Acil Kan Bankası
 SAĞLIK EĞİTİMİ

Sağlık Platformu'nu Twitter'da takip et

SAĞLIK platformu >> Sağlık Haberleri


YENI DÖNEMDE HEKIMLERIN HASTANELERDEKI KARAR ALMA MEKANIZMALARINDAKI ROLÜ

Doktorlar ve Hastaneler

2011 yilini geride birakmaya baslarken, son yillarda saglik sektöründe yasanan degisim ve gelismeler ekseninde bir dönem degerlendirmesi yapmak istedik. Hükümet, tüm alanlarda oldugu gibi saglik alaninda da Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) yönetimi sikilastirir ve topyekun bir “yeniden düzenleme” anlayisini sergilerken, muhalif çevreler bu yaygin düzenlemeler karsisinda hangi konuya el atacagini kestirmekte zorlanir hale geldi. Saglik alaninda yürürlüge giren son kararnamelerle hekimlerin hastanelerdeki karar alma mekanizmalarindaki rolünü bir kez daha tartismakta yarar görünüyor. Bilindigi gibi “Saglikta Dönüsüm Programi” son yillarda saglik kamuoyunu oldukça mesgul eden konularin basinda geliyor. Bu program çerçevesinde yapilan her uygulama kimi çevrelerce oldukça fazla elestiriliyor, kimi çevrelerce de begeni topluyor. Ama bilinen su ki “Saglikta Dönüsüm Programi” çerçevesinde yürürlüge konan ve konacak her gelisme ve degisim hastaneleri, hekimleri ve saglik politikalarini uygulayanlari karsi karsiya getiriyor.

Aysenur Asuman UGUR
Kaynak: www.doktordergisi.com

2011 yilini geride birakmaya baslarken, son yillarda saglik sektöründe yasanan degisim ve gelismeler ekseninde bir dönem degerlendirmesi yapmak istedik. Hükümet, tüm alanlarda oldugu gibi saglik alaninda da Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) yönetimi sikilastirir ve topyekun bir “yeniden düzenleme” anlayisini sergilerken, muhalif çevreler bu yaygin düzenlemeler karsisinda hangi konuya el atacagini kestirmekte zorlanir hale geldi. Saglik alaninda yürürlüge giren son kararnamelerle hekimlerin hastanelerdeki karar alma mekanizmalarindaki rolünü bir kez daha tartismakta yarar görünüyor.

Bilindigi gibi “Saglikta Dönüsüm Programi” son yillarda saglik kamuoyunu oldukça mesgul eden konularin basinda geliyor. Bu program çerçevesinde yapilan her uygulama kimi çevrelerce oldukça fazla elestiriliyor, kimi çevrelerce de begeni topluyor. Ama bilinen su ki “Saglikta Dönüsüm Programi” çerçevesinde yürürlüge konan ve konacak her gelisme ve degisim hastaneleri, hekimleri ve saglik politikalarini uygulayanlari karsi karsiya getiriyor.

Saglik Bakanligi’nin 4 Kasim 2011 tarihinde basina ulastirdigi ve büyük ölçüde dosya konumuzun kapsamini da içeren “Saglik Bakanligini Yeniden Yapilandirdik” baslikli dönem degerlendirmesi niteligindeki açiklama söyle:

“Saglikta Dönüsüm Programi’ni küresel gelismeleri gözeten, ülkemizin sosyo-ekonomik gerçeklerine uygun, yapisal, planli ve sürdürülebilir bir Türkiye modeli olarak hazirladik. Programi, bütün vatandaslarin esit haklara sahip kisiler olarak saglik hizmetlerine hakkaniyet içinde erismelerini amaç edinen ahlâki anlayis üzerine insaa ettik. Vatandasimizin hayatini kolaylastiran adimlari cesaretle ve kararlilikla attik. Bu kadar yaygin ve etkili bir dönüsüm programinin uygulanmasi yapacaklarimizin da habercisi niteliginde oldu. Yürütmekte oldugumuz ‘Dönüsüm Programi’nin bilesenlerinden biri Saglik Bakanligi’nin planlama, yönetme ve denetleme kapasitesini güçlendirmekti. Bu amaçla Bakanlik Teskilatini yeniden yapilandirdik. Attigimiz her adimda oldugu gibi bu yapilandirmada da insani merkeze koyduk, vatandasimizin ve saglik sektörünün beklentilerini dikkate aldik. Bu çalismada diger ülke örneklerinin teorisini ve pratigini inceledik. Yeniden yapilandirdigimiz kurumlarin çagdas normlarda verimli, etkili, saydam ve hesap verebilir olmalarini hedefledik.”

Bilindigi gibi hekimler saglik hizmetlerinin temel yapi tasi. Gerektiginde bir saglik kurulusu olmadan da asgari ölçülerde bile olsa bir hekim tek basina saglik hizmeti verebiliyor. Ama eger bir saglik kurulusunda hekim ve mesleginde yetkin hekimler bulunmuyorsa saglik kurulusunda saglikli bir teshis ve tedavi sürecinin yönetilmesi mümkün olamaz. Ayrica o saglik kurulusunda hekimler gerek tibbi gerekse bir takim idari süreçlerde karar almada pasif davraniyor ya da davranmak zorunda kaliyorlarsa bu da saglikli bir teshis ve tedavi sürecini engelleyen etkenler arasinda yer alabiliyor. Peki kamu saglik kuruluslari ve özel hastanelerde karar alma mekanizmalarinda yetkili olan ya da olmasi gereken yönetici hekimler hangi konularda yetkilidirler ya da yetkili olmalidirlar? Uzun yillar bir üniversite hastanesinde yöneticilik yapmis ve son birkaç yildir Medicana International Ankara Hastanesi’nde Medikal Direktör olarak yöneticilik görevini sürdüren Prof. Dr. H. Baris Diren kamu ya da özel sektörde görevli bir hekim yöneticinin hangi konularda yetkili oldugunu söyle aktariyor:

“Hekim yöneticiler, hastane tibbi kadrolarinin seçimi ve yönetiminde, hastane tibbi donanim ve sarf malzemelerinin seçimi ve alim süreçlerinin yönetiminde, hastanenin yapacagi kurumsal anlasmalarda, kamu ve özel tüm tibbi kurumlarla iliskilerde, tanitim ve pazarlama faaliyetlerinde ve hastanede görevli tüm çalisanlarin özlük haklarinin belirlenmesinde, terfi ve atamalarinda yetkilidirler.”

Prof. Dr. Diren’in yukaridaki açiklamalarina göre bir hekimin ve özellikle bir yönetici hekimin tibbi süreçlerin yaninda idari süreçlerde de yetkili olmasi kaçinilmaz. Türk Tabipler Birligi Merkez Konseyi Baskani Dr. Eris Bilaloglu da kamu ve özel hastanelerde yöneticilik yapacak kisinin hekim olmasindan öte yapilacak isle ilgili olarak birikim, egitim ve tecrübesinin olmasi, yöneticilik özelliklerine sahip olmasinin her açidan önem tasidigina dikkati çekiyor ve konuya bakisini söyle dile getiriyor: “Saglik hizmet sunumunda hekimlerin yönetici olmasi bu özelliklerle hekimler arasinda siklikla örtüsme olmasindan ya da öyle olmasi beklendiginden kaynaklanmaktadir. Açik ki hekim olmak saglik alanindaki her isten anlamak gibi bir özellik saglamaz. Hekimlerin yönetici olmasi kurumun önce saglik odakli olmasina bir katki sunabilir. Kuskusuz amaç ve hedeflerin piyasa merkezli tanimlandigi durumlarda ‘görüntüyü kurtarmak’la sinirli bir katkidan bahsedilebilir.”

Saglik hizmetlerinin dogasi geregi mesleki bilgi ve yeterlilik yaninda, etik degerlerin de en önde tutulmasi gereken hizmetler oldugunu vurgulayan Gelisim Laboratuvarlari Genel Yönetmeni Doç. Dr. Pasa Göktas, tüm bunlarin yaninda, sagligin iyi bir isletmecilik bilgisi gerektirdigini kaydederek bakisini söyle ifade ediyor: “Hekimlerin ilk iki konuda yeterliligi tartisilmiyor. Daha çok, isletmecilik görevinde yeterli olamadiklari tartisiliyor. Bu nedenle, hekim disi yöneticiler gündeme getiriliyor. Ancak bu yaklasimlarda göz ardi edilen durum, saglik hizmetlerinin öncelikle herhangi bir kâr isletmesi olmadigi, önceligin mesleki yeterlilik ve etik degerlere baglilik oldugunun unutulmasidir. Bu nedenle, saglik hizmetlerinde yine en yararli ve dogru yönetici tipinin hekimlerden çikacagi görüsündeyim. Isletmecilige yatkin ve bu özelliklerini gelistiren hekimler, saglik kuruluslarinin yöneticiligini diger meslek unsurlarindan daha iyi yerine getirebilirler. Yapmalari gereken, bu is için çesitli meslek unsurlarindan iyi bir ekip olusturmak ve onlari dogru biçimde yönetmektir. Diger meslek unsurlarinin birincil karar mercii oldugu yöneticiler, saglik hizmetlerinin etik degerlerden sapmasina neden olabilirler.”

Yukaridaki görüsler çerçevesinde görülüyorki yöneticilik yapacak bir hekimin yönetsel açidan ve isletme bilgisi alanlarinda yetkin olmasi tibbi süreçlerin saglikli bir sekilde yönetilebilmesi için oldukça önemli.

