Acil Kan Bankası
 SAĞLIK EĞİTİMİ

Sağlık Platformu'nu Twitter'da takip et

SAĞLIK platformu >> Sağlık Haberleri


MENOPOZ

Menopoz kadinlarda adet kanamalarinin kesilmesidir. Bati toplumlarindan elde edilen verilere göre ortalama menopoz yasi 51,5 olup son 100 yil içinde degismemistir. Menopozun 40 yasindan önce olmasina prematür menopoz 45 yasindan önce olmasina ise erken menopoz adi verilir. Özellikle annenin menopoz yasi ile kiz çocugun menopoz yasi arasinda yakin bir iliski vardir. Annesi erken menopoza giren kadinlarda erken menopoz riski daha fazladir. Dogum yapmis olan kadinlarda yapmamis olanlara ve dogum kontrol hapi kullanmis kadinlarda kullanmamis olanlara oranla menopoz daha geç olur. Günde 10 veya daha fazla sigara içen kadinlarda menopoz yasi 1,5 yil erkene çekilmektedir. Cerrahi müdahale sonucunda yumurtaliklardan birinin kaybi, endometriosis, ve kanser için verilen kemoterapi ve radyoterapi menopozun daha erken gelmesine neden olan etkenlerdendir.

Menopozun belirtileri ve beraberinde getirdigi sorunlar

Kanamalarda düzensizlik ve adet kesilmesi: Menopozun temel belirtisi adetlerin kesilmesidir. Özellikle 45 yasin üzerindeki bir kadinda 6 aydan daha uzun süre adet olamama genellikle menopoza isaret eder. Adet kesilmesine eslik eden ates ter basmalari ve vajinal kuruluk taniyi güçlendirir. Menopozun erken dönemlerinde adetsiz geçen dönemleri takiben bazen kanamlar görülebilir. Bu tür kanamalar endometrial hiperplazi adi verilen ve rahim iç tabakasinin fazla kalinlasmasi ile seyreden bir hastaligin belirtisi olabileceginden dikkatli bir sekilde irdelenmelidir.

Ates ve ter basmalari: Bu yakinmalar menopoza giren kadinlarin %70’inde görülür. Kadinlarin %35’inde ise günlük yasami olumsuz etkileyebilecek kadar siktir. Nedeni tam olarak belli degildir. Özellikle vücudun üst kisminda ve kafada baslayan ani bir sicaklik hissini siddetli bir terleme takip eder. Geceleri daha sik görülebilir ve uykunun bölünmesine neden olur.

Ürogenital atrofi: Östrojen adi verilen kadinlik hormonun menopozla beraber tamamen ortadan kalkmasi ile vajende kuruluk ve vajen içini döseyen hücre tabakasinda incelme olur. Bunun dogal sonucu olarak da cinsel birlesme daha agrilidir. Bazen tahrise bagli kanama görülebilir. Vajen hücre tabakasinin incelmesi ile beraber mikroplara karsi olan direnç de azalir ve tekrarlayan vajinitler sikça görülebilir.

Osteoporoz: Menopoza giren kadinlarda en önemli problemlerden biridir. Ülkemizde gerçek yayginligi ve ciddiyeti hakkinda yeterli ve güvenilir veri yoktur. Osteoporoz postmenopozal (menopoz sonrasinda kadinlarda görülen hizli kemik kaybi) ve senil (yaslilikta ortaya çikan ve her iki cinsi de tutan) olarak ikiye ayrilir. Osteoporoz için bazi risk faktörleri tanimlanmistir. Erken veya yumurtaliklarinin ameliyat ile alinmasi sonrasinda menopoza giren kadinlarda, kalsiyumdan zengin süt ve süt ürünlerinden yetersiz beslenen kadinlarda, günes isigina az maruz kalan özellikle yatalak ve bakimevlerindeki kadinlarda, sigara içenlerde, ailesinde osteoporoz ve buna bagli kirik öyküsü olanlarda, ince vücut yapisina ve açik renkli tene sahip olanlarda, ve menopoz sonrasinda östrojen tedavisi almayan kadinlarda osteoporoz görülme olasiligi artmaktadir.

