DİYABETİN ÖNÜNDE OLUN, HAYATINIZI KURTARIN

Geçen 20 yılda AIDS vardı, önümüzdeki 20 yılda ise aynı derece tehlike arz eden diyabetle uğraşacağız…

Bazı bilim adamları, insan sağlığını tehdit eden yeni tehlikeyi bu ürkütücü sözlerle açıklıyor. Fast-food’a dayalı beslenme ve hareketsiz yaşam diyabete davetiye çıkarıyor. Diyabet, tüm gelişmiş ülkelerde ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda, daha kötüsü, diyabetlilerin %50’den fazlası hastalığının farkında değil ya siz?

Yanlış beslenme nedeniyle diyabetin, dünyanın önündeki en büyük sağlık sorunu olduğunu söyleyen uzmanlar, Uluslararası Diyabet Federasyonu verilerine göre 1985’de tüm dünyada tahmini diyabetli sayısının 30 milyon olduğunu zaman içinde bu sayının katlanarak arttığını belirtti. 2025 yılında 300 milyona çıkacağı tahmin edilen diyabetli sayısının, artış hızının bölgelere göre farklılık göstereceği belirtiliyor. Dünyadaki diyabet hastalarının üçte ikisinin yaşadığı gelişmekte olan ülkelerde %170, gelişmiş ülkelerde ise %42 oranında artış öngörülüyor.

Diyabetin bir çok hastalığı beraberinde getirdiğini belirten uzmanlar, diyabetli hastaların kalp ve damar hastalıkları, böbrek rahatsızlıkları, göz rahatsızlıkları, yaralarının iyileşmemesi yada geç iyileşmesi, ayak ülseri gibi tehlikeler ile karşı karşıya olduklarını belirtiyor.

Her türlü hastalıkta olduğu gibi, diyabet ve diyabete bağlı olan hastalıkların tedavisinde erken teşhis büyük önem taşıyor. Diyabetli hastaların büyük bir çoğunluğunda görülme riski bulunan diyabetik ayak problemi iyi tedavi ve eğitimle %80 oranında önlenirken, gelişen tıp sayesinde kalp ve damar problemi yaşayan diyabetli hastaların ameliyat sonrası yara iyileşmemesi problemlerine de girişimsel radyoloji ile çare bulunuyor.

DİYABETİN AYAK SESLERİ

Diyabetin neden olduğu en önemli rahatsızlıklardan biri ayak ülseri. Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op.Dr.A.Bülent Kavaklı, tüm diyabetli hastaların %25’inde ileri dönemlerde diyabetik ayak görüldüğünü ve iyi tedavi edilmediği taktirde, kangren ve buna bağlı olarak uzuv kayıplarına kadar giden ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Diyabet, tedavisinin yanı sıra komplikasyonları ile de ayrıca önem taşımaktadır diyen Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op.Dr.A.Bülent Kavaklı, diyabetik ayak ülserinin iyi tedavi edilmediği taktirde ciddi sonuçlar doğurabilen hatta ileri dönemlerde kangrene ve buna bağlı olarak uzuv kayıplarına yol açan bir komplikasyon olduğunu belirtti. Kavaklı, genellikle aşırı kilo ile genetik yatkınlık birleştiğinde ve hareketsiz bir yaşam biçimi benimsendiğinde oluşan Tip 2 diyabetli hastalarda daha da erken ortaya çıkan bu komplikasyonun önlenebilmesi için diyabetin iyi, doğru ve sıkı takibinin yapılması gerektiğini dile getirdi. Kavaklı, hasta ve hastaya yakınlarının da bu konuda eğitildikleri taktirde diyabetik ayak ülserinin %80 oranında önlenebileceğini ifade etti.

