Acil Kan Bankası
 SAĞLIK EĞİTİMİ

Sağlık Platformu'nu Twitter'da takip et

SAĞLIK platformu >> Sağlık Haberleri


AILE HEKIMLIGI SISTEMI DEGERLENDIRILIYOR

Doktorlar ve aile hekimligi

Aile Hekimligi uygulamasi Türkiye’de Saglik Bakanligi tarafindan “Saglikta Dönüsüm Programi” çerçevesinde 15 Eylül 2005 tarihinde pilot il olarak Düzce’de baslatildi. 2010 yili sonu itibariyle tüm Türkiye’de uygulanmaya baslayan Aile Hekimligi Sistemi, 2010 yili Kasim ayi itibariyle de Istanbul’da devreye girdi. Sistem birçok soru isaretini de beraberinde getirdi.

Aysenur Asuman UGUR

Türkiye’nin saglik ocaklarina dayali olarak örgütlenen özgün birinci basamak saglik hizmeti modeli, Saglik Bakanligi’nin Saglikta Dönüsüm Programi çerçevesinde ülke çapinda yayginlastirdigi aile hekimligi sistemiyle dagitilip yok ediliyor. Bu gelismelerle birlikte, saglik hizmetlerine egemen kilinmaya çalisilan yaklasimlarin “saglik degil hastalik, insan degil hasta, hastane degil isletme, hizmet degil kâr” olarak görüldügünü ifade eden karsit fikirlerin ortaya çikmasi, sistemle ilgili endiselerin yayginlasmasina yol açiyor.

Aile hekimligi uygulamasi Türkiye’de Saglik Bakanligi tarafindan “Saglikta Dönüsüm Programi” çerçevesinde 15 Eylül 2005 tarihinde pilot il olarak Düzce’de baslatildi. Pilot uygulamaya temel olan kanun 9 Aralik 2004 tarihinde yayinlanmisti. 2010 yili sonu itibariyle tüm Türkiye’de uygulanmaya baslayan Aile Hekimligi Sistemi 2010 yili Kasim ayi itibariyle de Istanbul’da devreye girdi. Asamalarla uygulanmaya baslayan sistem birçok soru isaretini de beraberinde getirdi. Kimi çevrelerce elestirilen, kimi çevrelerce onaylanan ve ilerleyen zamanlarda daha iyi isleyecegi savunulan bu sistem hakkinda saglik çalisanlari çesitli platformlarda görüslerini dile getirdi ve getirmeye de devam ediyor. Türkiye’de aile hekimligi uygulamasinin temelini olusturan sistemsel yaklasimin ve uygulamada görülen sorunlarin hekimler tarafindan nasil ele alindigina geçmeden önce, dünya genelindeki duruma bir göz atalim.

Yirminci yüzyil baslarinda enfeksiyon hastaliklarinin kontrolü, hastaliklarin yapisindaki degisiklikler ve ölüm nedenlerinin farklilasmasi, uzmanlasma egiliminin artmasi, davranis bilimlerinin gelismesiyle hastaliklarin olusumunda sosyal ve psikolojik faktörlerin de etkili oldugunun anlasilmasi, hastanede kalmanin yüksek maliyetlere neden olmasi aile hekimligini gündeme getirdi. Basta Ingiltere, Almanya gibi bati Avrupa ülkeleri ile Amerika Birlesik Devletleri, Kanada ve Japonya gibi gelismis ülkeler ve bazi gelismekte olan ülkeler birinci basamak saglik hizmetlerinin sunumu için aile hekimleri yetistirmeye basladi. Kapsamli ve kisisel hizmet verebilecek aile hekimliginin gelismesi ve yayginlasmasiysa 1950’lerde basladi. Ingiltere’de genel pratisyenligi gelistirmek, standartlarini yükseltmek ve genel pratisyenlerin sesi olmak amaciyla 1952 yilinda College of General Practitioners (Genel Pratisyenler Koleji’nin) kurulmasi aile hekimligi alaninda atilan en önemli adimlardan biri kabul edildi. Aile Hekimligi / Genel Aile Pratisyenlik adlariyla anilan, mezuniyet sonrasi ortalama 3 yillik egitimi gerektiren birinci basamak uzmanligi bu sekilde gelisti. Bugünse dünyanin birçok ülkesinde farkli finansman modelleriyle birlikte uygulaniyor. 1978 yilinda Alma Ata Konferansinda ilan edilen “2000 Yilinda Herkese Saglik” hedefi dogrultusunda; Dünya Saglik Örgütü (WHO) ve Dünya Aile Hekimleri Birligi (WONCA), Kanada Ontario’da “Tip Pratigini ve Egitimini Insanlarin Gereksinimlerini Daha Iyi Karsilar Hale Getirmek: Aile Hekiminin Katkisi” ismiyle düzenlenen ortak konferansta yayinlanan konferans dokümani daha sonra Dünya Saglik Kongresi ve WONCA Dünya Kongresi tarafindan da ayri ayri kabul edildi. WHO ve WONCA temsilcilerinin ortak imzalari ile yayinlanan giris bölümünde su sözlere yer verildi:

“Kapsamli, sürekli, koordine edilen ve kisiye özel bir saglik hizmeti verilmesinin saglanmasinda özellikle aile hekimleri çok önemli bir konuma sahiptir. Birinci basamak saglik hizmetinin diger çalisanlari yaninda onlarin rolü, saglik alaninda kaynaklarin optimal biçimde degerlendirilebilmesi için çok önemli görülmektedir. Bireysel ve toplumsal saglik hizmetlerinin koordinasyonunu gelistirmeleri durumunda, gelecegin saglik sistemleri içinde rolleri daha da belirgin olacaktir.”

Konferans dokümaninin özet bölümündeyse su ifade yer aldi:

“Insanlarin ihtiyaçlarini karsilamak için, saglik hizmet sisteminde, tip mesleginde, tip fakültelerinde ve diger egitim kuruluslarinda köklü degisiklikler yapilmalidir. Aile hekimi saglik hizmet sistemlerinde kaliteye, maliyet etkinligine ve adillige ulasilmasinda merkezi role sahip olmalidir. Bu sorumlulugu yerine getirebilmek için aile hekimi, hasta bakiminda yetkin olmali, bireysel ve toplumsal saglik hizmetini bir bütün halinde ele almalidir. Bu amaç dogrultusunda Dünya Saglik Örgütü (WHO) ve Dünya Aile Hekimleri Örgütü (WONCA) tarihi bir isbirligi içinde olmalidir. Ayni dokümandaki “Toplumun Gereksinimlerini Gözeten Bir Saglik Hizmeti ve Tip Egitim Sistemi Olusturmak Için Öneriler” bölümünde su ana maddeler yer aldi:

Aile hekimligi bir uzmanlik dali olarak taninmali ve çalismali, aile hekimligi uzmanlik disiplini her tip fakültesinde ögretilmeli ve aile hekimi/dal uzmani dengesi kurulmali, her ülkede aile hekimligi mezuniyet sonrasi uzmanlik egitimi olarak verilmelidir.

Aile hekimliginin çesitli Avrupa ülkeleri ile dünyanin diger ülkelerinde minimum 3 yil olmak üzere uzmanlik egitim süreleri degisiyor. Türkiye’de ilk defa 1980’li yillarda gündeme gelmeye baslayan aile hekimligi, 1984 yilinda Gazi Üniversitesi Tip Fakültesi’nde ilk aile hekimligi anabilim dalinin kurulmasiyla bilimsel bir tip disiplini olarak kabul ediliyor. Aile hekimligi uzmanlik egitimine ise 1985 yilinda Saglik Bakanligi ve SSK’ ya bagli egitim hastanelerinde baslaniyor. 1990 yilindaysa Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlik Dernegi (TAHUD) kuruluyor. 1992 yilinda Gülhane Askeri Tip Akademisinde aile hekimligi anabilim dali kurulmasinin ardindan 1993 yilinda Yüksek Ögretim Kurumu 12547 sayili karari ile tip fakültelerinde aile hekimligi anabilim dallarinin kurulmasi uygun bulunuyor. 1996 yilinda da Avrupa Toplulugu aile hekimligi egitim süresini iki yildan üç yila çikariyor ve iki aile hekimligi uzmani Türkiye’nin ilk aile hekimligi doçentleri olarak görev aliyorlar. 2006 yili itibariyle Türkiye’de Aile Hekimligi Anabilim Dali kurulmus olan 36 tip fakültesi bulunuyor. Aile Hekimligi Anabilim Dalinin kurulmus oldugu tip fakültelerinin de sadece on besinde aile hekimligi uzmanlik egitimi veriliyor. Saglik Bakanligi’nin çikarmis oldugu “Aile Hekimligi Türkiye Modeli” adli kitapçikta aile hekimligi su sekilde tanimlaniyor:

“Aile hekimligi sistemi hizmeti sunumu kadar hastalara yol göstericilik ve çesitli hizmet sunuculari arasinda koordinasyon ve rehberlik saglayan yüksek maliyetli ikinci ve üçüncü basamak saglik hizmetlerini etkin ve verimli kullanilmasini saglayan ve birçok ülkede basarili olmus yegane sistemdir.”

Bakanligin bu görüs dogrultusunda aile hekimligi uygulamalarina hiz kazandirmasiyla birlikte, aile hekimligi uzmanlik egitimi alan hekimlerin yani sira çok sayida pratisyen hekim de kisa zamanli egitimlerden geçirilerek son bir kaç yil içinde sisteme dahil edildi.

2002 yilindan bu yana “saglikta reform” mantigiyla hareket eden, dönüsüm programi kapsaminda gerçekten temel degisimleri gündeme getirip uygulayan Saglik Bakanligi aile hekimligiyle ilgili tabloyu böyle ortaya koyar ve olmasi gereken en iyi modeli “kesfetmis” olmanin rahatligi içindeyken saglik çalisanlari, hekimler bu konuda neler düsünüyor?

Hekimler cephesinde aile hekimligi sistemi ve uygulamalarina dair görüsler siklikla dile getiriliyor. Sistemi savunanlar, savundugu halde aksayan yanlari oldugunu düsünenler oldugu gibi “saglik hizmetlerinin alinir-satilir bir meta” haline dönüstürüldügünü öne sürerek sisteme karsi çikanlar da var. Ancak farkli görüslere karsin “sistemin sorunlu oldugu” ifadesi her kesimde yaygin olarak dile getiriliyor. Aile hekimi olarak hizmet sunan hekimlerin egitimleri, ücretlendirilmeleri, çalisma kosullari ve ortami, hastaya ayirilan zaman, tani hizmetlerindeki zorluklar en siklikla ifade edilen sorunlar arasinda yer aliyor.

Peki, Aile Hekimligi Sistemi’nin Türkiye genelinde yayginlastirilmasi, saglik hizmetlerinin birinci basamagi haline getirilmesi için gösterilen çabaya degecek mi? Gelismis Avrupa ülkelerinde sistem çatirdar ve bitis sinyalleri verirken Türkiye biraz daha durumu gözleyip mevcut sistemini iyilestirerek yola devam edemez miydi? Saglik hizmetleri sunumunda yasanan mevcut sikintilarin çözüme kavusmasi kisa ya da uzun vadede mümkün olabilecek mi?

Saglik hizmeti sunumunda yasanan sikintilarin büyük çogunlugunun hizmet sunumunun ve saglik kuruluslarinin örgütlenmesiyle iliskili oldugunu vurgulayan ve bu yaklasimin ülke genelinde izlenen ekonomi politikalariyla iliskili oldugunu belirten Aile Hekimleri Uzmanlik Dernegi (TAHUD) Baskani Prof. Dr. Okay Basak, aile hekimligi uygulamasinin sistemdeki mevcut sikintilarin çözümüne saglayacagi katkinin sinirli oldugunu vurguluyor ve su açiklamalarda bulunuyor:

“Öncelikle belirtmek isterim ki biz saglik hizmeti sunumunun birinci basamaginda yapilan uygulamayi ‘aile hekimligi sistemi’ olarak tanimlamiyoruz. ‘Sistem’ saglik hizmeti sunumunun örgütlenme, finansman, çalisanlarin ekonomik ve özlük haklari gibi tüm boyutlarini içerir; ülkede izlenen saglik politikalarindan dogrudan etkilenir. Aile hekimligi ise tip meslegi ve disiplini içerisinde bir alt disiplin ve uzmanlik alanidir. Kendi bilimsel ilkeleri temelinde sekillenen bir hekimlik uygulama tarzi ve klinik yaklasimi vardir. Bu ayirimi sunun için önemsiyoruz. Saglik hizmeti sunumunda yasanan sikintilarin büyük çogunlugu hizmet sunumunun ve saglik kuruluslarinin örgütlenmesiyle iliskili. Dahasi ülke genelinde izlenen ekonomi politikalariyla iliskili. Dünyada bir egilim var. Türkiye de buna fazlasiyla uyuyor. Saglik hizmeti sunumu rekabetçi ortama, piyasa kosullarina açiliyor. Simdiye kadar agirlikla kamu hizmeti olarak görülen saglik hizmetlerinin sunumunda paradigma degisikligi söz konusu. Saglik hizmetlerinin sunumunda yasanan mevcut sikintilarin büyük çogunlugu olasilikla bununla iliskili. Aile hekimliginin, uygulama açisindan, bu sorunlarin çözümüne katkisi sinirli olacaktir.”