Saglik kuruluslarini yöneten hekimlerin çalistiklari kuruluslarda bu yetkilerini ne ölçüde kullanabildikleri sorusu da dosyamiz kapsaminda önem kazaniyor. Mevcut yönetimler saglik hizmetlerinde telaffuz edilmemesi gereken “kâr” kaygisi ile hareket etmek durumunda kaliyorlar mi? Kamu saglik kuruluslari ve özel hastanelerde tibbi süreçleri dogrudan ya da dolayli etkileyen satin almalarda yönetici hekimlere gerçekten ne oranda danisiliyor? Son yillarda özellikle kamuda tibbi süreçler üzerinde etkisi oldukça artan taseron hizmet satin alma yöntemi yönetici hekimlerin kararlariyla mi yapiliyor? Doç. Dr. Pasa Göktas’in bu sorulara verdigi yanit da yine hekimin önemini vurguluyor:

“Kamu ve özel hastanelerde önemli konularda ve tibbi süreçleri dogrudan ya da dolayli etkileyen satin almalarda bazi kuruluslarda hekimlere danisilirken bazilarinda ise danisilmiyor. Burada birincil derecede sorumlu olarak, tabii ki bu tür alim kararlarinda hekimlerle birlikte görüs olusturmak ve sartnameleri onlarla birlikte yapmak, isin sonuçlari yönünden gerekli ve yararlidir.”

Benzer bir görüs de Prof. Dr. Baris Diren’den geliyor. Prof. Diren, “kamu ve özel hastanelerde önemli konularda ve tibbi süreçleri dogrudan ya da dolayli etkileyen satin almalarda hekimlere danisan kurumlar oldugu gibi danistigi halde hekim önerisini dikkate almayan ya da hiç danismayan kurumlar da” olduguna dikkati çekerek sunlari vurguluyor:

“Tibbi süreçleri etkileyen taseron hizmetlerinde de hekimlerin görüsüne basvurulmakta ancak kamu kurumlarindaki ihale kanunlari nedeniyle uygun tedarikçinin seçimi her zaman saglanamamaktadir. Ayni durum özel hizmet kurumlarinda da ekonomik nedenlerle karsimiza çikabilmektedir. Tibbi süreçleri dogrudan etkileyen demirbas ve sarf malzemesi alimlari yaninda, bu süreçlerle ilgili taseron hizmet alimlarinda hekim görüsü hatta onayi alinmasi büyük önem arz etmektedir. Aksi halde uygulamadan birinci dereceden sorumlu kisi olan hekimlerin süreç sorumluluklarini üstlenmesi beklenemeyecektir.”

Bilindigi gibi kamu saglik kuruluslarinda son yillarda hem tibbi hem de idari süreçlerin sürdürülmesinde taseron olarak hizmet veren firmalarla çalisiliyor, bu sekilde hizmet satin alma yöntemine siklikla basvuruluyor. Özellikle kamu saglik kuruluslarinda basvurulan taseronlasmanin halk sagligini tehdit ettigi yönünde meslek örgütleri açiklamalarda bulunurken buna paralel olarak saglikta taseronlasmanin hizmet kalitesini büyük ölçüde düsürdügü ve bununla baglantili olarak ise hastane kaynakli ölümlerin birçogunun da taseron firmalar nedeniyle gerçeklestigi dile getiriliyor. “Saglik hizmetinin sunum sürecinde hekim kâr-zarar kaygisi içinde hareket ederse görevini yerine getirme konusunda kisitlanabilir” diyen Prof. Dr. Baris Diren, bu durumun da ya kalici saglik sorunlarina ya da yasam kaybina kadar giden uygulama hatalarina neden olabilecegi uyarisini yapiyor ve açiklamalarina söyle devam ediyor:

“Saglik hizmetinin sunumunda kontrolünüz disina çikan uygulama eksikleri ya da çaresizlikten kaynaklanacak yanlis uygulamalar, telafisi mümkün olmayan ya da çok daha pahaliya mal olan telafi yöntemlerine basvurulmasina yol açmaktadir. Örnegin; ucuz diye uluslararasi standartlari karsilamayan bir tibbi malzeme kullaniminin yol açacagi komplikasyonlari gidermenin maliyeti her zaman daha yüksektir. Bu bakis açisi ile yetersiz demirbas donanimindan tutun, kadrolasmada uygunsuz seçime kadar çok genis bir yelpazede kurumun performansi olumsuz yönde etkilenecektir.”

Konu insan sagligi olunca saglik sisteminin isleyisi ile ilgili yürürlüge konan ya da konacak her türlü uygulamanin, yapilan olumlu ve olumsuz her elestirinin son derece dikkate alinmaya, konusmaya ve tartismaya deger oldugu inkar edilemez. Son yillarda Doktor Dergisi’nin birçok sayisinda da saglik kamuoyunu mesgul eden bu konulara siklikla degindik. “Saglikta Dönüsüm Programi” ve getirdikleri… Bu programin içinde yer alan “Kamu Hastaneleri Birligi” yapilanmasini da konuyla ilgili çevrelerin görüsleriyle isledik. 2011 yilini geride birakmaya hazirlandigimiz son aylarda bu konuda sözü tekrar hekimlere veriyoruz. Hastanelerde tibbi ve birçok idari süreçte karar verici konumda olan hekimlerin ve yönetici hekimlerin “Kamu Hastaneleri Birligi” yapilanmasindaki yeri hakkinda neler öngörülüyor? Hekimler, önerilen bu yeni yapilanmada söz ve karar haklari açisindan neler yasayabilirler? Saglik kamuoyunda sik sik gündeme geldigi üzere; sagligin ve hastanelerin kar zarar kaygisi güdecek sekilde tam bir isletme mantigi ile yönetilmesini önerdigi kaygisiyla “Kamu Hastaneleri Birligi” de elestiri oklarinin hedefinde bulunuyor. Bu kaygilar konuyla ilgili görüs aldigimiz uzmanlarin yorumlarina da yansiyor. Dr. Eris Bilaloglu birlikler konusundaki elestirilerini söyle açikliyor:

“Kamu Hastane Birliklerinin 2 Kasim 2011 tarihli Resmi Gazetede yayimlanan hali önceden dile getirilen bütün degerlendirmeleri hakli çikartmistir. Yani bir genel sekreter tarafindan yukaridan asagiya yönetilen, kâr hedefinin bütün dokuya isledigi, egitim vb. görevlerin dile bile getirilmedigi ‘kamu’ hastaneleri! Bu yapi içerisinde hekimlerin söz ve karar haklari tartismasi ciddiyet tasimamaktadir. Bilinir ki çalisanlarin ve özel olarak bir meslek grubunun sermaye degil insan yararina söz ve karar sahibi olabilmesi örgütlü olmasindan geçer. O nedenle ‘örgütlü emek, saglikli toplum’ slogani dile getirilir. Kamu Hastane Birlikleri (KHB) modelinde oldugu gibi çalisan güvencesinin olmadigi ortamlarda demokratik ve katilimci isleyisler degil otoriter ve ‘evet efendimci’ kisisel çikar tutumlari hakim olur.”

Doç. Dr. Pasa Göktas ise “Kamu Hastaneleri Birligi yapilanmasinin saglik kuruluslarini kâr-zarar kriterine göre yapilandiracak ve verimli isletmeciligi hedef alan isletmecilik modeli gibi göründügünü” bildirerek bu modeldeki olasi risklere söyle deginiyor:

“Bu model giderek etik degerlerden uzaklasan bir yapiya dönüsebilme riski tasiyor. Bunun yaninda, hekimlerin daha güvencesiz çalisacagi bir isletme modeli gibi görünüyor.”

Etik degerlerden uzaklasma, her alanda oldugu gibi insan hayatini dogrudan ilgilendiren bir alan olan saglik alaninda da hiç istenilmeyen bir durum elbette ki. Prof. Dr. Baris Diren de “kisisel olarak kamu hastaneleri birligi yapilanmasinin ulusal saglik hizmetlerinin sunumuna nasil bir yarar saglayacagini anlayabilmis degilim” seklinde bir açiklamada bulunarak kaygilarini söyle dile getiriyor:

“Eger arzu edilen; yapisal özellikleri farkli hizmet kurumlarini bir çati altinda toplamak ise bunun yolu yasal düzenlemelerdir. Yok eger arzu edilen saglik hizmet kurumlarinin yönetsel islevlerinde yasa koyucunun yetkilerini devretmek ise bunun için birlik olusturma yerine kurumsal özerkliklerin saglanmasi daha etkin ve kisa yoldur. Eger amaç sehir merkezleri içine sikisarak yeniden yapilanmasi mümkün olmayan ancak yüksek rant degerlerine sahip binalari ekonomiye kazandirmak ise bu kadar kapsamli kökten degisimlere gerek kalmadan da yapilabilir…”

Dönem degerlendirmesi kapsaminda deginecegimiz bir diger konu da Saglik Bakanligi’na baglanan üniversite hastaneleri. Son yillarda borçlari oldugu bildirilerek Saglik Bakanligi’na belirli kriterlerle baglanan üniversite hastanelerinin sayisindaki artis dikkati çekiyor. En dikkat çekici örneklerden olan Marmara Üniversitesi’nde isletme, satin alma ve benzeri süreçler Saglik Bakanligi’na baglanmis durumda.

