|
|
|
HASTALIK REHBERİ |
| [A][B][C][Ç][D][E][F][G][H][I][İ][J][K][L][M][N][O][Ö][P][R][S][Ş][T][U][Ü][V][Y][Z] |
|
[K]
Kabakulak : Daha çok çocuklarda görülen bulaşıcı bir
hastalıktır. Hastanın ağzından çıkan tükürük damlacıklarıyla
bulaşır. Tıp dilinde parotitis epidemica denilen bu
hastalık; genellikle kulak altında bulunan tükürük
bezlerinin iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Kuluçka
devresi, 18 gündür. Hastanın ateşi birdenbire yükselir,
genel bir halsizlik görülür. Çok defa kulağın ön ve altında
bulunan tükürük bezleri şişer ve acıma hissi duyulur. Yanak
ve kulağın altı kabarır, kulak memesi de hafifçe yukarı
doğru kalkar. Ağızda kuruluk, dilde pas vardır. İştah da
azalmıştır. Bu durum birkaç gün devam ettikten sonra tükürük
bezlerindeki şişlik yavaş yavaş kaybolmaya ve hasta
iyileşmeye başlar. Hastalığın kendisi çok tehlikeli bir
hastalık olmadığı halde; başka hastalıklara zemin hazırlar.
Bu hastalıklar arasında; pankreas, gözyaşı keseleri,
böbreküstü bezleri, erkeklerde husyeler, kadınlarda
yumurtalıkların etkilenmesi önemli sonuçlar doğurabilir. Bu
nedenle en iyi şekilde tedavi edilmesi gerekir. Hastanın
sağlıklı kimselerle konuşması, görüşmesi önlenir. Sulu
yiyecekler verilir. Kabız olmaması sağlanır.
Kabızlık : Tuvalete hiç çıkmama veya çok seyrek
çıkmaya kabızlık, peklik ya da inkıbaz denir. Tıp dilinde
ise konstipasyon adı verilir. Yeterince sulu şeyler yememe,
sinir bozukluğu, bağırsak tıkanıklığı, sindirim sistemi
bozuklukları, hormon dengesizliği, basur, fıtık boğulması,
kabızlığı doğuran nedenler arasındadır. Ayrıca günlerinin
büyük bir kısmını oturarak geçirmek zorunda olanlarla,
hamilelerde ve yaşlılarda görülür. Öncelikle kabızlığa neden
olan hastalığı tespit etmek gerekir. Esas nedeni tespit
etmeden alınacak müsil ilaçları kötü sonuçlar doğurabilir.
Kabız omayı önlemek için, sebze çorbaları ve yemekleri,
mercimek, ıspanak, salata, balık ve çavdar ekmeği yemek çok
faydalıdır. Ayrıca erik reçeli, bal, üzüm, kayısı veya elma
yemek; bol su veya şerbet içmek de yararlıdır. Müzmin
kabızlıktan şikayet edenlerin de; fazla et, yumurta, peynir,
beyaz ekmek, muz gibi yiyecekleri azaltmaları, kahve çay ve
sigarayı en az miktara indirmeleri, alkolü bırakmaları
gerekir. Kabızlığı gideren ilaçların fazla miktarda ve uzun
süre kullanılması kötü sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle
ilaçları kullanırken tavsiye edilen miktarları aşmamak
gerekir.
Kalp hastalıkları : Düzensiz bir hayat, yorgunluk,
sinir bozuluğu, şiddetli romatizma veya doğuştan meydana
gelen kalp hastalıklarında; daha geniş bir ifadeyle bütün
kalp hastalıklarında aşağıdaki maddelere dikkat etmek
gerekir.
- Sinirlenmeyin
- Sigarayı bırakın
- Şişmanlamamaya ve kilonuzu muhafaza etmeye çalışın
- Fazla yorucu işler yapmayın
- Uyku ve dinlenmenizi ihmal etmeyin
- Koşmayın, acele etmeyin.
- Her gün bir öncekinden daha iyi olduğunuza inanın
- Kabız olmamaya dikkat edin
- Çürük dişleriniz varsa, tedavi ettirin
- Fazla miktarda yağlı sığır veya koyun eti, sütlü şeyler
yemeyin. Konserve, pastırma, salam, peynir, turşu, balık ve
çikolata gibi şeyleri mümkün olduğunca azaltın
- Yemeklere tuz koymayın. Yemeklerinizi mısırözü, ayçiçeği
veya haşhaşyağı ile hazırlayın
- Bol bol taze sebze ve meyve yiyin
- Bol bol yoğurt yiyin
Kalp ağrısı : Kalp üzerinde hissedilen ağrıya tıp
dilinde prekardiyal ağrı denir. Kalp ağrısı nefes darlığı ve
şok ile görülürse; enfarktüs krizinden şüphe edilir. Bu gibi
durumlarda hastayı fazla hareket ettirmemek, istirahat
etmesini sağlamak ve doktora başvurmak gerekir. Kalbin ön
kısmında devamlı olarak ağrı varsa; nedeni psikolojik
olabilir.
Kalbin hızlı atması : Kalbin; dakikada 90'dan fazla
atmasına, tıp dilinde taşikardi denir. Ancak bu sayı, yaş
gruplarına göre değişir.