Konuyla ilgili olarak görüslerini aldigimiz Istanbul Üniversitesi Aile Hekimligi Anabilim Dali Baskani Doç. Dr. Ayse Palandüz ise sistem hakkinda olumlu görüs bildiren kisiler arasinda yer aliyor ve sisteme genel bakisini söyle ifade ediyor:

“Aile Hekimligi Uygulamasi’nin saglik sisteminde yapilan köklü bir degisiklik oldugunu görüyoruz. Bu degisiklikler kisa ve uzun vadede etkilerini gösterecektir. Elbette böyle genis çapli bir degisim uygulamanin taraflarinda endiseye yol açabilir. Çünkü aliskanliklarin degismesi zordur. Ayrica bir seyleri düzeltirken iyi giden seylerin bozulmasi riski de degisikliklerin önyargiyla karsilanmasina yol açar. Aile hekimligi, uygulama alani birinci basamak saglik hizmetleri olan tip disiplinidir. Kisilere yas ve cinsiyet gibi ayrimlar gözetmeden sürekli ve çok yönlü saglik hizmeti veren uzmanlik alanidir. Gereginde 2. ve 3. basamak saglik kuruluslari arasinda köprü olusturur, böylece saglik hizmetinin kesintisiz devami saglanir. Ülkenin gelismislik düzeyini yansitan saglik parametrelerinde iyilesme saglanabilmesi ancak temel saglik hizmetlerinin güçlendirilmesi ile mümkün olur. Aile hekimligi uygulamasi birinci basamak saglik hizmetinin en maliyet etkin sekilde verilebilmesine olanak hazirlamaktadir. Saglik kayitlarinin hekim tarafindan düzenli bir sekilde tutulmasi güvenilir istatistiksel verilerin elde edilmesine de olanak saglayacaktir. Birinci basamak saglik hizmetinin olmasi gerektigi gibi verilmesi ikinci ve üçüncü basamak saglik hizmetini de rahatlatacaktir. Hastane kapilarindaki hasta yükü azalacak, buralardaki hizmetin kalitesi artacaktir. Bu durum üniversite hastanelerinde de ücretlendirme politikalarinda yapilacak akilci degisikliklerle egitim ve bilimsel arastirmalara agirlik verme firsatina çevrilmelidir.”

Sistemin kurgulanma ve isleyisi bir yana sistemdeki bir baska tartisma konusu da pratisyen hekimler ve aile hekimleri arasindaki egitim farkliliginin yaratacagi sorunlar. Peki, aile hekimligi sisteminde uzman aile hekimler ile pratisyen hekimler arasinda farkliliklar nasil?

Su anda uygulanan sistemde pratisyen hekimlerin yaninda diger hekimlerin de çalismasina olanak saglandigi görülüyor. Mevcut duruma bakildiginda “Aile Hekimligi Sistemi”nde görev yapan hekimler arasinda aile hekimligi uzmanlarinin yani sira “Aile Hekimligi Pilot Uygulamasi” hakkindaki yasa ile aile hekimi olarak yetkilendirilmis hekimler de yer aliyor. Aile hekimi olarak görevlendirilmis hekimler, sadece daha önce basta saglik ocaklarinda olmak üzere saglik sisteminin çesitli birimlerinde çalisan pratisyen hekimler degil. Sayilari az da olsa diger tip dallarinda uzmanlik egitimi almis uzman hekimler de aile hekimi olarak görevlendirilebiliyor. Türkiye’de 2004 yilindan bugüne birinci basamakta çalisan pratisyen hekimlerin de aile hekimi olarak görevlendirildigi görülüyor.

Uygulamanin bu haliyle ilgili olarak da elestirel yaklasan Prof. Dr. Okay Basak, “aile hekimligi uygulamasinin esas olarak bu alanda özgün uzmanlik egitimi almis aile hekimligi uzmanlari tarafindan yapilmasi gerektigine” dikkati çekiyor. Prof. Dr. Basak, bu uygulamanin geçmisten günümüze uzanan yanlislar arasinda oldugunu belirterek su degerlendirmelerde bulunuyor:

“Burada uygulamaya girsin ya da girmesin pratisyen hekim meslektaslarimizin aile hekimligi uzmanlik egitimi almalarinin özendirilmesi hedeflenmeliydi. Oysa durum tam tersi oldu. Uzmanlik egitimine baslayanlar bile ayrilarak bir an önce aile hekimi olarak görevlendirilmek istediler. Bugün geldigimiz noktada geçici bir dönem için öngörülen uygulamanin neredeyse kalici bir model haline gelmesi kaygisini tasiyoruz. Yani aile hekimligi uygulamasi yasa ile görev tanimi yapilmis ‘aile hekimleriyle’ sürdürülmek istenmektedir.”

Türkiye’de aslinda bir tip disiplini olarak kabul edilen “aile hekimligi”ne bir tip disiplini olarak degil de bir “sistem” olarak bakildigi görülüyor. “Aile hekimligi” tip disiplini olarak kabul edilirken aile hekimligi uygulamalarinin da bunun dogal bir sonucu olarak aile hekimi uzmanlarinca sürdürülmesi gerekiyor. Diger ülkelerin “aile hekimligi sistemi”ne geçmeyi planladigi dönemler incelendiginde eger isin baslangicinda yeterli aile hekimligi uzmani yoksa bir “geçis dönemi” tanimlandigi ve bu geçis döneminde birinci basamakta çalisan diger hekimlere de belirli bir geçis dönemi egitimi zorunlulugu konularak ilgili hekimlerin bu sartla sisteme dahil edildigi görülüyor. Fakat yapilan planlamaya göre bu geçis döneminin bir sonlanma tarihi oldugu ilan edilerek, bu tarihten sonraki uygulamalara ancak bu konuda mesleki uzmanlik egitimini almis hekimlerin alinabildigi de bildiriliyor. Bu geçis döneminde de ülkedeki aile hekimligi uzmanlik egitimi güçlendirilerek aile hekimligi uzmanligi özendiriliyor. Oysa Türkiye’de hekimleri bir an önce “sisteme” geçmeye motive etme telasiyla, “sisteme” girmis olanlara önemli gelirler sunulurken, ülkemizdeki uzmanlik egitiminin altyapisinin gelistirilmesi ve aile hekimligi uzmanlik egitiminin özendirilmesi konusunda mevcut bilgilere göre kayda deger bir adim atilmadigi görülüyor.

Sahada çalisan aktif bir aile hekimi olan Uz. Dr. Ece Ülker Öztürk'de bu günlere plansiz gelindigine dikkat çekerek sunlari söylüyor:

“Öncelikle sisteme ismini veren aile hekimligi ihtisasi eritildi ve degersizlestirildi. Sisteme 'aile hekimligi sistemi' denildi. Fakat sistemin içindeki aile hekimi oranina bakildiginda, 3000 hekime 200 aile hekimi oldugunu görüyoruz. Bu da aile hekimi uzmanlarinin almis oldugu ihtisasi bir anlamda yok saydi diye düsünüyorum. Hasta dagiliminda da uzman hekim ile pratisyen hekim farkliliginin öne çikmasina sebep oldu. Bu durumun beraberinde her iki hekim grubu açisindan da can sikici bir durum yaratmasindan endise ediyorum. Bizler meslektaslarimiz arasinda bu tür sikintili durumlari yasamamaliyiz. Benim çalistigim merkezde diger hekim arkadaslarimla son derece uyumlu ve isbirligi içinde çalisiyoruz. Ama güncel duruma bakildiginda, artik aile hekimligi uzmanligi yok aile hekimligi sistemi var. Tabii ki yillardir sahada çalisan bir pratisyen hekimin tecrübesi göz ardi edilemez ama hiçbir kurs da ihtisasta geçirdigimiz senelerin yerini maalesef tutamaz.”

Egitim sorunlarini vurgulamaya devam eden Prof. Dr. Okay Basak da pratisyen hekimler ve aile hekimleri arasindaki farkliliklara gönderme yaparak su degerlendirmede bulunuyor:

“Kuskusuz aile hekimligi uzmanlik egitimi almis aile hekimleriyle bu egitimi almamis aile hekimleri arasinda aile hekimligi uygulamasi bakimindan farkliliklar olacaktir. Daha önce çalistiklari kurumlarda, saglik ocaklarinda üstlendikleri görevlerle ‘Aile Sagligi Merkezleri’nde aile hekimi olarak üstlendikleri görevler farklidir. Daha önce bizzat yapmadiklari birçok saglik bakimini yeni görevlerinde bizzat yapmak durumundadirlar. Bu ise bir egitim açigi ortaya çikarmaktadir. Burada sunu belirtmek isteriz ki, hiçbir hekim meslektasimiz hastasina zarar verecek bir sey yapmaz. Meslegimizde birinci önceligimiz ‘Önce zarar verme’dir! Her hekim kendi yeterliginin ve sinirlarinin farkindadir; bunun ötesinde mutlaka hastasini bir baska meslektasina danisacak ya da yönlendirecektir. Dolayisiyla yeni görevler nedeniyle olusan egitim açiginin yansimasi sevklerin artmasi seklinde olacaktir. Bu ise aile hekimligi uygulamasi ile birinci basamagin güçlendirilmesi hedefi açisindan sorunlar yaratacaktir. Yoksa hastalarin zarara ugramasi söz konusu olamaz.”

Aile hekimligi disiplininin gelisme sürecinin agir oldugunu, aile hekimligine hak ettigi önem verilmedigini ve aile hekimligi uzmanlarinin sayisinin istenilen rakamlara ulasmadigini belirten Doç. Dr. Ayse Palandüz ise konuya farkli bir açidan bakarak görüslerini söyle aktariyor:

“Aile hekimligi uygulamasina geçildiginde Saglik Bakanligi, uzman sayisindaki yetersizligi uzman olmayan hekimlerle kapatmak durumunda kalmistir. Isteyen hekimlere 5-7 gün süren ‘1. Asama Uyum Egitimi’nden sonra sertifikalar verilmis ve hizmet puanlari esasina dayanilarak Aile Sagligi Merkezlerine yerlestirilmislerdir. Bu hekimler görevlerini sürdürmekte iken ‘2. Asama Uyum Egitimi’ne de baslanilmistir. 1. asama uyum egitiminde aile hekimligi hakkinda farkindalik hedeflenmistir. 2. asama uyum egitimi hekimlerin uygulamada yer alirken yararlanacaklari bazi temel mesleki bilgileri içermektedir. Ancak agirlikli olarak sanal ortamda verilen bu egitimin uzmanlik egitiminin yerini tutmasini beklemiyoruz. Elbette uyum egitimleri uzmanlik egitiminin alternatifi degildir.”

Doç. Dr. Palandüz, ülkemizde aile hekimligi uzmanlarinin sayisi bu kadar azken sistemi yalniz uzmanlar üzerinden yürütmenin mümkün görünmedigini de sözlerine ekliyor.

Akademisyenler egitim sorununun sistemin yumusak karni oldugunu ifade eden görüslere sahipken, sistemin uygulayicilari mevcut durumdan hosnut görünüyorlar. Istanbul Il Saglik Müdür Yardimcisi Dr. Savas Basar Kartal pratisyen hekimlerin sisteme hangi sartlarda entegre edilecegi hakkinda su bilgileri veriyor:

“Saglikta yeniden yapilanma projesi çerçevesinde birinci basamakta çalismak isteyen ve halen bu alanda özel uzmanlik egitimi almamis hekimlerin bir defaya özgü aile hekimligi prensiplerine uygun bir geçis egitimine tabi tutulmalari kararlastirilmis ve geçis dönemi egitimi organize edilmistir. Geçis dönemi egitimi öncelikle aile hekimligi disiplininin temel özelliklerini içeren bir adaptasyon egitimi ve esas olarak görev yerlerinde 1 yillik egitimi içermektedir. Diplomasiz hekim bulunmamaktadir.”

