T.C
MARMARA ÜNİVERSİTESİ
SAĞLIK EĞİTİM FAKÜLTESİ
ÜLKÜ BORA İLKÖĞRETİM OKULU
BEŞİNCİ SINIF ÖĞRENCİLERİNİN KİŞİSEL HİJYEN ALIŞKANLIKLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
BİTİRME TEZİ
İSTANBUL-2001
T.C.
MARMARA ÜNİVERSİTESİ
SAĞLIK EĞİTİM FAKÜLTESİ
ÜLKÜ BORA İLKÖĞRETİM OKULU
BEŞİNCİ SINIF ÖĞRENCİLERİNİN KİŞİSEL HİJYEN ALIŞKANLIKLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
TEZ DANIŞMANI
İSTANBUL- 2001
İÇİNDEKİLER
Sayfa No:
ÖNSÖZ
1. GİRİŞ VE AMAÇ.................................................................................. 1
2. GENEL BİLGİLER............................................................................... 3
2.1. Sağlık................................................................................................... 3
2.2. Sağlık Eğitimi....................................................................................... 4
2.3. Orta Çocukluk (7-11 Yaş Arası).......................................................... 5
2.4. Okul Çağı Çocuğunun Gelişim Dönemleri........................................... 5
2.4.1.Bilişsel Gelişim................................................................................... 5
2.4.1.1.Somut İşlemler Dönemi................................................................... 6
2.5.Sosyal Gelişim Dönemi......................................................................... 7
2.6.Hijyen.................................................................................................... 9
2.6.1.Hijyenin Tarihçesi............................................................................... 11
2.6.2.Kişisel Hijyen..................................................................................... 11
2.6.3.Vücut Bakımı ve Temizliği................................................................. 12
2.6.3.1.Ellerin Temizliği ve Bakımı............................................................. 13
2.6.3.2.Yüz ve Boyun Temizliği.................................................................. 13
2.6.3.3.Ayakların Temizliği ve Bakımı........................................................ 14
2.6.3.4.Kulakların Temizliği........................................................................ 14
2.6.3.5.Saçların Temizliği........................................................................... 15
2.6.3.6.Ağız ve Diş Bakımı......................................................................... 15
2.6.3.7.Tuvalet Alışkanlığı ve Temizliği...................................................... 17
2.6.3.8.Giyim.............................................................................................. 17
2.7.Okul Sağlığının Önemi......................................................................... 17
2.7.1.Koruyucu Sağlık Hizmetleri içinde okul sağlığı............................ 18
3.GEREÇ VE YÖNTEM............................................................................. 20
4.BULGULAR............................................................................................. 22
5.TARTIŞMA.............................................................................................. 32
6.SONUÇLAR............................................................................................ 39
7.ÖNERİLER............................................................................................. 43
8.ÖZET..................................................................................................... 45
9.KAYNAKÇA........................................................................................... 46
10.EKLER................................................................................................. 49
Çağdaş sağlık anlayışında koruyucu sağlık hizmetlerine önem verilmektedir. Koruyucu sağlık hizmetlerine verilen önemin artmasıyla birlikte hastalıklara yakalanmadan hastalıkları önleme ön plana çıkmaktadır.
Koruyucu sağlık hizmetlerinde kişisel hijyen birinci derecede önem taşımaktadır. Kişisel hijyen kurallarının davranışa dönüştürülmesi bakımından en önemli dönem ilkokul çağıdır.” Ağaç yaş iken eğilir “ atasözünden hareketle kişisel hijyen davranışlarının küçük yaşlarda davranışa daha kolay dönüştürülebileceğinden hareketle tez konum olarak kişisel hijyeni seçmiş bulunmaktayım. Bu araştırma için benden yardımlarını esirgemeyen, danışmanlığımı üstlenen değerli hocam öğretim görevlisi Tuncay AKINCI’ya çalışmalarımda bana yardımcı olan arkadaşlarım Meltem PERDAHÇI, Abdullah SADIÇ ve Murat BÜTÜN’e dört yıldır manevi desteğini eksik etmeyen Orhan ÖZTÜRK’e bugünlere gelmemde büyük emekleri olan aileme ve özellikle de Dr. Halil KAYA’ya teşekkür ve saygılarımı sunarım.
Adem KAYA
Sağlıklı bir neslin yetişmesinin o ülkede üretkenliği ve kalkınmayı hızlandırdığı bu gün için kaçınılmaz bir gerçektir. Günümüzde toplumların sağlık konusunda bilinçlenmeye başlamaları ve hastalıkların tedavisinden çok hastalıklardan korunma çabalarına yönelmeleri koruyucu sağlık hizmetlerini ön plana çıkartmaktadır. Koruyucu sağlık hizmetlerinin temel hedeflerinden biri toplumdaki her bireye bütün yaşamı boyunca sağlık hizmetlerini etkili bir biçimde sunmak, onu sosyal ve ekonomik yönden üretken bir düzeye getirmektir. Bu hedef özellikle gelişmekte olan ülkelerde daha fazla önem taşımaktadır (4).
Sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını sürdürme ve sağlığı geliştirme, sağlık bakımı veren profesyonellerin en büyük amacı olmalıdır. Pozitif sağlığın anahtarı her bireyin eğitilmesi ve kişilerin sağlık sorumluluğu bilincine sahip olmasıyla mümkündür. Günümüzde pek çok sağlık sorununun, sağlıksız yaşam biçimiyle ilgili olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle sağlık hizmetleri gelişmiş ülkeler, sağlığı koruyan ve geliştiren stratejileri uygulamaya koymaktadırlar. Bireylere sağlık davranışları, sağlığı geliştirme programları ile kazandırılabilir. Ancak bundan önce, toplum gruplarının sağlık davranışlarını belirleyecek, teorik analitik çalışmalarla sağlık kapasitelerinin belirlenmesine gereksinim vardır (4).
Toplumun sağlık düzeyinin yükseltilmesi, o toplumun sağlık eğitimine ve bu eğitime çocukluk çağında vereceği öneme bağlıdır. Bu eğitim aile içinde başlar, okulda köklenir ve gelişir. Sağlık eğitiminde sınır, bilgi aktarımı olarak çizilmez. Anlatılanları uygulamak, uygulatmak konusunda çevrenin hazırlanması gerekmektedir(4).
Sağlık eğitiminin okullarda bir ekip tarafından verilmesi en idealidir. Okulda bu konuda sınıf öğretmeni önemli bir rol oynarken sağlık ekibi elemanları da özellikle okul hemşiresi; kendisine danışman ve yeni bilgiler edinmesine yardım eden kişiler olarak görev almalıdır (4).
Bu gerçeklerden yola çıkarak yapacağımız bu tanımlayıcı araştırmanın amacı, ilkokul beşinci sınıf öğrencilerinin kişisel hijyen kurallarını ne derece bildiklerini ve uyguladıklarını saptamak ve de bu öğrencilerin konuya ilişkin bilgi ve uygulamalarını, okudukları okulun ve ailenin sosyo-ekonomik, kültürel düzeylerinin etkisini incelemektir.
1.SAĞLIK
Kişiler , normal olarak bir şikayetleri olmadığı zaman sağlıklı olduklarını kabul ederler. Diğer bir ifadeyle kendisini hasta olarak kabul etmezler. Hastalık kişilere ve topluma göre farklılık gösteren bir kavramdır. Örneğin , yeterli sağlık eğitimi almamış olan bir toplumda yaşayan anne ishal olan çocuğunun hastalını, “ diğer bütün çocuklar ishal oluyor” fikriyle hastalık olarak kabul etmez(6).
Sağlık kavramının bir çok tanımı vardır.
- hastalığın ve sakatlığın olmayışı
- genetik olarak iyi vasıflarla doğmuş , fizik , biyolojik , mental ve psikolojik olarak normal gelişmiş, bütün fonksiyonları uyum ve denge ile kusursuz olarak normal yürüyen iyi karakterli bir vücudu ifade eder (16,17,18,19,20,21) .
- WHO’ya göre sağlık sadece hasta veya sakat olmamak değil, bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik durumudur (7).
Bu tanımlardan en çok kullanılanı Dünya Sağlık Örgütü’ nün yapmış olduğu tanımdır.
Bir insanın sağlıklı olması bütün bu olguların ( bedenen, ruhen ve sosyal yönden iyilik durumu) o insanda tam olarak bulunmasıyla olur. Sağlıklı birey demek sağlıklı bir toplum demektir. Sağlıklı bir toplum yaratmak istiyorsak toplumu oluşturan bireylere nasıl sağlıklı olunacağı hakkında bilgiler vermeliyiz ve bu bilgileri gerçek hayatta kullanmalarını sağlamalıyız. Bunu da sağlık eğitimiyle yapabiliriz.
2-SAĞLIK EĞİTİMİ
Sağlık eğitimi: Bireylere ve topluma sağlıklı yaşam için alınması gereken önlemleri benimsetip uygulatmak, sunulan sağlık hizmetlerini kullanmaya alıştırmak, sağlıklarını ve çevrelerinin iyileştirmek için insanları ikna etmek, ortak karara vardırmak ve eyleme yöneltmek amacıyla gerçekleştirilen eğitim uygulamalarıdır.
Sağlık Eğitimi’nin bu tanımlarında üç önemli nokta göze çarpmaktadır:
1.Sağlık, sağlığın korunması ve geliştirilmesi konularında bilinen hijyen kuralları, biyolojik-medikal-sosyal sağlık ile ilgili diğer bilinenler
2.Birey ve toplumun bilinenlere uygun olarak davranmasını sağlamak
3.Bu davranışların öğrenilmesinin ve alışkanlık haline getirilmesinin ancak eğitim süreci aracılığıyla gerçekleştirilebileceği
Bu açıklamaların ışığında sağlık eğitimi etkinliklerinin aşağıdaki temel ilkeleri kapsaması gerekmektedir:
1-Sağlık, sağlığın iyileştirilmesi, korunması ve geliştirilmesi ile ilgili bilgilerin iyi bilinmesi, kavranması ve değerlendirilmesi; bireylere ve topluma öğretilmesi, uygulatılması ve alışkanlık haline getirilmesi; yani bireylerin ve toplumun sağlıklı yaşama potansiyelinin geliştirilmesi
2-Sağlığın korunması ve geliştirilmesi için zararlı alışkanlıkların bırakılması sağlanarak yeni ve iyi alışkanlıkların kazandırılması, böylece gerekli ve uygun davranışların geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması
3-Eğitim sürecinde yöntem ve tekniklerin kullanılması. Bu amaçla bunların iyi öğretilmesi ve uygulanması(7).
Yaptığımız sağlık ve sağlık eğitimi tanımlarından sonra 7-11 yaş arası çocuklarda gelişim özellikleri ele alınacaktır.
3- ORTA ÇOCUKLUK ( 7-11 YAŞ ARASI)
Çoğu zaman okul yılları olarak adlandırılan orta çocukluk genellikle altı ile on iki yaşlar arasındaki dönemdir. Bu dönem fiziksel, sosyal, zihinsel ve duygusal yönden gelişimi kapsamaktadır. Fiziksel yönden gelişim de altı yaşındaki ortalama bir çocuğun boyu yaklaşık 106 cm, ağırlığı da aşağı yukarı 20 kg.dır. Fiziksel büyüme bebeklik ve ilk çocuklukta olduğundan daha yavaştır. Bununla birlikte büyüme , oğlanlar ve kızlar arasında belli belirsiz farklılıklarla kararlı bir hızla sürer. On iki yaşında ortalama bir erkek çocuk 142 cm. daha uzun, yaklaşık 2.7 kg. daha ağırdır.
- Hareket becerileri gelişimini sürdürür
- Bilişsel yetenekleri ve ahlak standartları konusundaki kavramları ve düşünceyi anlama gelişimleri sürer.
- En belirgin ilerleme toplumsal gelişimdedir.