Normal Kalp Atışları :
0 - 1 yaşları arasında; dakikada 120-140
1 - 3 yaşları arasında; dakikada 90-120
3 - 7 yaşları arasında; dakikada 90- 100
7 - 20 yaşları arasında; dakikada 80 - 90
20 yaşından sonra; dakikada 60-80
arasında değişir.
Her yaş grubunda; normal atışın 1 fazlası; kalbin hızlı
attığını gösterir. Kalbin atışları, göğüsten, köprücük
kemiği üzerindeki nabızdan veya el bileğinin dış kısmında,
kemikle kiriş arasındaki yerden sayılabilir.
Taşikardi; her zaman kalp hastalığının belirtisi değildir.
Çünkü koşmak, sindirilmesi güç şeyler yemek, heyecanlanmak,
sigara, içki, çay, kahve içmek, zehirlenmek, bazı ilaçlar ve
kadınların aybaşı halleri taşikardiye neden olabilir. Bu
çeşit taşikardi, nedenin ortadan kalkmasıyla geçer.
Ancak kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları, ateşli
hastalıklar ve zehirlenmeler de taşikardi yapar. Bu nedenle,
doktora başvurmak gerekir.
Kalp romatizması : Romatizma, iyi tedavi edilmeyecek
olursa; kalbin içindeki kapakçıklara yerleşir. Bu
kapakçıklardan; en fazla mitral kapakçık etkilenir ve
daralıp, sertleşir, büzülür. Daha çok kadınlarda görülen
kalp romatizması sonucu ortaya çıkan hastalığa mitral
darlığı veya mitral stenoz denir. Hastada nefes darlığı,
kuru öksürük, sık sık soğuk alma, morarma, el ve ayaklarda
üşüme ve yorgunluk görülür. Tedavinin ilk şartı üzülmemek,
her gün bir öncekki günden daha iyi olduğuna inanmak ve
doktorun tavsiyelerine uymaktır.
Kalp yetmezliği : Kalbin sağ, sol veya her iki
karıncığının; içindeki kanı, her vuruşunda muntazaman
boşaltamaması şeklinde ortaya çıkar. Üç şekilde görülür. Sol
Kalp Yetmezliği : Hastada nefes darlığı ve kuru öksürük
vardır. Geceleri daha zor nefes alır. Çarpıntı, baygınlık ve
terleme görülebilir. Buna kalp astımı adı verilir. Nedeni;
aort veya mitral kapaklarının hastalanması veya koroner
rahatsızlığıdır.
Sağ Kalp Yetmezliği : Hastanın ayak ve ayak bilekleri
şişer. Buralara, parmakla bastırılınca bir süre çukur kalır.
El, ayak ve yüzde morarmalar; hazımsızlık ve iştahsızlık
görülür. Nedeni, mitral kapağı hastalığı, müzmin bronşit
veya doğuştan olan kalp hastalığıdır.
Kaonjestij Kalp Hastalığı : Sağ ve sol kalp
yetersizliği bir arada olduğu zaman görülür. Nedeni aort
veya mitral kapaklarının hastalanması, müzmin bronşit veya
akciğer hastalıkları, romatizma ve tiroid hastalıklarıdır.
Aşağıdaki tavsiyelere uymak gerekir:
- Sigara içmeyin
- Yemeklere fazla tuz koymayın
- Uykularınızı ihmal etmeyin
- İstirahat edin ama devamlı olarak yatmayın
- Sinirlenmeyin, üzülmeyin, her şeyi kendinize dert etmeyin
Kalınbağırsak iltihabı : Daha ziyade bağırsakları
zayıf olanlarda görülen bir hastalıktır. Bazen iltihapla
birlikte ülser de görülür. Buna tıp dilinde ülserli kolit
denir. Hastalık aniden başlayıp, hiç beklenmedik bir anda
kaybolabilir. Hastada aniden veya yavaş yavaş gelen ishal
görülür. Dışkısı kanlıdır. Hasta, karın ağrılarından şikayet
eder, ateşi de yüksektir. Doktora başvurmak şarttır. Bu
arada istirahat etmek ve bol vitaminli gıdalar almak
gerekir. Alkol, fazla miktarda meşrubat ve süt içilmez.
Çekirdek gibi kabuklu şeyler yenmez.
Kan çıbanı : Kılların dibinde başlayıp süratle
büyüyen bir iltihaptır. Özellikle sırt, ense ve yüzde
meydana gelir. Nedeni stafilokok cinsi mikroptur. Tıp
dilinde füronkül denir. Kan çıbanı küçük kırmızı ve sert bir
şişliktir. Büyüdükçe ağrısı ve gerginliği artar. En sonunda
baş verir. Bir süre sonra da orta kısmı yumuşar, sarılaşır
ve içindeki cerahat boşalır. Kabuk döküldükten sonra da
yerinde ufak bir iz kalır. Kan çıbanlarını, kesinlikle
sıkmamak ve hatta dokunmamak gerekir.
Kan işemek : Tıp dilinde hematüri adı verilen bu
durum, önemli bir hastalığın işareti olabilir. Bu nedenle
vakit kaybetmeden bir doktora başvurmak gerekir. İdrarda kan
görülmesi; idraryolu iltihabı, prostat iltihabı, mesane
taşı, böbrek kanaması, böbrekte taş veya kum, kan
hastalıkları veya bir başka hastalığın belirtisi olabilir.