Bilindigi gibi eski sistemde saglik ocaklari belirli bir bölgede yasayan her kisiye hizmet ediyordu. Belirlenmis bir saglik ocagi vardi fakat belirlenmis bir hekim yoktu. Artik her kisiye atanmis bir hekiminin oldugu “aile hekimligi sisteminde” kisinin gidecegi adres ve hekiminin belirlendigi görülüyor. Uygulamasi giderek yayginlastirilan aile hekimligi sistemine göre; bir aile hekimine kayitli olmasi gereken hasta sayisi da 3500 olarak belirtiliyor. Böylece bir hekime günde ortalama 40-50 hasta düsüyor. Bu rakamin oldukça yüksek oldugunu ve gelismis bati ülkelerine kiyasla iki katin üzerinde bir rakamda seyrettigini vurgulayan Prof. Dr. Okay Basak hasta yogunlugunun sakincalariniysa söyle ifade ediyor:

“Bir aile hekimi, hastaligiyla karsisina gelen birey üzerinde bir bütün olarak yetkinlesiyor. Bu iliski olumlu yönde gelistikçe aralarinda güven olusuyor ve baglanma artiyor. Hasta ile hekimi arasindaki iliski kisisellesiyor. Hekimin sundugu bakim, adiyla saniyla o kisiye özgü hale geliyor. Bu sürece, aile hekimiyle birlikte çalisan diger saglik çalisanlari da katiliyor. Ayni süreklilik ve kisisellesmis bakim sunma onlar için de söz konusu. Hasta yakinlari, hastanin ailesi de bu bakim döngüsünün içine giriyor. Iste aile hekimligini diger tip disiplinlerinden ayirt eden iliskiler ve baglam temeli bu sekilde olusuyor. Aile hekiminin bu sonuçlari her bir kisi için saglayabilmesi listesinde kayitli bulunan kisi sayisiyla dogrudan iliskilidir.”

Fakat Türkiye’deki mevcut rakamlarla ve bunun getirecegi is yüküyle aile hekimligi uygulamasinin özgün özelliklerini yasama geçirmenin ne denli olasi oldugu konusuna da deginen Prof. Dr. Basak degerlendirmelerine söyle devam ediyor:

“Hele bu konuda gerekli aile hekimligi uzmanlik egitimi alinmamissa ikinci ya da üçüncü basamaga gitmek için aile hekiminden sevk zorunlulugu getirilirse isin içinden hiç çikilmayacaktir.”

Konuya farkli bir açidan bakan Doç. Dr. Dr. Ayse Palandüz ise aile hekimligi sistemini eski sistemle kiyaslayarak uzun vadede sistemde yapilacak iyilestirmelere yönelik olarak su önerileri dile getiriyor:

“Istanbul’da saglik ocagi basina düsen ortalama nüfus 22 binin üzerinde, saglik ocagi hekimi basina düsen ortalama nüfus ise 7 binin üzerindeydi. Görüldügü gibi bu sartlarda temel saglik hizmetlerinin verilebilmesi mümkün degildir. Oysa yeni uygulama bünyesinde Istanbul’da 3650 kisiye bir aile hekimi düsmesi planlanmistir. 2020’lerde ise aile hekimi basina düsen nüfusun 2 bine çekilmesi hedeflenmektedir. Bu aile hekimliginin tanimindaki bireysel, kapsamli, sürekli ve bütüncül saglik hizmetinin verilebilmesine imkan saglayacak bir sayidir. Daha uygulama yayginlasmadan ve saglik hizmetinin diger basamaklari ile entegre olmadan bile anketlerde yüzde 83’lere ulasan hasta memnuniyeti elde edilmistir. Kisinin her hastalandiginda farkli bir hekime degil, onu zaman içinde biyolojik, psikolojik ve sosyal ortamiyla daha iyi taniyacak bir hekime ulasabilmesi bile önemli bir memnuniyet nedenidir. Bu uygulama insanlara hekimini seçme özgürlügü vermesi açisindan da hasta memnuniyetinin artmasini desteklemektedir. Ulasilabilirlik bu uygulamanin bir diger üstünlügüdür. Kisiler ikamet ettikleri adrese yakin bir aile hekimine kaydedilmekte, isterlerse isyerlerine yakin bir aile hekimini de tercih edebilmektedirler.”

Sistemle ilgili elestiri oklarinin hedefi haline gelen bir diger konu ise hekimlerin çalisma sartlari ve özlük haklari. Geçmise bakildiginda, saglik ocaklarinda çalisan hekimler 657 sayili Devlet Memurlugu Yasasi’na bagli olarak çalisiyordu ve bundan dolayi is güvenceleri vardi. Fakat hekimler su anda saglik ocaginda uygulanan sistemden farkli olarak sözlesmeli çalisiyorlar ve bu sözlesmenin iki yilda bir yenilenmesi gerekiyor. Hekimlerin is güvenceleri açisindan konuyu ele alan Prof. Dr. Okay Basak sunlari vurguluyor:

“Su anda sözlesmeler Saglik Bakanligi ile yapiliyor. Ancak bir süre sonra Genel Saglik Sigortasi (GSS) ile yapilacak. Sözlesmeler Aile Hekimligi Pilot Yasasi’na göre çikarilan Aile Hekimligi Uygulamasi ve Ücretlendirme Yönetmeliklerine göre yapiliyor. Bu yönetmeliklerde sözlesmeli çalisacak aile hekimlerinin is güvencesi açisindan birçok sikintilar var. Yillarca 657’li olmanin is güvencesiyle çalismaya alismis hekimlerin simdi farkli bir çalisma tarzina alismasinin zorlugunu da eklemek gerek bu sikintilara. Aile hekimleri geleceklerini daha güvensiz görüyorlar.”

Istanbul Tabip Odasi Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Fethi Bozçali’nin degerlendirmelerinin de Prof. Dr. Basak’in görüsleriyle örtüstügü görülüyor. Dr. Bozçali, bu sistemde hekimlerin güvenceli çalisamayacaklarina dikkat çekerek sunlari söylüyor:

“Hekimler bu sistemde sözlesmeli çalisacaklar. Ekibe dayali çalisma sanslarini yitirecekler, özel muayenehane isleten her hekim gibi türlü bürokratik islerle ugrasirken, ekonomik kaygilari artacak. Diger saglik çalisanlari da benzer kaygilar tasiyacak. Ayrica sosyal güvencelerinin ne olacagi, ilerde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafindan finanse edilecek sistemin çalisanlarin ücretlerini azaltip azaltmayacagi, emekli maaslarina ücretlerinin ne oranda yansiyacagi gibi türlü kaygilar giderek artmaktadir.”

Dr. Fethi Bozçali ayrica hekimlerin güvencesiz çalistiklari konusu bir yana sistemde hasta ve hekimin karsi karsiya gelecegini de belirterek su tespitlerine de yer veriyor:

“Hastalar aslinda simdiden sok olmus durumda. Bir kere sevk zinciri yok. Hastalar aile hekiminin istedigi basit bir akciger grafisi için hastanelere gidip kuyrukta beklemek zorunda kaliyorlar. Hekimlerin evlerine gelecegi, 24 saat hizmet verilecegi söylemlerinin gerçek olmamasi bir yana hastalarin kendi aile hekimlerini bile bulmada zorlanmalari her gün ayri bir sorun olarak yasaniyor. Bir sonraki adim maalesef hastalardan alinacak muayene katki paralari olacaktir...”

Yukarida yazilan görüsler bir yana Istanbul ilinde sistemin uygulayicisi konumunda olan Istanbul Il Saglik Müdürlügü, yaptigi açiklamalarda sistemin isleyisini degerlendirerek su noktalara deginiyor:

“Saglik ocagi sisteminde hizmet sunumu bölge bazli idi. Aile hekimliginde dinamik nüfus esasli hizmet verilmektedir. Aile hekimligi sisteminde belli bir zaman diliminden sonra hekim ve yardimci saglik personeli kendilerine bagli nüfusu sahsen tanima olanagina sahiptir. Bu baglamda nüfuslarinin tüm saglik sorunlarini en ayrintili bir sekilde bilme ve çözüm üretebilme yetenegine sahip olmaktadirlar. Hastalar açisindan da dertlerine derman olabilecek, kendilerini taniyan, saglik sorunlarini bilen tek bir hekim ve hemsire tarafindan bakimlarinin yapilmasi ve güven ortaminin yaratilmis olmasi beraberinde hasta memnuniyetini de saglamaktadir.”

Var olan sorunlar ve çözüm önerileri ile ilgili olarak Istanbul Tabip Odasi Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Fethi Bozçali su önerilerde bulunuyor:

“Kiralanan veya geçici hizmet verilen mekânlarin Saglik Bakanligi tarafindan kalici mekânlarda verilecek hizmet yerler haline dönüstürülmesi, onarima ihtiyaci olan yerlerin tamir edilmesi, hemsire/ebe ihtiyaci olan ASM’lerde personel açiginin hizla giderilmesi, saglik çalisanlarin sözlesmeli çalistirilmasindan vazgeçilmesi, kamu personeli haline dönüstürülmesi, aile hekimlerinin, TTB-GPE’nin hazirladigi genel pratisyenlik egitim sürecinden geçirilerek bu alanda çalisacak hekimlerin mesleki bilgi ve birikiminin güçlendirilmesi, zorunlu sevk zincirinin kurulmasi, taniya yarimci olacak laboratuvar ve görüntüleme ihtiyaçlarinin yerinde saglanmasi, aile planlamasi gibi performans disi hizmetlerin önemsenmesi.”

Istanbul’da durum

Aile hekimligi uygulamalari önce pilot illerde baslatilip ardindan Türkiye genelinde yayginlastirildi. Kalabalik nüfusu ve daginik cografi yapisi dolayisiyla Istanbul sisteme en geç dahil edilen iller arasinda yer aldi. Geçtigimiz Kasim ayi basinda Istanbul’da aile hekimligi uygulamalarina baslandi.

Türkiye’nin en çok nüfus ve hekim sayina sahip ili olan Istanbul’da; isteyen herkesin bir aile sagligi merkezinde, belirlenen bir muayenehaneyi seçebildigi bilgisinin verildigi sistemle ilgili olarak hala eksiklik yasanmasi durumunda devlet memuru olan pratisyen hekim ve aile hekimligi uzmanlarindan hekim ihtiyacini geçici olarak karsilanacagi Istanbul Il Saglik Müdürlügü’nce belirtiliyor. Istanbul’un idari açidan 6 bölge ve 39 ilçeye ayrildigi sistemde su anda mevcut aile sagligi merkezi sayisi 930 olarak bildiriliyor. Ve bu rakam olusturulan yeni Aile Sagligi Merkezleri’nin düzenlenmesine göre artiyor. Su anda aile hekimligi sisteminde herhangi bir sevk zinciri yürürlüge konulmadigi için Istanbul’da isteyen herkes istedigi hastane veya semt poliklinigine basvurabiliyor. Aile hekimine yardimci olabilmek için aile hekimlerinin aile sagligi elemani olarak adlandirilan ebe, hemsire, saglik memuru ile anlasabileceginin bildirildigi sistemde aile sagligi elemanlarinin sözlesmeleri vali ile yapiliyor. Birbiri ile anlasan doktor ve aile sagligi elemani ile ayni birimde çalisabiliyor. Bunun disinda Saglik Bakanligi’nin vermis oldugu cari gider harcamalari ile aile hekimleri hizmetli, tibbi sekreter ve gerekirse fazladan bir aile sagligi elemani ile anlasabilecekleri ve is yogunluklarini azaltabilecekleri de Istanbul’da sistemin isleyisi hakkinda verilen bilgiler arasinda yer aliyor.

Sistemin Istanbul’da isleyisinin merkezi olan Istanbul Il Saglik Müdürlügü, Il Saglik Müdürü Yardimcisi Dr. Savas Basar su bilgileri veriyor:

“Istanbul’da birinci basamak saglik hizmetlerinin 1 Kasim tarihinden önce 1800 hekim ve 600 saglik ocagi ile yürütülürken, 1 Kasim itibariyle ‘Aile Hekimligi Sisteminin’ baslamasi ile birlikte 3300 hekim ve 750 Aile Sagligi Merkezi ile saglik hizmeti sunmaya baslandi.”

Sistemle ilgili yapilan tüm elestiriler bir yana Dr. Savas Basar Kartal Istanbul’un beklentilerin aksine az sorunlu olarak sisteme geçis yaptigini ve var olan sorunlarin çözümü için üç aylik bir geçis takvimi hazirladiklarini ve uygulamaya soktuklarini da bildiriyor.