Diyabetik ayağın, kronik olarak kan şekerinin yüksek olması sonucunda gelişen çeşitli bozuklukların net sonucu olarak ortaya çıktığını söyleyen Kavaklı, sözlerine şöyle devam etti: “ Diyabette, damarlarımızın kasılıp gevşemesini kontrol eden sinirlerin iltihaplanması sonucunda ayakta terleme azalır, cilt kurur, ayak derisinde çatlaklar oluşur. Hareket sağlayan sinirlerin iltihabı sonucunda kaslarda güçsüzlük ortaya çıkar, ayakta statik kusurlar meydana gelir, nasırlar oluşur. Duyu sinirlerinin etkilenmesi ile ağrı duyusu azalır. Diyabet aynı zamanda tüm damarlar ile birlikte küçük damarlarda da damar sertliğine sebep olur. Böylece ayağın beslenmesi, oksijenlenmesi ve iltihapla mücadele edecek savunma cisimlerinin infeksiyon riskine açık bölgeye gelmesi önlenir. Kuru cilt, çatlaklar oluşmasına ve bakterilerin bu bölgeye yerleşmesine zemin hazırlar. Kan şekeri yüksek olan diyabetli hastalarda lökositlerin bakterilerle savaşmasında zayıflık ve ayakta da his kusuru olunca hasta infeksiyonun farkına varamaz. Normal kişilerde vücudun savunmasıyla kontrol altına alınabilecek infseksiyon, diyabetik hastalarda giderek ilerler, yara iyileşmez. İnfeksiyon derin dokuları da içine alıp kemiğe kadar ilerleyebilir. Tedavi edilmez ise sonuçları çok ciddir. İlerleyen aşamalarda kangrene ve uzuv kayıplarına kadar varabilen sonuçlar doğurur.”

AYAK ÜLSERİ EVRELERİ

Evre 0 : Ülser Yok
Evre 1 : Yüzeysel Ülser
Evre 2 : Derin Ülser
Evre 3 : Ülser ve İnfeksiyon
Evre 4 : Lokal Kangren
Evre 5 : Ayak ve bacakta ülser ve kangren

AYAK ÜLSERİNİN BELİRTİLERİ

Ayak ülserinin yüzeysel yada derin olmasına göre belirtilerin değişiklik gösterebileceğini söyleyen Op.Dr.Bülent Kavaklı, yüzeysel ülserli hastaların 2/3’ünde üşüme, titreme, ateş ve lökosit fazlalığının olmayacağını, apsenin, yaygın yumuşak doku infeksiyonu veya sepsis(kan zehirlenmesi) olması durumunda görüleceğini, derin dokular etkilenmişse, infeksiyon tedonlar aracılığı ile bacağa doğru ilerleyeceğini ifade etti.

AYAK ÜLSERİNİ ÖNLEME YOLLARI

Hastalığın en başından itibaren sıkı kan şekeri takibi yapılması gerektiğine dikkat çeken Kartal Devlet Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op.Dr.A.Bülent Kavaklı, “ kan şekeri normale yakın değerlerde tutulmaya çalışılmalıdır. Sigara içiliyorsa bırakılmalıdır. Diyabetle ilgili diğer problemler ( kan basıncı, kan yağlarındaki anormallikler) tedavi edilmelidir. Yüksek topuklu, sıkı veya büyük ayakkabılar giyilmemeli, mutlaka açık renkli pamuk veya merserize çoraplar giyilmelidir. Yalın ayak gezilmemeli, ayakkabı giyilmeden önce elle içleri kontrol edilmelidir. Yeni ayakkabılar ilk günlerde 15-20 dakikadan fazla giyilmemelidir. Yürüyüşlerden sonra ayaklar bir ayna yardımı ile kontrol edilmelidir. Ayaklar günde iki kez ılık suyla yıkanmalı, açık renk tercihan beyaz havlu ile iyice kurulanmalı, parmak araları dışındaki bölgelere yumuşatıcı kremler sürülmelidir. Asla pedikür yapılmamalıdır.”

NASIR AYAK ÜLSERİ TETİKÇİSİ OLABİLİR

Diyabetli hastalardaki nasır oluşumlarının ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Kavaklı, “Duyu kusuru olan ayakta nasırla kemik doku arasında kalan yumuşak doku zedelenir, çatlaklar oluşur ve infekiyona yol açar. Bu yüzden nasırlar banyodan sonra ponza taşı ile hafifçe ovulabilir. Ancak kesinlikle kesilmemeli, nasır sökücü preparatlar sürülmemelidir.” dedi.