Ayrıca bazı ilaçlar ve gıdalar da idrarda kan görülmesine
neden olabilir. Örneğin çilek, domates, ıspanak veya ağrı
kesici ilaçlar kan işemeye neden olabilir.
Kan tükürmek : Tıp dilinde hemoptizi denilen kan
tükürmek, önemli bir hastalığın habercisidir. Akciğer
kanseri, verem, bronşit, mitral darlığı veya zatürreeden
şüphelenilir. Ancak dişeti kanaması gibi pek önemli olmayan
bir durumda olabilir. Bu nedenle, hastanın sırtına bir
yastık konup, oturtulur. Vakit kaybetmeden doktor çağrılır.
Kanda kolestrol yüksekliği : Kolestrol, kanda,
sinirlerde, beyinde, karaciğerde, dalakta, böbrek üstü
bezlerinde ve safrada bulunan, yağ yapısında, kristal gibi
beyaz görünümde bir maddedir. Görevi dokulardaki su
dengesini sağlamak, alyuvarları zehirlere karşı korumak,
sinir dokularının dayanıklığını sağlamak ve deri altında,
dışarıdan gelecek mikroplara karşı koruyuculuk yapmaktır.
100 gram kanda; 180-230 miligram kolestrol bulunur. Bu
miktar normaldir. 230 miligram kolestrol miktarı, kanda
kolestrolün yükselmiş olduğuna işarettir. Tedavi edilmezse;
damarsertliği, beyin ve kalpteki ince damarların tıkanmasına
neden olur. Meydana Gelişi : Böbrek üstü bezleri, husyeler,
yumurtalıklar bünyenin ihtiyacı olan kolestrolü imal
ederler. Ayrıca hayvansal yağlar, süt, yumurta ve bitkisel
hormonlarla da kolestrol alınır. Kanda, kolestrolün
yükseldiğini anlamak için bir seri test yapmak gerekir.
Ayrıca, hastanın cildinde oluşan sarı lekeler, göz
altlarında beliren siyah halkalar, göz akında görülen sarı
lekecikler, genel yorgunluk, iştahsızlık, hazımsızlık, baş
dönmesi, baş ağrısı, görme zayıflığı, ağız acılığı, nefes ve
ter kokusu kolestrolün yükselmiş olduğuna işaret olabilir.
Kanser : Kanser; anormal vücut hücrelerinin başıboş
kontrolsüz bir şekide üremeleri ile meydana gelen bir çeşit
hastalıktır. Başka bir deyişle vücutta meydana gelen kötü
tümörlere kanser denir. Kanser hücreleri, ya etraftaki
dokuları istila ederek ya da ak veya kırmızı kan damarları
ile vücudun diğer taraflarına yayılır. Buna metastaz
(yavrulama) denir. Kanserin esas nedenini bilinmemekle
beraber, hava kirliliği, ve sigaranın kansere zemin
hazırlayıcı oldukları ileri sürülmektedir. Kanserden
korkmayınız, geç kalmaktan korkunuz! Bu nedenle aşağıdaki
belirtilerin biri görüldüğü zaman doktora başvurunuz.
- Makat veya rahimden gelen anormal kanama veya akıntılar
- Göğüslerde veya vücudun herhangi bir yerinde görülen ve
ele gelen şişlik veya sertlikler
- İyileşmeyen yaralar
- Ses kısıklığı veya belirli bir sebebi olmayan öksürük
- Yutma güçlüğü ve hazım bozuklukları
- Ben ve siğillerde görülen değişmeler
Bu işaretlerin herhangi biri iki haftadan fazla devam ederse
mutlaka doktora başvurmak gerekir.
Kanserin görüldüğü yerler aşağıda gösterildiği şekilde
tespit edilmiştir.
- Beyin ve omurilikte %1
- Ciltte %10
- Tenasül yollarında, erkeklerde %10, kadınlarda % 6
- Memelerde %14
- Sindirim sisteminde %25
- Solunum yollarında, erkeklerde %2, kadınlarda %3
- Karaciğer ve safra kesesinde %3
- Diğer organlarda %8
Bu bilgilerin ışığı altında, akciğer, deri, dil, dudak,
gırtlak, mide, incebağırsak, kalınbağırsak, mesane, meme, ve
prostat daha fazla görüldüğü söylenebilir.
Kanser tedavisinde uygulanan makro biyotik gıda rejiminin
çok etkili olduğu, bu rejimi uygulayan hastaların
iyileştikleri ve sağlıklı kimselerin de kanser olmadıkları
ileri sürülmektedir.
Makro-biyotik Gıda Rejimi: Bir günlük gıdanın, %60'ı buğday,
arpa, mısır, darı, esmer pirinç veya çavdar unundan yapılmış
gıdalardan seçilir. %23-25'i hayvan gübresiyle gübrelenmiş
bahçelerden toplanmış taze ve olgun meyvelerden, patates,
patlıcan, ıspanak, veya domatesten seçilir. %5-10'u tahıl
veya sebze çorbalarından seçilir. %10-15'I deniz ürünleri
arasından veya soya fasulyesi, taze fasulye, kırmızı pancar
veya şalgamdan seçilir. Haftada bir kere beyaz etli balık
yenebilir. Ancak her hafta pişirme şeklini değiştirmek
gerekir. Haftada iki kere de fazla şekeri olmayan meyveler
yenebilir. Çay içilebilir. Aşağıdaki yiyecek ve içecekler de
yasaktır.