Istanbul Tabip Odasi Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Fethi Bozcali ise aile hekimligi sisteminin birinci basamak saglik hizmetlerinin özellestirilmesi oldugu görüsünü savunarak konuyla ilgili su açiklamalarda bulunuyor:

“1963 yilindan bu yana uygulanan 224 sayili sagligin sosyallestirilmesi yasasi kapsaminda yürütülen birinci basamak saglik hizmetleri, gelistirilip iyilestirilecegine çökertilmeye çalisilmis, finansman destegi kesilmis, döner sermaye, performans sistemiyle ilk özellestirme adimlari atilmis nihayetinde sistematik olarak kamu tarafindan sunulan sagligin temel hizmeti yürümüyor gerekçesiyle özel muayenehanelere dönüstürülmüstür. Saglik ocaklari ve saglik evleri eliyle yürütülen birinci basamak, bölge tabanli, herkese ayrimsiz, bütünlüklü, ekip anlayisiyla sunulan koruyucu ve tedavi edici saglik hizmetleri ayrimi yapilmadan kamu tarafindan finanse ediliyordu. Peki, birinci basamagin özellestirmesiyle birlikte neler olacak? Saglik ocagi sisteminin terk edilmesiyle verimlilik düsecek ve en önemlisi ekonomik maliyeti artacaktir. Dolaysiyla ‘Aile Hekimligi Sistemi’, birinci basamak saglik hizmetlerini parali hale getirecek, halkin temel saglik hizmet aliminda esitsizlikler yaratacak, bu nedenle özellikle uzun vadede toplum sagligini önemli ölçüde olumsuz etkileyecegini söylemek mümkündür.”

Aile hekimligi sisteminin oturmasi halinde saglikla ilgili çok degerli bir veri bankasi olusturulabilecegi süphesiz bir gerçek. Ama isletme mantigi ile yürütülen, günde 40-50 hastaya bakilmadiginda is güvencesi sekteye ugrayabilecek olan, bu ortamda hastasina yeteri kadar vakti ayiramayan özverili hekimlerin girdigi çikmazi da saniyoruz düsünmek gerekiyor.

Yararlanilan kaynaklar:
http://www.ailehekimince.com/ailehektarihce.htm
www.sagliktanabiz.com
www.istanbulsaglik.gov.tr

“Aile Hekimligi Uygulamasi Kapsaminda Saglik Bakanliginca Çalistirilan Personele Yapilacak Ödemeler ile Sözlesme Usul ve Esaslari Hakkinda Yönetmelik” Resmi Gazete’nin 30 Aralik 2010 tarihli sayisinda yayimlandi. Aile hekimligi uygulamasi çerçevesinde sözlesmeli olarak çalistirilanlar ile aile hekimligi uygulamalari için görevlendirilen aile hekimleri ve aile sagligi elemanlarini kapsayan yönetmelik, 24 Kasim 2004 tarihli ve 5258 sayili Aile Hekimligi Pilot Uygulamasi Hakkinda Kanunun 8. maddesine dayanilarak hazirlandi. Yönetmelige göre, Türkiye’de meslegini icra etmeye yetkili olup tipta uzmanlik egitimi mevzuatina göre aile hekimligi uzmani olanlar ile Bakanligin öngördügü egitimleri alan diger uzman tabip ve tabipler aile hekimi olabiliyor. Saglik meslek liseleri veya yüksek ögrenim kurumlarinin ebelik, hemsirelik, saglik memurlugu (toplum sagligi) veya acil tip teknisyenligi bölümlerinden mezun olanlar ise aile sagligi elemani olarak görev yapabiliyor.

Sözlesmeli olarak çalistirilan aile hekimleri ve aile sagligi elemanlarinin 75 yasindan gün almamis olmalari gerekiyor. 65 yasin üzerinde olanlar ile sözlesme imzalanabilmesi için, saglik durumunun aile hekimi ve aile sagligi elemani görevini yapmasina engel teskil etmeyecegine iliskin Saglik Kurulu raporu alma sarti aranacak. Sözlesmeli olarak çalistirilan aile hekimleri ve aile sagligi elemanlari ile yapilacak sözlesmeleri, Bakanlik adina imzalamaya ve sözlesmeleri sona erdirmeye vali yetkili olacak. Vali, sözlesme yapma yetkisini, vali yardimcilarindan birine veya il saglik müdürüne devredebilecek.

Sözlesmenin süresi ve dönemi en fazla iki mali yil olarak belirlenmis durumda.

Sözlesmeli olarak çalistirilan aile hekimleri ve aile sagligi elemanlari, bu görevleri disinda, bilimsel faaliyetler ve telif haklari hariç olmak üzere, mesleklerinin icrasindan menfaat temin edemeyecek. Sanatsal ve sportif faaliyetler disinda esnaf veya tacir sayilmayi gerektiren herhangi bir faaliyette bulunamayacak. Herhangi bir yerde hizmet akdi ile çalisamayacak. Ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alamayacak, ticari mümessil, ticari vekil, kolektif sirketlerde ortak veya komandit sirketlerde komandite ortak olamayacak. Aile hekimleri ve aile sagligi elemanlari, görevlerini haftalik çalisma süresi 40 saatten az olmamak kaydiyla, Aile Hekimligi Uygulama Yönetmeligi’nde belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yerine getirmekle zorunlu olacak. Aile sagligi merkezi, aile hekimleri ve aile sagligi elemanlari, olagan disi denetimler hariç olmak üzere, 6 aylik araliklarla denetlenecek. Sözlesme, ölüm halinde veya tabi oldugu mevzuata göre zorunlu olarak emekli olmasi gerekenlerin sözlesmeleri, herhangi bir isleme gerek kalmaksizin sona erecek. Sözlesmeyle çalistirilan aile hekimi ve aile sagligi elemaninin sözlesmesi, vali tarafindan herhangi bir ihbar veya ikaza gerek duyulmadan, “Aile hekimine kayitli kisi sayisinin araliksiz iki aydan fazla süreyle (aylik yapilan üçüncü bildirimde) bin kisinin altina düsmesi” halinde sona erdirilecek. Bunun disinda, kurumundan ayliksiz veya ücretsiz izinli sayilanlar hakkinda, yüksek disiplin kurullarinca verilen Devlet Memurlugundan çikarma cezasina veya sözlesmenin sona erdirilmesine dair kararin valilige bildirilmesi, çalisanin kadrosu veya pozisyonundan istifa etmesi, mücbir sebepler hariç, özürsüz olarak kesintisiz 10 gün görev basinda bulunulmamasi, saglik sebebiyle bir sözlesme döneminde 180 günü asan süreyle görevin ifa edilememesi, eczane veya medikal firmalari, beserî ilaç firmalari veya özel saglik kuruluslari gibi meslegi ile ilgili alanlarda faaliyet gösteren gerçek kisiler veya özel hukuk tüzel kisilerinin temsilcileri ile etik disi haksiz çikar iliskisinde bulunuldugunun tespit edilmesi, menfaat karsiliginda gerçege aykiri rapor ve belge düzenlendiginin tespit edilmesi, gözaltina alinmasi veya tutuklanmasi halinde görevi basinda bulunamama süresinin sekiz haftayi asmasi gibi durumlarda da sözlesmeleri fesih edilecek. Sözlesmeyle çalistirilan aile hekimleri ve aile sagligi elemanlari askerlik, dogum, emeklilik ve sair sebeplerle iki ay önceden bildirmek kaydiyla sözlesmenin sona erdirilmesini talep edebilecek. 1 Ocak 2011 tarihinde yürürlüge giren yönetmelige göre yönetmelikte yer alan geçis hükümlerine göre de aile hekimligi uygulamasina geçen illerde, aile hekimlerine ilin uygulamaya geçtigi tarihten itibaren 6 ay süreyle, tavan ücretin yüzde 100’ü herhangi bir kritere bagli olmaksizin aile sagligi merkezi gideri olarak ödenecek. Sayistay’in görüsü alinarak hazirlanan bu Yönetmelik, 1 Ocak 2011 tarihinde yürürlüge girdi. Yönetmelikle, 27 Haziran 2005 tarihli ve 2005/9142 sayili Aile Hekimligi Pilot Uygulamasi Kapsaminda Saglik Bakanliginca Çalistirilan Personele Yapilacak Ödemeler ve Sözlesme Sartlari Hakkinda Yönetmelik yürürlükten kaldirildi.

Aile Hekimligi Uygulamasi Kapsaminda Saglik Bakanliginca Çalistirilan Personele Yapilacak Ödemeler ile Sözlesme Usul ve Esaslari Hakkinda Yönetmelik

’’Aile Hekimligi Uygulamasi Kapsaminda Saglik Bakanliginca Çalistirilan Personele Yapilacak Ödemeler ile Sözlesme Usul ve Esaslari Hakkinda Yönetmelik’’ Resmi Gazete’nin 30 Aralik 2010 tarihli sayisinda yayimlandi. Aile hekimligi uygulamasi çerçevesinde sözlesmeli olarak çalistirilanlar ile aile hekimligi uygulamalari için görevlendirilen aile hekimleri ve aile sagligi elemanlarini kapsayan yönetmelik, 24 Kasim 2004 tarihli ve 5258 sayili Aile Hekimligi Pilot Uygulamasi Hakkinda Kanunun 8. maddesine dayanilarak hazirlandi. Yönetmelige göre, Türkiye’de meslegini icra etmeye yetkili olup tipta uzmanlik egitimi mevzuatina göre aile hekimligi uzmani olanlar ile Bakanligin öngördügü egitimleri alan diger uzman tabip ve tabipler aile hekimi olabiliyor. Saglik meslek liseleri veya yüksek ögrenim kurumlarinin ebelik, hemsirelik, saglik memurlugu (toplum sagligi) veya acil tip teknisyenligi bölümlerinden mezun olanlar ise aile sagligi elemani olarak görev yapabiliyor.

Sözlesmeli olarak çalistirilan aile hekimleri ve aile sagligi elemanlarinin 75 yasindan gün almamis olmalari gerekiyor. 65 yasin üzerinde olanlar ile sözlesme imzalanabilmesi için, saglik durumunun aile hekimi ve aile sagligi elemani görevini yapmasina engel teskil etmeyecegine iliskin Saglik Kurulu raporu alma sarti aranacak. Sözlesmeli olarak çalistirilan aile hekimleri ve aile sagligi elemanlari ile yapilacak sözlesmeleri, Bakanlik adina imzalamaya ve sözlesmeleri sona erdirmeye vali yetkili olacak. Vali, sözlesme yapma yetkisini, vali yardimcilarindan birine veya il saglik müdürüne devredebilecek.

Sözlesmenin süresi ve dönemi en fazla iki mali yil olarak belirlenmis durumda.

Sözlesmeli olarak çalistirilan aile hekimleri ve aile sagligi elemanlari, bu görevleri disinda, bilimsel faaliyetler ve telif haklari hariç olmak üzere, mesleklerinin icrasindan menfaat temin edemeyecek. Sanatsal ve sportif faaliyetler disinda esnaf veya tacir sayilmayi gerektiren herhangi bir faaliyette bulunamayacak. Herhangi bir yerde hizmet akdi ile çalisamayacak. Ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alamayacak, ticari mümessil, ticari vekil, kolektif sirketlerde ortak veya komandit sirketlerde komandite ortak olamayacak. Aile hekimleri ve aile sagligi elemanlari, görevlerini haftalik çalisma süresi 40 saatten az olmamak kaydiyla, Aile Hekimligi Uygulama Yönetmeligi’nde belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yerine getirmekle zorunlu olacak. Aile sagligi merkezi, aile hekimleri ve aile sagligi elemanlari, olagan disi denetimler hariç olmak üzere, 6 aylik araliklarla denetlenecek. Sözlesme, ölüm halinde veya tabi oldugu mevzuata göre zorunlu olarak emekli olmasi gerekenlerin sözlesmeleri, herhangi bir isleme gerek kalmaksizin sona erecek. Sözlesmeyle çalistirilan aile hekimi ve aile sagligi elemaninin sözlesmesi, vali tarafindan herhangi bir ihbar veya ikaza gerek duyulmadan, “Aile hekimine kayitli kisi sayisinin araliksiz iki aydan fazla süreyle (aylik yapilan üçüncü bildirimde) bin kisinin altina düsmesi” halinde sona erdirilecek. Bunun disinda, kurumundan ayliksiz veya ücretsiz izinli sayilanlar hakkinda, yüksek disiplin kurullarinca verilen Devlet Memurlugundan çikarma cezasina veya sözlesmenin sona erdirilmesine dair kararin valilige bildirilmesi, çalisanin kadrosu veya pozisyonundan istifa etmesi, mücbir sebepler hariç, özürsüz olarak kesintisiz 10 gün görev basinda bulunulmamasi, saglik sebebiyle bir sözlesme döneminde 180 günü asan süreyle görevin ifa edilememesi, eczane veya medikal firmalari, beserî ilaç firmalari veya özel saglik kuruluslari gibi meslegi ile ilgili alanlarda faaliyet gösteren gerçek kisiler veya özel hukuk tüzel kisilerinin temsilcileri ile etik disi haksiz çikar iliskisinde bulunuldugunun tespit edilmesi, menfaat karsiliginda gerçege aykiri rapor ve belge düzenlendiginin tespit edilmesi, gözaltina alinmasi veya tutuklanmasi halinde görevi basinda bulunamama süresinin sekiz haftayi asmasi gibi durumlarda da sözlesmeleri fesih edilecek. Sözlesmeyle çalistirilan aile hekimleri ve aile sagligi elemanlari askerlik, dogum, emeklilik ve sair sebeplerle iki ay önceden bildirmek kaydiyla sözlesmenin sona erdirilmesini talep edebilecek. 1 Ocak 2011 tarihinde yürürlüge giren yönetmelige göre yönetmelikte yer alan geçis hükümlerine göre de aile hekimligi uygulamasina geçen illerde, aile hekimlerine ilin uygulamaya geçtigi tarihten itibaren 6 ay süreyle, tavan ücretin yüzde 100’ü herhangi bir kritere bagli olmaksizin aile sagligi merkezi gideri olarak ödenecek. Sayistay’in görüsü alinarak hazirlanan bu Yönetmelik, 1 Ocak 2011 tarihinde yürürlüge girdi. Yönetmelikle, 27 Haziran 2005 tarihli ve 2005/9142 sayili Aile Hekimligi Pilot Uygulamasi Kapsaminda Saglik Bakanliginca Çalistirilan Personele Yapilacak Ödemeler ve Sözlesme Sartlari Hakkinda Yönetmelik yürürlükten kaldirildi.

