1500 GÖNÜLLÜ HASTA UMUT PEŞİNDE

Novartis Medikal Direktörü Doç. Dr. Uğur Özkutlu, “hastaları kobay olarak kullanmak gibi bir etkimiz asla sözkonusu olamaz, kaldı ki Türkiye bu çalışmaların sadece bir ayağıdır, ABD ve Avrupa’nın ileri ülkelerinde aynı anda yapılmaktadır” dedi.

Türkiye’de yaklaşık 1500 hastanın, Novartis İlaç Firması tarafından kanser, parkinson, diyabet, alzheimer, yüksek tansiyon gibi hastalıkların tedavisi için piyasaya henüz çıkmamış ilaçlarla ilgili yaptığı klinik araştırmalara gönüllü olarak katıldığı bildirildi.

Novartis Medikal Direktörü Doç. Dr. Uğur Özkutlu, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin, 140 ülkede faaliyet gösteren Novartis’in, 54 ülkenin üye olduğu Uluslararası Klinik Araştırmalar Organizasyonu’na (ICRO) 2000 yılında dahil edildiğini belirtti. ICRO tarafından ülkelerin klinik araştırmalarda gösterdiği performansların her yıl değerlendirildiğini kaydeden Doç. Dr. Özkutlu, “Novartis Türkiye, ICRO’ya 2000 yılında üye olduğu halde 2001 yılında klinik araştırmalarda gösterdiği performans nedeniyle dünya beşincisi oldu. Bu, Türkiye’de doktorların, araştırıcıların ve merkezlerin çok iyi kalitede iş ürettiğini gösteriyor” dedi.

Kanser, parkinson, diyabet, alzheimer, yüksek tansiyon, ağrı ve romatizmal hastalıklar, yüksek kolesterol ve epilepsinin tedavisi için klinik araştırmalar yapıldığını vurgulayan Doç. Dr. Özkutlu, hastaların piyasaya henüz çıkmamış ilaçları kullandıklarını belirterek, “Türkiye’de hemen hemen her üniversiteyle çalışmalar yapıyoruz. 2001 sonu itibarıyla toplam 1500 hastaya ulaştık” diye konuştu.

DEVAM EDEN ARAŞTIRMALAR

Araştırmalarda piyasada olan bazı ilaçları da kullandıklarını söyleyen Doç. Dr. Özkutlu, ağrı ve romatizmal hastalıklarla ilgili biri sonlandırılan diğeri devam eden 2 çalışmaları olduğunu, transplantasyon esnasında organın reddini önleyen bir ilacın üzerinde çalıştıklarını ifade etti.

Kardiyovasküler rahatsızlıkları bulunan hastaların aynı zamanda ilerde diyabet hastası olabilecek niteliklere de sahip olanlarında yürüttükleri önemli bir çalışma olduğuna değinen Doç. Dr. Özkutlu, şu bilgileri verdi: “ABD dahil olmak üzere bütün dünyada yürütülmekte olan çalışma ülkemizde de İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Ana Bilim dallarında uygulanmaktadır. Bu çalışma 6 sene sürecektir. Çalışma sonuçlarına göre de diyabet hastalığının tedavisinde önemli gelişmeler beklemekteyiz.”

Lokal olarak gerçekleştirdikleri çalışmalar olduğunu da dile getiren Doç. Dr. Özkutlu, bu protokollerin daha çok üniversiteler tarafından önerildiğini söyledi. Bu çalışmalarda da uluslararası şartların harfiyen uygulandığını anlatan Doç. Dr. Özkutlu, kanserle ilgili Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü’nden gelen teklifle yapılan lokal çalışmanın, bölgesel olarak uygulanacağını dile getirdi.

Doç Dr. Özkutlu, meme kanseri hastalarında yapılan klinik araştırmada yeni bir ilacın kemik metastazlarındaki etkinliğiyle ilgili çalıştıklarını ve bu çalışmaya İtalya, İngiltere, Yunanistan ve Portekiz’in de katılmak istediğini söyledi.

EKONOMİK KATKI

Klinik çalışmaların Türkiye’de yapılmasının hem Türkiye ekonomisine, hem de Türkiye’nin ve Türk bilim adamlarının tüm dünyada bilimsel olarak tanınmasına büyük katkıda bulunduğunu dile getirdi. İsrail’in klinik araştırmalardan elde ettiği gelirin Türkiye’nin turizm gelirine eşit olduğunu kaydeden Doç. Dr. Özkutlu, dünyada geçtiğimiz yıl ilaç araştırmaları için 42 milyar dolar harcandığını ve Novartis’in Türkiye’deki araştırmalara 2001 yılında, 3 milyon İsviçre Frangı yatırımda bulunduğunu söyledi.

Araştırmaların “gönüllülük” ilkesine dayandığını belirten Doç Dr. Özkutlu, araştırmaları kendine yararlı gören insanların klinik araştırmalara katılması gerektiğini bildirdi. Araştırmaya katılan hasta ve araştırmacıların uluslararası bir kuruluş tarafından sigortalandığını anlatan Doç. Dr. Özkutlu, hastaların tedavi, ilaç, tetkik masraflarının yanında ekstra harcamalarını da karşıladıklarını ifade etti.

“Aydınlatılmış Rıza Formu” verilen hastaların bunu aileleriyle tartışabildiğini belirten Özkutlu, hastanın, uygun görmesi halinde bir şahit, hekim ve araştırıcının yanında imza atarak araştırmaya dahil olduğunu kaydetti.

KOBAY ELEŞTİRİSİ

Klinik araştırmalarda hastaların “kobay” olarak kullanıldığı şeklindeki eleştirilere katılmadığını vurgulayan Doç. Dr. Özkutlu, bu araştırmalarda, etik sorunlarla ilgili çok ciddi önlemler alındığını dile getirdi.

Aslolan en önemli şeyin “hastanın haklarının korunması” olduğunu ifade eden Özkutlu, tüm üniversitelerde etik kurullar olduğunu ve yapacakları her araştırma öncesi, ne yapacaklarını çok net anlatan rapor hazırlayarak bu kurullara verdiklerini söyledi.

Etik kurulların hasta için en ufak bir tehlike sezmesi durumunda asla çalışmaya izin vermeyeceklerini vurgulayan Özkutlu, “Hastaları, kobay olarak kullanmak gibi bir etkimiz asla sözkonusu olamaz. Kaldı ki Türkiye, bu çalışmaların sadece bir ayağıdır. Çalışmalar ABD ve Avrupa’nın ileri ülkelerinde aynı anda yapılmaktadır” dedi.