Beyaz unla yapılmış ekmek, pasta gibi şeyler, beyaz pirinç,
tavuk, peynir, yumurta, konserveler, dondurulmuş yiyecekler,
şeker, üzüm, şekerli meyve suları, olgunlaşmış meyve ve
sebzeler, kuru fasulye, ve kuru bezelye, mercimek, mantar,
pekmez, bulama, çikolata, kakao, gazoz dahil bütün
meşrubatlar, ve alkollü içecekler, turşu, sirke, hardal,
sofra tuzu, bayat yiyecekler, sığır eti.
Yukarıda anlatılan gıda rejimi hiç aksatılmadan
uygulanmalıdır.
Kansızlık : Tıp dilinde anemi denilen kansızlık,
kandaki kırmızı hücrelerin veya hemoglobin denilen kırmızı
maddelerin ya da her ikisinin de azalmasıdır. En önemli
nedeni yeteri kadar beslenememektir. Ayrıca, müzmin basur
kanamaları, aybaşı kanamalarının haddinden fazla olması,
doğuştan olan bazı hastalıklar, romatizma, lösemi ve
kanserde de görülür. Kansızlığın tipik belirtileri şöyle
özetlenebilir. Yüzde solgunluk, nefes darlığı, çarpıntı,
halsizlik, ve ayak bileklerinde şişkinlik görülür. Hastanın
burnu sık sık kanar, dilinde acılık vardır. İştahsızlık
ishal ve bazen de kusma görülür. Tedavinin ilk şartı,
istirahat, temiz hava ve kan yapıcı gıdalar yemektir.
Karaciğer hastalıkları : Karaciğer, diyaframın hemen
altında, sağ tarafta, yaklaşık olarak 2 kilogram ağırlığında
koyu kırmızı renkte yumuşak bir organdır. Yaşamak için
gerekli olan bir çok kimyasal olay burada meydana gelir.
Karaciğerin görevi :
- Günde yaklaşık olarak 4 su bardağı (1 litre) safra
salgılar.
- Yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenler.
- Vücudun ısısını ayarlar.
- Vücudun ihtiyacı olan su ve vitaminleri yapar.
- Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan
maddeleri depolar. Kan miktarını ayarlar.
- Hormonların görevleri üzerinde etkili olur.
Karaciğer yukarıda belirtilen görevlerinden herhangi birini
yapamaz hale gelecek olursa, çeşitli hastalıklar ortaya
çıkar. Bunların en önemlileri, karaciğer yetersizliği,
karaciğer iltihaplanması, karaciğer sirozu, safra kesesi
iltihabı ve safra kesesi taşıdır.
Karaciğer Hastalıklarının Ortak Belirtileri :
Hasta, sağ böğründe ağrı hisseder. Bağırsaklarında fazla
miktarda gaz vardır. Karnı şişer, anüsten çıkan gaz pis
kokar. Cilt rengi ve bazen de göz akı sararır. Yüzünde ve
ellerinde çil gibi lekeler görülür. Hazımsızlıktan şikayet
eder. Sabahları dilinde pas ve ağzında acılık hisseder.
Nefesi de kokar. Sabah saatlerinde ensede ağrı hisseder.
Çarpıntı, iştahsızlık vardır. İdrarın rengi sabahları sarı
ve koyu, daha sonraki saatlerde ise, duru ve açıktır. Sık
sık idrara gider. Baldır kasları ağrır. El ve ayaklarında
şişlik görülür. Geceleri uyumak istemez. Görme ve işitme
duyguları da zayıflar.
Karaciğer şişmesi : Herhangi bir karaciğer hastalığı
sırasında, karaciğer hücrelerinin şişip, safra yollarını
tıkanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıkktır. Tıp dilinde
hepatit sarılık denir. Hastanın bütün dokuları, hatta
gözlerinin akı bile sarıya boyanır. İdrarı esmerleşir.
Deride kaşıntılar görülür.
Karaciğer yetersizliği : Karaciğerin görevini
yeterince yapmaması sonucu görülen bir hastalıktır.
Belirtileri bağırsaklarda gaz, karın şişliği, sağ böğürde
ağrı, burun kızarması, solgun renk, yüz ve elde çil gibi
lekeler, paslı dil, ağızda acılık, mide bulantısı, kabızlık,
çarpıntı, el ve ayak şişleri, görme ve işitmede azalma
görülür. İdrar rengi, sabahları koyu, gündüz ise açık ve
durudur. İdrara çok çıkılır. Hastanın çukulata, baharatlı
yiyecekler, turşu, kızartmalar, ve yağlı şeyler yememesi
gerekir.
Karın ağrısı : Karın boşluğunda bulunan mide,
bağırsaklar, karaciğer, safra kesesi, pankreas, dalak,
böbrekler, idrar torbası ve kadınlarda yumurtalık veya
rahimde görülen herhangi bir rahatsızlık, karnın çeşitli
yerlerinde ağrılara yol açar. Bu nedenle karın ağrılarının
nedenleri pek çoktur. Karın ağrıları, hastalığın yerine ve
özelliğine göre ya aniden ya da yavaş yavaş başlar. Ağrı ile
birlikte bulantı, kusma, ishal, ve ateş de görülebilir. Kısa
sürede geçmeyen karın ağrılarında, mutlaka bir doktora
başvurmak gerekir. Doktora danışmadan ilaç, müshil almak çok
tehlikeli sonuçlar doğurabilir.