Koroner Damar Hastaliklarinda Artma: Koroner damarlarda plak olusumu ve daralma menopoz sonrasinda kadinlarda hizlanarak kalp krizinden ölüm riski 70 yasindan sonra erkeklerinkine esit hale gelmektedir.

Hormon tedavisi ile koroner damar hastaliklari riskinde azalma saglanabilmesi halinde bunun kadinlar için en önemli koruyucu tedavilerden biri olacagi asikârdir.

Ancak yapilan çalismalarda hormon tedavisinin kalp hastaliklarina karsi koruyucu olmadigi ortaya çikmis ve bu nedenle verilmesi önerilmemistir. Menopoz sonrasi dönemde kadinlarda kan yaglarinda da olumsuz degisiklikler olusmakta ve kolesterol ve trigliserid düzeyleri yükselmektedir. Menopoz sonrasinda kan pihtilasmasinda rol alan faktörlerin degismesi ile göreceli bir pihtilasma artisi görülmekte ve bu da koroner damar hastaligi ve beyin damarlarindaki tikanikliga bagli inme riskini çogaltmaktadir.

Hafiza ve Kognitif Fonksiyonlarda bozulma: Hafiza yasla birlikte azalma gösterir. Bu azalmanin menopozla beraber hizlandigi düsünülmektedir. Kognitif fonksiyonlarda da örnegin dikkat, konsantrasyon gibi menopozla beraber azalma görülür.

Ruhsal degisiklikler: Bugün menopozun kadin bedenini dramatik sekilde etkiledigini, kadinda fiziksel ve emosyonel dengenin bozulmasina yol açtigini biliyoruz. Menopoz döneminde, fizyolojik degisimlerin yaninda birçok kadin psikolojik ve sosyal degisimler de yasar. Bu dönemde görülen psikolojik ve mental degisiklikleri 4 ana gruba ayirabiliriz:

1- Kognitif (Bilissel)

2- Duygu durum degisiklikleri

3- Depresyon

4- Alzheimer hastaligi

Menopozdaki birçok kadin siklikla duygudurum degisiklikleri yasar. Anksiyete, kirilganlik, irritabilite, enerji kaybi, isteksizlik bu tablonun parçalaridir. Bu duygular menopozun hormonal degisikliklerine mi bagli, yoksa orta yas problemleri sonucu mudur kesin yaniti henüz bulunamamissa da, menopozun majör depresyona neden olmadigini söyleyebiliriz. Ancak kiside daha önceden var olan duygulanim bozuklugu ve depresyon menopozda siddetlenir ya da yineleyebilir. Menopoz döneminde kadinda genel bir mutsuzluk hakimdir. Yorgunluk, tükenmislik, çabuk sinirlenme, aglama nöbetleri, bellek sorunlari, dikkati toplayamama gibi sikayetler siktir. Bu dönemde kullanilan östrojenin klinik depresyon tedavisinde etkisiz oldugu çalismalarla gösterilmistir. Bu kisilerde uygun antidepressan tedavi ile birlikte östrojen replasmani yapilabilir. Duygudurum bozuklugunun hafif formlarini yasayanlar içinse östrojen tek basina yeterli olabilir.

Çalismalar sosyokültürel ve kisisel faktörlerin menopozda depresyonun tetiklenmesinde hormonal faktörlerden daha etkili oldugunu göstermektedir. Dogurganligin kaybi, gençlik ve genç görünümün kaybi, degisen vücut sekli, enerji yoksunluguna yol açan uykusuzluk, cinsel istekte azalma kiside bir keder ve endise duygusu yaratmaktadir. Menopoza ilskin bu kayiplarin yaninda bazi kazanimlar da vardir; örnegin çocuklarin büyümesi, okulla ilgili problemlerin sona ermesi, orta yasli bir hanim olarak aile içinde ve toplumda saygi görme, önceki birçok sorumluluklardan kurtulma ve böylelikle kendi gereksinimlerine zaman ayirabilme, sosyal kabul görme, kisiye yeni ufuklar açabilir. Gelismek için önünde yeni ve uzun bir dönemi olan kadin bu dönemden zevk de alabilir. Uygun durumlarda östrojen replasmanina ek olarak, beslenmenin düzenlenmesi, egsersiz, stresin azaltilmasi, kisiyi yeni ugraslar edinip kendini gelistirmesi yönünde motive etmek, konusunda hekimlere önemli sorumluluklar düsmektedir.