Sonuç olarak, okul çağı çocukları daha meraklı, daha ciddi, daha işbirlikçi ve daha güvenli olurlar(3).
4.OKUL ÇAĞI ÇOCUĞUNUN GELİŞİM DÖNEMLERİ
4.1. Bilişsel Dönem
Piaget’e göre bilişsel gelişim, birbirini izleyen dört dönem içinde ortaya çıkmaktadır. Dönemler ilerledikçe, çocukların kavrama ve problem çözme yeteneklerinde niteliksel gelişmeler gözlenmektedir.
Duyusal –motor dönem( 0-2 yaş)
İşlem öncesi dönem(2-7 yaş)
Somut işlemler dönemi( 7-11 yaş)
Soyut işlemler dönemi ( 11 yaş üstü) (22)
Bu dört dönemden araştırma alanıma giren somut işlemler dönemi olduğundan bu döneme kısaca değinilecektir.
4.2. Somut İşlemler Dönemi
7-12 yaş arasında yer alan ve ilkokul yıllarına denk gelen bu dönemde, ben-merkezci konuşma ve düşünce önemli ölçüde azalır, çocuk bilişsel güçlüklerin üstesinden gelmeye başlar. Somut işlemler döneminde çocuğun işlemleri muhakeme edişi mantıklı bir hale gelir. İşlem öncesi dönemde çözülemeyen korunum problemleri, bu dönemde çözülür, çocuk işlemleri tersine çevirebilme kapasitesine erişir.
Çocuklar bu dönemde sıralama, sınıflandırma ve karşılaştırma işlemleri için şemalar geliştirirler. Nesneleri renk, uzunluk, yapıldığı madde gibi farklı özelliklerine bağlı olarak sınıflandırabilirler. Belirli nesneler arasındaki değişmeyen ilişkileri,nesneleri görmeden mantık yürütme yoluyla kavrayabilirler. Örneğin ”Ali, Elif’ten uzun, Elif 'te Zeynep’ten uzun ise, Ali’nin Zeynep’ten de uzun olması gerektiğini” gözleriyle görmeden de bilebilirler. İlkokul 3. sınıfın sonlarına doğru, çocuklar toplama ve çıkarmanın bir arada kullanıldığı basit aritmetiksel işlemleri zihinsel olarak yapabilir duruma gelirler.
Somut işleler döneminde çocukların bilişsel yapıları, bazı problemleri zihinsel olarak çözebilecek düzeye gelmiş olmakla birlikte, bu dönemde bir problemin çözülmesi, somut nesnelerle bağlantılı olmasına bağlıdır. Problemlere, değişik yollardan giderek çözümler bulmakta güçlük çekilir. Soyut düşünce tam olarak gelişmemiş olduğu için , tümüyle kuramsal olarak verilen bir problem karşısında başarısızlığa uğranabilir. Bu dönemdeki çocuklar”adalet” “özgürlük” gibi soyut kavramları konuşmaları sırasında kullanabilmelerine karşın, içeriklerinin kavramada sorunları vardır. Olayları değişik yönleriyle irdeleyerek, geleceğe yönelik hipotezler kuramazlar. Somut işlemler dönemi, zihinsel işlem yapma yeteneğinin henüz gelişmediği işlem öncesi düşünce ile mantık işletme yoluyla muhakeme yapılan soyut düşünce arasında bir geçiş dönemi olarak kabul edilir( 22).
4.3. Sosyal Gelişim Dönemi
Okul çağı döneminde çocuk kendini sınıf, arkadaş ve oyun grubu içinde bulur. Bu da onu olduğu gibi, kendi cinsiyetindeki grupların tüm faaliyetlerine katılmaya, arkadaşlarıyla iletişim kurmaya doğru yönlendirir.
Okul çağı döneminde görülen bazı toplumsal özellikler şöyle sıralanabilir:
Kolay etkilenme: Okul çağı döneminde, aşırı duyarlılığın yanında görülen diğer bir özellikte, kolay etkilenmedir. Bu dönemdeki çocuklar, kendi arzularının, diğer çocukların doğrultusunda olduğu inancındadır. Bu da onların gruba kabul edilmelerini kolaylaştırır. Yaşam süreci içinde, belki de hiçbir dönemde rastlanmayacak düzeydeki kolay etkilenme bu devrede görülür.
Karşıt Görüşte Olma: Bu görüşleri ve hareketleriyle diğer çocuklara karşıt olmasıdır. Kendi akranlarının görüş ve düşüncelerini paylaşan, kabul eden çocuk, daha büyük çocukların ve erişkinlerin görüşlerine karşı koyar. Karşıt görüşte olma, daha küçük çocuklarda görülen”negativizm” le, yani olumsuzlukla eşanlamlıdır. Karşıt görüşte olma, çocukluk dönemi boyunca devam eder.
Rekabet : Okul çağı dönemindeki Çete Çağı boyunca üç biçimde görülür:
1-Grubun kendisini tanımak üzere, grup üyelerinin arasında süregelen rekabet,
2-Kendi grubuyla rakip gruplar arasında çatışmalar,
3-Grupla toplumu düzenleyen diğer sosyal kurumlar arasındaki çatışmalar,
Bunların her biri, çocuğun sosyalleşmesini farklı biçimde etkiler. Okul çocuğu dönemindeki rekabet çoğunlukla kavgaya neden olur.
Sorumluluk: Araştırmalar, kalabalık ailelerden gelen çocuklarsa, zorunluluk nedeniyle kendi işlerini yapmak ve kendilerinden küçük kardeşlerine bakmakla yükümlü olduklarından, sorumluluk duygularının daha fazla geliştiğini göstermektedir. Kendi evlerinde bazı sorumlulukları üstlenmeyi öğrenen çocuklar, sadece başarılı bir uyum göstermekle kalmamakla, aynı zamanda grubun lider rolüne seçilmiş bir üyesi de olabilmektedirler(1).
Yaptığımız bu çalışmada 7-11 yaş arası okul çocuğunda sağlık eğitimi konusu içinde yer alan hijyen hakkında, 7-11 yaş arası çocukların bilgilerini ve alışkanlıklarını araştırmayı amaçladığımızdan bu konular ele alınacaktır.
5. HİJYEN
Sağlıklı yaşama şartlarını öğreten bir bilim olan hijyen, aynı zamanda birey ve toplum olarak insan sağlığının korunması, geliştirilmesi, yaşamın verimli, sağlıklı düzeyde uzun süre devamı için sağlıkla ilgili bilgileri bir sentez halinde uygulayan bilim kompleksidir(4).
5.1. Hijyenin Tarihçesi
Kelime olarak “sağlam” , “sağlıklı” anlamına gelen hijyen, tıp dilinde Yunan mitolojisinden girmiştir. Tıbbın babası olarak tanınan Aesculapius’un kızı Hygiea, sağlığı koruyan ilahe olarak bilinmektedir. Bu nedenle dünya literatürlerinde sağlığı korumak üzere çalışan bilim koluna bu ilahenin ismine uygun olarak “Hijyen” adı verilmiştir(4).
M.Ö.1700-1500 Eski Mısır uygarlığını anlatan Edwin Smith ve Ebers papirusunda, hastalıkların tedavisinde büyü ve sihirin yanı sıra, bitkilerden hazırlanan ilaçların kullanıldığı, hekimlikte bir tür uzlaşmanın var olduğu ve çeşitli ameliyatların yapıldığı yazılıdır. Herodot tarihinde ise Mısırlıların kişisel, çevresel temizlik hakkında bilgi sahibi oldukları, alaturka tuvalete benzer bir yapımı bildiklerinden bahsedilmektedir(8).
Çinlilerde hekimliğin M.Ö.3000 yılları8na dayandığını gösteren belgeler bulunmuştur. Hastalıklardan korunma tedavi amacıyla bedensel, cinsel sağlık kuralları ortaya atılmış; diyet, su tedavisi, masajdan yaralanılmıştır. Günümüzde “Akupunktur” olarak isimlendirilen, vücudun belli bölgelerine altın ve gümüş iğne batırılarak hastalığın engellenebileceğinden bahsedilmiş ve uygulanmıştır(8,9).
Hindistan ‘da koruyucu önlemler, bitki kökenli ilaçların hazırlanması, sezaryen ameliyatı, hasta diyeti, inhilasyon, düzenli banyo, uyku, dinlenme, çalışma ve diş temizliğinin yapıldığı tıbbi bilgi içeren belgelerde açıklanmıştır. Yapılan kazılarda banyo suyu ve kanalizasyonu bulunan düzenli evler, yanlarında pis su kanalları bulunana geniş caddeler saptanmıştır(8,9,10).
İslamiyet ‘in doğuşu ile sağlık anlayışında büyük gelişme dönemi başlamıştır. Abdest almak, gusletmek, göz ve diş temizliği gibi kişisel temizlik, alkollü içki yasağı, hastaların izolasyonu bu dönemin önemli girişimleridir(8,11).
Kutsal kitabımız Kur’an da Ulu Allah buyuruyor ki:” Orada tertemiz olmayı seven kimseler vardır; Allah temizlikte titizlik gösterenleri sever.”( Tevbe Suresi 108, ayet)
Anadolu Selçukluları döneminde vakıflar kurulmaya( okul, medrese, camii, hastane, aşevi,v.b.) başlamıştır. Hastane olarak kullanılan en önemli vakıflar sırasıyla Kayseri, Sivas, Konya, Çankırı, Kastamonu ve Tokat’ta açılmıştır. Çevre sağlığı ve bayındırlık hizmetlerine önem verilmiş, Anadolu’ya yayılan “imaretler” açılmıştır. Kütahya ve Karamanda açılanlar yaygın hizmetlerinden ötürü dikkati çekmektedir. 40 deve ile çekilen gezici hastaneler kurulmuştur( 9,12).
Osmanlı İmparatorluğu bu sağlık hizmeti modelinden esinlenmiş, içme suları, besin denetimi, kanalizasyon, ölü gömülmesi ve benzeri konularla da ilgilenmiş, kurallar, tüzükler geliştirmiştir. Bu dönemde yiyecek ve içecek maddelerinin muayene ve kontrollerine önem verilmiş, besin maddeleri ile çalışanlar kayıtlara bağlanmıştır(11,12,13).
Atatürk ‘ün, yönetim şekli olarak Cumhuriyeti ilan etmeden önce 2 Mayıs 1920 tarihinde bilinçli bir irade ile seçtiği TBMM’nde kabul edilen 3 sayılı kanun ile”Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti”’ni kurması, onun sağlığa verdiği değerin örneğidir. Bu kuruluş sonraları dil değişikliği nedeni ile alına bir kararla “ Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı” yeni yapılan değişiklikle “ Sağlık Bakanlığı” adını almıştır(12).
1936’da yürürlüğe giren 3017 sayılı Teşkilat Kanunu ile örgütlenen bu kuruluş, devlet adına, sağlık konularının yetki ve sorumluluğunu üstlenmiştir.
Buna göre WHO( Dünya Sağlık Örgütü)’nün sağlık tanımındaki beden, akıl ve sosyal yönden tam bir iyilik olması ve sağlıklı kuşaklar yetiştirmeyi amaçlamıştır(12).
Hijyenin tanımını yaparken pek çok bilimden oluşmuş sağlıkla ilgili bilgileri sentez eden bir bilim kompleksi olduğu vurgulanmıştı. Girdiği alanlara göre hijyeni pek çok dala ayırmak mümkündür. Sosyal hijyen, çalışma hijyeni, okul hijyeni, çevre hijyeni ve kişisel hijyen.
