilgili maddesi uyarınca, hemşirelik yetkisi alarak görevlerini sürdürmektedir. Yüksekokulların ebelik bölümlerinin kapatılmasına zemin hazırlayan istatistikler düzenlenirken, hemşirelik yetkisi alan ebe sayısı göz önüne bulundurulmamıştır (bakınız Türkiye’de Sağlık Eğitimi ve Sağlık İnsan Gücü Durum Raporu, 2010) Mesleğini alanında icra eden ebe sayısı nedir ?

Ebe sayımız fazla ise, neden hala gelişmiş ülkelerde uygulanan ebelik bakım modeli ülkemizde de uygulanmamaktadır. Ülkemizde anne- bebek ölümlülük oranları istendik düzeyde değildir ve sezaryen oranları hızla artmaktadır. Sezaryen doğumu azaltmanın yolu, ebeyi sistem içinde etkinleştirmekten geçer. Tüm gelişmiş ülkelerde bunun örnekleri mevcuttur. Kadınlarımız nitelikli ve kaliteli bir ebelik bakımını hak etmektedir. Sistem her eve bir aile hekimi tahsis etmekte fakat her gebe kadına bir ebe tahsis etmeyi lüks saymaktadır. Uluslar arası Ebelik Konfederasyonu, Dünya Sağlık Örgütü ve UNİCEF, tüm dünyada ebe gereksinimi olduğunu ve ebelik mesleğinin mutlaka güçlendirilmesi gerektiğini beyan etmektedir. Ülkemizde ki çözülmemiş ana çocuk sağlığı sorunlarına rağmen ebe sayısının fazla olduğu ve ebelik okullarının kapatılması gerektiği düşüncesini yaymak toplum sağlığına nasıl etki edecektir ?

4.Sahada çalışan ebeler ve hemşireler, herhangi bir çatışma içinde değildir.

Bazı çevrelerce yıllardır yan yana çalıştığımız hemşire arkadaşlarımızla aramızda, anlamsız bir kavga varmış gibi gösterilmesinden son derece rahatsızlık duymaktayız. Her iki meslek, sağlık sistemi içinde anahtar rol oynayan, değerli mesleklerdir. Dünya ülkelerindeki duruma bakıldığında farklı meslekler olarak değerlendirildiğini fakat daima birlikte anıldığını görmekteyiz. Hemşirelik ve ebelik meslekleri, birlikte aynı ülkeye hizmet etmekte, hekim dışı sağlık personeli olarak, aynı sağlık politikaları içinde savrulmakta, aynı hak kayıplarına uğramakta, aynı çalışma koşullarıyla aynı ekonomik şartları paylaşmaktadır.

Mesleğimize saygı duyan ve eğitimimizde her türlü desteği veren hemşire hocalarımıza minnettarız ve onların ebelik tarihinin sayfaları arasında, sonsuz saygı ve teşekkür ile anılacağını biliyoruz. Ortak pek çok sorunu paylaştığımız hemşire arkadaşlarımızla, birlikte uyum içinde çalışmaktan mutluyuz. Ayrıca sahada birlikte çalıştığımız hemşire arkadaşlarımızın mesleğimizin bu zor günlerinde yanımızda olduklarını hissetmekten de büyük memnuniyet duyarız. Bunun aksi davranış ve söylemde bulunan kişilerin, talihsiz açıklamalar yaptığı düşüncesindeyiz.

Bizler Türkiye’nin ebe ve hemşireleri, hekim dışı sağlık personelinin ortak sıkıntı ve sorunlarına birlikte çözüm bulmak için yan yana çalışmanın fakat mesleki kimliğimizi de korumanın gerekliliğine inanıyoruz. Bunun dışında, hemşire ve ebeleri birbiri ile çatışan iki meslek grubu gibi algılatmaya yönelik tutum ve davranışları kesinlikle onaylayamayız.

Yrd. Doç. Dr. Nazan KARAHAN
Ebeler Derneği Başkanı
[email protected]