Libidoda (Cinsel Istek) azalma: Menopozun libido üzerindeki etkisi tam olarak belli degildir. Menopozla birlikte ortaya çikan bazi psikolojik faktörlerin libido üzerinde olumsuz etkisi olabilmektedir. Menopoza giren kadinlarda özellikle de hormon tedavisi almiyorsa vajinal kuruluk ve cinsel istek azalmaktadir. Agrili cinsel iliski ve orgazm sikliginda azalma da menopozdan sonra görülen belirtiler arasindadir. Yapilan bir çalismada menopozdaki kadinlarin %86 sinin hiç orgazm yasamadigini ortaya konmustur. Östrojen ve androjen (erkeklik hormonu) verilmesi ile cinsel istegin artmasini saglamaktadir.

Menopozdaki kadinlarda yapilmasi gereken incelemeler

Dikkatli bir kisisel öykü ve muayene sarttir. Etrafli bir aile öyküsü alinmali ve özellikle hormon tedavisinin verilmesi için sakinca olusturacak durumlar belirlenmelidir. Laboratuar tetkikleri arasinda yapilmasi gerekenler asagida siralanmistir:

PAP Smear testi: Menopoza kadar düzenli yapilan smear testlerinden hiçbir zaman anormallik saptanmamis olan kadinlarda PAP testinin arasi 3 yila çikarilabilir.

Ultrason ile yumurtaliklari ve rahim iç tabakasinin degerlendirilmesi
Tam kan sayimi
Lipid profili (total kolesterol, HDL ve LDL kolesterol, trigliseridler)
Karaciger fonksiyon testleri (ALT, AST)
Kardiyak risk belirteçleri (CRP, homosistein)

TSH: Kadinlarda sessiz hipotirodi çok sik görülür ve bu nedenle yillik taramalarin içine katilmasi önerilmektedir.

Mamografi: 40–60 yas arasinda her yil yapilmasi önerilmektedir. Ultrason mamografinin yerine geçmez. Ultrason ile mamografide süphelenilen lezyonlarin solid yani kati veya kistik yani sivi dolu oldugunun ayirici tanisinda kullanilir. Yogun meme dokusuna sahip kadinlarda mamografiden elde edilecek olan bilgi daha azdir. Östrojen tedavisi de meme yogunlugunu artirarak mamografinin yorumlanmasini zorlastirir. Daha önceden meme protezi taktirmis olan kadinlarda mamografi oldukça güvenilmez olup meme MRI ile incelenmelidir.

Kemik yogunluk ölçümü: Özellikle risk faktörleri tasiyan ve hormon almak istemeyen kadinlarda önemlidir. Risk faktörü tasimayan ve zaten hormon verilmesi kararlastirilmis olan kadinlarda verilecek olan kararlari etkilemeyeceginden yapilmasi gereksizdir.

Genetik Risk Profilinin Çikarilmasi: Özellikle son yillarda giderek önem kazanmaya baslamistir. Henüz maliyeti yüksek oldugundan herkese uygulanmasi söz konusu degildir. Menopozda olabilecek sorunlar için riskli genetik yapinin belirlenmesi ve verilecek ilaçlardan fayda veya zarar görecek olan kadinlarin saptanmasi için kullanilmaktadir.

Menopozda Hormon Tedavisi-Seçenekler ve verilme yollari

Menopoz döneminde hormon tedavisi çesitli sekillerde çesitli yollardan verilebilir.

Hormon Tedavilerinin Çesitleri

Tek basina östrojen (E) kullanimi: Rahmi alinmis olan kadinlarda tercih edilen hormon verilme seklidir. Genellikle kesintisiz olarak agizdan (oral) veya cilt (transdermal) yolla verilir.