5.2. Kişisel Hijyen
Bireyin sağlığını sürdürmek için yaptığı “öz bakım” uygulamalarını içerir. Bir başka tanıma göre ise, “kişisel hijyen; kişinin anatomik, fizyolojik, psikolojik, genetik, kalıtsal özellikleri gibi doğuştan var olan nitelik ve yetenekleriyle sonradan kazandığı, geliştirdiği yetenekleri, kültürel, moral özellikleri, giyim, temizlenme, kültür-fizik, beslenme alışkanlıkları gibi kişisel bünyesine ve davranışlarına ait çalışmaların düzenlenmesidir.”
Kişisel hijyen, kişinin inançları, değerleri ve alışkanlıkları doğrultusunda geliştirdiği uygulamalardır. Bu nedenle kişisel hijyen uygulamalarını, kültürel, sosyal, ailesel faktörler ile bireyin sağlık ve hijyene ilişkin bilgi düzeyi ve gereksinimleri etkiler(4).
Kişisel hijyen konusu içinde vücut bakımı ve temizliği, yüz-boyun temizliği, ayak temizliği, kulak temizliği, saçların temizliği, ağız-diş bakımı, beslenme,tuvalet alışkanlığı ve temizliği ve giyim konuları ele alınacaktır.
5.3. Vücut Bakımı ve Temizliği
Sağlıklı bir yaşam için vücudun deri, saç, el ayak, ağız ve diş gibi kısımlarının bakımı ve temizliğine önem verilmesi gerekir. Vücudun dış yüzünü tümüyle örten deri, sağlam, yumuşak ve elastiki olmalıdır. Vücut ısısının düzenlenmesi, vücuttan atılacak kimi artıkların bir kısmının atılması işlevlerini; yapısında bulunan damarlar ve ter bezleri aracılığıyla sağlayan deri, mikroorganizmaların vücuda girişini önlemekte de çok önemli rol oyna ( 20).
Derinin sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi ve vücuda yararlı olabilmesi için en sık su ve sabun kullanılır. Yalnız başına su yeterli değildir. Sabun, deriye yapışmış kirleri bulundukları yerlerden ayırır ve su da bunları uzaklaştırır ( 24).
Deri bakımının temel amacı: deriyi artık maddeler, ölü epitel dokuları, yağ, ter, bakteriler ve tozdan arındırmaktır. Temizlik banyoları, küvet, duş, vs... şekilde deriyi temizlemek, dolaşımı uyarmak, artıkları atmak, rahatlatmak amacıyla yapılır(26).
5.4. Ellerin Temizliği Ve Bakımı
Eller vücutta en çok kirlenen ve mikroorganizmalarla en çok temas eden organlardır. Elleri temiz tutmak, çatlak ve sıyrıkların oluşmasını önlemek, bazı bulaşıcı hastalıkların yayılmasını engelleme yollarından biridir. Kirli ve enfekte ellerle kontamine olan besin maddeleri, çeşitli sindirim sistemi hastalıklarına yol açtığı için, kişilerin küçük yaştan itibaren özellikle tuvalete gitme öncesi ve sonrası, yemeklerden önce ve sonra el yıkama alışkanlığı kazanmaları gerekir. El tırnakları çok uzun olmamalı ve yuvarlak kesilmelidir(23,25).
Ellerin tırnak yatakları ve parmak araları gibi kısımları mikroorganizmaların yerleşmesine oldukça uygundur. El yıkama tekniğinde önemli üç etken; akar su, sabun ve friksiyon ( ovuşturma) olarak gösterilir. Akar suyun mekanik kuvveti ile elleri ovuşturma deri kıvrımlarına yerleşen mikroorganizmaları yerlerinden çıkartır. Sabun ise toz ve kiri eriterek geçici mikroorganizmaların ciltten kayarak akmasına yardımcı olur. El yıkanırken yüzüklerin altları da mutlaka yıkanmalıdır, çünkü; buralar tehlikeli mikrop yataklarıdır(23,27).
5.6. Yüz Ve Boyun Temizliği
Yüz ve boyun temizliği sağlığı korumada önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle gece boyunca gözlerin çapaklanması ve terleme gibi nedenlerden dolayı sabah kalkınca el, yüz ve boyun yıkanmalıdır(6).
Yüz temizliğine kulak ve burunda katılmalıdır. Burun temizliği en iyi lavaboda, akan su ile yapılır. Mendil kullanılması gerektiğinde, kağıt mendil tercih etmek daha sağlıklı bir davranıştır(28).
5.7. AYAKLARIN TEMİZLİĞİ VE BAKIMI
Ayak bakımı, enfeksiyonların ve travmaların önlenmesi, ayak kokusunun giderilmesi açısından gereklidir. Ayaklarda ortaya çıkan bir çok problemin nedeni,ayak bakımının yeterli olmayışı ve uygun ayakkabı giyilmeyişidir(23,32).
Ayaklar her gece ılık sabunlu suyla yıkanmalı, özellikle parmak araları iyice kurulanmalıdır. Islak kalan parmak aralarındaki nemli ortam mantar enfeksiyonlarının oluşmasını kolaylaştırır(29).
Ayak tırnakları batmaları önlemek için düz olarak kesilmelidir. Giyilen ayakkabı ayağa iyice uymalı, parmakları sıkmamalıdır. Ökçesi geniş olmalı ve vücut ağırlığını öne atacak kadar yüksek olmamalıdır. Ayakkabı uygun ve rahat değilse ayaklarda nasır, tırnak hipertrofisi, ayak şekil bozuklukları oluşabilir. Deri hava akımına izin verdiği, teri emdiği için deri ayakkabılar tercih edilmelidir. Giyilen çoraplar her gün değiştirilmeli ve yıkanmalı, ayakkabılar havalandırılmalıdır(23,30,31).
5.8. KULAKLARIN TEMİZLİĞİ
Kulaların hijyenik bakımı, banyo esnasında kulak kepçesinin temizlenmesi ile sağlanır. Banyo sonrasında aplikatör yardımı ile temizlenebilir. Dış kulak yoluna itilen cisimler, kulak yolunda travmaya, timpanik zarın yırtılmasına sebep olabilir. Kulak kirinin kulak yolunun içine doğru itilerek burada sıkışıp birikmesine ve kişinin işitmesini engelleyen buşon oluşumuna da neden olur ( 23,29,32).
5.9. SAÇLARIN TEMİZLİĞİ
Bireyin bedensel, ruhsal ve sosyal salığını etkileyebilen saçların temiz tutulması gerekir. Saçların kaç gün arayla yıkanacağı, kişisel alışkanlığın yanı sıra çevre koşullarına, saçın kuru ve yağlı veya olmasına göre de değişebilir(32).
Saçlar dermis tabakasında bulunan foliküllerden büyür. Saçlar normalde parlak ve esnektir. Hormonal değişimler, psikolojik ve fizyolojik stres, yaşlanma, enfeksiyonlar ve bazı hastalıklar saçın özelliklerini etkilemektedir. Saç yıkama, tamamen bireye özgü ve pek çok faktör tarafından etkilenen bir uygulamadır( 25,32).
Baş biti ( Pediculois capitis) okul öncesi ve okul çocuklarında sık görülür. Bitlenme oluşumu sıklıkla temiz olmayan, sık yıkanmayan, sık çamaşır değiştirmeyen kişilerde fazladır. Oysa günümüzde bitle savaş çok kolaydır ve biraz sabırla sağlık eğitimini gerektirir. Literatür bilgilerine göre bit, pis ve fakir insanların kaderi değil, ihmal edilmiş hijyen kurallarının ve toplu yaşamın getirdiği yoğunluktan doğan bir olgudur(33).
5.10. AĞIZ VE DİŞ BAKIMI
Ağız hijyeni, bireyin benlik saygısını, konuşmasını, beslenmesini ve genel olarak kendisini iyi hissetmesini doğrudan etkiler. Ağız bakımı, ağız mukozasının, dişlerin, dişetlerinin ve dudakların sağlıklı durumda olmalarına yardım eder. Amaç : ağzın tüm mikroorganizmalardan temizlenmesi değil, birikmiş yiyecek artıklarından temizlenmesidir( 23,32).
Ağız bakımına dikkat edilmezse, özellikle ağzın yumuşak ve sert dokularını ilgilendiren bozukluklar oluşur, giderek sinüzit, endokardit, miyokardit, nefrit gibi birçok sistemik hastalık gelişebilir(30).
Ağız içi hastalıkların nedeni, dişlerin üzerinde oluşan bakteri plakları ve diş taşlarıdır. Diş plaklarının düzenli ve etkili olarak temizlenmesi, dişeti hastalıklarını kontrol altına alır. Etkili plak kontrolü mekanik temizleme yolu iledir. Temizleme yönünden kullanılan aletler, diş fırçası, diş ipliği, kürdan ve elektrikli fırçalardır. Ağız ortamında birçok bakteri bulunur. Ağız mukozası sağlıklı ve tükürük salgısı yeterli ve normalse bu bakterilerin zararlı etkisi en aza iner(30,34).
Dişlerin yiyecek artıklarından ve plaktan temizlenmesi en etkin hijyenik uygulamadır. Diş fırçalama, ağız bakımının en önemli kısmını oluşturur. Dünya Sağlık Örgütü, diş çürüklerinin önlenmesinde Fluorid’in dişlere, diş macunları ve ağız çalkalama solüsyonları gibi yollar ile uygulanmasının son derece önemli rol oynadığını belirtmektedir. Dişler mutlaka günde iki defa yemeklerden sonra 20 dakika içinde yarmadan önce fırçalanmalı, 6 ayda bir diş hekiminin kontrolüne gidilmelidir. Kullanılan diş fırçaları 3 ayda bir değiştirilmelidir(29,34).
Bir diş macunu firmasının Oslo bölgesinde 220 sağlıklı erişkin ile gerçekleştirdiği 7 aylık bir çalışma sonucunda, Triklosan içeren üç silikalı diş macununun supragingival plakta % 33, gingival kanamda % 51, supragingival taş oluşumunda % 67 oranında azalmayı istatistiksel açıdan anlamlılık ifade eden bir sonuç sağladığını saptamışlardır(35).
Diş çürükleri toplumumuzun ağız sağlığı ve genel ağız sağlığını tehdit eden başlıca sorunlardan birisi olarak görülmektedir. İlkokul çocukları üzerinde yapılmış çeşitli çalışmalar, % 42-58 oranında diş çürüğüne rastlandığını göstermektedir. Hatalı beslenmede (şeker ağırlıklı diyet gibi) diş çürüklerine ve ağız sağlığının bozulmasına yol açmaktadır. Uzmanlar diş sağlığı bakımından 3-14 yaşları arasındaki dönemin önemini vurgulamakta ve bu dönemde, ihmal nedeniyle diş çürüklerinin tüm yaşam boyunca görülen en yüksek oranda ortaya çıktığını belirtmektedirler(36,37).
5.11. BESLENME
Bu konunun iki yönü vardır.
1- Okullarda öğle yemekleri ve ilave kahvaltılar
2- Yatılı okullarda bütün günün yemeklerinin verilmesi
Okullarda öğle yemekleri ve ilave kahvaltılar: Okulda çocuğa ilave yemek vermenin yararları;
a) Çocuklar, evlerinde yeteri kadar beslenmeyebilirler
b) İhmal yüzünden özellikle sabah kahvaltısı yamamayabilirler
c) Öğleyin çocuklar evlerine gidemez, besleyici değeri düşük yiyeceklerle beslenebilirler
Bu bakımdan okulda öğle yemeği ve ilave yemek vermekle;
a) Evdeki diyetin eksikliği karşılanabilir
b) İyi beslenme alışkanlığı kazandırılır
c) Çocukların sosyal gelişmelerine yardımcı olunur
d) Beslenme bilgilerinin çocuklar yolu ile ailelerine duyurulması sağlanır
Yatılı okullarda beslenme: Sağlık bilgisi ve işleri dersleri, okuldaki çocukların iyi bir beslenme alışkanlığı kazanmalarını hedef almalıdır. Çocuklara beslenme ilkeleri öğretilip yemek listelerinin hazırlanmasında fikirlerinin alınması, artıkları önler. Verilen yemekler, çocukların gereksinimlerini karşılayacak nitelikte olmalıdır(5).