TTB Merkez Konseyi Baskani Dr. Eris Bilaloglu üniversite hastanelerinin Saglik Bakanligi’na baglanmasiyla ilgili uygulamalara yaptigi elestirisinde uzun vadede dogabilecek olasi sorunlara söyle dikkat çekiyor:

“Ögretim üyesi olan hekimler söz ve karar haklari açisindan, Marmara Üniversitesi örneginde oldugu gibi, ‘yasamaya’ baslamis durumdalar. Zamanla kuruma kâr getirecek önerilerin disinda bir konuyu konus(a)mayan (uzun süredir fakültelerdeki toplantilar -egitimin gündem bile olamadigi- sadece gelirlerin konusuldugu içerikte yapilmaktadir), tabiyet iliskisinin hakim oldugu bir ‘görevli’ konumu geçerli olacaktir. Zaten son KHK’de SB Egitim Arastirma Hastanelerinde ögretim üyeleri ‘görevli’ konumunda tanimlanmislardir.”

Dr. Bilaloglu Saglik Bakanligi’na bagli olarak belirli süreçlerin yönetildigi bu sistemde “kâr” etme kaygisi güdülecegi ve üniversitelerin asil nosyonu olan egitimin geri planda kalacagi kaygilarini dile getirirken Prof. Dr. Baris Diren de “egitim” yönünden konuya yaklasiyor ve görüslerini söyle ifade ediyor:

“Üniversite hastanelerinin Saglik Bakanligi’na baglanmasi konusunda yasa koyucunun resmi bir politikasi var midir bilgi sahibi degilim. Ama son yillardaki uygulamalardan Saglik Bakanligi’nin bu konuda son derece arzulu oldugu izlenimi dogmaktadir. Böyle bir uygulamanin olmasi yanlis da olmayabilir. Önemli olan egitim faaliyetlerinin nasil hayata geçirilecegidir. Bilim, özerk ortamlarda gelisebilir. Yasa koyucunun yürütme yetkilerini devretmek amaciyla hazirladigi ‘kamu hastaneleri birlikleri’ gibi yasal düzenlemeler söz konusu iken üniversite egitim kurumlarinin yönetimine talip olmasi çeliskili bir uygulama olur. Eger böyle bir uygulamaya gidilecekse egitim ve ögretim islevlerinin bilimsel özerkliginin saglanmasina yönelik düzenlemeler de yapilmalidir. Ögretim üyelerinin böylesi düzenlemeler sonucundaki pozisyonlari, yapilacak düzenleme ile ortaya çikar.” Saglik Bakanligi bu konuda kararli adimlarla ilerlerken Doç. Dr. Pasa Göktas ise konuyla ilgili olarak hükümetin uygulamalarini söyle elestiriyor:

“Son dönemde, üniversite hastanelerinin tikanmaya mahkum edildigi sürecin sorumlusu, Saglik Bakanligi’nin ve bizzat Sayin Saglik Bakani’nin belirli görüs ve uygulamalardaki inat ve israridir. Üniversiteler, düz devlet hastaneleri degildirler. Egitim veren, özellikli islemleri yapan kurumlardir. Bu nedenle de, özellikli islemleri konusunda serbest fiyat politikasi uygulama hakkina sahip olmalidirlar. Aynen daha önceleri oldugu gibi. Bir özellikli teste, bir özellikli ameliyata, bir özellikli girisime siz siradan devlet hastanesi ile bir üniversite hastanesinde ayni fiyati verirseniz, üniversiteler giderek düzlesir, devlet hastanelerine dönerler. Onlari siradanlastirma yerine, özelliklerini daha da desteklemek, onlarin gelismesini saglayacaktir. Son dönemde yapilanlar ise, tam tersi yöndedir. Üniversiteler özelliklerini yitirmekteler. Bunun da nedeni, Saglik Bakanligi’nin basini çektigi ücretlendirme politikasidir. Giderek ekonomik çikmaza giriyorlar ve Saglik Bakanligi’na teslim oluyorlar. Bu, Türkiye için oldukça sakincali bir gidistir. Üniversitelerin gelisim süreçleri durma noktasina gelmektedir.”

Hekimleri, hastaneleri ve hastalari karsi karsiya getiren yürürlükteki performans uygulamalari da hekimin saglik hizmeti sunumundaki karar verici rolünü olumsuz yönden etkileyen unsurlar arasinda sayiliyor. Mevcut performans uygulamasinin öncelikle hastalarin aleyhine isler hale geldigi görüsünün, saglik profesyonellerince ortak bir düsünce olarak ifade edildigine tanik oluyoruz. Dr. Eris Bilaloglu, “Yürürlükteki performans uygulamalarinda saglik hizmeti sunumunda hastalar ve hekimler açisindan yasanan farkliliklarla ilgili olarak hekim görüslerine basvurularak yapilmis birden fazla çalisma/anket ve gözlem bulundugunu” vurgulayarak bu verilere göre; tibbi karar alma süreçlerinde hasta zararina (muayene süresi, islem tercihi, etik vb. parametreler açisindan) bir sürecin yasandigini söylüyor. Doç. Dr. Pasa Göktas da performans sistemini elestirenler arasinda yer aliyor. “Hastalar yönünden gerekli olan kararlar ve islemler, puan ve performans baskisi altina girmistir” diyen Doç. Dr. Göktas, sözlerini söyle sürdürüyor:

“Bu son derecede tehlikelidir. Bu nedenle, sistem bu haliyle amacindan çok uzaklasmis ve hasta aleyhine bir sisteme dönüsmüstür. Hekimler arasinda da, yapay ve haksiz farkliliklar olusturmustur. Bu nedenle kaldirilmalidir.”

Performans yönetimi konusuna temkinli yaklasmayi tercih eden Prof. Dr. Baris Diren, “Yürürlükteki performans uygulamalarinda hekimler olarak dürüstçe degerlendirme yapmamiz gerekir” seklinde açiklamalarina basliyor ve söyle devam ediyor:

“Bu uygulamadan önce hastanelerde hizmet üretmemek için türlü bahane yaratilirken uygulamanin yürürlüge girmesini takiben bir hizmet yarisi (!) baslamistir. Poliklinik sayilari, ameliyat sayilari, yatan hasta sayilari neredeyse 10 kat artmistir. ?imdi hal böyle iken; mevcut durumu ve öncesini nasil yorumlayacagiz? Öncesinde de bir seyler yanlisti su anda da bir seyler yanlis gibi. Bu konuyla ilgili geçmisteki uygulamalarin da iyice tetkik edilmesi gerekiyor, mevcut uygulamalarin da bilimsel etik yönünden ciddi bir sekilde denetlenmesi gerekiyor kanisindayim.”

Yukaridaki görüslerle hekim ve hastane açisindan çizilen olumsuz tabloya göre ülkemizdeki saglik sisteminin daha iyi islemesi yönünde somut çözüm önerilerine de deginmekte yarar var. Çözüm önerilerine “performans sistemi” degerlendirmesi ekseninde sunan Marmara Üniversitesi Saglik Bilimleri Fakültesi Saglik Ekonomisi Anabilim Dali Baskani Doç. Dr. Aysegül Yildirim Kaptanoglu Performans Uygulamasinda, performans sistemi ile genel saglik sigortasini söyle iliskilendiriyor: “Saglik personeline dagitilacak toplam yüzde 50’lik döner sermaye miktari hastanenin kalite katsayisi ile çarpilmasi sonucu bulunan rakam ile çarpildiktan sonra (saglik kurumunun kalite çarpani 1 degil ise) azalarak dagitilmaktadir. Burada arzu edilen hekimin isini yapmasi ve bunun sonucunda ise yapilan islemlerin puanlandirilarak hekimin ücretlendirilmesidir. Genel Saglik Sigortasi yasasinin yürürlüge girmesi ile saglik hizmetlerinde finansman sorunu büyük oranda azalacaktir.”

Doç. Dr. Yildirim önerilerini de söyle dile getiriyor:

“Ayrica egitilerek desteklenen ve ciddi olarak denetlenen güçlü birinci basamak yapilanmasi ile ancak hastanelerin mali yükleri azaltilabilecektir. Saglik kurumlarinin tümünde ister 1. ister 2. ve 3. olsun kronik hasta takibi, bakimi ve egitimine daha yüksek puan verildiginde saglik personeli çikti odakli çalismaya baslayacaklardir. Özellikle kronik hastalarin takibinde diyabet, hipertansiyon vb. hastalarin bir yillik yasam kalitesi puanlari da muhakkak izlenmelidir. Eger ‘Qaly’ adi verilen 1 yillik yasam kalitesi performans kriterlerine konmazsa bu hastalar çok zarar görecegi için hastalik ve hasta maliyetleri en kisa sürede artacaktir. Örnegin diyabet hastasini egiten hemsire ayda sadece 3 puan, takip eden hekim ise herhangi bir ek ücret almamaktadir. Fakat iyi takip edilemeyen ve yönetilemeyen diyabet hastasi ise diyaliz ve benzeri daha agir hastalik tablolarina adaydir. Özellikle bölgesinde sorumlu oldugu hastalarin sigara içme oranlarini düsüren ve uzun yillar boyunca bölgesinde KOAH azaltan birinci ve ikinci basamak hekim ve saglik personeli düzenli olarak performans almalari tesvik edildiginde daha dikkatli davranacaklardir. Bu yapilan saglik hizmetleri ise bilgisayar otomasyon sistemleri ile denetlenebilir. Eger yasam tarzindan kaynaklanan hastaliklar o bölgede çok yogun ise hastalar ve yakinlari yogun egitim ve takip programlarina alinmali ve saglikli yasamalari özendirilmelidir.”