Aile Hekimligi, birinci basamak saglik hizmetlerinin özellestirilmesidir

Istanbul Tabip Odasi Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Fethi BOZÇALI “Aile Hekimligi Sistemi” ile ilgili sunlari söylüyor: Aile Hekimligi, birinci basamak saglik hizmetlerinin özellestirilmesidir. 1963 yilindan beri uygulanan 224 sayili sagligin sosyallestirilmesi yasasi kapsaminda yürütülen birinci basamak saglik hizmetleri, gelistirilip iyilestirilecegine çökertilmeye çalisilmis, finansman destegi kesilmis, döner sermaye, performans sistemiyle ilk özellestirme adimlari atilmis nihayetinde sistematik olarak kamu tarafindan sunulan sagligin temel hizmeti yürümüyor gerekçesiyle özel muayenehanelere dönüstürülmüstür. Saglik ocaklari ve saglik evleri eliyle yürütülen birinci basamak, bölge tabanli, herkese ayrimsiz, bütünlüklü, ekip anlayisiyla sunulan koruyucu ve tedavi edici saglik hizmetleri ayrimi yapilmadan kamu tarafindan finanse ediliyordu. Peki, birinci basamagin özellestirmesiyle birlikte neler olacak? Saglik ocagi sisteminin terk edilmesiyle verimlilik düsecek ve en önemlisi ekonomik maliyeti artacaktir. Dolaysiyla “Aile Hekimligi Sistemi”, birinci basamak saglik hizmetlerini parali hale getirecek, halkin temel saglik hizmet aliminda esitsizlikler yaratacak, bu nedenle özellikle uzun vadede toplum sagligini önemli ölçüde olumsuz etkileyecegini söylemek mümkündür. Pratisyen hekimler, ülkemizde birinci basamagin motor gücü olmuslardir. Yillardir saglik ocaklarinda toplumun temel sagliginin korunmasi ve iyilestirilmesinde görev alan pratisyen hekimler, ekip arkadaslariyla birlikte sunduklari hizmetlerle, bebek ölümleri azalmis, kizamik gibi öldürücü virüsler elimine edilmis, kus gribi gibi salginlar kontrol altina alinabilmis, saglikli, uzun yasam süreleri artmistir. Simdi aile hekimligi, sistemde pratisyen hekimler disinda diger tüm hekimlerin çalismasina olanak tanimistir. Böylece yillardir bu alanda bu hizmeti basariyla veren pratisyen hekimlerin mesleki birikimleri sorgulanmaya baslanilmis, birinci basamakta çalisma deneyimi olmayan meslektaslarimizda bu alanda çalistirilmaya baslanilmistir. Türk Tabipler Birligi Genel Pratisyenlik Enstitüsü 1995 ten beri birinci basamakta çalisan pratisyen hekimleri, kendi yetistirdigi egiticileriyle, hazirladigi temel ve klinik modüller egitim programiyla egitmeye çalismistir. Avrupa da aile hekimi ya da genel pratisyenlik adiyla birinci basamakta çalisan hekimler, TTB-GPE benzer bir egitim sürecinden geçmektedirler. Bizim önerimiz yillardir emek vererek gelistirdigimiz egitim sisteminin tüm alana uygulanmasidir. Hekimler bu sistemde güvenceli çalisamayacaklar, yani sözlesmeli çalisacaklar. Ekibe dayali çalisma sanslarini yitirecekler, özel muayenehane isleten her hekim gibi türlü bürokratik islerle ugrasirken, ekonomik kaygilari artacak. Diger saglik çalisanlari da benzer kaygilar tasiyacak. Ayrica sosyal güvencelerin ne olacagi, ilerde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafindan finanse edilecek sistemin çalisanlarin ücretlerini azaltip azaltmayacagi, emekli maaslarina ücretlerinin ne oranda yansiyacagi gibi türlü kaygilar giderek artmaktadir. Hastalar aslinda simdiden sok olmus durumda bir kere sevk zinciri yok, Aile hekiminin istedigi basit bir akciger grafisi için hastanelere gidip kuyrukta beklemek zorunda kaliyorlar. Hekimlerin evlerine gelecegi, 24 saat hizmet verilecegi söylemlerin gerçek olmadigi bir yana hastalarin kendi aile hekimlerini bile bulmada zorlandiklari her gün ayri bir sorun olarak yasanmaktadir... Bir sonraki adim maalesef hastalardan alinacak muayene katki paralari olacaktir. Istanbul nüfus ve yerleskesi açisindan ciddi sikintilar arz etmekte. 940 Aile Sagligi Merkezi planlayan Saglik Bakanligi ilk ayda 100 ASM’yi iptal etti. Yine yaklasik 350 ASM’nin yeri yokken bu yerlerin hekimler tarafindan bina kiralama yoluyla giderilmesi tikanmis durumdadir. Bazi yerlerde hekimler hemsire-ebe olmadan tek basina çalismak zorunda birakilmis, kadrolar iptal edilmesine ragmen 213 aile hekimi atamasi yapilamamistir Eksik bulunan aile hekimi sayisi bir Malatya iline denk düsmektedir. Yaklasik 1.500 bin insanin aile hekimi ve hemsiresi halen yoktur. Bu bölgeler Sultangazi, Bagcilar, Esenler gibi sosyoekonomik düzeyi düsük bölgelerden olusmaktadir.

Sistemle ilgili tartisilan olumsuz yanlara yönelik Istanbul Tabip Odasi olarak çok basit çözüm önerileriniz vardir ve onlar sunlardir:

1. Kiralanan veya geçici hizmet verilen mekânlarin Saglik Bakanligi tarafindan kalici mekânlarda verilecek hizmet yerler haline dönüstürülmesi, onarima ihtiyaci olan yerlerin tamir edilmesi

2. Özellikle hemsire/ebe ihtiyaci olan ASM’lerde personel açiginin hizla giderilmesi

3. Saglik çalisanlarin sözlesmeli çalistirilmasindan vazgeçilmesi, kamu personeli haline dönüstürülmesi

4. Aile hekimlerinin, TTB-GPE’nin hazirladigi genel pratisyenlik egitim sürecinden geçirilerek bu alanda çalisacak hekimlerin mesleki bilgi ve birikiminin güçlendirilmesi

5. Zorunlu sevk zincirinin kurulmasi

6. Taniya yarimci olacak laboratuvar ve görüntüleme ihtiyaçlarinin yerinde saglanmasi

7. Aile planlamasi gibi performans disi hizmetlerin önemsenmesi

Geçis dönemi egitimleri organize edilmistir

Istanbul Il Saglik Müdür Yardimcisi Dr. Savas Basar KARTAL konuyla ilgili olarak sunlari söyledi:

Saglik hizmetlerinin etkili ve verimli sunumu, hizmetin uygun basamakta verilmesidir. Gelismis ülkelerde koruyucu saglik hizmetleri ile tedavi ve rehabilite edici hizmetlerinin bir arada yürütüldügü birinci basamak saglik sistemlerinin çagdas bir yaklasimla yeniden revize edilip saglik hizmetine ulasilabilirliginin arttirilarak toplumun tüm katmanlari tarafindan kabul görmesinin saglanmasi hedeflenmistir. Aile hekimligi sistemi, bireye yönelik bir sistemdir. Birey, bu sistemde kendi hekimini seçebilmekte, kolay ulasabilmekte ve danisabilmektedir. Aile hekimligi sisteminde ortalama 3500 kisiye bir hekim düsmektedir. Istanbul’da birinci basamak saglik hizmetleri 1 Kasim tarihinden önce 1800 hekim ve 600 saglik ocagi ile yürütülürken 1 Kasim itibariyle Aile Hekimligi sisteminin baslamasi ile birlikte 3300 hekim ve 750 Aile Sagligi Merkezi ile saglik hizmeti sunmaya baslamistir. Bu çok büyük bir gelismedir. Kisa vadede saglik hizmet sunumunda ve hizmete ulasmada artis saglanmistir. Uzun vadede ise anne karnindaki fetustan ailenin en yaslisina kadar bütün aile fertlerinin saglik sorunlarinin tek bir hekim tarafindan izlenebilecektir. Bu sayede hekim koruyucu, tani koyucu, tedavi ve rehabilite edici yönleri ile birlikte saglik konularinda aileye yol gösterecek ve onlarin haklarini savunan kisi konumunda olacaktir. Öte yandan gereksiz muayenelerin ve gereksiz ilaç kullaniminin da önüne geçilmis olacaktir. 24.11.2004 tarih ve 5258 sayili Aile Hekimligi Pilot Uygulamasi Hakkinda Kanun uyarinca; Aile Hekimi; kisiye yönelik koruyucu saglik hizmetleri ile birinci basamak, teshis, tedavi ve rehabilite edici saglik hizmetlerini yas, cinsiyet ve hastalik ayrimi yapmaksizin her kisiye kapsamli ve devamli olarak belli bir mekanda vermekle yükümlü, gerektigi ölçüde gezici saglik hizmeti veren ve tam gün esasina göre çalisan aile hekimligi uzmani veya Saglik Bakanligi’nin öngördügü egitimleri alan uzman tabip veya tabiptir demektedir. Aile hekimligi uzmani tip fakültesinden sonra 3 yillik uzmanlik egitimi alan hekimi tanimlamaktadir. Pratisyen hekim ise ülkemizde yillardir birinci basamak saglik hizmeti veren tip doktorlaridir. Saglikta yeniden yapilanma projesi çerçevesinde birinci basamakta çalismak isteyen ve halen bu alanda özel uzmanlik egitimi almamis hekimlerin bir defaya özgü aile hekimligi prensiplerine uygun bir geçis egitimine tabi tutulmalari kararlastirilmis ve geçis dönemi egitimi organize edilmistir. Geçis dönemi egitimi öncelikle aile hekimligi disiplininin temel özelliklerini içeren bir adaptasyon egitimi ve esas olarak görev yerlerinde 1 yillik egitimi içermektedir. Diplomasiz hekim bulunmamaktadir. Saglik ocagi sisteminde hizmet sunumu bölge bazli idi. Aile hekimliginde dinamik nüfus esasli hizmet verilmektedir. Aile hekimligi sisteminde belli bir zaman diliminden sonra hekim ve yardimci saglik personeli kendilerine bagli nüfusu sahsen tanima olanagina sahiptir. Bu baglamda nüfuslarinin tüm saglik sorunlarini en ayrintili bir sekilde bilme ve çözüm üretebilme yetenegine sahip olmaktadirlar. Hastalar açisindan da dertlerine derman olabilecek, kendilerini taniyan, saglik sorunlarini bilen tek bir hekim ve hemsire tarafindan bakimlarinin yapilmasi ve güven ortaminin yaratilmis olmasi beraberinde hasta memnuniyetini de saglamaktadir. Istanbul beklentilerin aksine az sorunlu olarak sisteme geçis yapmistir. Var olan sorunlarin çözümü içinde üç aylik bir geçis takvimi hazirlanmis ve uygulamaya sokulmustur.