Östrojen ile beraber Progesteron (P) kullanimi: Rahmi olan kadinlarda rahim iç tabakasinin (endometrium) asiri kalinlasmasi ve kanser riski nedeniyle östrojenle beraber progesteron da verilemelidir. Menopoza yeni girmis veya perimenopozal diye tabir edilen menopoz öncesi dönemde olan kadinlarda E+P tedavisi kesintili (siklik) olarak uygulanir. Menopozun üzerinden 1 yildan fazla geçmis ise kesintisiz (continuous) verilebilir. Progesteron agiz yolu ile, vajinal yoldan veya içinde progesteron içeren rahim içi araçlari kullanilarak rahim içine lokal olarak da verilebilir.

Tek basina veya östrojen tedavisine androjen eklenmesi: Menopozla beraber cinsel istekteki azalmadan yumurtaliklardan salgilanan erkeklik hormonlarinin kaybi sorumlu tutulmustur. Bu nedenle androjen verilmesi gündeme gelmistir. Östrojen ile beraber androjen alan kadinlarda cinsel istekte ve cinsel fantezilerde artma saptanmistir. Doz ayarlamasinin çok dikkatli yapilmasi gerekmektedir. Eger yüksek doz verilirse tüylenme ve cilt bozukluklari yapabilir.

Hormonlara benzer etki gösteren maddeler (Tibolon): Tibolon hem östrojen, hem progesteron, hem de androjen reseptörlerine baglanarak etki eden bir nonsteroidal maddedir. Kesintisiz olarak kullanilir ve östrojenin pek çok yan etkisini göstermez. Kanama yapmaz. Östrojen ile olasiligi artan meme kanseri riski tibolon ile daha azdir.

Bitkisel östrojenler (Fitoöstrojenler): Black cohosh veya isoflavin adi verilen maddeleri içerirler. Vücutta zayif östrojenik etki gösterirler. Yapilan çalismalarda menopozun ates ter basmalari ve vajinal kuruluk gibi akut belirtilerinde gerileme olusturduklari gösterilmis olsa da her çalisma ayni sonuçlari vermemistir. Genellikle östrojen tedavisi almak istemeyen veya bu tedavinin verilmesinin sakincali oldugu durumlarda kullanilir. Menopozun uzun vadeli yan etkileri üzerindeki yarar veya zararlari tam olarak belli degildir.

Hormon Tedavisinin Verilme Yollari

Hormon tedavisi agizdan, cilt yolu ile, burun yolu ile, vajinal yoldan veya rahim içine lokal olarak verilebilir. Östrojen hormonu genellikle agizdan veya cilde yapistirilan flasterler ile verilir. Her iki yoldan verildiginde de benzer etkiler gösterir. Kolesterolü yüksek olan kadinlarda agizdan, trigliseridleri yüksek olanlarda ise cilt yolu ile verilmesi tercih edilir. Cilt yolu ile verildiginde karacigerden ilk geçis etkisi göstermediginden dogrudan kana karisir ve hedef dokulara ulasir. Östrojenin cilt yolu ile verilmesi sonucunda mide barsak yakinmalari daha az görülür ve kan seviyeleri daha sabittir. Östrojenin hedef dokulari vajen, dis genital organlar, rahim iç tabakasi (endometrium), meme, merkezi sinir sistemi ve damar çeperleridir. Vajinal kuruluk gibi yerel yakinmalari ön planda olan kadinlarda östrojen jel veya vajinal kapsüller seklinde vajinal yoldan verilmelidir. Diger yakinmalari belirgin olmayan kadinlarda sistemik tedavinin endikasyonu yoktur.