Bir dönem uygulamaya konmasi yönünde ciddi adimlar atilan ve sonrasinda gündemde arka planlarda kalan GSS de Doç. Dr. Pasa Göktas’in gündeminde yer aliyor. Doç. Dr. Aysegül Yildirim’in GSS’nin yürürlüge girmesi ile saglik finansmani sorununda azalma yasanacagi yönünde çözüm önerisine paralel olarak Doç. Dr. Pasa Göktas da “GSS tam olarak uygulanmalidir” diyor ve baglantili önerilerine söyle devam ediyor:

“Her vatandas, istedigi hekimi ve saglik kuruluslarini seçebilmelidir. Yalnizca hastane ve tip merkezleri degil, standarda uyan tüm saglik kuruluslariyla sözlesme yapilmalidir. Muayenehaneler, poliklinikler ve laboratuvarlar dahil olmak üzere. Fark, yüzde 30-yüzde 70 ile sinirlandirilamaz. Kamu hastaneleri fark almamalidir. Ancak özel kuruluslar için, isterlerse fark almak serbest olmalidir. Çünkü baska sekilde maliyetlerini karsilayamazlar. Gerçekte, kamu ve özel arasindaki fark maliyeti, en az yüzde 120- yüzde 160 arasindadir. Bunun altinda bir farkla, özel isletmelerin ayakta kalmalari mümkün degildir. ?u anda uygulanan yüzde 30-yüzde 70 fark zorunlulugu, özel hastaneleri illegal fark alan kuruluslara çevirmistir. Çünkü özel hastaneler, yüzde 30-yüzde 70 farkla ayakta kalamadiklari için, tüm riskleri göz alarak bu oranlarin üzerinde fark almakta ve yasa disi konuma düsmektedirler. Bunun sorumlulari, yanlis hesaplari yasa haline getirenlerdir. Saglik Bakanligi, hekimleri tek tip üniforma giyen askerlerden ibaret görmemelidir. Hekimlerle kavga yerine, uzlasmalidir. Hekimler, isterlerse mesaiden sonra da çalisabilmelidirler. Bu nedenle, muayenehane açabilme haklari olmalidir. Bunun, saglik hizmeti üretimine katkisi olacaktir. Bu katki engellenmemelidir. Mevcut halde, kaçak çalismaya zemin hazirlanmaktadir. Hastanelerdeki performans sistemi hem adaletsizdir, hem de amacindan sapmis ve hasta aleyhine dönmüstür. Bu nedenle kaldirilmalidir.”

30 yillik mesleki tecrübe, gözlemleri ve yasadiklari çerçevesinde çözüm önerilerini sunan Prof. Dr. Baris Diren ise “hükümetlerin yatirim planlamasini gerçekçi ve somut verilere dayandirarak yapmasi ve denetleyici olarak etkin rol üstlenmesi” gerektigine dikkat çekerek su önerilerde bulunuyor:

“Saglikta insan gücü egitimine önem verilmeli ve mutlaka standartlari belirlenmelidir. Farkli düzeylerde egitim alarak ayni ünvan ile hizmet veren personel olamaz. Çagdas bilimsel uygulamalarin disina çikan ve uzmanlik gerektirdigi halde ihtiyaçtan hareketle yetkisiz kisilere kisa süreli sözüm ona egitimler ile sertifika verilerek yaptirilan saglik hizmeti uygulamalarina derhal son verilmelidir. Hizmet sunumunda performans kriterleri asgari görev standartlarinin belirlenmesi ile saglanmali, halkin sagligi verilecek hizmetin niceligi ile kazanilacak ücrete tabi kilinmamalidir. Saglik hizmeti sunumunun olmazsa olmazi hekimdir. Hekimlerin, verdikleri hizmetin özelligine uygun olarak her açidan mesleki sayginliklari olusturulmali, çagdas standartlarda hizmet sunacaklari ortam ve kosullar saglanmalidir.”

Genel Saglik Sigortasi uygulanmalidir Gelisim Tip Laboratuvarlari Genel Yönetmeni Doç. Dr. Pasa GÖKTAS’in konuyla ilgili görüsleri söyle:

Saglik hizmetleri, dogasi geregi mesleki bilgi ve yeterlilik yaninda, etik degerlerin de en önde tutulmasi gereken hizmetlerdir. Tüm bunlarin yaninda, iyi bir isletmecilik özelligi de gerektirir. Hekimlerin, ilk iki konuda yeterliligi tartisilmiyor. Daha çok, isletmecilik görevinde yeterli olamadiklari tartisiliyor. Bu nedenle, hekim disi yöneticiler gündeme getiriliyor. Ancak bu yaklasimlarda göz ardi edilen durum, saglik hizmetlerinin öncelikle herhangi bir kar isletmesi olmadigi, önceligin mesleki yeterlilik ve etik degerlere baglilik oldugunun unutulmasidir. Bu nedenle, saglik hizmetlerinde yine en yararli ve dogru yönetici tipinin hekimlerden çikacagi görüsündeyim. Isletmecilige yatkin ve bu özelliklerini gelistiren hekimler, saglik kuruluslarinin yöneticiligini diger meslek unsurlarindan daha iyi yerine getirebilirler. Yapmalari gereken, bu is için çesitli meslek unsurlarindan iyi bir ekip olusturmak ve onlari dogru biçimde yönetmektir. Diger meslek unsurlarinin birincil karar mercii oldugu yöneticiler, saglik hizmetlerinin etik degerlerden sapmasina neden olabilirler. Kamu ve özel hastanelerde önemli konularda ve tibbi süreçleri dogrudan ya da dolayli etkileyen satin almalarda bazi kuruluslarda hekimlere danisilmakta, bazilarinda danisilmamaktadir. Birincil derecede sorumlu olarak, tabii ki bu tür alim kararlarinda hekimlerle birlikte görüs olusturmak ve sartnameleri onlarla birlikte yapmak, isin sonuçlari yönünden gerekli ve yararlidir. Kamu hastaneleri birligi yapilanmasi, saglik kuruluslarini kar- zarar kriterine göre yapilanmayi ve verimli isletmeciligi hedef alan isletmecilik modeli gibi görünüyor. Bu model, giderek etik degerlerden uzaklasan bir yapiya dönüsebilme riski tasimaktadir. Bunun yaninda, hekimlerin daha güvencesiz çalisacagi bir isletme modeli gibi görünmektedir. Son dönemde, üniversite hastanelerinin tikanmaya mahkum edildigi sürecin sorumlusu, Saglik Bakanligi’nin ve bizzat Sayin Saglik Bakani’nin belirli görüs ve uygulamalardaki inat ve israridir. Üniversiteler, düz devlet hastaneleri degildirler. Egitim veren, özellikli islemleri yapan kurumlardir. Bu nedenle de, özellikli islemleri konusunda serbest fiyat politikasi uygulama hakkina sahip olmalidirlar. Aynen daha önceleri oldugu gibi. Bir özellikli teste, bir özellikli ameliyata, bir özellikli girisime siz siradan devlet hastanesi ile bir üniversite hastanesinde ayni fiyati verirseniz, üniversiteler giderek düzlesir, devlet hastanelerine dönerler. Onlari siradanlastirma yerine, özelliklerini daha da desteklemek, onlarin gelismesini saglayacaktir. Son dönemde yapilanlar ise, tam tersi yöndedir. Üniversiteler özelliklerini yitirmekteler. Bunun da nedeni, Saglik Bakanligi’nin basini çektigi ücretlendirme politikasidir. Giderek ekonomik çikmaza giriyorlar ve Saglik Bakanligi’na teslim oluyorlar. Bu, Türkiye için oldukça sakincali bir gidistir. Üniversitelerin gelisim süreçleri durma noktasina gelmektedir. Performans sistemiyle ilgili pek çok olumsuz örnek, defalarca bildirilmistir. Gerçekte, performans sisteminden öncesinde ve sonrasinda hizmetin niteliginde büyük farklar yoktur. Bu sistemle, yalnizca kagit üzerinde verilerde farklilasmalar vardir. Puan getiren islemler kagit üzerinde artmistir. Puan getirmeyen islemler ise olabildigince yapilmamaya çalisilmaktadir. Dogal olarak, hastalar yönünden gerekli olan kararlar ve islemler, puan ve performans baskisi altina girmistir ki, bu son derecede tehlikelidir.Bu nedenle, sistem bu haliyle amacindan çok uzaklasmis ve hasta aleyhine bir sisteme dönüsmüstür. Hekimler arasinda da, yapay ve haksiz farkliliklar olusturmustur. Bu nedenle kaldirilmalidir. Öncelikle Genel Saglik Sigortasi (GSS) tam olarak uygulanmalidir. Her vatandas, istedigi hekimi ve saglik kuruluslarini seçebilmelidir. Yalnizca hastane ve tip merkezleri degil, standarda uyan tüm saglik kuruluslariyla sözlesme yapilmalidir. Muayenehaneler, poliklinikler ve laboratuvarlar dahil olmak üzere. Fark, %30 - %70 ile sinirlandirilamaz. Kamu hastaneleri fark almamalidir. Ancak özel kuruluslar için, isterlerse fark almak serbest olmalidir. Çünkü, baska sekilde maliyetlerini karsilayamazlar. Gerçekte, kamu ve özel arasindaki fark maliyeti, en az %120 - %160 arasindadir. Bunun altinda bir farkla, özel isletmelerin ayakta kalmalari mümkün degildir. Su anda uygulanan %30 - %70 fark zorunlulugu, özel hastaneleri illegal fark alan kuruluslara çevirmistir. Çünkü özel hastaneler, %30 - %70 farkla ayakta kalamadiklari için, tüm riskleri göz alarak bu oranlarin üzerinde fark almakta ve yasa disi konuma düsmektedirler. Bunun sorumlulari, yanlis hesaplari yasa haline getirenlerdir. Saglik Bakanligi, hekimleri tek tip üniforma giyen askerlerden ibaret görmemelidir. Hekimlerle kavga yerine, uzlasmalidir. Hekimler, isterlerse mesaiden sonra da çalisabilmelidirler. Bu nedenle, muayenehane açabilme haklari olmalidir. Bunun, saglik hizmeti üretimine katkisi olacaktir. Bu katki engellenmemelidir. Mevcut halde, kaçak çalismaya zemin hazirlanmaktadir. Hastanelerdeki performans sistemi hem adaletsizdir, hem de amacindan sapmis ve hasta aleyhine dönmüstür. Bu nedenle kaldirilmalidir. Tüm bunlarin olabilmesi için, Saglik Bakanligi’nda ciddi bir zihniyet, gerekirse kadro degisikligi gereklidir. Hekimlerle daha barisik ve uzlasmaci bir yönetimin gerekliligi duyulmaktadir. Çünkü, hekimlerle barisik olmayan bir sistemin saglikli yürümesi ve kalici olabilmesi oldukça zordur.