Kendimizi bir kaosun içinde bulduk

Acibadem Aile Sagligi Merkezi Aile Hekimi Uz. Dr. Ece Ülker ÖZTÜRK sistem hakkinda sunlari söyledi: Ben uzman bir aile hekimi olarak çalismis oldugum merkeze gerçekten hastalarimla aile iliskisi kuracagim diye geldim. Bence hastalar agir is yükünden dolayi hastanelerde takipsiz ve sahipsiz kalabiliyorlar. Bu sistemle aslinda öncelikle böyle hastalari sahiplenecek ve gereksiz harcamalarin önüne geçebilecekmisiz gibi görünüyordu. Fakat sisteme hazirliksiz girildigini düsünüyorum. Tabiri caizse kendimizi bir kaosun içinde bulduk. Bunun sebepleri arasinda sunlarin yer aldigini düsünüyorum ki öncelikle sisteme ismini veren aile hekimligi ihtisasi eritildi ve degersizlestirildi. Sisteme “aile hekimligi sistemi” denildi. Fakat sistemin içindeki aile hekimi oranina bakildiginda, 3000 hekime 200 aile hekimi oldugunu görüyoruz. Bu da aile hekimi uzmanlarinin almis oldugu ihtisasi bir anlamda yok saydi diye düsünüyorum. Hasta dagiliminda da uzman hekim ile pratisyen hekim farkliliginin öne çikmasina sebep oldu. Bu durumun beraberinde her iki hekim grubu açisindan da can sikici bir durum yaratmasindan endise ediyorum. Bizler meslektaslarimiz arasinda bu tür sikintili durumlari yasamamaliyiz. Benim çalistigim merkezde diger hekim arkadaslarimla son derece uyumlu ve isbirligi içinde çalisiyoruz. Ama güncel duruma bakildiginda, artik aile hekimligi uzmanligi yok aile hekimligi sistemi var. Tabii ki yillardir sahada çalisan bir pratisyen hekimin tecrübesi göz ardi edilemez ama hiçbir kurs da ihtisasta geçirdigimiz senelerin yerini maalesef tutamaz. Öte yandan hastalari sisteme hazir hale getirmek bizim isimiz olmamaliydi. Bu nedenle devletin üzerine düsen önemli görevleri oldugunu düsünüyorum. Devletin sistemin yükünü tüm detaylariyla doktorunun üzerine yükleyip bizleri ortada biraktigi kanisindayim. Sayi yetersizliginden dolayi bazi hastalarin basta aile hekimleri atanmamisti. Bu hastalara misafir hasta olarak baktigimiz halde yaratilmis olan karmasanin sorumlusu da bizler gibi göründük. Devlet aslinda bizlere hastasi hazir bir muayenehanecilik vermis oldu. Ben muayenehanecilik yapmayi bilmiyorum ve bilmekte istemiyorum. Ayrica, özellestirmeye gidilmesi de doktor için birçok detayi da beraberinde getirdi. Örnegin çalistigimiz saglik ocaklarinin kirasini, çalistirdigimiz personelin maasini, elektrik su faturasini, vergiyi ödememiz gibi. Bunlar zaman, enerji alan ve bilmedigimiz seyler. Bir anlamda hekimlik yapmak detay kaldi. Ben sadece gerçekten meslegimi, aile hekimligini yapmak istiyordum. Bir baska konuda maddi ve sosyal güvence anlaminda ne durumda oldugumuz. Su anda her sey belirsizliklerle dolu. Bizi rahatsiz eden önemli bir konu da saglik ocaklarinin yillar boyunca bir reçete yazma yeri haline getirilmis olmasi ve hastalarimizin hala bizden bunu bekliyor olmalari. Oysa bu küçük merkezler bir takip ve tedavi merkezi olmali ki biz bunun için ugrasiyoruz. Bunu anlatmak ve yerlestirmek sandigimizdan daha uzun zaman alacak gibi geliyor bana. Yerlesmis kaliplari yikmak ve yeni bir sistemi hastalarin destegi ile kurmak çok kolay degilmis, fakat yine de bunu hedefliyoruz her seye ragmen...

Uzmanlik egitimi için gereken kadrolar hizlica olusturulmalidir

Istanbul Tip Fakültesi Aile Hekimligi Anabilim Dali Baskani Doç. Dr. Ayse PALANDÜZ’ün degerlendirmeleri söyle:

Ülkemizde Aile Hekimligi uygulamasi Saglik Bakanligi tarafindan “Saglikta Dönüsüm Programi” çerçevesinde 2005 yilinda Düzce ilinde baslamistir. 2010 yili sonunda bütün ülkeye yayilmasi sürecinin sonuna ulasildi. Bunun saglik sisteminde yapilan köklü bir degisiklik oldugunu görüyoruz. Bu degisiklikler kisa ve uzun vadede etkilerini gösterecektir. Elbette böyle genis çapli bir degisim uygulamanin taraflarinda endiseye yol açabilir. Çünkü aliskanliklarin degismesi zordur. Ayrica bir seyleri düzeltirken iyi giden seylerin bozulmasi riski de degisikliklerin önyargiyla karsilanmasina yol açar. Temel saglik sorunlarinin öncelikli olarak çözülmesi, kaliteli ve ulasilabilir saglik hizmeti sunmak ve bunu maliyet etkin bir sekilde yapmak hedefleniyorsa birinci basamak saglik hizmetinin önemi büyüktür. Aile hekimligi, uygulama alani birinci basamak saglik hizmetleri olan tip disiplinidir. Kisilere yas ve cinsiyet gibi ayrimlar gözetmeden sürekli ve çok yönlü saglik hizmeti veren uzmanlik alanidir. Gereginde 2. ve 3. basamak saglik kuruluslari arasinda köprü olusturur, böylece saglik hizmetinin kesintisiz devami saglanir. Tibbin hizli gelisimi, bilgi ve teknoloji kullaniminda artis, uzmanlik alanlarinin bölünüp sayica artmasi, sagliga ayrilan bütçenin sinirli olmasi gibi nedenlerle temel saglik sorunlarina öncelikli yaklasimi ilke edinen, bireylerin saglik sistemiyle ilk temas noktasini olusturacak ve devaminda da düzenleyici rol üstlenecek bir uzmanlik alanina ihtiyaç duyulmasiyla ortaya çikmistir. Ülkenin gelismislik düzeyini yansitan saglik parametrelerinde iyilesme saglanabilmesi ancak temel saglik hizmetlerinin güçlendirilmesi ile mümkün olur. Aile hekimligi uygulamasi birinci basamak saglik hizmetinin en maliyet etkin sekilde verilebilmesine olanak hazirlamaktadir. Saglik kayitlarinin hekim tarafindan düzenli bir sekilde tutulmasi güvenilir istatistiksel verilerin elde edilmesine de olanak saglayacaktir. Birinci basamak saglik hizmetinin olmasi gerektigi gibi verilmesi ikinci ve üçüncü basamak saglik hizmetini de rahatlatacaktir. Hastane kapilarindaki hasta yükü azalacak, buralardaki hizmetin kalitesi artacaktir. Bu durum üniversite hastanelerinde de ücretlendirme politikalarinda yapilacak akilci degisikliklerle egitim ve bilimsel arastirmalara agirlik verme firsatina çevrilmelidir. Aile hekimliginin ülkemizde bir uzmanlik alani olarak taninmasi 1983’te Tababet Uzmanlik Tüzügünde yer almasi ile gerçeklesmistir. Uzmanlik egitiminin fiili olarak baslamasi ise 1985 yilinda mümkün olmustur. Ne yazik ki aile hekimligi disiplininin gelisme süreci agir olmus, aile hekimligine hak ettigi önem verilmemis, aile hekimligi uzmanlarinin sayisi istenilen rakamlara ulasamamistir. Aile hekimligi uygulamasina geçildiginde Saglik Bakanligi uzman sayisindaki yetersizligi uzman olmayan hekimlerle kapatmak durumunda kalmistir. Isteyen hekimlere 5-7 gün süren ‘1. asama uyum egitimi’nden sonra sertifikalar verilmis ve hizmet puanlari esasina dayanilarak Aile Sagligi Merkezlerine yerlestirilmislerdir. Bu hekimler görevlerini sürdürmekte iken ‘2. asama uyum egitimleri’ne de baslanilmistir. 1. asama uyum egitiminde aile hekimligi hakkinda farkindalik hedeflenirken 2. asama uyum egitimi hekimlerin uygulamada yer alirken yararlanacaklari bazi temel mesleki bilgileri içermektedir. Ancak agirlikli olarak sanal ortamda verilen bu egitimin uzmanlik egitiminin yerini tutmasini beklemiyoruz. Elbette uyum egitimleri uzmanlik egitiminin alternatifi degildir. Ama ülkemizde aile hekimligi uzmanlarinin sayisi bu kadar azken sistemi yalniz uzmanlar üzerinde yürütmek de mümkün görünmemektedir. Aile hekimligi bütün dünyada genç bir uzmanlik dali olduguna göre baska ülkelerin bu sorunu nasil çözdügünü incelemek bize de sorunu çözecek ipuçlari verebilir. Gerçekten Avrupa ülkelerinde aile hekimligi uygulamasinin baslamasi ile benzer sorunlar yasanmistir; aile hekimligi uzmanlarinin sayisi yetersiz kaldigi için uzman olmayan hekimler de sisteme dahil edilmislerdir. 1986 yilinda Avrupa Konseyi, Avrupa Toplulugu ülkelerinde birinci basamak saglik hizmetlerinin 1 Ocak 1995’ten itibaren bu konuda uzmanlasmis hekimlerce verilmesi gerektigini karara baglamistir. Baslangiçta aile hekimligi uzmanligi için tip fakültesinden mezun olduktan sonra 2 yillik bir egitim uygun görülmekle beraber, sonradan Avrupa Birligi üye ülkelerinde bu sürenin 3 yila çikartilmasi kabul edilmistir. Burada önemli olan ileriye dönük olarak 1. basamakta çalistirilacak hekim sayisinin iyi belirlenmesi ve buna uygun sayida aile hekimligi uzmaninin hizla yetistirilmesidir. Saglik Bakanligi’nin bu konuda çalismalari vardir. Bugün yaklasik 3500 nüfusa bir aile hekimi pozisyonu belirlenirken 2020’ler için 2000 kisiye bir aile hekimi verilmesinden söz ediliyor. Bu da yaklasik 40.000 aile hekimi anlamina geliyor. Simdi sorulmasi gereken soru aile hekimligi uzmanlarinin sayisini bu degere ulastirmaya yönelik girisimlerin hangi asamada oldugudur. Saglik Bakanligi yetkilileri de bu sorunun farkinda olduklarini ve olanaklar el verdigince aile hekimligi uzmanlik egitimi için yeterli sayida kadro teminine çalisildigini ifade ediyorlar. Aile hekimligi uygulamasinda yeni atamalarda yalniz aile hekimligi uzmanlarina yer verilecegi güne kadar bir “geçis dönemi” yasayacagiz. Geçis döneminin ne zaman bitecegi önceden yüksek sesle telaffuz edilmeli ve elbette mümkün oldugunca kisa tutulmalidir. Bu sürede aile hekimleri uzmanlari ile uzman olmayan aile hekimleri arasinda bir çatismayi körüklememek esastir. Aile hekimligi uzmanlarinin kendilerini magdur hissettikleri yönler var. Aile hekimligi uzmanlari, diger dallardaki uzmanlardan daha kötü durumdalar. Reçete ve rapor düzenlemeleriyle ilgili kisitlamalar var. Aile hekimligi uzmanlik egitimi cazip degil. Hastanelerde 3 yil süren, yorucu nöbetlerin tutuldugu, kisitli bir maasla yetinilen ve bir de tez hazirlanan ihtisas sürecinin bitiminde bir sinavi takiben elde edilen uzmanlik belgesi, ugrunda çekilen sikintilari unutturacak ayricaliklar getiriyor mu? Bu soruya hayir demek durumundayiz. Uzmanlik egitiminin külfetine katlanmadan aile hekimligi uygulamasinda yer almak ekonomik olarak daha avantajli. Uygulamadaki aile hekimligi uzmanlari, uzman olmayanlarla karsilastirildiginda ellerine geçecek ücret farki 3 yillik ihtisas döneminin sikintilarina degmedigi gibi gecikmeyi de telafi etmiyor. Uzman olduktan sonra bir de devlet hizmeti yükümlülügü var. Böylece bir doktor aile hekimligi uzmani olmaya karar verirse aile hekimligi uygulamasinda yerini almasi en iyi ihtimalle 4,5 yil gecikiyor. Bu durumu uzman olmamayi özendirmek olarak algilamak yanlis midir? Saglik Bakanligi’nin bu konuda yapacagi iyilestirmeleri sabirsizlikla bekliyoruz. Aile hekimligi uygulamasi ile yasanan degisiklikleri su sekilde gruplandirabiliriz. Saglik ocaklari ile karsilastirildiginda aile sagligi merkezlerinde fiziki sartlar açisindan büyük düzelme saglanmistir. Daha medeni bir çalisma ortaminin kosullari mevzuatta da tanimlanarak devamliliginin korunmasi amaçlanmistir. “Aile Sagligi Merkezi”nin fiziki sartlarindan tibbi donanimina kadar olusturulan standartlar hem hizmet alanlarin hem de verenlerin memnuniyetinde kayda deger bir artis saglamaktadir. Aile hekimligi uygulamasi öncesi Istanbul’da saglik ocagi basina düsen ortalama nüfus 22 000’in üzerinde, saglik ocagi hekimi basina düsen ortalama nüfus ise 7000’in üzerindeydi. Görüldügü gibi bu sartlarda temel saglik hizmetlerinin verilebilmesi mümkün degildir. Oysa uygulama bünyesinde Istanbul’da 3650 kisiye bir aile hekimi düsmesi planlanmistir. 2020’lerde ise aile hekimi basina düsen nüfusun 2000’e çekilmesi hedeflenmektedir. Bu aile hekimliginin tanimindaki bireysel, kapsamli, sürekli ve bütüncül saglik hizmetinin verilebilmesine imkan saglayacak bir sayidir. Daha uygulama yayginlasmadan ve saglik hizmetinin diger basamaklari ile entegre olmadan bile anketlerde yüzde 83’lere ulasan hasta memnuniyeti elde edilmistir. Kisinin her hastalandiginda farkli bir hekime degil, onu zaman içinde biyolojik, psikolojik ve sosyal ortamiyla daha iyi taniyacak bir hekime ulasabilmesi bile önemli bir memnuniyet nedenidir. Bu uygulama insanlara hekimini seçme özgürlügü vermesi açisindan da hasta memnuniyetinin artmasini desteklemektedir. Ulasilabilirlik bu uygulamanin bir diger üstünlügüdür. Kisiler ikamet ettikleri adrese yakin bir aile hekimine kaydedilmekte, isterlerse isyerlerine yakin bir aile hekimini de tercih edebilmektedirler. Aile hekimlerinin sayisi daha önce saglik ocaklarinda çalisan hekimlerin sayisi ile karsilastirildiginda büyük oranda artmistir. Istanbul’da 3540 aile hekiminin görev yapmasi planlanmaktadir. Aile hekimi kendisine kayitli nüfusun sayisi ve bazi özelliklerine göre ücretlendirilmekte, cari giderleri de karsilanmaktadir. Diger mesleklerle karsilastirildiginda bir aile hekiminin eline geçen ücret ülke sartlarinda tatmin edici düzeydedir. Böylece hekimin iyi hizmet vermeye motive olmasi ve performansin artmasi hedeflenmistir. Aile sagligi elemanlari açisindan yaklasirsak uygulamadaki en önemli sorun sayilarinin azligidir. Ancak Saglik Bakanligi’nin aile sagligi elemanlarini uygulamaya katilmaya özendirecek bazi degisiklikler yapmakta oldugu bilinmektedir. Türkiye’nin tamami göz önüne alindiginda Istanbul Aile Hekimligi uygulamasi açisindan önemli bir kent. Hizmet verilecek nüfusun büyüklügü ve yapisi ürkütücü boyutlarda. Bu dev kentte hem yeterli sayida aile hekimi ve aile sagligi elemaninin temini, hem de aile sagligi merkezlerinin mevzuata uygun sekilde olusturulmasi ciddi bir sorun. Saglik Bakanligi, aile hekimi ve aile sagligi elemanlarinin temini için Istanbul’u besleyecek düzenlemeleri yapmaktadir. Birinci basmakta çalisan hekim sayisi da, kurum sayisi da arttirilmistir. Istanbul Saglik Müdürlügü verilerine göre 2002’de saglik ocagi sayisi 217 iken Aralik 2010’da ASM sayisi 778’e çikartilmistir. Bu sayinin 900’e ulasmasi hedefleniyor. Doktor sayisi için de benzer bir karsilastirma yapilabilir. 2002’de saglik ocaklarinda çalisan hekim sayisi 762 iken bugün 3300 aile hekimi mevcut olup yakin zamanda 3540’a ulasmasi bekleniyor. Eksiklerin tamamlanmasi ve düzenli isleyisin saglanmasi için elbette biraz zaman gerekmektedir. Bu süreçte kazanilan tecrübelerin isiginda yeni düzenleme ve iyilestirmelerin yapilmasi kaçinilmazdir. Iste bu yüzden Istanbul’da uygulamaya basari ile geçilmesi Türkiye geneli için önemli bir asama olarak kabul edilmelidir. Avrupa Birligi’nde yasanilan sürece uygun olarak uygulamanin aile hekimligi uzmanlari üzerinden yürütülmesi kaçinilmazdir. Ancak bunun için aile hekimligi uzmanlarinin yeterli sayiya ulasmasini saglayacak önlemler alinmali, aile hekimligi uzmanlik egitimi için gereken kadrolar hizla olusturulmalidir. Halen aile hekimligi uzmanlari içinde uygulamada yer almayanlar vardir. Onlar açisindan da uygulamanin çekici yönlerinin vurgulanmasi, aile hekimligi uzmanlik egitimi sonrasi devlet hizmeti yükümlülügünün seçenegi olarak aile hekimligi pozisyonunda çalisma olanagi saglanmasi uygulamaya katilan aile hekimligi uzmanlarinin sayisini arttiracaktir. Ayrica yorucu ve fedakarlik gerektiren 3 yillik bir egitim, büyük emeklerle hazirlanan bir tez ve zor bir sinavla kazandiklari uzmanlik unvanlarinin korunmasi önemlidir. Halen birinci basamakta çalisan hekimler açisindan baktigimizda onlar için süre ve içerik bakimindan yeterli, mesleki gelisimlerine katkida bulunacak bir egitim programi hazirlanmali, bu programa katilim özendirilmeli ve sahip olduklari sertifikalarin belirli sürelerde yenilenmesi mevzuata eklenmelidir.