Kaşıntı : Vücudun herhangi bir yerinde hissedilen ve
böcek dolaşıyormuş hissi, hafif yanma ve batma gibi
rahatsızlıklarla ortaya çıkan kaşıntıya, tıp dilinde
pruritus veya kaşeski denir. Kaşıntıyı doğuran nedenler çok
çeşitlidir. Bunlar şöyle sıralanabilir:
- Sabun, çamaşır tozları ve bazı boyaların neden olduğu
kaşıntılar
- Yün veya naylon iyeceklerin neden olduğu kaşıntılar
- Bazı kimyasal maddelerin neden olduğu kaşıntılar
- İstiridye, yumurta, süt, çilek, soğan gibi bazı besinlerin
neden olduğu kaşıntılar
- Bazı ilaçların neden olduğu kaşıntılar
- Şeker, karaciğer, böbrek hastalıkları veya löseminin neden
olduğu kaşıntılar
- Kurdeşen, egzama, su çiçeği, kızamık, kızıl, kızamıkçık
veya deri iltihabının neden olduğu kaşıntılar
- Mantarın neden olduğu kaşıntılar
- Kıl kurdunun neden olduğu kaşıntılar
- İshal veya kabızlığın neden olduğu kaşıntılar
- Sinirlilik ve ruhi sıkıntıların neden olduğu kaşıntılar
Tedavinin ilk şartı, kaşıntıyı doğuran sebebi bulmaktır. Bu
arada mümkün olduğu kadar kaşımamaya gayret edilir.
Katarakt : Göz merceğinin bulutlanıp, görmenin
bozulmasına halk arasında aksu, akbasma veya göze perde
inmesi adı verilir. Çoğunlukla 50 yaşından sonra görülür.
Nedeni göz yaralanması, şeker hastalığı, gözün uzun süre
ışığa maruz kalması, damar sertliği veya beze hastalığıdır.
Bazen doğuştan da olabilir. En çok rastlananı yaşlılığın
neden olduğu katarakttır.
Kekemelik : Daha ziyade erkeklerde görülen bir çeşit
konuşma bozukluğudur. Nedeni, ya sinir gerginliği ya da
gırtlak çevresindeki kasların ahenkli bir şekilde
çalışmamasıdır. Üzülecek bir durum yoktur. Konuşma
bozukluklarını tedavi eden bir uzmanla görüştükten sonra
tavsiyelere sabırla uymak ve sonucu beklemek gerekir.
Kellik : Saçlı deride, deriden 2-3 santimetre kadar
yüksekte kabuklar şeklinde ortaya çıkan ve bir çeşit
mantarın neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığın
ortaya çıktığı yerdeki saçlar ya tamamen dökülmüş ya da bir
iki kıl kalmıştır. Tedavinin ilk şartı, temizliğe çok dikkat
etmektir.
Kemik iltihabı : Kemiğin ve iliğin iltihaplanması
sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde osteomyelit denir. Nedeni,
cerahat yapan mikropların kana karışması veya derideki
herhangi bir yaradan dağılan mikroplardır. Hastalanan kemik,
dokunulmayacak kadar hassastır. Hastada, terleme ve titreme
görülür. Ağrılar aniden başlar. Vakit geçirmeden tedavi
ettirmek gerekir.
Kemik veremi : Uzun kemiklerin son kısmındaki, kemik
yapıcı kıkırdakların verem olmasına, kemik veremi denir.
Kalça, diz kapağı oynakları ve bazen de omurlarda görülür.
Nedeni veremin ikinci devresinde, verem basillerinin kan
damarları aracılığıyla bütün vücuda yayılmış olmasıdır.
Hastada baş ve eklem ağrıları görülür. Kemiklerinde yaralar
ve delikler açılır. Ateşi de, inip çıkar. Vakit geçirmeden
tedavi edilmesi gerekir. Doktorun tavsiyelerine uyulur,
verdiği ilaçlar kullanılır.
Kemik yumuşaması : Kemiklerin zamanla yumuşayıp,
kırılabilir hale gelmesiyle ortaya çıkan bu hastalığa tıp
dilinde osteomalasi denir. Nedeni, kalsiyum veya D vitamini
eksikliğidir.
Kırıklar : Çarpma, vurma, düşme veya bunlara benzer
bir kaza sonucu meydana gelen kırıklar, kapalı ve açık
kırıklar olmak üzere ikiye ayrılır. Kemikler ya bir yerinden
basit bir şekilde ya da birkaç yerinden kırılıp,
parçalanırlar. Kemik kırılan yerde, şiddetli ve şişkinlik
meydana gelir. Kırılan yer, elle yoklandığı zaman birtakım
tıkırtılar duyulur. Bazen de, kırılan kemikler, kasları,
etleri ve deriyi delerek dışarı fırlayabilir. Kemik
kırıklarında yapılacak ilk iş, kemik uçlarını karşı karşıya
getirerek, kıpırdamayacak şekilde sıkıca sarmaktır.