Bilim özerk ortamlarda gelisebilir

Medicana International Ankara Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. H. Baris DIREN degerlendirmelerini söyle dile getiriyor:

Hekim yöneticinin görev tanimi sunlari içermelidir: 1) Hastane tibbi kadrolarinin seçimi ve yönetiminde yetkili olmalidir. 2) Hastane tibbi donanim ve sarf malzemelerinin seçimi ve alim süreçlerinin yönetiminde yetkili olmalidir. 3) Hastanenin yapacagi kurumsal anlasmalarda yetkili olmalidir. 4) Kamu ve özel tüm tibbi kurumlarla iliskilerde yetkili olmalidir. 5) Tanitim ve pazarlama faaliyetlerinde yetkili olmalidir. 6) Hastanede görevli tüm çalisanlarin özlük haklarinin belirlenmesinde, terfi ve atamalarinda yetkili olmalidir.Tibbi uygulamalarda hekim görüsünün egemen olmamasi durumunda: ciddi etik ve bilimsel uygulama yanlislari yapilmasi kaçinilmazdir. Saglik hizmetinin sunum sürecinde hekim kar-zarar kaygisi içinde hareket ederse görevini yerine getirme konusunda kisitlanabilir ki bu durum ya kalici saglik sorunlarina ya da yasam kaybina kadar giden uygulama hatalarina neden olabilir. Saglik hizmetinin sunumunda kontrolünüz disina çikan uygulama eksikleri ya da çaresizlikten kaynaklanacak yanlis uygulamalar, telafisi mümkün olmayan ya da çok daha pahaliya mal olan telafi yöntemlerine basvurulmasina yol açmaktadir. Örnegin; ucuz diye uluslar arasi standartlari karsilamayan bir tibbi malzeme kullaniminin yol açacagi komplikasyonlari gidermenin maliyeti her zaman daha yüksektir. Bu bakis açisi ile yetersiz demirbas donanimindan tutun, kadrolasmada uygunsuz seçime kadar çok genis bir yelpazede kurumun performansi olumsuz yönde etkilenecektir.Kamu ve özel hastanelerde önemli konularda ve tibbi süreçleri dogrudan ya da dolayli etkileyen satin almalarda hekimlere danisan kurumlar oldugu gibi danistigi halde hekim önerisini dikkate almayan ya da hiç danismayan kurumlar da vardir. Tibbi süreçleri etkileyen taseron hizmetlerinde de hekimlerin görüsüne basvurulmakta ancak kamu kurumlarindaki ihale kanunlari nedeniyle uygun tedarikçinin seçimi her zaman saglanamamaktadir. Ayni durum özel hizmet kurumlarinda da ekonomik nedenlerle karsimiza çikabilmektedir. Tibbi süreçleri dogrudan etkileyen demirbas ve sarf malzemesi alimlari yaninda, bu süreçlerle ilgili taseron hizmet alimlarinda hekim görüsü hatta onayi alinmasi büyük önem arz etmektedir. Aksi halde uygulamadan birinci dereceden sorumlu kisi olan hekimlerin süreç sorumluluklarini üstlenmesi beklenemeyecektir. Kisisel olarak kamu hastaneleri birligi yapilanmasinin ulusal saglik hizmetlerinin sunumuna nasil bir yarar saglayacagini anlayabilmis degilim. Eger arzu edilen; yapisal özellikleri farkli hizmet kurumlarini bir çati altinda toplamak ise bunun yolu yasal düzenlemelerdir. Yok eger arzu edilen saglik hizmet kurumlarinin yönetsel islevlerinde yasa koyucunun yetkilerini devretmek ise bunun için birlik olusturma yerine kurumsal özerkliklerin saglanmasi daha etkin ve kisa yoldur. Eger amaç sehir merkezleri içine sikisarak yeniden yapilanmasi mümkün olmayan ancak yüksek rant degerlerine sahip binalari ekonomiye kazandirmak ise bu kadar kapsamli kökten degisimlere gerek kalmadan da yapilabilir. Benim anladigim kadari ile bu yasal düzenlemenin en temel hedefi; saglik hizmetlerinin yerel yönetime devredilerek, yerel ihtiyaçlar yönünde sekillenmesi, kadrolanmasi ve yapilanmasini saglayarak ulusal bütçe içindeki paylarin hükümet sorumlulugundan çikarilarak yerel yönetime devridir. Bu sayede pahaliya mal olan saglik hizmet sunumundan hükümetler yerine yerel yöneticiler sorumlu olacaktir. Sanirim bu uygulama içinde saglik hizmet bedelleri de yerel yönetimlerce belirlenecektir. Bu durumda kisi basina gelirin daha yüksek oldugu bölgelerde saglik hizmetleri daha yüksek fiyata, aksi olan bölgelerde de daha düsük fiyatlara mi ücretlendirilecektir? Bunun sonunda ulasacagimiz nokta “ne kadar gelir o kadar hizmet” felsefesi ile acaba ulusal hizmet standartlarimizda ciddi farkliliklar dogurmayacak midir? Kamu hastaneleri birliklerinin özel hastaneler ile iliskileri nasil olacaktir? Bu konularda bilgi eksiklerimiz vardir ve üzerinde tartisilmasi gerekmektedir. Beni bu yasal düzenlemede en çok endiseye sevk eden bir diger konu da bu birliklerin yönetiminde hekim bulunmamasidir. Sadece bu cümleden hareketle bile bu yasal düzenlemenin hedefleri hakkinda endise duymamak mümkün müdür? Üniversite hastanelerinin Saglik Bakanligi’na baglanmasi konusunda yasa koyucunun resmi bir politikasi var midir bilgi sahibi degilim. Ama son yillardaki uygulamalardan Saglik Bakanligi’nin bu konuda son derece arzulu oldugu izlenimi dogmaktadir. Böyle bir uygulamanin olmasi yanlis da olmayabilir. Önemli olan egitim faaliyetlerinin nasil hayata geçirilecegidir. Bilim, özerk ortamlarda gelisebilir. Yasa koyucunun yürütme yetkilerini devretmek amaciyla hazirladigi kamu hastaneleri birlikleri gibi yasal düzenlemeler söz konusu iken üniversite egitim kurumlarinin yönetimine talip olmasi çeliskili bir uygulama olur. Eger böyle bir uygulamaya gidilecekse egitim ve ögretim islevlerinin bilimsel özerkliginin saglanmasina yönelik düzenlemeler de yapilmalidir. Ögretim üyelerinin böylesi düzenlemeler sonucundaki pozisyonlari, yapilacak düzenleme ile ortaya çikar. Yürürlükteki performans uygulamalarinda hekimler olarak dürüstçe degerlendirme yapmamiz gerekir. Bu uygulamadan önce hastanelerde hizmet üretmemek için türlü bahane yaratilirken uygulamanin yürürlüge girmesini takiben bir hizmet yarisi (!) baslamistir. Poliklinik sayilari, ameliyat sayilari, yatan hasta sayilari neredeyse 10 kat artmistir. Simdi hal böyle iken; mevcut durumu ve öncesini nasil yorumlayacagiz? Öncesinde de bir seyler yanlisti su anda da bir seyler yanlis gibi. Bu konuyla ilgili geçmisteki uygulamalarin da iyice tetkik edilmesi gerekiyor, mevcut uygulamalarin da bilimsel etik yönünden ciddi bir sekilde denetlenmesi gerekiyor kanisindayim. Saglik hizmeti pahali bir hizmettir. Harcama yapmadan yüksek standartlar elde etmeniz mümkün degildir. Bugün için dünyada en mükemmel sistem örneklerini de ele alsak eksikleri ya da uygulama hatalari ile ilgili bir çok konuyla karsilasabiliriz. Ulusal saglik politikalari ulusal ihtiyaçlara ve özelliklere göre biçimlenir. Bir ülke için iyi olan yapilanma baska bir ülke için uygun olmayabilir. Ulusal bir saglik politikasi olusturmak ve bunu burada birkaç cümle ile açiklamak da pek kolay olmasa gerek. Ne var ki; 30 yillik mesleki tecrübelerim, gözlemlerim, yasadiklarim çerçevesinde somut olarak çözüm önerilerim sunlar olabilir: 1) Saglik hizmet sunumunun sadece devlet eliyle finanse edilmesi yeterli olamamaktadir. Hizmet alicilarin da finansal katkisi gerekir. 2) Organizasyonel yapilanmalarin tüm basamaklarinda hizmet sunucularin dogrudan yetkilendirilmesi gerekir. 3) Özel sektörün yatirimci olarak tesviki yaninda uluslar arasi standartlar açisindan denetimi önemlidir. 4) Hükümetler yatirim planlamasini gerçekçi ve somut verilere dayandirarak yapmali ve denetleyici olarak etkin rol üstlenmelidir. 5) Saglikta insan gücü egitimine önem verilmeli ve mutlaka standartlari belirlenmelidir. Farkli düzeylerde egitim alarak ayni ünvan ile hizmet veren personel olamaz. 6) Çagdas bilimsel uygulamalarin disina çikan ve uzmanlik gerektirdigi halde ihtiyaçtan hareketle yetkisiz kisilere kisa sureli sözüm ona egitimler ile sertifika verilerek yaptirilan saglik hizmeti uygulamalarina derhal son verilmelidir. 7) Hizmet sunumunda performans kriterleri asgari görev standartlarinin belirlenmesi ile saglanmali, halkin sagligi verilecek hizmetin niceligi ile kazanilacak ücrete tabi kilinmamalidir. 8) Saglik hizmeti sunumunun olmazsa olmazi hekimdir. Hekimlerin, verdikleri hizmetin özelligine uygun olarak her açidan mesleki sayginliklari olusturulmali, çagdas standartlarda hizmet sunacaklari ortam ve kosullar saglanmalidir.