Aile hekimleri geleceklerini daha güvensiz görüyorlar

Türkiye Aile Hekimligi Uzmanlik Dernegi (TAHUD) Baskani Prof. Dr. Okay BASAK konuyla ilgili degerlendirmelerinde sunlara yer veriyor:

Öncelikle belirtmek isterim ki biz saglik hizmeti sunumunun birinci basamaginda yapilan uygulamayi “aile hekimligi sistemi” olarak tanimlamiyoruz. “Sistem” saglik hizmeti sunumunun örgütlenme, finansman, çalisanlarin ekonomik ve özlük haklari gibi tüm boyutlarini içerir; ülkede izlenen saglik politikalarindan dogrudan etkilenir. Aile hekimligi ise tip meslegi ve disiplini içerisinde bir alt disiplin ve uzmanlik alanidir. Kendi bilimsel ilkeleri temelinde sekillenen bir hekimlik uygulama tarzi ve klinik yaklasimi vardir. Bu ayirimi sunun için önemsiyoruz. Saglik hizmeti sunumunda yasanan sikintilarin büyük çogunlugu hizmet sunumunun ve saglik kuruluslarinin örgütlenmesiyle iliskili. Dahasi ülke genelinde izlenen ekonomi politikalariyla iliskili. Dünyada bir egilim var. Türkiye de buna fazlasiyla uyuyor. Saglik hizmeti sunumu rekabetçi ortama, piyasa kosullarina açiliyor. Simdiye kadar agirlikla kamu hizmeti olarak görülen saglik hizmetlerinin sunumunda paradigma degisikligi söz konusu. Saglik hizmetlerinin sunumunda yasanan mevcut sikintilarin büyük çogunlugu olasilikla bununla iliskili. Aile hekimliginin, uygulama açisindan bu sorunlarin çözümüne katkisi sinirli olacaktir. Aile hekimliginin vatandasin saglik sorunlarinin çözümüne en büyük katkisi hastayla hekim arasinda kurulan bire bir kisisel iliski ile bakimda sürekliligin saglanmasi üzerinde yogunlasmaktadir. Bu süreklilik bireylerin her türlü saglik sorununda aile hekimlerine basvurmasini ve danismasini getirecektir. Bir anlamda aile hekimleri kendilerine kayitli kisilerin saglik savunmanligini üstlenmektedir. Bu ne demektir? Biz çok karsilasmisizdir, bir kisinin rahatsizligi vardir, ancak ise nereden baslayacagini bilemez; ya da birkaç hekime gitmistir, her biri bir seyler yapmis ve söylemistir, ancak hasta nasil sürdürecegini bilememektedir. Aile hekimleri iste bu sürecin koordinasyonunu saglayacak, hastanin iyilesme sürecini yönetecek ve kisiyi kararsizliktan, karar verememekten kurtaracaktir. Aile hekimliginin saglik hizmeti sunumuna katkisi bireylerin aldiklari tibbi hizmetin kalitesinde kendini ifade edecektir. Vatandasin eczaneden ilacini kolay almasi, katki payinin olup olmamasi, istedigi tetkiki yaptirip yaptiramamasi bunun disinda, yukarida da belirttigimiz saglik politikalariyla iliskili bir seydir.