Kısırlık : Erkek veya kadının döl vermemesi haline,
halk arasında kısırlık, tıp dilinde ise sterilite denir.
Nedenlerini, erkek ve kadında ayrı ayrı incelemek gerekir.
- Erkeklerde KısırlıkNormal cinsel ilişkide bulunmayan veya
menisi olmayan erkeklere kısır denir. Psikolojik etkenler,
iktidarsızlık, erkek uzvunda görülen şekil bozukluğu, gereği
gibi tedavi edilmemiş belsoğukluğu, yumurtaların yerlerine
inmemiş olması, kabakulak hastalığı sırasında husyelerin
iltihaplanmış olması kısırlığı doğuran en başta gelen
nedenlerdendir.
- Kadınlarda Kısırlık
Cinsi münasebetlerin, hamile kalma ihtimalinin çok az olduğu
zamanlarda yapılması, fallop borularının tıkalı olması, döl
yatağında görülen hastalıklar, hormon salgılarının yetersiz
olması, rahim veya dış üretim organlarında görülen şekil
bozuklukları, şeker hastalığı veya tiroid bozuklukları,
beden yorgunluğu, sinir bozukluğu en başta gelen
nedenlerdendir.
Çocuk sahibi olmayan eşlerin, tepeden tırnağa kadar muayene
olup, gerçek nedenleri, tespit ettirmeleri gerekir.
Kızamık : Daha ziyade 3-10 yaşları arasında görülen
bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp dilinde morbilli denilen bu
hastalığın nedeni, bir çeşit virüstür. Kızamıklı hastanın
tükürük damlacıkları aracılığı ile sağlamlara da bulaşır. Bu
nedenle, kızamık lekeleri kaybolduktan sonraki 10 gün içinde
de hastayı, sağlıklı kimselerle görüştürmemek gerekir.
Hastalık mikrop alındıktan sonra 10 gün içinde orataya
çıkar. Hastanın gözleri kızarır, burnu akar, hapşırır,
öksürür. Ateş yükselir. Baş ağrılarından şikayet eder.
Kuvvetli ışıktan rahatsız olur. Bu belirtilerden aşağı
yukarı 4 gün sonra küçük kırmızı ufak lekeler görülmeye
başlar. Bunlar grup halindedir. Bu dönemde dudaklarda
kuruluk ve dilde paslanma dikkati çeker. Bir süre sonra da
kızamık lekeleri yüzün her tarafına, boyuna, göğse, kollara,
karına, ve bacaklara yayılır. Bu dönem 3-4 gün devam eder.
Sonra ateş yavaş yavaş ya da birdenbire düşerek belirtiler
kaybolur. Hastanın odası güneş görmeli ve çok temiz
olmalıdır. Oda ısısı 18-20 derece arasında tutulmalı, günde
en az iki kere havalandırılmalı ve hastanın üşütmemesi için
azami dikkat gösterilmelidir. Ayrıca, hastanın ağız, burun
ve beden temizliğine özen gösterilmelidir. Bunlara dikkat
edilmediği takdirde hastalık, zatürree, bronkopnömoni,
zatülcenp, ortakulak iltihabı veya ensafalit gibi tehlikeli
hastalıklara neden olabilir. Kızamık geçirenler, bağışıklık
kazanıp bir daha kızamık olmazlar. Ayrıca çocuklara 2
yaşında yaptırılacak kızamık aşısı da bağışıklık sağlar.
Kızamıkçık : Deri döküntüleri, hafif ateş ve hafif
nezle ile ortaya çıkan Alman kızamığı da denilen bulaşıcı
bir hastalıktır. Tıp dilinde, rubella denir. Daha ziyade
çocuklarda görülür. Ancak, hamile kadınların da, gebeliğin
ilk üç ayı içinde kızamıkçık olma ihtimali vardır. Bu
durumda, ana rahmindeki cenin de etkilenir. Hastalık,
havadaki zerreciklerle bulaşır. Kuluçka devresi, çoğunlukla
17 gündür. Hastanın vücudunda pembe, düz lekeler görülür.
Bazen boynun arka tarafındaki bezler de şişer. Tedavi için
kullanılacak özel bir ilaç yoktur. Hastalık genellikle 4 gün
içinde geçer. Bu süre içinde hastanın odasını ayırmak ve
sağlam kimselerle görüştürmek gerekir. Kesin istirahat da
şarttır.
Kızıl : Kendine has bir deri döküntüsü ve boğaz
ağrısı ile ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalıktır. Tıp
dilinde scarlatina denir. Nedeni, bademciklere yerleşen bir
çeşit mikroptur. Hastalık aniden ortaya çıkan baş ağrısı,
titreme, boğaz yanması, bulantı, ve havale ile başlar. Ateş
yükselir. Nabız hızlanır ve bademcikler de şişer. Bu
belirtilerin ortaya çıkmasından çok kısa bir süre sonra,
ağız çevresi hariç vücudun diğer yerlerinde kırmızı lekeler
belirir. Dilin üstü de beyaz bir tabakayla kaplanır. Bu
tabaka 3 gün sonra kalkar ve dil ağaç çileği görünümünü
alır. Hastalık en fazla 6 hafta içinde geçer. Bulaşmayı
önlemek amacıyla, hastanın odası ayrılır. Başkaları ile
görüşmesi engellenir. Odası sık sık havalandırılır. Sulu ve
sindirilmesi kolay yiyecekler verilir. İyi tedavi edilmezse
böbrek iltihabına neden olabilir.