Hormon Tedavisinin Yararlari

Ates ter basmalari: Menopoza giren kadinlarin %25 inde ates ve ter basmalari görülmez. %50 sinde bu yakinmalar hafif veya orta siddettedir. %25 inde ise siddetli ates ter basmalari vardir. Ates-ter basmalarina genellikle gece terlemeleri de eslik eder. Gece terlemeleri uykusuzluga neden olacagindan gün içinde yorgunluk ve konsantrasyon bozukluklari ve sinirlilik görülür. Kisacasi kadinin hayat kalitesini en fazla etkileyen durumlardan biridir. Ates-ter basmalari 6 ay ila 2 yil içinde azalarak geriler. Ates-ter basmalari östrojen verilmesi ile çok etkin bir sekilde giderilir. Plasebo kontrollü çalismalarda östrojen tedavisinin etkinligi süphe götürmeyecek sekilde kanitlanmistir. Östrojen agiz veya cilt yolu ile verilebilir. Rahmi olan kadinlarda tedaviye progesteron da eklenmelidir. Hormon tedavisi baslanan kadinlarda hormonun aniden kesilmesi ile ates ter basmalari tekrar ortaya çikar. Bu nedenle hormonun doz azaltilarak yavas yavas birakilmasi önerilir.

Dis genital organlarda ve vajende atrofi (incelme ve kuruluk): Dis genital organlar ve vajen menopozdan ortalama 1–2 yil içinde hormon alinmadigi takdirde atrofiye ugrar. Dis genital organlarda incelme ve sarkma olur. Vajen kurur ve daralir ve buna bagli olarak da cinsel iliski zorlasir. Idrar kaçirma yakinmalari da buna baglidir. Incelmis vajen dokusunun direnci azalacagindan enfeksiyonlara karsi direnç azalir. Ates ter basmalari belirgin olmayan ve vajinal kuruluk ile basvuran kadinlarda östrojen lokal olarak vajen içine uygulanir. Bu sekilde verilen östrojenin dolasima katilma orani çok az oldugundan rahim iç tabakasini korumak amaci ile progesteron verilmesine gerek yoktur. Vajinal yolla dahi hormon almak istemeyen kadinlarda ise eczanelerde satilan vajinal kayganlastirici jellerin kullanilmasi özellikle cinsel iliski sirasinda görülen sikintilari yatistiracaktir.

Osteoporoz (kemik erimesi): Osteoporoz özellikle Kuzey Amerika’da ve Avrupa’da oldukça yaygin olarak görülen önemli bir saglik sorunudur. Kemiklerden menopozla birlikte hizlanan kalsiyum kaybi ile kemiklerin bütünlügü bozulur ve kirik riski artar. Kiriklar önce omurgada sonra kalçada olur. Özellikle kis aylarinda düsmelere bagli olarak el bilegi kiriklari da sik görülür.

Kalça kirigini takip eden 3 ay içinde olusabilecek komplikasyonlara bagli olarak %16 ölüm riski vardir. Osteoporoz sessiz öldürücü olarak tanimlanmaktadir. Kemiklerde belirgin kayip olan kadar herhangi bir belirti vermez ve basit bir düsme veya zorlama ile kirik olusunca anlasilir. Osteoporozun ülkemizdeki yayginligi hakkinda kesin bir veri yoktur. Ancak genetik ve etnik yapi, ortalama yasam süresi, beslenme aliskanliklari, sigara kullanimi, ve günese maruziyet gibi farkliliklari olan toplumumuzdaki osteoporoz yayginliginin Kuzey Amerika ve Avrupa’ya benzer olmayacagi açiktir.

Kemik yogunlugu hem kadin hem erkekte 35 yasina kadar artar daha sonra ise yavas bir azalma gösterir. Kemik yogunlugunun istenen degere ulasamamasi genetik faktörler, sigara içimi, hareketsiz yasam, günese maruziyetin az olmasi ve süt ve süt ürünlerinden fakir beslenmeye bagli olabilir. Bu kadinlarda daha menopoz baslamadan bile ciddi kemik kaybi gerçeklesebilir. Hormon tedavisi osteoporozu etkin bir sekilde engeller, ilerlemesini durdurur ve bazi olgularda yeni kemik yapimini saglar. Hormon tedavisi ile omurga ve kalça kiriklarinda %30 ve tüm vücut kiriklarinda %24 risk azalmasi saglanmaktadir. Bu nedenle Kuzey Amerika Menopoz Cemiyeti (NAMS) kemik erimesi ve kirik için yüksek riskli olgularda 5 yili asan sürelerde hormon tedavisi önermektedir. Bu olgular özellikle kemik kaybini önleyen diger tedavileri kullanamayan kadinlari içermektedir.