Diyabetik ayak ülseri olan bir hastanın günlük yaşantısına dikkat etmesi gerektiğine dikkat çeken Op.Dr.A.Bülent Kavaklı günlük yaşamda dikkat edilmesi gerekli hususları şöyle anlattı: “ Ayak ülseri sorunu ile karşı karşıya kalan hasta öncelikle doktoruna danışmalıdır. Tedavisinde değişiklik yapılması gerekebilir. Bunun yanı sıra, ülserli bölgenin üzerindeki yükü azaltacak şekilde tedbirler alınmalıdır. Ülserli bölgeyi açıkta bırakan sandaletler, keçeden yapılan pedler, özel ayakkabılar yapılabilir. Ciddi durumlarda yatak istirahati gerekebilir. Gerekirse ülserli bölgeyi baskıdan kurtaracak tam temaslı bacak yürüme alçısı yapılmalıdır. Giyilen ayakkabı tam olarak ayağa oturmalı, vurmamalı, sayası yumuşak olmalı , çok hassas ayaklar için tabana çelik band yerleştirilerek ayakkabının bükülmesine engel olunmalıdır. Bunun dışında hassas ve yara olan bölgelerde baskıyı ortadan kaldırmak için tabana dıştan takviyeler konulabileceği gibi içten de bir takım apareyler kullanılabilir. Maalesef ülkemizde bu tür özel imalat yaptıran yerler çok az olduğundan diyabetik hasta bu tür ayakkabıları bulamıyor ise, en azından yumuşak sayalı spor ayakkabılar tercih etmelidir. Çorap lastiği bacağı sıkabileceğinden lastiksiz, çorap ucundaki bölge dikişsiz olmalıdır. Hasta ayağındaki en ufak akıntı ve kanamayı görebilmesi için beyaz çorap giymelidir. Ayak ülserleri beslenmesi bozuk yaralar olduğundan özel pansuman yöntemleri ve materyalleri gerektirir. Bu maddeler yara içinde oluşan ölü dokuları temizleyen ayrıca yara içindeki sıvıyı emebilen maddelerdir. Ayrıca uygun vakalarda hyperbarik oksijen tedavisi uygulanmalıdır. Bu nedenle diyabetik ülserli hastalarda pansuman, muhakkak bu konuda bilgili ve deneyimli doktorlar tarafından yapılmalıdır.”

GİZLİ ŞEKER EVRESİNİN BULGULARI

Anormal derecede susuzluk hissi ve ağızda kuruluk
Sık sık idrara çıkma
Aşırı yorgunluk hissi, enerji eksikliği
Açlığa tahammülsüzlük
Yemek sonrası hemen açlık hissi, gece uykudan uyanıp yemek yeme
Yemek sonrası yorgunluk
Ani kilo kaybı
Geç iyileşen yaralar
Tekrarlayan enfeksiyonlar

DİYABETİK AYAK BAKIMI

Hastalar hergün ayaklarını kontrol etmeli, en ufak şüpheli bir değişiklikte doktoru ile görüşmelidir.

Ayak kurcalanmamalı, kendi kendine nasır tedavisi gibi gereksiz müdahalelerde bulunulmamalıdır.

Sigara ve alkol BIRAKILMALIDIR!

Ayakkabılar rahat olmalı, sıkma-vurma olmamalıdır. Her gün kontrol edilerek giyilmelidir. Çıplak ayakla ne evde ne de dışarıda dolaşılmamalıdır.

Çoraplar sıkı ve naylon olmamalıdır.

Lastiksiz ve ayak ucu dikişsiz çoraplar tercih edilmelidir.

Sıcak olduğu bilinen şeylerden uzak durulmalıdır.

Tırnaklar bir başkası tarafından ve düz olarak kesilmelidir. Şekil değişikliği ve kalınlaşmalar varsa doktor tarafından tedavi edilmelidir.

Ayağın kendisinde şekil değişikliği gibi deformiteler varsa özel ayakkabılar yaptırılarak kullanılmalıdır. Eğer özel ayakkabılar bulunamıyor ise yumuşak sayalı bir spor ayakkabı tercih edilmelidir. Ortiopedist gerek görürse cerrahi olarak düzeltilmelidir.

Mantar vb. hastalıklar varsa doktorunuzla görüşerek bir an önce tedavi olunmalıdır.

Diyabetik ayak ülseri dünya ülkelerinde gelişmişlik oranına göre, %0,75-7,5 arasındadır. Ülkemizde bu oran %2 olarak belirtilmektedir.

İyi eğitim eğitim verildiğinde ve iyi tedavi edildiğinde özellikle ayak ülserleri %80 oranında azalıyor.

Şu anda tüm dünyada 300 milyondan fazla kişi diyabet, yani şeker hastası olma riski taşıyor. 314 milyon kişide ise gizli şeker hastalığı bulunuyor. Tüm dünyadaki diyabetlilerin %50’si hastalığının farkında değil.

2025 yılı itibari ile gizli şeker hastalığı taşıyanların sayısının 472 milyona çıkacağı tahmin ediliyor ki bu da yetişkin nüfusun %9’u demek.

Türkiye’de yaklaşık 4,5 milyon diyabetli var.