5.12. TUVALET ALIŞKANLIĞI VE TEMİZLİĞİ
Bağırsakların düzenli çalışması için uygun aralıklarla tuvalete çıkılmalıdır. Böylece düzenli tuvalet alışkanlığı gelişir. Düzenli tuvalet alışkanlığı sindirim sisteminin de uyumlu çalışmasını sağlar.
Tuvalet ihtiyacı giderildikten sonra makat önce tuvalet kağıdı ile silinmeli, daha sonra yıkanarak kurulanmalıdır. Tuvaletten çıktıktan sonra mutlaka eller bol sabunlu suyla yıkanmalıdır.eller yıkanmadan sağa sola dokunulmamalıdır. Ayrıca tuvalet kullanıldıktan sonra temiz bırakılmalıdır. Bu davranış bir alışkanlık haline getirilmelidir aksi taktirde her insan tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra pis bırakır giderse o tuvalet bir sonraki kişiler için kullanılmaz duruma gelir(6).
2.18-GİYİM
Kişilerin temiz ve görünümlerinin iyi
olması, kişinin kendisine öz güven duyması için gerektiği kadar sosyal
sorumluluk bilincine sahip olmaması yönünden de büyük önem taşır. Bu nedenle
çağımızda çoğu toplum ve kültürler için giyinme ve kişisel temizlik önemli bir
aktivite olarak nitelenmektedir. Giyinme aktivitesi, kişinin bedensel korunma
ile geleneksel ve kültürel ifadenin yanı sıra seksüel ifadeyi yansıtır.
Giyinme, ayrıca sözsüz iletişim yollarından birini oluşturur. Giyim eşyalarında
sağlık bakımından aranan nitelikler arasında; ısıyı tutma ve kaçırma derecesi(
deri solunumuna ve ter buharlarının dışarı çıkmasına engel olmaması), serbest
hareket etmeyi sağlaması, deriyi tahriş etmemesi, ucuz ve dayanıklı olması,
fazla dar ve bol olmaması sayılabilir(14,16).
6. OKUL SAĞLIĞININ ÖNEMİ
Okul, gelecek kuşakların toplumlarını oluşturacak ve daha sonraki yıllarda topluma hizmet verecek çocukları bünyesinde toplayan ve onları yetiştiren bir kuruluştur. Geleceğin güvencesi olan çocukların bedensel, akılsal, ruhsal ve toplumsal gelişimlerini sağlıklı sürdürebilmelerini sağlamak; mutlu, sağlıklı, çalışkan ve sorumluluk sahibi bir toplumun geleceğini güvence altına almak demektir.
Eğitimin en önemli görevlerinden biri, öğrencileri okul yıllarında ve okul yıllarından sonra daha sağlıklı daha mutlu toplum için yaratıcı ve yapıcı kılmaktır. Bu nedenle sağlık konusunun , eğitimin belli başlı amacı olarak her düzeydeki okullarımıza planlı ve programlı bir biçimde girmesi gerekir.
Özellikle her türlü davranış ve alışkanlıkların kolayca kazandırıldığı ilk ve orta öğretim düzeyinde benimsetilecek sağlık bilgi ve davranışlarının kalıcılığı, gelecek toplumların sağlık düzeyinin belirlenmesinde kaçınılmaz bir gerçektir(10).
6.1. KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ İÇİNDE OKUL SAĞLIĞI
Koruyucu sağlık hizmetlerinin amacı: toplumun önde gelen sorunlarını çözüme kavuşturmak için gerekli tedbirleri almak, bu arada halkı sağlık konusunda bilinçlendirmek ve toplumun her kesimine sağlık hizmetlerinin ulaşmasını sağlamaktır.
Aşılama kampanyaları, sağlık taramaları, tıbbi kontroller, basın ve yayın organlarıyla halka verilecek sağlık ile ilgili mesajlar, koruyucu sağlık hizmetlerinin kapsamı içerisindedir(15).
Hızlı nüfus artışı nedeni ile Türkiye genç bir nüfusa sahiptir. Gençlerin çoğunlukta olduğu ülkelerde koruyucu hekimliğe ağırlık veren sağlık hizmetlerinin uygulaması daha fazla önem taşımaktadır(15).
Öğrencilerin iyi bir eğitim alabilmeleri için geliştirilmiş sağlık koşulları içerisinde bulunmaları gerekir. Büyüme ve gelişme güçlükleri, görme ve işitme kusurları, beslenme düzensizlikleri, psikolojik sorunlar öğrenimi güçleştiren unsurlardır. Bu sorunların ele alınıp çözümlenmesinde Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlıklarının olaya yaklaşımı ile sağlık hizmetlerini sunan ekibe büyük görevler düşmektedir(4).
Gerek okula başlarken gerekse daha sonra ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarını kontrol altına alabilmek, erken tanı ve tedavilerini yapabilmek, aileyi konuyla ilgili uyarmak gerekmektedir. Koruyucu sağlık hizmetlerinin bir parçası olan okul sağlığı hizmetleri, sağlıklı bir ortamda sağlıklı bir yaşam ve etkili bir eğitim sunmaya çalışır( 15,16).
Okul sağlığı hizmetleri bir ekip çalışması gerektirir. Bu ekibin içersinde okul idaresi ve öğretmenlerin yanında okul hekimi, okul hemşiresi, diş hekimi, okul psikologu, sosyal eğitim uzmanı yer almalıdır(4).
Öğrencileri bulaşıcı hastalıklara karşı korumak ta okul sağlığı hizmetlerinin bir parçasıdır. Bunun için bölge sağlık ekibi elemanları düzenli aralıklarla aşılama kampanyasını yürütürler. Bulaşıcı hastalığa yakalanan öğrenciler okuldan uzaklaştırılır. Bunların kontrol, tedavi ve bakımları evde yürütülür. Aileye bu konuda sağlık eğitimi yapılır. Okul sağlığı hizmetleri , öğrencilere sağlıklı bir ortam hazırlamayı da gerektirir. Bunun için okul binasının yeri, yapısı, dershanelerin büyüklüğü, tuvalet ve lavabolar, yemekhane, spor salonu gibi tesislerin öğrenci sayısına yetecek nitelikte ve nicelikte olması gerekmektedir. Bunların uygun bir şekilde temizliği sağlanmalıdır(4).
Okul sağlığı hizmetlerinin etkili bir şekilde ve eksiksiz sunulması, öğrencilerin sağlık seviyelerini yükselteceği, sağlıklı yaşam kurallarını öğreteceği gibi başarılı bir eğitim almalarını sağlayacaktır(4).
1.ARAŞTIRMANIN TİPİ
Araştırma, İstanbul ili Kartal ilçesi Soğanlık semtindeki Ülkü Bora İlköğretim Okulunda yapılmıştır. Araştırmamızın amacı Ülkü Bora İlköğretim Okulundaki beşinci sınıf öğrencilerinin kişisel hijyenle ilgili alışkanlıklarının ölçülmesidir. Araştırmamız tanımlayıcı tipte bir araştırmadır.
2-ARAŞTIRMANIN EVRENİ
Araştırmamızın evrenini Ülkü Bora İlköğretim Okulundaki beşinci sınıf öğrencileri oluşturmaktadır.
3- ARAŞTIRMANIN ÖRNEKLEMİ
Araştırmama ilkokul 5. sınıfa devam eden 102 öğrenci örleklem olarak alınmıştır.
4- VERİ TOPLAMA TEKNİĞİ
Araştırmamızın örneklem grubunu belirlemek amacıyla rastgele örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Ülkü Bora İlköğretim Okulundaki beşinci sınıflar arasından rastgele örnekleme yöntemiyle, kura çekilerek çalışmaya katılacak sınıflar belirlenmiştir. Ülkü Bora İlköğretim Okulu’nun fiziksel ve sosyal düzeylerinin ilkokul öğrencilerinin kişisel hijyenle ilgili alışkanlıkları irdelemeyi amaçlayan bu çalışma da veriler, öğrencilerin ve ailelerinin tanıtıcı özelliklerini ve kişisel hijyen alışkanlıkları ve uygulamalarını belirlemeye yönelik 15 tane çoktan seçmeli ve 5 tane açık uçlu sorudan oluşan bir anket formu ile elde edilmiştir.
Anketin örneklemini oluşturan deneklerin tümüne uygulanması için öğrencilerin en uygun zamanları seçilerek, anket formu verilip gerekli ön açıklamalar ve uyarılar yapıldıktan sonra uygun cevapların formlara işaretlenmesi istenmiş, gereksinim duyduklarında açıklamalar yapılarak bilgilendirilmiştir. Anket formlarının doldurulması yaklaşık 20-25 dakika sürmüştür. Fakat o gün sınıfta bulunmayan öğrencilere bu anket uygulanmamıştır.
5- VERİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Araştırma sonucu elde edilen veriler frekans ve yüzdeler olarak tablo haline getirilerek değerlendirmeler bu yüzdelerden yararlanarak yapılmıştır.
BULGULAR
Çalışmamızda elde ettiğimiz bulgular, yüzdelik ve önemlilik testlerini içeren tablolar şeklinde belirtilmiştir.
TABLO 1: Öğrencilerin yaş durumlarına göre dağılımları.
|
Yaş durumları |
f |
% |
|
10 |
5 |
4,9 |
|
11 |
86 |
84,3 |
|
12 |
8 |
7,8 |
|
13 |
3 |
2,9 |
|
Toplam |
102 |
100,0 |
Ankete katılan öğrencilerin yaş durumlarına göre dağılımları Tablo 1 ‘ de görüldüğü gibi okulun %4,9’u 10 yaş grubunda, %84.3’ü 11 yaş grubunda, %7.8’i 12 yaş grubunda ve %2.9’u 13 yaş grubundadır.
TABLO 2: Öğrencilerin cinsiyet durumlarına göre dağılımları.
|
Cinsiyet |
f |
% |
|
Erkek |
52 |
51.0 |
|
Kız |
50 |
49.0 |
|
Toplam |
102 |
100,0 |
Ankete katılan öğrencilerin %51’i erkek , % 49’u ise kız öğrencilerdir.
TABLO 3: Öğrencilerin annelerinin eğitim düzeylerine göre
dağılımları.
|
Anne eğitim durumu |
f |
% |
|
Okur yazar |
8 |
7.8 |
|
İlkokul mezunu |
59 |
57.8 |
|
Ortaokul mezunu |
10 |
9.8 |
|
Lise mezunu |
19 |
18.6 |
|
Üniversite mezunu |
2 |
2.0 |
|
Yanıtsız |
4 |
3.9 |
|
Toplam |
102 |
100.0 |
Ankete katılan öğrencilerin annelerinin eğitim durumları dağılımı :%7.8’i okur yazar, %57.8’i ilkokul mezunu, %9.8’i ortaokul mezunu, %18.6’sı lise mezunu ve %2.0’ı üniversite mezunu olarak bulunmuştur Anketin bu sorusuna dört öğrenci yanıt vermemiştir.
TABLO 4: Öğrencilerin babalarının eğitim düzeylerine göre dağılımları.
|
Baba eğitim durumu |
f |
% |
|
Okur yazar |
3 |
2.9 |
|
İlkokul mezunu |
32 |
31.9 |
|
Ortaokul mezunu |
8 |
7.8 |
|
Lise mezunu |
49 |
48.0 |
|
Üniversite mezunu |
9 |
8.8 |
|
Yanıtsız |
1 |
1.0 |
|
Toplam |
102 |
100.0 |
Ankete katılan öğrencilerin babalarının eğitim durumları dağılımları : %2.9’u okur yazar, %31.9’u ilkokul mezunu, %7.8’i ortaokul mezunu, %48.0’ı lise mezunu ve %8.8’i üniversite mezunu olarak bulunmuştur. Anketin bu sorusuna bir öğrenci yanıt vermemiştir.