Bugün için menopoza dair baska yakinmasi olmayan kadinlarda sadece kemik erimesini engellemek amaci ile hormon tedavisi verilmesi ilk seçenek olarak kabul edilmemektedir. Ancak baska nedenlerden dolayi hormon tedavisi baslanmis olan menopozdaki kadinlarda kemik erimesi için yüksek risk varsa veya yerlesmis kemik erimesi varsa tedavinin 5 yili askin sürelerde dikkatli kontrol altinda devam edilmesi önerilmektedir. Hormon tedavisi alan kadinlarda kemik erimesi için baska bir ilacin kullanilmasina gerek yoktur.

Alzheimer Hastaligi: Hormon tedavisi ile Alzheimer hastaligi arasindaki risk 4 çalismada irdelenmistir. Menopoza giren kadinlarda erken dönemde östrojen tedavisi baslanmasinin Alzheimer hastaligi riskini %67 oraninda azalttigi gösterilmistir. Ancak mevcut olan hastalik üzerine östrojenin herhangi bir etkisi yoktur. Aile öyküsü nedeni ile yüksek risk altinda olan kadinlarda östrojen baslanmasinin yararli olup olmayacagi ise bilinmemektedir. Sadece bu nedenle östrojen kullanimi ise henüz kabul görmemektedir.

Kolon ve rektum kanseri: Kuzey Amerika’da kadinlar arasinda kanser ölümlerinin üçte birinden sorumludur. Kolon kanseri kadinlarda daha sik olarak en fazla 60–75 yaslar arasinda görülür. Menopozda östrojen kullanimi ve kolon kanseri iliskisini arastiran çalismalarda hormon kullananlarda %50 risk azalmasi saptanmistir. Östrojenin hangi mekanizma ile kolon kanseri riskini azalttigi tam olarak bilinmemektedir ancak etkisinin karsinojen olan safra asitlerinin hormon kullanimi ile azalmasina bagli oldugu tahmin edilmektedir.

Hormon Tedavisinin Zararlari:

Kalp ve damar hastaliklari ve felç: Yakin zamana kadar hormon tedavisinin kalp hastaliklari riskini azalttigina inaniliyordu. Ilk defa 1976 yilinda Framingham çalismasinda hormon tedavisi laman kadinlarda kalp hastaliklarindan ölüm riskinin azaldigi gösterilmistir. Daha sonra çogu olgu kontollü çalismalarda, kesitsel gözlemsel çalismalarda, koroner anjiografi olan kadinlar üzerinde yapilan çalismalarda ve hayvan deneylerinde özellikle östrojenin koroner damar hastaliklari riskini damar duvarindaki dogrudan etkileri, kan yaglari üzerindeki olumlu etkileri ve pihtilasma faktörleri üzerinde trombus yani pihti olusumunu azaltici etkileri ile azalttigi gösterilmistir. 2002 yilinda yayinlanan WHI (Womens Health Initiative) çalismasinda ise ilk defa ileriye dönük rasgele seçilmis denekler üzerinde yapilan ve 5,2 yil içinde zamanindan önce sonlandirilan çalismada ise östrojen+progesteron tedavisinin beklendigi üzere koroner damar hastaliklari riskini azaltmadigi ve hatta aksine artirdigi gösterildi. Bu menopozda verilen hormon tedavisi için bir dönüm noktasi olmus ve bu çalismanin sonuçlarinin yayinlanmasindan sonra hormon tedavisi daha kisiye yönelik ve risk faktörleri tasimayan kadinlarda seçilen bir tedavi haline gelmistir.

WHI çalismasinin sonuçlarinin genellestirilmesini engelleyen bazi kisitlamalari da vardir. Bunlardan en önemlisi çalismanin 60 yas ve üzerindeki kadinlarda yapilmis olmasidir. Yeni menopoza girmis ve daha genç olan kadinlarda daha henüz koroner damarlarda tikanma baslamadan önce hormon tedavisinin zarari degil yarari olabilir.