Kloroz : Bir çeşit kansızlıktır. Kanda hemoglobin
miktarının azalması, bu duruma neden olur. Çarpıntı,
halsizlik, nefes darlığı, yüzde solgunluk ve ayak
bileklerinde şişme görülür.
Kolera : Kolera vibriyonu denilen mikropların meydana
getirdiği en tehlikeli bulaşıcı hastalıklardan biridir. Daha
ziyade, su, kanalizasyon ve tuvalet durumu elverişli olmayan
çevrelerde görülür. Kolera mikrobu içme sularına karışan
sularla yayılıp, salgın haline gelir. Ayrıca hastaların
dışkısı, kusmuğu ile bulaşır. Kolera mikrobu bulaşmış
yiyecek maddeleri de hastalığın yayılmasına neden olur.
Korunmak için, meyve ve sebze bahçeleri hiç bir zaman lağım
suları ile sulanmamalıdır. Lağım sularının, içme sularına
karışması engellenmelidir. Yiyecek ve içecekler sinek, böcek
ve fare giremeyecek yerlerde saklanmalıdır. Yemeklerden önce
ve tuvaletten çıktıktan sonra eller mutlaka sabunlu suyla
yıkanmalıdır.
Kör çıban : Özellikle sırt, ense veya yüzde meydana
gelip, kıl diplerinin iltihaplanmasıyla beliren bir çeşit
çıbandır. Küçük, kırmızı ve sert bir şişliktir. Büyüdükçe,
ağrı artar, fakat çoğu zaman baş verme görülmez. Kör
çıbanları kesinlikle sıkmamak ve kurcalamamak gerekir.
Kramp : Kaslarda, şiddetli bir ağrı ile beraber istek
dışı meydana gelen kasılmalara kramp denir. Çoğunlukla
yorgunluk, fazla terleme ve ishalden sonra görülür.
Atardamar hastalıkarından kaynaklanan kramplarda mutlaka bir
doktora başvurmak gerekir.
Kuduz : Kuduz hayvanın ısırması ve salyasının insan
vücudundaki herhangi bir sıyrıktan girip, kana karışması
sonucu ortaya çıkan bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır.
Tıp dilinde rabies veya hydrophobia denir. Kuduz virüsü,
vücuda girdikten sonra sinir sistemine yerleşerek, beyne
kadar gelir ve orada iltihap yapar. Bu iltihaplanma,
ısırıldıktan sonra geçen 7 ila 60 gün arasında meydana
gelir. Bu nedenle kuduz aşısının bu süre içinde yapılması
gerekir. Kuduz belirtileri ortaya çıktıktan sonra yapılacak
kuduz aşısı ile kuduz serumunun kıymeti yoktur. Kuduz
hastalığının başlangıcında, yorgunluk, durgunluk, sinir
bozukluğu, baş ağrısı ve kalpte sıkışma görülür. Hasta
yerinde duramayacak kadar sıkıntılıdır. Bir süre sonra boğaz
ve solunum yollarındaki kramplar başlar. Bu dönemde sudan da
korkmaya başlar. Kuduz şüphesi olan bir hayvan ısırdıktan
sonra ısırılan yerden bol kan akıtılır. Sonra oksijenli
suyla yıkanıp, tentürdiyot sürülür. Bu işlem sık sık
tekrarlanır.
Kulak ağrısı : Kulak ağrısı başka bir hastalığın
belirtisidir. Kulak borusu zarı iltihabı, kulak nezlesi,
ortakulak iltihabı, kulak yolundaki çıban, boyun bezeleri,
yüz nevraljisi, bademcik iltihabı veya çene mafsalındaki
hastalık, kulak ağrısına neden olabilir. Bu nedenle doktora
başvurmak gerekir.
Kulak akıntısı : Dış veya ortakulak iltihabından
kaynaklanır. Akıntı azsa, dışkulak iltihabı, koyu sarıysa
ortakulak iltihabı düşünülür. Mastoid iltihabının neden
olduğu akıntı ise, krem kıvamında olup, çoktur. Kulaktan
kanlı akıntı gelmesi, kulak zarının delinmiş olması veya
kafatası kırığından kaynaklanabilir. Doktora başvurmak
gerekir.
Kulak çınlaması : Kulak çınlaması, kulak uğultusu
veya kulak vızıltısına, tıp dilinde tinnitus denir. Çok
çeşitli nedenleri vardır. Bunlar arasında, kulak kiri,
içkulak iltihabı, ortakulak iltihabı, menier hastalığı,
ateşli hastalıklar, yorgunluk, zafiyet, bazı ilaçlar, yüksek
veya düşük tansiyon sayılabilir. Bu nedenle doktora
başvurmak gerekir.
Kulak iltihabı : Ortakulakta veya kulak arkası
kemikte görülür. Vakit geçirilmeden doktora başvurmak
gerekir.
- Ortakulak İltihabı
Bademcik veya gırtlakta meydana gelen iltihaplar grip,
kızamık, kuşpalazı, kızıl gibi hastalıklar ortakulağın
iltihaplanmasına neden olabilir. Hastada, yüksek ateş ve
kulak ağrısı görülür. Kulağa sıcak pansumanlar yapmak,
ağrıları dindirir.