TABLO 5: Öğrencilerin tuvalet temizliğinde kullandığı maddelere göre dağılımları.
|
Tuvalet temizliğinde kullanılan maddeler |
f |
% |
|
Tuvalet kağıdı |
28 |
27,5 |
|
Su ve tuvalet kağıdı |
65 |
63,7 |
|
Sabun ve su |
6 |
5,9 |
|
Yanıtsız |
3 |
2,9 |
|
Toplam |
102 |
100,0 |
Ankete katılan öğrencilerin % 27.5’i tuvalet temizliğinde tuvalet kağıdı, %63,7’si tuvalet kağıdı ve su, %%5,9’u sabun ve su kullanmaktadır. Bu soruya üç kişi cevap vermemiştir.
TABLO 6: Öğrencilerin tuvalet sonrası yaptıklarının
dağılımları.
|
Tuvalet sonrası yapılanlar |
f |
% |
|
Ellerin suyla yıkanması |
24 |
23,5 |
|
Ellerin sabunla yıkanması |
71 |
69,6 |
|
Sifonun çekilmesi |
1 |
1,0 |
|
Ellerini ve yüzünü yıkayanlar |
5 |
4,9 |
|
Yanıtsız |
1 |
1,0 |
|
Toplam |
|
|
Ankete katılan öğrencilerin %23,5’ tuvalet sonrası ellerini suyla yıkıyor, %69,6’sı ellerini sabunla yıkıyor, %1,0’i sifonu çekiyor, %4.9’u ellerini ve yüzünü yıkamaktadır. Bu soruya bir kişi cevap vermemiştir.
Tablo 7: Öğrencilerin dişlerini fırçalama durumlarının
dağılımı.
|
Diş fırçalama durumu |
f |
% |
|
Evet |
96 |
94,1 |
|
Hayır |
5 |
4,9 |
|
Yanıtsız |
1 |
1,0 |
|
Toplam |
102 |
100,0 |
Ankete katılan öğrencilerin % 94,1’ i dişlerini fırçalıyor, %4,9’dişlerinin fırçalamıyor. Bu soruya bir kişi cevap vermemiştir.
Tablo 8: Öğrencilerin dişlerinin ne zaman fırçaladıklarının dağılımı.
|
Diş fırçalama zamanı |
f |
% |
|
Sabah kalkınca |
4 |
3,9 |
|
Kahvaltıdan sonra |
18 |
17,6 |
|
Yatmadan önce |
24 |
23,5 |
|
Her yemekten sonra |
56 |
54,9 |
|
Toplam |
102 |
100,0 |
Ankete katılan öğrencilerin %3,9’u sabah kalkınca, %17.6’sı kahvaltıdan sonra, %23,5’i yatmadan önce, %54,9’u her yemekten sonra dişlerinin fırçalıyor.
TABLO 9: Öğrencilerin diş macunu tüketimlerinin dağılımı
|
Diş macunu tüketimi |
f |
% |
|
Mercimek büyüklüğü kadar |
22 |
21,6 |
|
Diş fırçasının yarısı kadar |
63 |
61,8 |
|
Diş fırçasının tamamı kadar |
15 |
14,7 |
|
Yanıtsız |
2 |
2,0 |
|
Toplam |
102 |
100,0 |
Ankete katılan öğrencilerin % 21,6’sı mercimek büyüklüğü kadar, %61,8’i diş fırçasının yarısı kadar, % 14,7’si diş fırçasının tamamı kadar diş macunu tüketmektedirler. Bu soruya iki kişi cevap vermemiştir.
TABLO 10: Öğrencilerin diş fırçası değiştirme sıklığı.
|
Diş fırçası değiştirme sıklığı |
f |
% |
|
Altı ayda bir |
17 |
16,7 |
|
Üç ayda bir |
56 |
54,9 |
|
Yılda bir |
27 |
26,5 |
|
Yanıtsız |
2 |
2,0 |
|
Toplam |
102 |
100,0 |
Ankete katılan öğrencilerin % 16,7’si altı ayda bir, % 54,9’u üç ayda bir, % 26,5’i yılda bir kez diş fırçalarını değiştirmektedirler.
Bu soruya iki kişi cevap vermemiştir.
TABLO 11: Öğrencilerin diş ipi kullanıp kullanmama
durumu.
|
Diş ipi kullanma durumu |
f |
% |
|
Evet |
23 |
22,5 |
|
Hayır |
79 |
77,5 |
|
Toplam |
102 |
100,0 |
Ankete katılan öğrencilerin % 22,5’i diş ipi kullanırken, % 77,5’i diş ipi kullanmamaktadır.
TABLO 12: Öğrencilerin
uyguladıkları diş fırçalama yöntemlerine göre dağılımları.
|
Diş fırçalama yöntemi |
f |
% |
|
Aşağı – yukarı |
27 |
26,5 |
|
Sağa – sola |
16 |
15,7 |
|
Küçük dairesel Hareketlerle |
45 |
44,1 |
|
Hepsi |
14 |
13,7 |
|
Toplam |
102 |
100,0 |
Ankete katılan öğrencilerin % 26,5’i dişlerini aşağı – yukarı, % 15,7’si sağa – sola, % 44,1’i küçük dairesel hareketlerle fırçalarken; öğrencilerin % 13,7’si üç yöntemi de uygulamaktadır
TABLO 13:
Öğrencilerin ne kadar sıklıkla banyo yaptıklarını gösteren dağılımları.
|
Öğrencilerin banyo yapma sıklığı |
f |
% |
|
Üç günde bir |
29 |
28,4 |
|
Haftada bir |
64 |
62,7 |
|
Her gün |
3 |
2,9 |
|
İki günde bir |
6 |
5,9 |
|
Toplam |
102 |
100.0 |
Ankete katılan öğrencilerden % 28,4’ünün üç günde bir, % 62,7’sinin haftada bir, % 2,9’unun her gün ve %5.9’unun iki günde bir banyo yaptıkları saptanmıştır.
TABLO 14: Öğrencilerin çoraplarını kaç günde bir değiştirdiklerini gösteren dağılımları
|
Öğrencilerin çorap Değiştirme sıklığı |
f |
% |
|
Her gün |
34 |
33.3 |
|
İki günde bir |
51 |
50.0 |
|
Kirlendiği zaman |
6 |
5.9 |
|
Üç günde bir |
11 |
10.8 |
|
Toplam |
102 |
100.0 |
Ankete katılan öğrencilerden % 33.3’ü çoraplarını her gün değiştirirken, % 50’si iki günde bir, % 5.9’u kirlendiği zaman ve % 10.8’i üç günde bir değiştirmektedir
TABLO15 : Öğrencilerin kendilerine ait tarağının olup olmadığını
gösteren dağılımları.
|
Kendinize ait bir tarağın olup olmaması durumu |
f |
% |
|
Evet |
83 |
81.4 |
|
Hayır |
19 |
18.6 |
|
Toplam |
102 |
100.0 |
Ankete katılan öğrencilerden % 81.4’ünün kendine ait tarağı varken; % 18.6’sının kendine ait tarağı yoktur.
TABLO 16: Öğrencilerin ayaklarını ne kadar sıklıkla yıkadıklarını gösteren dağılımları.
|
Ayak yıkama sıklığı |
f |
% |
|
Her gün |
76 |
74.5 |
|
2 – 4 günde bir |
15 |
14.7 |
|
5 –7 günde bir |
7 |
6.9 |
|
15 günde bir |
3 |
2.9 |
|
Yanıtsız |
1 |
1.0 |
|
Toplam |
102 |
100.0 |
Ankete katılan öğrencilerin %74.5’i ayaklarını her gün yıkarken; %14.7’si 2-4günde bir, %6.9’u 5 –7 günde bir, %2,9’u 15 günde bir yıkamaktadır. Bu soruya bir kişi cevap vermemiştir.
TABLO 17: Öğrencilerin meyveleri yemeden önce yıkama durumlarının dağılımları.
|
Meyveleri yıkama durumları |
f |
% |
|
Bol suyla yıkama |
102 |
100,0 |
|
Sadece silme |
- |
- |
|
Yıkamadan yeme |
- |
- |
|
Toplam |
102 |
100,0 |
Ankete katılan öğrencilerin tamamı bu soruya “bol suyla yıkarım” cevabını vermiştir.
TABLO 18: Öğrencilerin yemek yemeden önce ellerini yıkama durumunun dağılımı.
|
Yemek yemeden önce elleri yıkama durumu |
f |
% |
|
Evet |
96 |
94,1 |
|
Hayır |
6 |
5,9 |
|
Toplam |
102 |
100,0 |
Ankete katılan öğrencilerin %94,1’i yemekten önce ellerini yıkamaktadır, %5,9’u yemekten önce ellerini yıkamamaktadır.
TABLO 19:Öğrencilerin açıkta satılan yiyeceklerden alıp almama durumunun dağılımı.
|
Açıkta satılan yiyecekleri alma durumu |
f |
% |
|
Evet |
1 |
1,0 |
|
Hayır |
101 |
99,0 |
|
Toplam |
102 |
100,0 |
Ankete katılan öğrencilerin % 99,0’ı açıkta satılan yiyecekleri almamakta, %1,0’ i açıkta satılan yiyecekleri almaktadır.
TABLO 20: Öğrencilerin tırnaklarını kesme durumunun dağılımı.
|
Tırnakları kesme durumu |
f |
% |
|
Haftada bir |
97 |
95,1 |
|
15 günde bir |
4 |
3,9 |
|
Ayda bir |
1 |
1,0 |
|
Toplam |
102 |
100,0 |
Ankete katılan öğrencilerin %95,1’i tırnaklarını haftada bir kestiğini,%3,9’u 15 günde bir kestiğini ve % 1,0’ı ayda bir kestiğini belirtmiştir.
TABLO 21:Öğrencilerin giysilerinin temiz olma durumunun dağılımı.
|
Giysilerin temiz olma durumu |
f |
% |
|
Evet |
85 |
83,3 |
|
Hayır |
17 |
16,7 |
|
Toplam |
102 |
100,0 |
Ankete katılan öğrencilerin %83,3’ü giysilerin temiz olmasına özen gösterdiklerini belirtirken, %16,7’si giysilerinin temiz olmasına özen göstermediklerini belirtmişlerdir
TABLO 22: Öğrencilerin ayakkabı alırken dikkat ettiği durumların dağılımları.
|
Ayakkabı alırken dikkat edilen durumlar |
F |
% |
|
Güzel olması |
9 |
8,8 |
|
Ayaklarının rahat olması |
93 |
91,2 |
|
Toplam |
102 |
100,0 |
Ankete katılan öğrencilerin %91,2’si ayakkabı alırken ayaklarının rahat olmasına, %8,8’i ayakkabının güzel olmasına dikkat etmektedirler.
Bireyin ait olduğu sosyal grup, hijyen uygulamalarını etkileyici özelliğe sahiptir. Bireyin hijyen uygulamalarını, çocukluk döneminde ebeveynlerinden öğrenir ve kazandığı bu alışkanlıklarını genellikle yaşamı boyunca sürdürür. Ailenin hijyene ilişkin uygulamalarında ise içinde yaşadıkları toplumun kültürel özellikleri belirgindir. Örneğin; bazı toplumlarda her gün banyo yapma davranışı varken bazı toplumlarda haftada bir kez banyo yapılır.
Çalışmamızı oluşturan öğrencilerin yaş gruplarına göre dağılımları incelendiğinde, büyük bir çoğunluğun %84.3 11 yaş grubunda yoğunlaştığı görülmektedir. 10 yaş grubu % 4.9, 12 yaş grubu % 7.8 ve 13 yaş grubu % 2.9 gibi bir dağılım göstermiştir. Öğrencilerin 11 yaş grubunda yoğunlaşması ilkokula başlama yaşı kabul edilen 7 yaşında okula başlamalarına bağlanabilir(Tablo 1).