Performans sisteminde hasta zararina bir süreç yasaniyor

Türk Tabipleri Birligi Merkez Konseyi Baskani Dr. Eris BILALOGLU gündemdeki saglik politikalarini söyle degerlendiriyor:

Politika siklikla “belirlenen amaç veya hedeflere ulasmaya yönelik karar ve eylemler bütünü” olarak tanimlanir. Bilindigi gibi Türkiye’de saglik politikasinin amaç ve hedefleri (Dünya Bankasi’nca, dünya ölçeginde oldugu gibi) özlüce iki ana baslikta tanimlanmaktadir: Hizmetleri olabildigince piyasalastirmak ve olabildigince kullanici ödentisi (katki-katilim payi) almak. Çerçeve bir kez çizilince ötesi dönemsel olarak yapilan degerlendirmelerle yönlendirilebilmektedir. Dolayisiyla hastanecilik hizmetleri alanindaki düzenleme -amaç ve hedefler baglaminda- kamu-özel alanina yönelik her düzeyde “sekillenmeyi” belirlemektedir. Kisacasi Kamu Hastane Birlikleri yapilanmasi da saglik hizmetlerinin hastanecilik boyutunun piyasalastirilmasi sürecinin bir düzenlemesidir. Kamu Hastane Birliklerinin 2 Kasim 2011 tarihli Resmi Gazetede yayimlanan hali önceden dile getirilen bütün degerlendirmeleri hakli çikartmistir. Yani bir genel sekreter tarafindan yukaridan asagiya yönetilen, kar hedefinin bütün dokuya isledigi, egitim vb. görevlerin dile bile getirilmedigi “kamu” hastaneleri! Bu yapi içerisinde hekimlerin söz ve karar haklari tartismasi ciddiyet tasimamaktadir. Bilinir ki çalisanlarin ve özel olarak bir meslek grubunun sermaye degil insan yararina söz ve karar sahibi olabilmesi örgütlü olmasindan geçer. O nedenle “örgütlü emek, saglikli toplum” slogani dile getirilir. Kamu Hastane Birlikleri (KHB) modelinde oldugu gibi çalisan güvencesinin olmadigi ortamlarda demokratik ve katilimci isleyisler degil otoriter ve “evet efendimci” kisisel çikar tutumlari hakim olur. Yöneticilik tanimlanmis hedef ve amaçlara uygun olarak yerine getirilen, getirilmesi beklenen bir “çekip çevirme” faaliyetidir. O nedenle önce amaç ve hedeflerin nasil bir yöneticilik tanimladigini, bekledigini anlamak gerekir. Örnegin KHB’de genel sekreter denilerek çizilen portre piyasa kosullarinda isletmenin kari için kosturacak ve ister istemez bunun disinda hiçbir önceligi ol(a)mayacak bir “is”i tanimlamaktadir. Kamu ve özel hastanelerde yöneticilik yapacak görev alacak kisinin hekim olmasindan öte yapilacak isle ilgili olarak birikim, egitim ve tecrübesinin olmasi, yöneticilik özelliklerine sahip olmasi her açidan önem tasimaktadir. Saglik hizmet sunumunda hekimlerin yönetici olmasi bu özelliklerle hekimler arasinda siklikla örtüsme olmasindan ya da öyle olmasi beklendiginden kaynaklanmaktadir. Açik ki hekim olmak saglik alanindaki her isten anlamak gibi bir özellik saglamaz. Hekimlerin yönetici olmasi kurumun önce saglik odakli olmasina bir katki sunabilir. Kuskusuz amaç ve hedeflerin piyasa merkezli tanimlandigi durumlarda “görüntüyü kurtarmak”la sinirli bir katkidan bahsedilebilir. Ideal bir yapilanmada ve ülke ölçeginde saglik hizmetlerinde verimliligi hedefleyen bir yaklasimda tibbi süreçlerde/satin almalarda hekimlere danisma benzeri bir soru yerine sagligin korunmasi, gelistirilmesi ve tedavi süreçlerinde toplum yarari gözetilerek davranmak öncelenir. Bugün kamu-özel hastanelerde (tek tek farkli örnekler göstermek mümkün olmakla birlikte) toplamda tüketici, verimsiz ve dolayisiyla toplum sagligini göz ardi eden satin alma süreçlerinin ve karar mekanizmalarinin hakim oldugunu söyleyebiliriz. Çalisma Bakani Faruk Çelik’in geçtigimiz günlerde basina yansiyan demeci tabloyu özetlemektedir: “tedavi ve ilaçta 4.1 milyon savurganlik” Konuyu hekimlerin istekleri biçiminde gündem yapmak yerine tedavi süreçlerinde herkesin gereksinimi olan esit ve nitelikli saglik hizmetlerine ulasma hakki temelinde ele almak yerinde olur. Dolayisiyla “hekimlerin istekleri hangi ölçüde dikkate alinmali” sorusunu insanimizin tibben ve bilimsel olarak gereksinimi olan saglik hizmetlerine esit ve nitelikli ulasmasini sagladigi ölçüde dikkate alinmali diye yanitlamak isterim. Ayrica eklemekte yarar var, saglikli bir isleyiste taseron hizmetten bahsetmek uygun degildir. Üniversite hastanelerinin Saglik Bakanligi’na baglanmasi konusunu artik“ihtimal” olarak konusma asamasini geçtik, artik somut örnekleri var. Bir politika olarak Saglikta Dönüsüm Programi’nin basinda zaten söylendigini de hatirlatmak isterim. Türkiye’de saglik hizmet sunumunun uluslararasi ölçekte rekabete açilmasi ve bu ölçekte sermaye açisindan cazip hale gelmesi için yeterli büyüklüklerin olusturulmasi ile ögretim üyesi gibi özellik atfedilen emek gücünün pazarlik kuvvetinin kirilarak olabildigince ucuz olarak “kullanilabilmesi” açisindan gerekli bir “operasyon”dur söz konusu olan. Kuskusuz bu süreç tek bir çizgide, bir anda, tek bir formda olacak degildir. Ögretim üyesi hekimler söz ve karar haklari açisindan Marmara Üniversitesi örneginde oldugu gibi “yasamaya” baslamis durumdalar. Zamanla kuruma kar getirecek önerilerin disinda bir konuyu konus(a)mayan (uzun süredir fakültelerdeki toplantilar -egitimin gündem bile olamadigi- sadece gelirlerin konusuldugu içerikte yapilmaktadir), tabiyet iliskisinin hakim oldugu bir “görevli” konumu geçerli olacaktir. Zaten son KHK’de SB Egitim Arastirma Hastanelerinde ögretim üyeleri “görevli” konumunda tanimlanmislardir. Yürürlükteki performans uygulamalarinda saglik hizmeti sunumunda hastalar ve hekimler açisindan yasanan farkliliklarla ilgili olarak hekim görüslerine basvurularak yapilmis birden fazla çalisma/anket ve gözlem bulunuyor. Bunlardan çikan ortak sonuç tibbi karar alma süreçlerinde hasta zararina (muayene süresi, islem tercihi, etik vb. parametreler açisindan) bir sürecin yasandigidir. Ilki “dogru oldugu kabul edilen uygulamalar”. Örnegin bu ifadenin herkesin tibben/bilimsel olarak gereksinimi olan saglik hizmetlerine esit ve nitelikli olarak ulasmasi ön kabulünü de içerip içermedigi önemlidir. Bizce içermelidir ve bu mümkündür. Bu durumda tek tek “saglik isletmelerinin” verimliligini ve birbiriyle rekabetini degil Türkiye ölçeginde dayanisma içerisinde ve birbiriyle uyum içerisinde çalisacak saglik kurumlari organizasyonunu konusuruz. O zaman somut çözüm olarak her bir düzeyde öneri getirmek mümkün olabilir. Örnek vermek gerekirse 2 Kasim 2011 tarihinde çikan KHK’yi, 1) Kanun Hükmünde Kararname olarak getirmek ve meclisin tartismasindan kaçirmak yerine tüm toplumun tartismasina vesile olmak üzere önce ilgili çalisanlarin örgüt (sendika, meslek birligi vb.) görüslerine açarsiniz, 2) Bu süreçte olgunlasan metni meclise yasa olarak getirisiniz, 3) Sadece KHB ile sinirlayarak ve somutlayarak konusursak yönetimde ceo benzeri genel sekreter yerine hastaneler düzeyinde demokratik ve katilimci yapilari öngören mekanizmalar tarif edersiniz. Bunu esit, ücretsiz, nitelikli, ulasilabilir saglik hizmeti sunma politikasi çerçevesinde birinci, ikinci, üçüncü basamak düzeyinde bütün saglik kurumlarinin temsil edilerek yer alacaklari genel kurullarla (yerelden merkeze, merkezden yerele) planlama boyutuna tasir ve dönemsel degerlendirmelerle süreci çekip çevirirsiniz, 4) Çalisanlar açisindan güvenceli, bugün ve emeklilikte insanca yasayacaklari bir ücret ve özlük haklari rejimi saglar, grevli-toplu sözlesmeli bir çalisma yasami ile güçlendiririsiniz. Bu düzenlemeyi kabul ya da itiraz ve farkli bir öneri getirmekte ayni düzeyde yani politika baglaminda yapilabilir, yapilmalidir. Eger Kamu Hastane Birlikleri bir piyasaci saglik hizmet sunumu düzenlemesi ise (ki bunda hiçbir kusku yoktur) alternatif modeli de kamucu yani piyasayi degil saglik hakkini önceleyen bir yaklasimda aramak gerekir.