Bugün aile hekimligi uygulamasi yapan hekimler içinde aile hekimligi uzmanlarinin yani sira “Aile Hekimligi Pilot Uygulamasi” hakkindaki yasa ile aile hekimi olarak yetkilendirilmis hekimler de vardir. Aile hekimi olarak görevlendirilmis hekimler yalnizca daha önce basta saglik ocaklarinda olmak üzere saglik sisteminin çesitli birimlerinde çalisan pratisyen hekimler degildir; sayilari az da olsa diger tip dallarinda uzmanlik egitimi almis uzman hekimler de aile hekimi olarak görevlendirilebilmislerdir. Aile hekimligi uygulamasi esas olarak bu alanda özgün uzmanlik egitimi almis aile hekimligi uzmanlari tarafindan yapilmalidir. Uygulamadan beklenen en üst çiktilari almak ancak böyle olasidir. Ancak ülkemizde 2004 yilinda benimsenen bir yaklasimla belirli bir geçis döneminde mevcut birinci basamakta çalisan pratisyen hekimlerin de aile hekimi olarak görevlendirilmesi stratejisi benimsenmistir. Amaç hizla aile hekimligi uzmani sayisi artirilirken kisa bir dönem için mevcut hekimlerden yararlanmakti. Burada uygulamaya girsin ya da girmesin pratisyen hekim meslektaslarimizin aile hekimligi uzmanlik egitimi almalarinin özendirilmesi hedeflenmeliydi. Oysa durum tam tersi oldu. Uzmanlik egitimine baslayanlar bile ayrilarak bir an önce aile hekimi olarak görevlendirilmek istediler. Bugün geldigimiz noktada geçici bir dönem için öngörülen uygulamanin neredeyse kalici bir model haline gelmesi kaygisini tasiyoruz. Yani aile hekimligi uygulamasi yasa ile görev tanimi yapilmis aile hekimleriyle sürdürülmek istenmektedir. Sunu da özellikle vurgulamak isteriz ki, aile hekimligi yapma hakkini kazanmis meslektaslarimiz geçis dönemi bitse bile bu haklarini kullanip aile hekimi olarak çalismaya devam edebileceklerdir. Aile hekimligi uzmanlik egitimi almak zorunda degillerdir. Kuskusuz aile hekimligi uzmanlik egitimi almis aile hekimleriyle bu egitimi almamis aile hekimleri arasinda aile hekimligi uygulamasi bakimindan farkliliklar olacaktir. Daha önce çalistiklari kurumlarda, saglik ocaklarinda üstlendikleri görevlerle “Aile Sagligi Merkezleri”nde aile hekimi olarak üstlendikleri görevler farklidir. Daha önce bizzat yapmadiklari birçok saglik bakimini yeni görevlerinde bizzat yapmak durumundadirlar. Bu ise bir egitim açigi ortaya çikarmaktadir. Burada sunu belirtmek isteriz ki, hiçbir hekim meslektasimiz hastasina zarar verecek bir sey yapmaz. Meslegimizde birinci önceligimiz “önce zarar verme”dir. Her hekim kendi yeterliginin ve sinirlarinin farkindadir; bunun ötesinde mutlaka hastasini bir baska meslektasina danisacak ya da yönlendirecektir. Dolayisiyla yeni görevler nedeniyle olusan egitim açiginin yansimasi sevklerin artmasi seklinde olacaktir. Bu ise aile hekimligi uygulamasi ile birinci basamagin güçlendirilmesi hedefi açisindan sorunlar yaratacaktir yalnizca; yoksa hastalarin zarara ugramasi söz konusu olamaz. Yeni uygulamada saglik ocagi uygulamasindan farkli olan sey, artik her vatandasin belirlenmis bir hekiminin olmasidir. Saglik ocaklari cografi olarak belirlenmis belli bir bölgedeki nüfusa hizmet ediyordu. O bölgede yasayan herkes o saglik ocaginin listesine kayitliydi. Ancak saglik ocagina gittiginde hangi hekimle görüsecegi belli olmuyordu. Yani bireylerin saglik ocaginin adi belliydi, bir saglik ocaklari vardi, ancak hekimlerinin adi belli degildi. Aile hekimligi uygulamasinda ise her vatandasin bir aile hekimi var; onun listesinde yer aliyor. Herhangi bir saglik sorunu yasadiginda gidecegi adres ve hekim belli. Dogaldir ki bu uygulama bir süre sonra o kisi ile aile hekimi arasinda bir iliskinin gelismesine yol açiyor. Hasta hekimini taniyor, hekim hastasini. O kisi kimdir, nerede oturmakta, nerede çalismaktadir? Yasadigi topluluk içindeki konumu nedir? Aile hekimi bir bütün olarak hasta olarak karsisina gelen birey üzerinde yetkinlesiyor. Bu iliski olumlu yönde gelistikçe aralarinda güven olusuyor ve baglanma artiyor. Hasta ile hekimi arasindaki iliski kisisellesiyor. Hekimin sundugu bakim adiyla saniyla o kisiye özgü hale geliyor. Bu sürece aile hekimiyle birlikte çalisan diger saglik çalisanlari da katiliyor. Ayni süreklilik ve kisisellesmis bakim sunma onlar için de söz konusu. Hasta yakinlari, hastanin ailesi de bu bakim döngüsünün içine giriyor. Iste aile hekimligini diger tip disiplinlerden ayirt eden iliskiler ve baglam temeli bu sekilde olusuyor. Kuskusuz aile hekiminin bu sonuçlari her bir kisi için saglayabilmesi listesinde kayitli bulunan kisi sayisiyla dogrudan iliskilidir. Bugün için ortalama 3500 kisilik bir hasta listesi var aile hekimlerinin. Bu rakam oldukça yüksek. Gelismis Bati ülkelerinin rakamlarinin iki katinin bile üzerinde. Aile hekimlerinin yaptigi hasta görüsmesi sayisi Türkiye genelinde günlük ortalama 45 - 50 arasi. Bu is yüküyle aile hekimligi uygulamasinin özgün özelliklerini yasama geçirmek ne kadar olasidir? Hele bu konuda gerekli aile hekimligi uzmanlik egitimi alinmamissa. Ikinci ya da üçüncü basamaga gitmek için aile hekiminden sevk zorunlulugu getirilirse isin içinden hiç çikilmayacaktir. Istanbul, Ankara gibi büyük iller birinci basamak örgütlenmesinin en zayif oldugu bölgelerdi. Saglik ocagi yapilanmasi büyük kent merkezlerinde yeterince basarili olamamisti. Büyük kentlerin bu özelligi aile hekimligi uygulamasina da yansimistir. Büyük kentlerde sunulan saglik hizmetlerinin farkli dinamikleri vardir. Aile hekimligi uygulamasinin yerlesmesi ve aile hekimligi uygulamasindan beklenen sonuçlarin elde edilmesi de kolay olmayacaktir. Alt yapi eksiklikleri vardir. Oturulan yerle çalisilan yer arasinda büyük mesafeler vardir. Tüm bunlar uygulamaya yansimaktadir. Hekimlerin çalisma tarzi bakimindan su anki uygulamanin saglik ocagi uygulamasindan en önemli farki, aile hekimlerinin sözlesmeli çalismasidir. Bilindigi gibi saglik ocaklarinda hekimler dahil tüm personel 657 sayili Devlet Memurlugu yasasina tabi olarak çalismaktaydi. 657’li olmak is güvencesi açisindan saglam haklar vermekteydi. Aile hekimleri ise iki yilda bir sözlesme yenilemek durumunda. Su anda sözlesmeler Saglik Bakanligi ile yapiliyor. Ancak bir süre sonra Genel saglik Sigortasi ile yapilacak. Sözlesmeler Aile Hekimligi Pilot yasasina göre çikarilan Aile Hekimligi Uygulamasi ve Ücretlendirme yönetmeliklerine göre yapiliyor. Bu yönetmeliklerde sözlesmeli çalisacak aile hekimlerinin is güvencesi açisindan birçok sikintilar var. Yillarca 657’li olmanin is güvencesiyle çalismaya alismis hekimlerin simdi farkli bir çalisma tarzina alismasinin zorlugunu da eklemek gerek bu sikintilara. Aile hekimleri geleceklerini daha güvensiz görüyorlar. Bu genel kaygilarin ötesinde aile hekimlerini günlük uygulamada tanimlanan görevlerin muglakligi da zorluyor. Yönetim isterse neredeyse hemen her görevi aile hekimine yaptirabilecek durumda. Görev taniminda “…ve Bakanligin öngördügü diger görevleri yapar…” ibaresi Demoklesin kilici gibi aile hekimlerinin üzerinde. Aile hekimlerinin özlük haklariyla ilgili sorunlar bizzat aile hekimlerinin temsilcilerinin sözüne kulak verilerek çözülebilir. Bu konuda hem Uygulama Yönetmeliginin hem de Ücretlendirme Yönetmeliginin yenilenmesi sürecinde yaptigimiz önerilerin hemen hiçbiri dikkate alinmadi. Ancak biz üyelerimizin sorunlarini her platformda dile getirmeye devam ediyoruz. Aile hekimligi uygulamasinin örgütlenisiyle ilgili sorunlara gelince… Bireylere sunulan saglik bakiminin sürekliligini ve kisiye özgülügünü saglamak adina iyilestirici tibbi hizmetlerle bireylere yönelik koruyucu saglik hizmetlerinin aile hekimleri tarafindan verilmesi uygulamanin olumlu yanlaridir. Saglik ocaklarinda hekimin çalismasini hantallastiran kamuya yönelik koruyucu saglik hizmetlerinin “Toplum Sagligi Merkezleri”nde ayri ekipler tarafindan verilmesi de uygulamanin diger bir olumlu yönüdür. Kuskusuz bu hizmetlerin bir üst örgütlenme düzeyinde koordine edilmesi kosuluyla. Ancak topluma yönelik saglik hizmetlerinin cografi bölge temelinde ve daha güçlü ekipler tarafindan verildigi saglik ocaklarina göre aile sagligi merkezlerinde aile hekimlerinin ekip çalismasi zafiyeti vardir. Finansman ve ücretlendirme modelleri itibariyla ekibin güçlendirilmesi aile hekiminin kendi gelirinden harcamaya baglanmis olmasi bu sorunun çözümünü zorlastirmaktadir. Simdilik önemli bir motivasyon unsuru olan aile hekimlerinin göreli yüksek gelirlerinden önümüzdeki dönemde olabilecek olasi düsüsler, aile hekimlerinin bireysel özverileriyle sürdürülen hizmet sunumunu olumsuz yönde etkileyebilecektir. Sonuç olarak, aile hekimligi uygulamasinda beklenen sonuçlarin alinmasi aile hekimlerinin egitimine baglidir. TAHUD olarak bu konuda görüslerimizi her ortamda ve özellikle Saglik Bakanligi yetkililerine açiklikla ifade ettik. Basari uygulamanin aile hekimligi uzmanlari tarafindan verilmesinden geçecektir. Bunun için mevcut aile hekimligi uzmanlik egitimi gelistirilmesi, aile hekimligi asistan kadrolari artirilmali ve uzmanlik egitimi özendirilmelidir. Oysa bu konuda kaygilarimiz vardir. Aile hekimligi uzmanlik egitiminin gelistirilmesi söyle dursun, bu egitimin olmazsa olmaz kosul oldugunu dikkate almayan farkli arayislarla karsi karsiyayiz. Geçtigimiz günlerde Saglik Bakani Sayin Prof. Dr. Recep Akdag’in bir televizyon programinda yaptigi açiklamalar disiplinimizi ve üyelerimizi yakindan ilgilendiren bir konuyu yeniden gündeme tasimis bulunmaktadir. Sayin Bakan’in uzman olmayan aile hekimlerinin “aile hekimligi uzmani yapilmasi” yönündeki açiklamasinda su ifadeler özellikle dikkat çekmektedir:

“Düsüncemiz de sudur: Süreç içerisinde 2023’e kadar, önümüze bir hedef de koyuyoruz. Bir taraftan mevcut pratisyen hekimlerimizi hizmet içinde egiterek aile hekimi uzmani yapacagiz”

“… Bu hususta aile hekimleriyle ilgili Avrupa Birligi’nde veya Avrupa ülkelerinde bir birlik var. O birligin de tavsiyeleri dogrultusunda 6 yillik bir kismi süreli egitim yaptiracagiz. Bu arada zaten onlar hekimliklerini yapiyorlar, o 6 yilin sonunda da uzman konumuna geçmis olacaklar.”


Son yillarda Sayin Bakan’in yani sira Saglik Bakanligindaki yetkililerden de benzer sözleri sikça duyar olduk; üstelik her seferinde TAHUD ve Aile Hekimligi Anabilim Dallarinin kararli karsi duruslarina ragmen. Öncelikle sunu belirtmek isteriz ki Sayin Bakan’in burada ifade etmek istedigi, halihazirda uygulanmakta olan aile hekimligi uzmanlik egitimleri degildir. Söz konusu edilen “ülkemize özgü”, “kolaylastirilmis” ve “yerinden ayrilmadan” verilecek bir “hizmet içi egitimle” aile hekimlerinin uzman “yapilmasidir”. Yoksa mevcut uzmanlik egitimi programiyla uzman olma yolu tüm aile hekimlerine açiktir. Hizmet içi egitimle hiçbir tip disiplininde uzmanlik egitiminin gerekleri saglanamaz!

Dernegimiz ve tüm anabilim dallarimiz mevcut uzmanlik egitimimizi degersizlestirecek ve ülkemiz birinci basamak saglik hizmetlerinde uzmanlik kalitesini asindiracagina inandigimiz “üçüncü yol” söylemlerine devamli olarak tepkisini ortaya koymustur. Sayin Bakan’in açiklamalariyla yeniden gündeme gelen bu konuda TAHUD olarak Saglik Bakanligi nezdindeki girisimlerimiz önümüzdeki günlerde de sürecektir. TAHUD, tüm anabilim dallarimiz, tüm aile hekimligi uzmanlari ve asistanlari olarak bu konudaki kararliligimizi tekrar vurgulamak isteriz. Ülkemizde daha yüksek kalitede bir birinci basamak saglik hizmeti üretmek için ihtiyaç duyulan en önemli bilesenlerden biri mevcut aile hekimligi uzmanlik egitiminin gelistirilmesi, asistan kadrolarinin artirilmasi ve bu kadrolarin dolmasini saglayacak tesvik yollarinin gelistirilmesidir. “Kolay” yoldan “verilecek” uzmanliklar, kamuoyu nezdinde birinci basamak uzmanliginin itibarinin zedelenmesine yol açacak ve disiplinimiz statü kaybina ugrayacaktir. Neticede gerek hizmet alan gerekse hizmet üreten ve süreci yöneten tüm taraflarin bu durumdan olumsuz etkilenecegi açiktir.
www.saglikplatformu.com  


Web Sitesi Olanlara Özel
Günlük Sağlık Haberlerini Sizde Sitenizde yayınlayabilirsiniz

Diğer Güncel Haber Başlıkları
ACİL KAN DUYURULARI
  Aranan Kan: A RH +
Bezmialem Vakıf Hastanesi - Aksaray'sinde Yatmakta olan hastamız için acil A RH + kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05346673021

12 Kasim Pazartesi riskli bir bypass ameliyati olacak babam için, ameliyat günü sıcak kan lazim olmasi halinde ameliyat bitene kadar kan verebilecek k A RH POZİTİF (a rh+) kan grubuna ait kisiler aranmaktadir.

Tarih: 11/10/2018 1:34:48 PM
Emin Bilge
  Aranan Kan: 0 RH -
Ege üniversitesi hastanesi'sinde Yatmakta olan hastamız için acil 0 RH - kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05075536676

Ege üniversitesinde yatan hastaya Ayşe Kaymak acil 0 negatif kana ihtiyaç vardır. İrtibat İsmail kaymak tel 05075536676

Tarih: 10/8/2018 5:17:19 AM
Ayşe kaymak
  Aranan Kan: A RH -
şelçuklu tıp fakültesi konya'sinde Yatmakta olan hastamız için acil A RH - kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05385732670

acil böbrek hastası için gülten demirci için

Tarih: 9/3/2018 6:42:55 AM
fatih demirci
  Aranan Kan: AB RH -
NP BEYİN HASTANESİ 'sinde Yatmakta olan hastamız için acil AB RH - kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05312342646

Ümraniye Np Beyin hastanesinde yatmakta olan Nihat DURAN İÇİN acil AB RH (-) kana ihtiyaç vardır. Yardımcı olun allah rızası için ...

Tarih: 8/13/2018 1:26:30 PM
Halil Akkuş
  Aranan Kan: B RH +
Ozelkoru hastanesi'sinde Yatmakta olan hastamız için acil B RH + kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05443420869

Acil brh+pozitif kana ihtiyaç vardır ankara cukur anbar özel koru hastanesi irtibat 05443420869 hasta adı celalettin caba

Tarih: 8/10/2018 12:05:31 AM
Celalettin caba
EN SON EKLENEN LİNK

SİTE İÇİ ARAMA

Acil Kan Bankası