Cinsiyete göre dağılımda erkek öğrencilerin % 51, kız öğrencilerin % 49’luk bölümü oluşturmalarını ve iki cinsiyet arasında belirgin bir farkın olmamasını zorunlu eğitim kapsamında her bireyin temel eğitimden yararlanmasına bağlanabilir(Tablo 2).
Çalışmamızı oluşturan öğrencilerin anne eğitim düzeylerine göre dağılımları incelendiğinde % 57.8’lik gibi büyük bir oranın ilkokul mezunu olması ailenin sosyo- kültürel özellikleriyle paralellik göstermesine bağlanabilir(Tablo 3).
Baba eğitim düzeylerine göre dağılımları incelediğimizde %48.0’lik oranın lise mezunu olması bunun yanında %31.4’lük bir oranın ilkokul mezunu olması ailenin sosyo-kültürel özellikleriyle paralellik gösteren bir durum olmuş aynı zamanda bölge dışarıdan göç almıştır yargısına varılabilir(Tablo 4).
Çalışmamızda öğrencilerin tuvalet sırasında kullanmaya ihtiyaç duydukları maddelerin dağılımları incelendiğinde tuvalet kağıdı kullananlar %27.5 iken su ve tuvalet kağıdı kullananlar %63.7 gibi yüksek bir dilimi kapsamaktadır. İlkokul beşinci sınıfta bu anket sorusuna böyle yüksek bir oranda doğru cevap verilmesi çocukların tuvalet temizliğine verdikleri önemi ayrıca öğretmenlerinin ve ailelerinin bu konudaki duyarlılığını göstermektedir(Tablo 5).
Her tuvaletten sonra ellerin su ve sabunla yıkanması beklenen bir davranıştır. Araştırmamızda tuvalet sonrası yapılanlar da ellerimi su ve sabunla yıkıyorum yanıtının %69.6 olması ellerimi yıkıyorum yanıtının %23.5 olması günlük temizliğin en önemli işlevi olan bu uygulamanın öğrenciler arasında yaygınlaştığını ve öğrencilerin tuvaletten sonra ellerini sabun ve su ile yıkama bilincinde olduklarını göstermektedir(Tablo 6).
Diş fırçalama ağız bakımının en önemli kısmını oluşturmaktadır. Araştırmamızda öğrencilerin %94.1’i dişlerini fırçalarken dişlerini fırçalamayanların oranı %4.9 dur. Diş fırçalama alışkanlığının ilkokulda kazanılması ve böyle yüksek bir oranda olmasında öğretmenlerin ve ailelerin büyük bir rolü vardır diyebiliriz(Tablo 7).
WHO ( Dünya Sağlık Örgütü ), diş çürüklerinin önlenmesinde fluoridin dişlere, diş macunları ve ağız çalkalama solüsyonları gibi yollarla uygulanmasının son derece önemli rol oynadığını belirtmektedir. Dişler günde iki defa yemeklerden sonra 20 dakika içinde yatmadan önce fırçalanmalıdır(4).
Araştırmamıza katılan öğrencilerden %54.9’u dişlerini her yemekten sonra fırçaladığını belirtmektedir. Her yemekten sonra diş fırçalama alışkanlığının başta diş çürüğü, ağız kokusu olmak üzere dişlerle ilgili bir çok hastalığı önleyici nitelikte olmasından dolayı, öğrencilerin diş fırçalamayı davranışa dönüştürmeleri diş hastalıklarından korunmaları bakımından önemlidir(Tablo 8).
Çalışmamda diş fırçalarken tüketilen diş macunu miktarına yönelik bilgi sorusuna verilen yanıtlarda; diş fırçasının yarısı kadar yanıtı %61.8 ile çoğunluğun verdiği yanıt olurken, asıl aranan yanıt olan mercimek büyüklüğü kadar yanıtı ancak çalışmaya katılanların %21.6’sı tarafından doğru olarak cevaplandırılmıştır. Öğrencilerin diş fırçalarken tükettikleri diş macunu miktarını bilmemeleri bu konuda yeterli bilgi almayışlarına bağlanabilir. Burada en önemli görev ailelere ve öğretmenlere düşmektedir(Tablo 9).
Kullanılan diş fırçaları ortalama altı ayda bir değiştirilmelidir. Bu değiştirme mümkünse üç ayda bir, iki ayda bir gibi daha kısa zaman aralıklarına indirgenmelidir. Anketimizde diş fırçasını değiştirme sıklığına öğrencilerin %54.9’u üç ayda bir yanıtını vermiştir.%26.5 gibi bir oranın yılda bir defa değiştiririm yanıtını vermeleri çalışmaya katılan öğrencilerin bu konu hakkında değişik bilgilere sahip olduklarını göstermektedir. Ama üç ayda bir değiştiririm yanıtını verenlerin çoğunlukta olmaları öğrencilerin diş fırçalarını deforme olmadan yenilediklerini ve bu konuda öğretmenlerinin ve ailelerinin büyük rol oynadığı söylenebilir (Tablo 10).
Ağız bakımı hem ruhsal hem de fiziksel açıdan önemlidir. Her yemekten sonra ve mutlaka gece yatarken dişler fırçalanmalıdır. Bu arada fırçalama sırasında dişlerin arasında kalan yiyecek parçaları ve plakları, kıvrılmış ipek ipliklerden yapılmış “ diş iplikleri ve kürdan “ dan yararlanılarak temizlenebilir(4)
Çalışmamıza katılan öğrencilerin %77.5’i diş ipi kullanmamakta olup, %22.5’i diş ipi kullanmaktadır. Diş ipi kullanma alışkanlığı bu yaştaki çocuklarda %22.5 olması beklenenin oldukça üstünde olmuştur. Diş ipi kullanım oranının daha yüksek olması öğretmenlerin vereceği eğitimle sağlanabilir(Tablo 11).
Araştırmamızda beklenen yanıt olan hepsi seçeneğinin % 13.7 olması bu konuda öğrencilerin yetersiz bilgi sahibi olduklarını göstermektedir. Bu konuda öğrencilerin bilgilendirilmesinde en büyük görev öğrencilerin ailelerine ve öğretmenlere düşmektedir(Tablo12).
Gün boyu çalışma sırasında terleyen vücudun temizliği oldukça önemlidir. Bu nedenle terleyen vücut, yıkanarak temizlenmelidir. Sağlığın da korunması için vücudun mutlaka temizlenmesi gereklidir. Deri, vücudu dıştan örterek dış etkilerden korur. Dışarıdan gelen kir, yağ ve salgılanan yer, derinin dış yüzeyinde birikerek gözenekleri kapatır. Bütün bu nedenlerden dolayı vücudun mutlaka yıkanması gerekir. Yıkanma, temizliğin yanı sıra kişinin psikolojik durumunu da olumlu etkiler(6).
Araştırmaya katılan öğrencilerin banyo yapma sıklıkları sorulduğunda %62.7’lik kısmı haftada bir banyo yaptıklarını belirtirken, %28.4’lük kısmı üç günde bir banyo yaptıklarını belirtmişlerdir. İlkokul öğrencilerinin banyo yapmaları genelde hafta sonu olduğundan öğrencilerin üç günde bir ve haftada bir banyo yapmalarının beklenen bir sonuç olduğu söylenebilir(Tablo 13).
Kişisel hijyen alışkanlıklarının en önemlilerinden birisi de ayak temizliğidir. Ayaklar düzenli olarak yıkanmalıdır. Ayak temizliğinde bir önemli husus da giyilen çorapların temizliği ve değiştirilme sıklığıdır. Eğer imkanlar elveriyorsa çoraplar günlük değiştirilmelidir.
Araştırmaya katılan öğrencilerin %33.3’ü çoraplarını her gün değiştirirken, %50.0’ı çoraplarını iki günde bir değiştirmektedir. Ankete katılan öğrencilerin çorap değiştirme sıklıklarının; yaşadıkları çevre ve eğitim durumlarından etkilendiği ve çorap değiştirme sıklığının sağlıklı davranış şekline dönüştürülemediği söylenebilir(Tablo 14).
Bireyin günlük faaliyetleri sırasında kullandığı diş fırçası, tarak gibi kişisel eşyaların yalnızca kendisine ait olması, bazı enfeksiyon ve parazit hastalıklarının yayılımını azaltmak için gereklidir(4).
Araştırmaya katılan öğrencilerden %81.4’ünün kendine ait tarağının olduğu bulgulanmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerden %18.6’sının kendine ait tarağının olmaması ve ailelerinin kullandıkları tarağı kullanmaları bu konunun okullarda öğretmenlerin yapacağı eğitimle aşılabileceğini göstermektedir(Tablo 15).
Temizlik uygulamalarından biri de ayak temizliği ve bakımıdır. Gün boyunca ayakkabı ve çoraplar içinde kalan ayaklar, terleyerek rahatsız edici kokular oluşur. Buna bağlı olarak ayak sağlığını bozacak sorunlar ortaya çıkar. Bu nedenle ayaklar düzenli olarak yıkanmalı ve kurulanmalıdır.
Araştırmamıza katılan öğrencilerden %74.5’iayaklarını her gün yıkamaktadır. Her gün ayak yıkayanların bu denli yüksek oranda olması ayak yıkama alışkanlığının öğrenciler arasında davranışa dönüşmesi açısından önemli bir nokta olduğu söylenebilir(Tablo16).
Pek çok araştırma, sebze ve meyvelerin, vücudu hastalıklara karşı koruma ve güçlendirme özelliği olduğunu göstermiştir. Çünkü meyvelerin, sebzelerin ve tahılların korunma sistemlerinde bitkilerin zor şartlarda bile yaşayabilmesini sağlayan bir madde bulunmuştur(4).
Ancak bu besin maddeleri, yenmeden önce iyice yıkanmazsa bir çok patojen mikroorganizmaları ve parazitleri bünyesinde barındırdıklarından bulaşıcı hastalıklara ve mide-barsak bozukluklarına neden olabilmektedir(4). Araştırmamızda öğrencilerin tamamının(%100.0)’ının meyveleri yemeden önce yıkamaları bu davranışın öğrenciler tarafından benimsenip sağlıklı bir davranışa dönüştüğünü söylememiz bakımından önemlidir(Tablo 17).
Günlük yaşantımızda ihtiyaçlarımızı karşılamak için ellerimizi kullanırız. Dolaysıyla ellerimiz sürekli olarak mikroplarla iç içedir. Günlük yaşantımızda kullanılan paralar, kapı kolları, musluk başları vb. yerlere elimizi sürdüğümüzde buralardan mikroplar bulaşır. Bütün bu nedenlerden dolayı ellerimizi sabah yataktan kalktığımızda, tuvaletten sonra, yemeklerden önce ve sonra bol sabunlu su ile iyice yıkamalıyız(6). Çalışmamızda yemek yemeden önce el yıkama oranı %94.1 olup bu alışkanlığın davranışa dönüştüğünü söylemek bu orandan kolayca görülebilecek bir durumdur(Tablo 18).
Yiyeceklerin hazırlanması, saklanması ve servisi sırasında bireysel ve çevre temizliğine dikkat edilmesi zorunludur. Yiyecek satışı yapan çoğu yerler sanitasyon standartlarına uygun değildir. Özellikle okul binaları etrafında öğrencilerin genellikle rağbet ettiği açıkta satılan yiyecekler, hiç kuşkusuz bulaşıcı sarılık, dizanteri ve diğer barsak enfeksiyonları için bir tehdit unsuru oluşturmaktadır(4). Çalışmamızda açıkta satılan yiyecekleri almama oranı %99.0 olup bu oran ilkokul öğrencileri için çok yüksek oran olup bu konuda öğretmenlerin ve ailelerin önemli rol oynadığı söylenebilir(Tablo 19).