Performans sistemi iyilestirilmeli

Marmara Üniversitesi Saglik Bilimleri Fakültesi Saglik Ekonomisi Anabilim Dali Baskani Doç. Dr. Aysegül YILDIRIM KAPTANOGLU su açiklamalarda bulunuyor:

Saglik Bakanligi hastanelerinde hem de üniversite hastanelerinde Saglik Bakanligi’nin hazirladigi “Saglik Kurumlari Girisimsel Islemler Puan Listesi” kullanilmaktadir. Bu liste temel olarak saglik uygulama tebligi (SUT) Saglik Kurumlari Puan Listesi (Hastanelerde yapilan her bir islem için sosyal güvenlik kurumlari (SGK) tarafindan hastaneye ödenen ücretlerin listesi) temel alinarak hazirlanmistir. Hastanede yapilan her islemin SGK tarafindan belirlenen bir fiyati vardir. Uygulanan islemin fiyati ile söz konusu islemin performans puani pozitif bir korelasyon vardir. SUT’ta fiyati olan bazi islemlere performans puani verilmezken, fiyati tanimlanmayan bazi uygulamalara ise ekstra performans puani verilmistir (Kaptanoglu-Yildirim, Peksu & Bayraktar, 2011). Saglik kurumlarina gelir getirici nitelikte olan ve performans puani alamayan kronik hastanin yasam kalitesi etkin takibi detayli olarak incelenerek performans katsayisi aldiginda hem hekim hem de hemsire hastayi tedavi, takip etme odakli çalisacaklardir. Saglik hizmetlerinde ekonomik açidan büyük sorun olusturan kronik hastalarin takibi kolaylasacaktir. Hali hazirda saglik kamuoyunda hekimin ve hemsirenin yapilan islem karsiligi ödeme aldigi seklinde yorumlanan performans kavrami aslinda ne kadar fazla islem yapilirsa yapilsin hastaneye saglikta uygulama tebligi (SUT) ile kamu sigortalari tarafindan gelen gelirlerin % 50’sinin dagitimin söz konusu oldugu bir ek ödeme sistemidir. Saglik personeline dagitilacak toplam %50’lik döner sermaye miktari hastanenin kalite katsayisi ile çarpilmasi sonucu bulunan rakam ile çarpildiktan sonra (saglik kurumunun kalite çarpani 1 degil ise) azalarak dagitilmaktadir. Burada arzu edilen hekimin isini yapmasi ve bunun sonucunda ise yapilan islemlerin puanlandirilarak hekimin ücretlendirilmesidir. Genel saglik sigortasi yasasinin yürürlüge girmesi ile saglik hizmetlerinde finansman sorunu büyük oranda azalacaktir. Ayrica egitilerek desteklenen ve ciddi olarak denetlenen güçlü birinci basamak yapilanmasi ile ancak hastanelerin mali yükleri azaltilabilecektir. Saglik kurumlarinin tümünde ister 1. ister 2. ve 3. olsun kronik hasta takibi, bakimi ve egitimine daha yüksek puan verildiginde saglik personeli çikti odakli çalismaya baslayacaklardir. Özellikle kronik hastalarin takibinde diyabet, hipertansiyon vb. hastalarin bir yillik yasam kalitesi puanlari da muhakkak izlenmelidir. Eger “Qaly” adi verilen 1 yillik yasam kalitesi performans kriterlerine konmazsa bu hastalar çok zarar görecegi için hastalik ve hasta maliyetleri en kisa sürede artacaktir. Örnegin diyabet hastasini egiten hemsire ayda sadece 3 puan, takip eden hekim ise herhangi bir ek ücret almamaktadir. Fakat iyi takip edilemeyen ve yönetilemeyen diyabet hastasi ise diyaliz vb daha agir hastalik tablolarina adaydir. Özellikle bölgesinde sorumlu oldugu hastalarin sigara içme oranlarini düsüren ve uzun yillar boyunca bölgesinde KOAH azaltan birinci ve ikinci basamak hekim ve saglik personeli düzenli olarak performans almalari tesvik edildiginde daha dikkatli davranacaklardir. Bu yapilan saglik hizmetleri ise bilgisayar otomasyon sistemleri ile denetlenebilir. Eger yasam tarzindan kaynaklanan hastaliklar o bölgede çok yogun ise hastalar ve yakinlari yogun egitim ve takip programlarina alinmali ve saglikli yasamalari özendirilmelidir. Bazi ülkelerde yapildigi gibi yogun tedavi, egitim ve bilgilendirme çabalari sonrasi yasam tarzi degisikligi yapmayan kisilerin, örnegin sigara içicilerin saglik sigortalarindan ekstra ücret kesilmesi ise belki bir müddet sonra caydirici olmasi açisindan denenebilir

Saglik Bakanligini Yeniden Yapilandirdik! 04.11.2011 tarihli Saglik Bakanligi Basin Duyurusu “Saglikta Dönüsüm Programi”ni küresel gelismeleri gözeten, ülkemizin sosyo-ekonomik gerçeklerine uygun, yapisal, planli ve sürdürülebilir bir Türkiye modeli olarak hazirladik. Programi, bütün vatandaslarin esit haklara sahip kisiler olarak saglik hizmetlerine hakkaniyet içinde erismelerini amaç edinen ahlâki anlayis üzerine insa ettik. Vatandasimizin hayatini kolaylastiran adimlari cesaretle ve kararlilikla attik. Bu kadar yaygin ve etkili bir dönüsüm programinin uygulanmasi yapacaklarimizin da habercisi niteliginde oldu. Yürütmekte oldugumuz Dönüsüm Programinin bilesenlerinden biri Saglik Bakanliginin planlama, yönetme ve denetleme kapasitesini güçlendirmekti. Bu amaçla Bakanlik Teskilatini yeniden yapilandirdik. Attigimiz her adimda oldugu gibi bu yapilandirmada da insani merkeze koyduk, vatandasimizin ve saglik sektörünün beklentilerini dikkate aldik. Bu çalismada diger ülke örneklerinin teorisini ve pratigini inceledik. Yeniden yapilandirdigimiz kurumlarin çagdas normlarda verimli, etkili, saydam ve hesap verebilir olmalarini hedefledik. Bu çerçevede Bakanligin görev ve sorumluluklarini asagidaki üç ana fonksiyon seklinde belirledik: a)Politika olusturma, temel kurallari belirleme ve üst denetim, b) Düzenleme ve denetleme, c) Hizmet sunumu.

Kanun Hükmünde Kararname Ile Neler Yaptik?

A- Bakanligin Yeni Yapisi

Yeni yapida politika olusturma, temel kurallari belirleme ve üst denetim görevlerini Bakanliga verdik. Diger fonksiyonlarin yerine getirilmesi için Bakanliga bagli kuruluslar teskil ettik. Bu kuruluslar sunlardir:

1- Temel saglik hizmetlerini yürüten Türkiye Halk Sagligi Kurumu, (Madde26). 2- Hastane hizmetlerini yürüten Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu, (Madde 29). 3- Ilaç ve tibbî ürünlerle ilgili düzenleme ve denetleme yapan Türkiye Ilaç ve Tibbî Cihaz Kurumu (Madde 27).

Bakanlik ve bagli kuruluslarinin yeni teskilatlanmasi en geç bir yil içerisinde tamamlanacak. Bu süreçte kamu hastane birlikleri de kurulacak (Geçici Madde 1). A1- Bakanlik Merkez Teskilati

Bakanligin ve saglik sisteminin politikalarini belirlemek üzere Saglik Politikalari Kurulu olusturduk. Böylece politika belirleyen yapi ile icraci yapiyi birbirinden ayirdik (Madde 6). Saglik Hizmetleri Genel Müdürlügü, Sagligin Gelistirilmesi Genel Müdürlügü, Saglik Bilgi Sistemleri Genel Müdürlügü, Saglik Arastirmalari Genel Müdürlügü ve Saglik Yatirimlari Genel Müdürlügü gibi Bakanligin yeni misyonuna uygun hizmet birimleri kurduk (Madde 7). Bakanligin sürekli kurullarindan Yüksek Saglik Surasi ve Tipta Uzmanlik Kurulu’nu muhafaza ettik. Ayrica Saglik Meslekleri Kurulu teskil ettik. Bu kurul saglik mesleklerinde egitim müfredati, meslekî alan ve dal belirlemesi gibi meslekî düzenlemelerde ve istihdam planlamalarinda görüs bildirecek, mesleki yeterlilik degerlendirmesi yapacak ve etik ilkeleri belirleyecek (Madde 21-23).

