Genel SağlıkHABERLER

ÇOCUKLARINIZIN KALP SAĞLIĞINI İHMAL ETMEYİN

Çocukların henüz şikayetlerini bile anlatamadan hastalandığını belirten Bayındır Hastanesi Söğütözü Pediatrik Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Cemile Nursel ALPAN, bazen sorunların daha kalbin ilk atışında başladığına dikkat çekti.

Çocuklarda görülen kalp hastalıkları Doğumsal Kalp Hastalıkları ve Edinsel Kalp Hastalıkları olmak üzere iki başlık altında toplanmaktadır. Doğumsal kalp hastalıkları anne karnındaki bebeğin gelişimi sırasında ortaya çıkan anomalilerdir. Bu anomaliler kalbin kulakcık ve karıncıkları arasındaki duvarlarda delikler kalbe gelen ve çıkan damarlardaki anomaliler, kalp kapakçıklarındaki anomaliler, karıncık ve kulakçıkların gelişme bozuklukları ve bu saydığımız anomalilerin birkaçının bir arada bulunduğu kalp gelişim bozukluklarıdır. Doğumsal kalp hastalıklarının yüzlerce değişik şekli vardır. Bu hastalıkların bazıları hafif, bazıları orta derecede, bazıları çok ağır ve karmaşık olabilir. Çocuklarda en çok görülen kalp hastalıkları doğumsal olanlardır. Doğumsal kalp hastalıklarının tanısı anne karnında konulabilmektedir. Gebeliğin 16.- 20.haftalarında yapılacak fetal ekokardiyografi ile doğacak bebekte doğumsal kalp hastalığı teşhis edilebilir. Doğum öncesi tanı alan bebek hemen müdahale gerektirecek durumlar nedeniyle pediatrik kardiyoloji bakım ünitesi olan gelişmiş merkezlerde doğurtulmalıdır. Doğumsal kalp hastalıklarının tedavisi girişimsel yöntemler ve cerrahi yöntemlerle Türkiye’de yapılabilmektedir ve başarı oranı da gelişmiş ülkelerdeki ile eşdeğerdir. Başarı erken teşhis ve doğru tanıya bağlıdır. Nasıl fark edilir? Aile bu noktada şüpheci olmalıdır. Bebek meme emerken çabuk yorulur. Morarma, aşırı terleme, nefes darlığı gibi durumlarda aile şüpheci olmalıdır. Ayrıca kalp hastası olan bebek sık sık enfeksiyona yakalanır. Her yeni doğan mutlaka doktor tarafından kontrol edilmelidir. Her çocuğa ekokardiyografi (EKO) çekilmesi şart değildir. Bu konuda kararı, doktor bebeğin kalbini dinledikten sonra verecektir.

Edinsel kalp hastalıkları arasında en sık görülen romatizmal kalp hastalıklarıdır. Beta hemolitik streptekok ile boğaz enfeksiyonu geçiren bazı çocuklarda 2 –4 hafta sonra eklemlerde ağrı, şişlik, cilt döküntüleri gibi bulgularla romatizmal ateş gelişmekte, kalp değişik oranlarda etkilenebilmektedir. Oluşan kalp hasarı kalıcı olabilir. Streptekoklara bağlı boğaz enfeksiyonunda sık görülen belirtiler ani başlayan ve yutkunma ile artan boğaz ağrısı, ateş, çene altı ve boyunda oluşan ağrılı şişliklerdir. Belirtiler bazı çocuklarda hafif olabilir. Bu gibi durumlarda çocuk doktora götürülmeli ve boğaz kültürü alınmalıdır. Beta streptekok enfeksiyonları ile yapılan mücadele sonucu kalp romatizması giderek azalmakla birlikte ülkemizde hala sorun olmaya devam etmektedir.

Süt çocukluğu döneminde görülen gribalenfeksiyon, pnomoni, bronşiolit, kızamık, kabakulak, kızamıkcık, boğmaca, difteri, polio ve suçiçeği gibi hastalıklar kalp kasını ve kalp zarını tutabilir. Ancak bu hastalıklar aşılarla tamamen temizlenmiş veya en aza indirilmiştir. Aşılamalar düzenli olarak yapılmalıdır. Edinsel hastalıklardan daha nadir görülen Kawasaki hastalığı 5 yaş altı çocuklarda görülen koroner arterleri tutan bir hastalık olduğundan erken tanı ve tedavi hayat kurtarıcıdır. Uzun süren ateş ve döküntü bulguları mutlaka doktor tarafından incelenmelidir.