Eldeki tırnaklar tutma ve kavrama da ayaktakiler ise yürümede önemli rol oynar. Ellerimizi sürekli kullanırız. Bu sırada elle birlikte tırnakların da arasına kir (mikroplar) birikir. Tırnak aralarında biriken kirler düzenli olarak temizlenmelidir. Tırnak arasında kirlerin birikmemesi için uzayan tırnaklar zaman zaman kesilmelidir. Çalışmamıza katılan öğrencilerden %95.1’i tırnağını haftada bir kestiğini belirtmiştir.
Tırnakların 10 günde ortalama 1 mm uzadıkları saptanmıştır. Bu durumda haftada bir veya 15 günde bir tırnakların kesilmesi ve temizliğinin yapılması uygundur(4).
Yukarıda da belirtildiği üzere öğrencilerin haftada bir tırnaklarını kesmeleri ideal bir davranış olup bu davranışı kazanmalarında ailelerinin ve öğretmenlerinin önemli rol oynadığı söylenebilir(Tablo 20).
Çalışmamıza katılan öğrencilerin %83.3’ü giysilerinin temiz olmasına özen gösterdiklerini belirtmişlerdir. Özellikle oyun oynama çağında olan öğrencilerin giysilerinin temiz olmasına özen göstermeleri ailelerinin katkılarıyla olan bir davranıştır denilebilir(Tablo 21).
Gün boyu vücut ağırlığını üstünde taşıyan ayakkabılarda olması gerekli niteliklerin başında rahatlık gelmektedir. Ayakkabılar ayağa iyice uymalı ve parmakları sıkmamalıdır. Topuğu sıkıca tutması gereken ayakkabı, ayak kemerini iyice desteklemelidir(20).
Çalışmamıza katılan öğrenciler literatür bilgilerini doğrularcasına ayakkabı alırken ayakların rahat olmasına dikkat ettiklerini belirtmişler ve bu oran %91.2 olarak gerçekleşmiştir(Tablo 22).
Bu çalışma İstanbul ili Kartal ilçesi Soğanlık semtinde bulunan Ülkü Bora İlköğretim Okulu beşinci sınıf öğrencilerinin kişisel hijyen alışkanlıklarını ölçmek amacıyla yapılmıştır.
Çalışma grubumuzu 102 öğrenci oluşturmuştur. Elde edilen sonuçlar:
Çalışmamızı oluşturan öğrencilerin büyük bir çoğunluğunu %84.3 ile 11 yaş grubu oluşturmuştur.
Cinsiyete göre dağılımda erkekler %51.0 kızlar %49.0’ lık oranı oluşturmuşlardır.
Araştırmamıza katılan öğrencilerin Anne eğitim düzeylerine göre dağılımlarına bakıldığında %57.8’inin ilkokul mezunu olduğu saptanmıştır.
Öğrencilerin Baba eğitim düzeylerine göre dağılımlarına bakıldığında ise %48.0’lık bölümünün lise mezunu olduğu saptanmıştır.
Araştırma kapsamındaki öğrencilerin, tuvalet anında kullanmaya ihtiyaç duydukları maddelerin su ve tuvalet kağıdı olduğu tespit edilmiş olup, su ve tuvalet kağıdı kullananların oranı %63.7 olarak saptanmıştır. Bu durumun nedeni olarak ailelerin ve öğretmenlerin duyarlılıkları ve öğrencilerin tuvalet temizliğine verdikleri önem gösterilebilir.
Tuvalet sonrası ellerin sabunla yıkanması alışkanlığı %69.6 oranında olup, öğrencilerin temizliğe verdikleri önemi göstermesi bakımından önemlidir.
Diş fırçalama sıklığının %94.1 oranında olmasında en büyük payın öğrencilerin ailelerinde ve öğretmenlerinde olduğu öne sürülebilir.
Çalışmamıza katılan öğrencilerden %54.9’unun dişlerini her yemekten sonra fırçaladıkları bulgulanmıştır. Öğrencilerin her yemekten sonra diş fırçalama alışkanlığını kazanmalarında öğretmenlerinin ve ailelerinin rol oynadığı söylenebilir.
Çalışmamızda her diş fırçalama esnasında tüketilen diş macunu miktarına %21.6’lık bir oran mercimek büyüklüğü kadar yanıtını vermişken, %61.8’lik gibi büyük bir oranın diş fırçasının yarısı kadar yanıtını verdikleri bulgulanmıştır. Mercimek büyüklüğü kadar yanıtını verenlerin oldukça düşük bir oranda kalmaları bu konuda sağlık eğitimcilerine ihtiyaç duyulduğunu ve öğretmenlere büyük bir görev düştüğünü göstermektedir.
Diş fırçasını değiştirme sıklığında dikkat çeken en önemli nokta diş fırçasını üç ayda bir değiştirenlerin oranının %54.9 olmasıdır. Diş fırçası değiştirme sıklığında üç ayda bir değiştiririm yanıtının bu denli yüksek olmasında ve belki de yetişkinlerde bile rastlanılmayacak oranda olmasında öğrencilerin bu soruya bir birlerinden bakarak cevap vermelerine bağlanabilir. Bu söylenenleri destekleyici nitelikte diş fırçalama esnasında tüketilen diş macunu miktarı gösterilebilir. Diş fırçalarken kullanılan diş macunu miktarı diş fırçasının yarısı kadar yanıtı %61.8’ dir. Bizim istediğimiz cevap” mercimek büyüklüğü kadar” diş macunu kullanırım olmasıydı.
Çalışmamızda diş ipi kullanma oranı %22.5 olup ilkokul çocukları için iyimser bir oran olduğu söylenebilir.
Dişlerin fırçalanma durumuna değişik yanıtlar alınmıştır. Aranan yanıt olan hepsi yanıtının %13.7 oranında olması, bunun yanında dişlerin küçük dairesel hareketlerle fırçalanması oranının %44.1 olması çalışmaya katılan öğrencilerin bu konu hakkında değişik bilgilere sahip olduklarını göstermektedir. Bu, konuda görev öğretmenlere ve sağlık eğitimcilerine düşmektedir.
Çalışmamıza katılan öğrencilerin banyo yapma sıklıklarında haftada bir banyo yapanların oranı %62.7 ve üç günde bir banyo yapanların oranı %28.4 olarak bulgulanmıştır. Kışın haftada bir banyo yapmak uygun iken, yaz aylarında oyun oynayan ve terleyen çocukların en az iki günde bir banyo yapmaları gerekebilir. Bu konuda sorumluluk ailelere ve öğretmenlere düşmektedir.
Çalışmamıza katılan öğrencilerin çorap değiştirme sıklıklarında %33.3’lük oranın çoraplarını her gün değiştirdikleri ve %50.0’lık oranın ise çoraplarını iki günde bir değiştirdikleri bulgulanmıştır. Çorap değiştirme sıklığının olumlu davranışa dönüştürülemediği oranlara bakılarak rahatlıkla söylenebilir.
Çalışmamızda öğrencilerin %81.4 gibi büyük bir oranının kendilerine ait taraklarının olması beklenen yanıt olmasına rağmen %18.6’lık bir oranın kendilerine ait taraklarının olmaması ve aileden birilerinin tarağını kullanmaları kişisel hijyen açısından olumsuz bir davranış olarak göze çarpmaktadır. Bu konuda, ailelere önemli görevler düşmektedir.
Her gün ayak yıkama alışkanlığı çalışmamızda %74.5 olarak bulunmuştur. Her gün ayak yıkama alışkanlığı ile her gün çorap değiştirme alışkanlığı arasında paralellik göze çarpmamaktadır. %33.3 olan günlük çorap değiştirme alışkanlığının da her gün ayak yıkama alışkanlığına yakın bir oranda olması beklenmekte olup istenen sonuca varılamamıştır.
Meyveleri yemeden önce, öğrencilerin tamamının meyveleri bol su ile yıkamaları bu konuda öğrencilerin, öğretmenlerinden ve ailelerinden aldıkları eğitimi olumlu bir sağlık davranışına dönüştürdükleri çıkan sonuçlardan rahatlıkla görülmektedir.
Çalışmamıza katılan öğrencilerden %94.1’inin yemek yemeden önce ellerini yıkadıkları bulgulanmıştır. Çıkan sonuca göre öğrencilerin bu konuda yeterli bilgiye sahip oldukları rahatlıkla söylenebilir.
Açıkta satılan yiyecekleri almayan öğrencilerin oranı %99.0 olarak bulgulanmıştır. Öğrencilerin bu denli yüksek bir oranda ve tamamına yakınının açıkta satılan yiyeceklerden almamasında öğretmenlerinin ve ailelerinin rolü olduğu kadar basında çıkan haberlerinde rolü olabileceği tartışılabilir.
Tırnak kesme alışkanlığında haftada bir tırnak kesme alışkanlığı %95.1 olup öğrencilerin haftada bir tırnak kesmeleri öğretmenlerinin yaptığı temizlik kontrollerine ve ailelerinin bu konudaki takiplerine bağlanabilecek sonuçlar olup tartışılabilir.
Çalışmamıza katılan öğrencilerden %83.3’ünün giysilerinin temiz olmasına özen gösterdikleri bulgulanmıştır. Böylelikle, öğrencilerin elbiselerinin temiz olmasına önem verdikleri saptanmıştır.
Çalışmamıza katılan öğrencilerden %91.2’sinin ayakkabı alırken, ayaklarının rahat etmesine dikkat ettikleri bulgulanmıştır. Böylelikle, öğrencilerin ayakkabı alırken ayaklarının rahat etmesine önem verdikleri saptanmıştır.
ÖNERİLER:
Çalışmamızda bu aşamaya kadar saptadığımız ilkokul beşinci sınıf öğrencilerinin kişisel hijyen konusuna ilişkin davranışlarını geliştirmek için;
§ Çalışma İstanbul ili Kartal ilçesi Soğanlık semtinde bulunan Devlet ilköğretim okullarını temsil edebilecek bir örnek seçimi ile yapılmıştır.
§ İstanbul ilinin tüm bölgelerinden örnek seçimi ile daha açıklayıcı bir çalışmanın yenilenmesi, konunun gelişimi açısından daha yararlı olacaktır.
§ Sağlık ocağında görevli doktor ve hemşirelerin çevrelerinde bulunan okullarda sağlık taramalarına ağırlık vermeleri,
§ Sağlık ocağında görevli halk sağlığı hemşirelerinin okullarla işbirliği içerisinde bulunmaları ve ocak görevlerinin yanında okul sağlığı görevlerini de yürütmeleri,
§ İlköğretim okullarında şekillerle desteklenmiş Sağlığımız ve Biz adlı derginin çıkarılması,
§ Sağlık Eğitim Fakültelerinden mezun olmuş, Sağlık Eğitimcilerinin ayda bir kez ilköğretim okullarında konferans vermeleri,
§ Okul fizik ortamının konuya uygun şartlarda hazırlanması ve düzenli temizliğin sağlanması,
§ Bütün kitlelere ulaşması bakımından basın ve yayın organlarında sıklıkla sağlık eğitimine ve sağlıkla ilgili mesajlara yer verilmesi,
§ Televizyonda sağlık programlarının sayısının arttırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerine yer verilmesi,
§ Koruyucu sağlık hizmetleri içerisinde önemli bir yer tutan kişisel hijyen alışkanlıklarının toplumun bütün kesimine benimsetilmesi.
ÖZET
Kişisel hijyen koruyucu sağlık hizmetlerinden birisidir. Kişisel hijyen bilgilerini davranışa dönüştürebilenler yaşamla barışık bir şekilde yaşarlar. Kişisel hijyen kurallarının benimsenip davranışa dönüştürülmesi küçük yaşlarda, ailelerin ve öğretmenlerin önayak olması ile ilkokul öğrencileri tarafından uygulanabilecek kurallar olması bakımından önem arz eder. Böylesine önemli bir konunun ilkokul beşinci sınıftaki öğrenciler tarafından nasıl uygulandığını ve ilkokul beşinci sınıf öğrencilerinin kişisel hijyen alışkanlıklarını saptamak amacıyla bu çalışma planlanmıştır.