- Kulak Arkasındaki Kemiğin İltihabı
Nedeni, genellikle ortakulaktaki iltihabın, kulak
arkasındaki kemiğe doğru yayılmış olmasıdır. Hastada ateş,
kulak ağrısı, koyu kulak akıntısı, halsizlik görülür. İşitme
azalır. Çaresi ameliyattır.
Kulak kiri : Dışkulak borusundaki ufacık bezler;
kulak kiri adı verilen hafif sarımtırak yağlı bir madde
salgılarlar. Bu salgı fazla olduğu zaman, dışarıya
atılamayıp kulak içinde kuruyacak olursa, bir tıkaç meydana
getirir ve kulak zarını etkileyerek rahatsızlık verir.
Dışkulak borusu, kulak kiri ile tamamen kapanacak olursa,
uğultu, çınlama gibi arızalara neden olur. Tamamen tıkanmış
boru, ancak doktor tarafından açılabilir.
Kulunç ağrısı : Şiddetli ağrılara ve özellikle
kalınbağırsak kaslarının kasılması sonucu meydana gelen ve
omuz başlarında hissedilen ağrılara, halk arasında kulunç
denir. Bu çeşit ağrıların bazıları sabit, bazıları da gezici
ağrı şeklindedir. Kalınbağırsağın kasılmasından kaynaklanan
bu çeşit ağrılara, tıp dilinde kolik denir.
Kum sancıları: Böbrek kumlarını dökmek ve onların
neden olduğu sancıları gidermek için, perhiz yapmak ve bol
bol su içmek çok faydalıdır.
Kurdeşen: Tıp dilinde Ürtiker denilen kurdeşen, bir
çeşit alerjidir. Ciltte aniden başlayan ve birkaç saat süren
dayanılmaz kaşıntılarla kendini gösterir. Ciltte görülen
küçük, kırmızı kabarcıklar, bir süre sonra şişebilir. Bu
belirtiler, bazen çok kısa zamanda geçer, bazen de uzun süre
devam eder. Nedeni, böcek veya arı sokması, bozuk
yiyecekler, bazı yiyecekler, bazı ilaçlar veya aşırı
derecede heyecanlamadır.
Kusmak : Midenin içindekilerini, elde olmayarak ağız
yolu ile dışarı atmaya kusmak, kusulan şeye de kusmuk denir.
Kusmanın bir çok nedeni vardır. Örneğin, zehirli, bozulmuş
yiyecekler, içki, gastrit ve ülser gibi mide hastalıkları,
bazı besinlere karşı hassasiyet, bazı ilaçlar, kanser, mide
kanaması, mide fıtığı, sinirlenme, migren, araç tutması,
zehirlenme, kansızlık, sarılık, tiroid hastalıkları,
hamilelik ve çocuklarda kabakulak, bademcik veya bağırsak
hastalıkları sırasında kusma görülür. Tedavinin ilk şartı,
kusmanın nedenini belirlemektir. Tedavi nedene göre yapılır.
Hasta kustuktan sonra, sırt üstü yatırılır. Birşey
yedirilmez. Bir bardak buzlu su, yudum yudum içirilir.
Kuşpalazı : Difteri de denilen bu hastalığa
tutulanlarda yutkunma zorluğu, ses kısıklığı, nefes darlığı,
kuru öksürük, yüzde morarma, bademcikler üzerinde kurşuni
beyaz renkte bir zar, boğaz ağrısı, boyun bezlerinde şişlik,
iştahsızlık, kol ve bacaklarda ağrılar görülür. Ateş 38-40
derece arasındadır. Nabız süratlidir. Hastalık başlangıcında
teşhis edilip, hastanın nefesi tamamen kesilmeden müdahale
edilmezse, ölümle sonuçlanır. Bulaşıcı bir hastalıktır.
Hastanın bulunduğu yerdeki havaya yayılan mikroplarla
bulaşır. Korunmak için en iyi çare difteri aşısı
yaptırmaktır. Vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.
|
| [A][B][C][Ç][D][E][F][G][H][I][İ][J][K][L][M][N][O][Ö][P][R][S][Ş][T][U][Ü][V][Y][Z] |
|
|
|
|
EN SON EKLENEN 5 LİNK |
|
|
EN SON EKLENEN İNDİRİMLİ KİTAPLAR |
| Vücut Bakım Kitabı |
| Esinlendirici, aydınlatıcı ve son derece pratik bir kitap olarak The Body Shop Vücut Bakım Kitabı her yaştan kadın için mükemmel bir kendini iyi hisse |
|
|
| Bebek Jimnastiği |
| Çocuklarının fiziksel gelişimini koruma altına almak ve ilerletmek isteyen ebeveynlerin başvuru kaynağı
Bebeğinin sağlıklı, güçlü ve hareketli olması |
|
|
| Mayo Clinic Sağlıklı Yaşlanma |
| Sağlıklı yaşlanma kazara olmaz. Bu kitap size yaşlanma sürecini başarılı bir şeklide sürdürmek ve yaşam kalitenizi devam ettirmek veya geliştirmek içi |
|
|
|
|
|
....
Estetik
Estetik
Burun estetiği
meme estetiği
Burun estetiği
göğüs estetiği
.... |
|
|