A2- Tasra Teskilati

Bakanlik Tasra Teskilatini yeniden yapilandirarak il saglik müdürlügüne ilaveten ilçe saglik müdürlügü kurulmasi imkânini getirdik. Ayrica bagli kuruluslardan Halk Sagligi Kurumu için illerde halk sagligi müdürlügü, Kamu Hastaneleri Kurumu için genel sekreterlik olusturduk (Madde 25, 35). Kamu Hastaneleri Kurumuna bagli hastanelerin daha etkili, kaliteli ve verimli isletilebilmesi için il düzeyinde Kamu Hastane Birlikleri kuruyoruz. Birliklere ve bagli hastanelere objektif kriterlere göre denetlenebilir, hesap verebilir profesyonel ve çagdas yönetim, isletim sistemi getiriyoruz (Madde 30-34).

Personel Hizmetlerin uzmanlasmis personel eliyle yürütülmesi için saglik uzmani; özel bilgi ve ihtisas gerektiren nitelikli isler ve projeler için sözlesmeli uzman çalistirilmasi imkâni sagladik (Madde 44-45).

Bakanlik ve bagli kuruluslarinda çalisan yöneticilerin ve diger personelin performanslarinin ölçülmesi ve degerlendirilmesini öngördük (Madde 41).

Yeni kurdugumuz bagli kuruluslarda çalisanlar için de performansa dayali ek ödeme sistemi getirdik (Madde 58/13).

Saglik hizmeti sunumu sirasinda veya görevinden dolayi personelimize karsi islenen suçlar kapsamindaki davalarda Bakanlikça ücretsiz avukatlik hizmeti verilmesi imkani tanidik (Madde 54).

Egitim ve arastirma hastanelerimizdeki kliniklerin çalismasini daha verimli kilmak amaciyla klinik sefi ve yardimcilarini egitim görevlisi yaptik. Mevcut klinik sefi ve yardimcilarini egitim görevlisi kadrolarina atadik. (Madde 58/7, Geçici Madde) Kamu hizmetine girmede adalet ve hakkaniyeti saglamak için dis hekimi ve eczacilarin atanmasini kura yerine sinav sartina bagladik (Madde58/7).

Üniversitelerle birlikte kullanilan saglik kuruluslarindaki akademik personelin akademik kadrolara atanabilmesi için Bakanliktaki egitim görevlisi kadrolarinin kullanilabilmesi yolunu açtik (Madde58/7).

Hekim ve hemsire açigini dikkate alarak yabanci uyruklularin Türkiye’de çalisabilmesini sagladik. Tabiatiyla yabanci uyruklularin ülkemizde çalisabilmesi için diploma denkligi, Türkçe bilme ve gerekli diger sartlar aranacak (Madde 58/8). En az bir yildir çalisan vekil ebe ve hemsireleri (4/B)’li yaptik (Geçici Madde 11). 6 Nisan 2011itibariyle dis hekimligi fakültelerinde doktora egitimi yapmakta olanlardan isteyenlerin Bakanlik kadrolarinda maasli olarak egitimlerine devam etmelerine olanak sagladik (Geçici Madde 12).

Yeni yapilandirmada halen çalisan personelimizin mükteseplerini koruduk ve magduriyetlerine mahal vermedik. Bu çerçevede kadro unvanlari degismeyenlerin Bakanlik ve bagli kuruluslarina ayni kadro unvaniyla atanmalarini öngördük. Kadrolari kaldirilanlari ise durumlarina göre Bakanlik müsaviri veya arastirmaci kadrolarina atayarak eski ve yeni kadrolari arasinda varsa mali hak farklarinin tazminat olarak ödenmesini sagladik (Geçici Madde 4).

C- Aile Hekimligi

Ülkemizin aile hekimi uzmani ihtiyacini gidermek için 2020 yilina kadar uygulanmak üzere sahada çalisan ve TUS’u kazanan aile hekimlerinin sözlesmelerini devam ettirerek uzmanlik egitimi almalarina imkân sagladik. Aile hekimligi asistanlari saha egitimlerini aile hekimi olarak yapabilecekler. Aile hekimleri ile aile sagligi elemanlarinin sözlesmeli statüde geçirdikleri süreler, bu hizmetleri devam ederken memuriyetlerinde degerlendirilecek ve intibaklari yapilacak. Aile hekimlerine sagligin gelistirilmesi, hastaliklarin önlenmesi, takibi ve kontrolündeki basarilarina göre pozitif performans uygulanacak ve buna göre ödeme yapilacak (Madde 58/8, 58/10).

D- Yatirimlar

Ileri teknoloji gerektiren tibbî cihaz, ürün, hizmet ve ilaç sanayisinin gelistirilmesine ve desteklenmesine yönelik yerli sanayiye malî ve diger tesvikler ile yurtdisindan teknoloji transferine ve off-set uygulamalarina imkân sagladik (Madde 50). Ülkemizin saglik alaninda bölgesel bir cazibe merkezi haline getirilmesi, yabanci sermaye ve teknoloji girisinin hizlandirilmasi amaciyla saglik serbest bölgeleri kurulabilecek (Madde 49).

E- Muhtelif Düzenlemeler

Insani ve teknik yardim amaciyla yurtdisi saglik hizmet birimleri kurulabilecek (Madde 51). Saglik hizmeti sunmaya yetkili kisi ve kurumlar sosyal amaçli gönüllü ve ücretsiz saglik hizmeti verebilecek (Madde 52). Televizyon ve radyo kuruluslarina saglikla ilgili uyarici, bilgilendirici ve egitici programlari ayda doksan dakika ücretsiz yayinlama mecburiyeti getirdik (Madde 53). Bakanlik planlamalarina göre saglik kurulusu açacak yatirimcinin daha adil biçimde belirlenebilmesi için saglik kurulusu açma yetkisini lisans sartina bagladik (Madde 57). Gida üretim-satis ve temizlik hizmetleri ile ilgili is yerlerinde çalisanlara hijyen konusunda egitim verilmesini mecburi hale getirdik. Halk sagligini korumak amaciyla bulasici hastaligi ve bazi saglik problemleri olanlarin, iyilesinceye kadar buralarda çalismasina müsaade edilmeyecek (Madde 58/11). Hizmet kalitesinin artirilmasi ve vatandaslarimizin mali açidan korunmasi amaciyla dis hekimligi muayenehanelerinde fiyat tarifesi yerine rehber fiyat uygulamasi getirdik (Madde 58/12). Saglik mesleklerinin uygulamasindan dogan hukuki ihtilaflarin yargi yoluna gidilmeden kisa sürede çözümü için taraflar arasinda rizaya dayali uzlasma prosedürü getirdik (Madde 24).
www.saglikplatformu.com  


Web Sitesi Olanlara Özel
Günlük Sağlık Haberlerini Sizde Sitenizde yayınlayabilirsiniz

Diğer Güncel Haber Başlıkları
ACİL KAN DUYURULARI
  Aranan Kan: A RH -
OKMEYDANI EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ'sinde Yatmakta olan hastamız için acil A RH - kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05324867111

OKMEYDANI EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ'NDE VERİLMEK ÜZERE ÇOK ACİL A RH (-) NEGATİF KANA İHTİYACIMIZ VARDIR. DUYARLI VATANDAŞLARIMIZIN YARDIMINI BEKLİYORUZ.

Tarih: 10/1/2014 12:25:53 AM
MUSTAFA IŞIK
  Aranan Kan: A RH -
GAZI TIP FAKULTESI'sinde Yatmakta olan hastamız için acil A RH - kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 5055909954

Gazi TIP FAKULTESI HEMATOLOJI bolumunde yatan hastamiz MURAT DEMIREL icin bugun acil A- kana ihtiyac vardir.

Tarih: 9/28/2014 6:44:27 AM
SALIM AZAK
  Aranan Kan: A RH +
ÖZEL GAZİOSMANPAŞA HASTANESİ'sinde Yatmakta olan hastamız için acil A RH + kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05324014620

ÖZEL GAZİOSMANPAŞA HASTANESİNDE YATMAKTA OLAN KANSER HASTASI NEZAKET USTA HANFENDİ İÇİN ACİL A RH(+) KANA İHTİYAÇ VARDIR. YARDIMLARINIZI BEKLİYORUZ, TEŞEKKÜRLER.

Tarih: 9/26/2014 3:06:33 PM
ORHAN USTA
  Aranan Kan: AB RH +
Başkent Üniversitesi Hastanesi'sinde Yatmakta olan hastamız için acil AB RH + kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05068780743

Yoğun bakımda yatmakta olan ablam için acil kan ve trombosit ihtiyacımız var duyarlı vatandaşlarımızın yardımlarını bekliyoruz

Tarih: 9/14/2014 4:16:50 AM
Mehmet Özbey
  Aranan Kan: AB RH +
Ankara Başkent Üniversite Hastanesi'sinde Yatmakta olan hastamız için acil AB RH + kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05068780743

Ankara başkent hastanesinde yoğun bakımda yatmakta olan ablam için AB + kana ihtiyaç vardır.Durum kritik yardımlarınızı bekliyorum.

Tarih: 9/11/2014 4:21:26 AM
Mehmet ÖZBEY
EN SON EKLENEN LİNK
1
DOÇ. DR. ÖZGÜR ÇETIK

SİTE İÇİ ARAMA

Acil Kan Bankası