İstanbul ili Kartal ilçesi Soğanlık semtinde bulunan Ülkü Bora İlköğretim Okulunda 5. Sınıfta okuyan 102 öğrenci çalışma kapsamına alınmış ve bu öğrencilere anket formu uygulanmıştır.
Araştırma sonucu elde edilen veriler frekans ve yüzdeler tablo haline getirilerek sonuçlar bu yüzdelerden yararlanılarak bulunmuştur.
Çalışmamızda, tuvalet anında su ve tuvalet kâğıdı kullanma alışkanlığı, tuvalet sonrası ellerin su ve sabunla yıkanması alışkanlığı, dişlerin fırçalanması, dişlerin fırçalanma sıklığı, diş fırçasını değiştirme sıklığı, banyo yapma sıklığı, çorapları değiştirme sıklığı, ayakları yıkama sıklığı, meyveleri yemeden önce bol su ile yıkama alışkanlıkları, yemek yemeden önce el yıkama alışkanlığı, açıkta satılan yiyecekleri almamada, tırnakları kesme sıklığında, giysilerin temiz olmasında ve ayakkabı alırken ayakların rahat olması konularda beklenen yüzdelere ulaşılmıştır.
Tüketilen diş macunu miktarında, kullanılan diş ipi oranında, dişlerin fırçalanma yönteminde, kendine ait tarak olup olmamasında beklenen yüzdelere ulaşılamadığı söylenebilir.
1) Yavuzer,H. : Son Çocuklukta Gelişim,14 baskı, Remzi Kitabevi, İstanbul (1997)
2) Cüceloğlu, D. : İnsan ve Davranışı,7 baskı, Remzi Kitabevi, İstanbul(1997)
3) Onur, B. : Çocuk ve Ergen Gelişimi,3 baskı, İmge Kitabevi, (1998)
4) Yavuz, Ş. : Özel ve Devlet Okullarında Kişisel Hijyen Alışkanlıkları, Marmara Üniversitesi Sağlık Eğitim Fakültesi Bitirme Tezi, İstanbul(2000)
5) Baysal, A. : Genel Beslenme, Hatiboğlu Basımevi ,Ankara(1995)
6) Tezcaner, C. : Lise Sağlık Bilgisi ders kitabı, Bem-Koza Eğitim Basımı, Ankara(1997)
7) Tabak, R.S.: Sağlık Eğitimi Kitabı, Özkan Matbaacılık, Ankara(2000)
8) Dirican, R. : Toplum Hekimliği, Volkan Matbaası, Ankara(1990)
9) Velioğlu,P., Babadağ,K. : Hemşirelik Tarihi ve Deontolojisi, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları, no:562 Eskişehir(1992)
10) Tuncel N., Şanlı T., Perk M. : Halk Sağlığı Hemşireliği, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları, 568, No:266, Eskişehir(1992)
11) Babadağ, K. : Hemşirelik Yüksek Okulu Lisans Programı Birinci ve Son sınıf öğrencilerinin kişisel sağlıkları ile ilgili uygulamalarının karşılaştırılması, İ.Ü. Sağlık Bilimleri Enstitüsü Doktora Tezi, İstanbul(1984)
12) Tümerdem, Y. : Halk Sağlığı, I., II. Üniversite Yayınları, 3625 fakülte yayını, 182, İstanbul(1992)
13) Eren, N. , Uyer, G. : Sağlık Meslek Tarihi ve Ahlakı, Hatiboğlu yayınları, Ankara(1993)
14) Sabuncu, N. ,Babadağ K. , Taşocak G. , Atabek T. : Hemşirelik Esasları Ders Kitabı, T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları, No: 496 Eskişehir(1991)
15) Baş S. : İlkokullarda Okul Sağlığının Önemi, “I. Ulusal Hemşirelik Kongresi Bildirileri, Ege Üniversitesi Basımevi, İzmir(1985), s. 218.” kitabından
16) Fişek N. : Halk Sağlığına Giriş, Çağ Matbaası, Ankara(1983)
17) Güray Ö.: Bu günkü şartlarda sağlığımızı etkileyen faktörler, İstanbul Tıp Fakültesi Basımevi, İstanbul(1982)
18) Funnel, E.M. : Hemşirelere Hijyen Dersi Yardımcısı. Çeviri: H. Dilevurgun, Balkanoğlu Matbaacılık Ltd. Ş ti., Ankara(1960)
19) Ural, Z.F. : Koruyucu Hekimlik, Hijyen ve Sanitasyon. Ankara Ünv. Basımevi, Ankara 5. baskı (1972)
20) Yumuturuğ, S., Sungur T. : Hijyen Koruyucu Hekimlik , Yargıçoğlu Matbaası, Ankara(1980)
21) Özden M. : Sağlık Meslek Liseleri İçin Sağlık Eğitimi. Ünal Ofset, Ankara(1988)
22) Erden, M., Akman Y. : Eğitim Psikolojisi Gelişim Öğretme-Öğrenme, 6. baskı, Arkadaş Yayınevi, Ankara(1998)
23) Hovardaoğlu A. , Şenocak L. : Meslek Esasları ve Teknikleri, Hatiboğlu Yayınları bası-yayın Ltd. Şti. Ankara(1992)
24) Unat, E.K. : Derimiz ve Temizliği, Evyap Vakfı, Apa Ofset Basımevi, Ekim(1990)
25) Sefit, Ü. : Kocaeli Ünv. Meslek Yüksek Okulu Öğrencilerinin Kişisel Hijyen Bilgilerinin Saptanması, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul(1996)
26) Lash, A. : El Yıkama Tekniği ve Enfeksiyondan Korunmada Yeri, Çeviren: G, Uyer. Türk Hemşireler Dergisi. Cilt: 29, sayı: 1, s. 24-27 (1989)
27) Sert, Z. , Kibaroğlu Ö., Şenyüz, G. , Ünsal, Ü. : Lise Sağlık Bilgisi, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul(1999)
28) Ulusoy, F. , Görgülü, S. .: Hemşirelik Esasları, 72TDFO Ltd. Ş Tİ. Ankara(1995)
29) Erdal, E. : Hemşirelik Temel İlke ve Uygulamaları, Doğsan Yayınevi, İzmir(1993)
30) Aytaç, Ö. : Çocuk Ayakkabısı Seçiminde Nelere Dikkat Edilmeli? Günebakan ( Tekirdağ Tabip Odası Bülteni) sayı: 11, s: 8-9, (1999)
31) İnanç, N. , Hatiboğlu, S. , Yurt, V. , Avcı, E. , Akbayrak, N. , Bekiroğlu, M. , Öztürk, E. : Hemşirelik Esasları, GATA Hem. Yük. Ok. Yayın No:5 GATA Basımevi , Ankara(1994)
32) Kavlak, Z. : Baş biti konusunda ilkokul öğretmenlerinin bilgi düzeyi ve bilgilendirilmeleri,İ.Ü.Sağlık Bilimleri Ens. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul(1992)
33) Genç, G., Zorba, R. : İzmir ili Buca ilçesine bağlı iki ilkokuldaki diş çürüğü olan ve olmayan son sınıf öğrencilerinin beslenme ve ağız hijyeni alışkanlıklarının incelenmesi. Ege Ünv. Hem. Yük. Ok. Dergisi sayı: 5 s: 2-5 (1989)
34) Stavun, B. : Triklosan içeren üç silikal diş macununun supragingival plak, diş taşı oluşumu ve gingiviteye etkileri, İnternational Dental Journal. Sayı:43, s: 18-23, (1993)
35) Bilir, Ş. , Mağden, D. , Bayhan, P. , Tuğrul, B. , Arto İ., Üstün E. : İlkokul 3.,4. ve 5. sınıf öğrencilerinin şekerli yiyecek maddelerini tüketmelerinin diş sağlığına olan etkisinin incelenmesi, Sağlık Dergisi cilt: 67, sayı: 1-2, s: 73-80, (1995)
36) Toksöz, P. , Atakul, F. , Akşen, A., Tekin, O. , Tortamış, T. , İlçin, E.: Okul çağı çocuklarının beslenme alışkanlığı ve bunun diş sağlığı üzerine etkisi. Dicle Ünv. Diş Hek. Fak. Dergisi cilt:2,sayı: 2 s:21-26,(1996)
EKLER :
AÇIKLAMA
Bu çalışma 7-11 yaş arası çocuklarda sağlık eğitimi ile ilgili hijyen konusu hakkındaki alışkanlıkların ölçülmesi ve hijyen kurallarının uygulanıp uygulanmadığının araştırılması için hazırlanmıştır. Katıldığınız için teşekkür ederiz.
ANKET SORULARI
ÖĞRENCİNİN
Sınıfı : Yaşı : Cinsiyeti
q Erkek
q Kız
1) Annenizin eğitim durumu nedir?
a) Okur yazar
b) İlkokul mezunu
c) Ortaokul mezunu
d) Lise mezunu
e) Üniversite mezunu
2) Babanızın eğitim durumu nedir?
a) Okur yazar
b) İlkokul mezunu
c) Ortaokul mezunu
d) Lise mezunu
e) Üniversite mezunu
3) Tuvalet temizliğinde ne kullanıyorsunuz?
-------------------------------------------------
4) Tuvalet sonrası ne yapıyorsunuz?
--------------------------------------------
5) Dişlerinizi fırçalıyor musunuz?
a) Evet
b) Hayır
6) Dişlerinizi ne zaman fırçalıyorsunuz?
a) Sabah kalkınca
b) Kahvaltıdan sonra
c) Yatmadan önce
d) Her yemekten sonra
7) Dişlerinizi fırçalarken ne kadar diş macunu tüketiyorsunuz?
a) Mercimek büyüklüğü kadar
b) Diş fırçasının yarısı kadar
c) Diş fırçasını tamamı kadar
8) Diş fırçanızı ne kadar sıklıkla değiştiriyorsunuz?
-------------------------------------------------------------
9) Diş ipi kullanıyor musunuz?
a) Evet
b) Hayır
10) Dişlerinizi nasıl fırçalıyorsunuz?
a) Aşağı –yukarı
b) Sağa- sola
c) Küçük dairesel hareketlerle
d) Hepsi
11) Kaç günde bir banyo yapıyorsunuz?
---------------------------------------------
12) Çoraplarınızı kaç günde bir değiştiriyorsunuz?
--------------------------------------------------------
13) Kendinize ait bir tarağınız var mı?
a) Evet
b) Hayır
14) Ayaklarınızı hangi sıklıkla yıkıyorsunuz?
a) Her gün
b) 2-4 günde bir
c) 5-7 günde bir
d) 15 günde bir
15) Meyveleri yemeden önce ne yapıyorsunuz?
a) Bol suyla yıkarım
b) Sadece silerim
c) Yıkamadan yerim
16) Yemek yemeden önce ellerinizi yıkıyor musunuz?
a) Evet
b) Hayır
17) Açıkta satılan yiyeceklerden alıyor musunuz?
a) Evet
b) Hayır
18) Tırnaklarınızı ne kadar sıklıkla kesiyorsunuz?
a) Haftada bir keseri
b) 15 günde bir keserim
c) Ayda bir keserim
d) Ailemden veya öğretmenimden uyarı aldığımda keserim
19) Giysilerinizin temiz olmasına özen gösteriyor musunuz?
a) Evet
b) Hayır
20) Ayakkabı alırken nelere dikkat ediyorsunuz?
a) Güzel olmasına
b) Ayaklarımın rahat olmasına