Hasar görmüş kalp kapaklarında enfeksiyon riski vardır. Stafilokok ve pnomokok gibi bakterilerle kalp kapaklarını tutan ve kronik sekel bırakabilen enfektif endokardit tedavi edilmekle birlikte beyin ve böbrekler gibi organlara enfekte pıhtı yayılımına sebep olduğundan hayatı tehdit eden hastalıklardır. Bu enfeksiyonların önlenmesi için dişlerin temiz tutulması, diş çürüklerinin tedavisi ve ameliyatlar öncesinde kana bakteri bulaşmasını önlemek için hastalara işlem öncesi antibiyotik vermek gereklidir.

Çocuklarda büyüme ve zihinsel gelişim gebeliğin başladığı andan itibaren besinlerden büyük ölçüde etkilenir. İyi beslenme aynı zamanda kalp sağlığı için çok önemlidir. Dengesiz beslenme çok küçük yaşlarda şişmanlığa , anormal kolesterol düzeylerine ve yüksek tansiyona yol açabilir. Bu durum yetişkinlikteki sağlık için kötü bir temel oluşturur. Hiperkolesterolemi multifaktöriyel bir metabolik bozukluktur. Hastalığı artıran genetik faktörlerin yanısıra diyet ve fiziksel aktivite gibi çevresel faktörlerin de prognozda önemli rolü vardır. Hiperkolesterolemi ateroskleroz (damar sertliği) için risk faktörüdür. Yapılan çalışmalar aterosklerozun çocukluk çağında başladığını ve tüm yaşam boyu devam eden bir patoloji olduğunu göstermektedir. Kolesterol yağa benzer bir maddedir ve karaciğer tarafından doymuş yağların parçalanmasından elde edilir. Lipoprotein denilen bileşenlerle birlikte kan dolaşımına geçer. Yüksek yoğunluklu lipoproteinler (HDL-iyi huylu) ve düşük yoğunluklu lipoproteinler (LDL-kötü huylu) olmak üzere iki tür lipoprotein vardır. HDL atık kolesterolün vücuttan uzaklaştırılmasına yardım eder. Kalp ve dolaşım bozukluklarında düşük riskle ilişkilidir. LDL ise atardamar duvarlarında birikerek kalp hastalıkları riskini yükselten damar sertliğine yol açar Bu durum doymuş yağların fazla tüketilmesinden kaynaklanabilir. Obesite genellikle normal vücut ağırlığının üstünde olmakla karıştırılır. Sporcular, vücut geliştiriciler ve iri kemik yapısına sahip olanların vücut ağırlıkları boylarına ve yaşına göre ortalamanın üstünde olabilir.Bu yağdan çok kas dokusunun gelişmiş olmasından kaynaklanır. Yağ dokusu tüm vücutta bulunur. Temel olarak yağ hücresinin fazla olduğu yerlerde depolanır. Yağlar deri altında ve iç organları kaplayan zarlarda da birikir. Çocuklarda görülen sişmanlık anormal sayıda yağ hücresinin oluşumundan kaynaklanır. Bu hücreler kilo vermekle kaybolmaz. Yalnız içlerindeki yağın bir kısmını kaybetmekte ve yağ depolama özelliklerini korumaktadır. Bu da kişinin ergen ya da yetişkinlikte sişmanlığa eğilimli olmasına neden olmaktadır. Normal kilonun üstünde bir çocuğun fiziksel etkinliklere katılması sağlanabilir. Uzun süreli bilgisayar oyunları oynama ve TV izleme gibi hareketsiz kılan durumlar daha fazla yağ birikmesi ve daha az kalori harcanmasına neden olur. Obesiteye yol açan başka etmenler de vardır. Beyinde iştah ayarlayan merkez olan hipotalamusun hastalıkları, kalıtımsal etkenler, hormonal hastalıklar sayılabilir.

Kalbin iletim sistemindeki düzensizlikler de çocukluk çağında görülebilir. İyi huylu disritmiler olduğu gibi, kalp yetmezliğine,bayılma ve hatta ani ölüme sebep olan ritm bozuklukları çocukluk çağında görülebilir. Bunlar sıklıkla doğumsal kalp hastalıkları veya geçirilmiş kalp ameliyatlarına bağlıdır. Kalpde yapısal bir neden olmadan da ritm bozukluğu olabilir. Çabuk yorulma, gece uykudan aniden uyanma ve bağırma, bebeklerde beslenme bozukluğu, huzursuzluk, terleme ve solunum bozukluğu ritm bozukluğunun belirtileri olabilir. Elektrokardiyografi ile tanı konur. Son yıllarda elektrofizyolojik çalışmalarla bozuk iletim sistemi tedavi edilebilmektedir.

Çocukluktaki bütün kalp hastalıkları tam teşekküllü ve uygun teknik koşulları olan hastanelerde incelenmeli ve tedavi edilmelidir.