WHI çalismasi yani zamanda hormon tedavisi alan kadinlarda stroke (inme) riskinin arttigini göstermistir. Beyin damarlarinda tikanma sonucunda ani ölüm veya felç riski hormon tedavisi alan kadinlarda daha siktir. Göreceli risk 1.44 olarak rapor edilmistir. Tam sayilar üzerinden Artmis risk genellikle yasli kadinlarda görülmüs ve seker hastaligi ve tansiyon yüksekligi gibi felç olasiligini artiran faktörlerin varligi belirleyici olmamistir. Toplardamarlarda olan pihtilasma (venöz tromboemboli) riski hormon kullanan kadinlarda göreceli olarak 2 kat artmaktadir. Bu artistan dogustan pihtilasma mekanizmasinda sorun olan kadinlarin bu durumlari bilinmeden hormon almalari sorumlu tutulmaktadir. Ancak Faktör V leiden mutasyonu veya protrombin gen mutasyonu gibi pihtilasma anormalliklerinin toplumdaki görülme sikligi bunlari hormon tedavisi öncesinde rutin olarak herkeste arastirilmasini katki-maliyet yönünden gereksiz kilmaktadir. Öyküde geçirilmis venöz tromboemboli olan kadinlarda tekrarlama riski 5 kat arttigindan hormon tedavisi verilmesi kesin kontrendikedir.

Meme kanseri: Hormon tedavisi meme kanseri riskini artirir. WHI çalismasinda göreceli risk artisi 1.24 olarak saptanmistir. 5 yilin altinda hormon kullanan kadinlarda ise risk artisi olmamaktadir. Ancak meme kanserinden ölümlere bakildiginda hormon alanlarda ve almayanlarda fark görülmemektedir. Tek basina östrojen kullanan kadinlarda ise meme kanseri riski artmamaktadir. Meme kanseri kadinlarda kanser ölümlerinde birinci siradadir. Östrojen kullanan kadinlarda mamografide saptanabilen meme yogunlugunda artma olmaktadir. Bu da mamografik yorumlamayi zorlastirmaktadir. Hormon alan kadinlarin hekimleri ile daha yakin iliski içinde olmalari nedeni ile meme kanseri daha erken yakalanmaktadir. Ayrica hormon alan kadinlarda gelisen meme kanserlerinin biyolojik davranis biçimi daha iyi ve ilerlemesi daha yavastir. Aile öyküsü olmayan yani genetik açidan risk tasimayan ve daha önce prekanseröz bir lezyon alinma öyküsü olmayan ve menopoz yakinmasi (ates-ter basmalari) kadinlarda yakin takip altinda hormon tedavisi verilebilir. Yillik mamografik kontrollerin yapilmasi önerilmektedir.

Hormon tedavisinin yarar-zarar dengesi ve öneriler

Hormon tedavisi bugünkü bilgilerimiz isiginda bir yarar zarar terazisine oturtuldugunda zararlari yararlarinda agir basmaktadir. Ancak unutulmamasi gereken bir sey varsa o da hormon tedavisinden en fazla yarar görecek olan 50–60 yas arasindaki kadinlarda verilerin oldukça az oldugudur. Iyi seçilmis ve degerlendirilmis olgularda menopozun kisa vadeli sikintilarini engellemenin tek yolu hormon tedavisidir. Kemik erimesinin veya kalp hastaliklarinin engellenmesi amaçli hormon tedavisi artik kabul görmemektedir. Bugün kabul edilen hormon tedavisinin ancak yakinmasi olan kadinlarda ve en düsük dozda en kisa süreli (5 yildan az) kullanilmasi gerekliligidir. Yakinmasi devam eden ve hormonu birakamayan kadinlarda ise tediye dikkatli bir izlem altinda devam edilebilir.

Menopozda Alternatif Tedaviler

Menopozda hormon kullanimi ile ilgili endiseler, son yillarda hastalarla birlikte birçok hekimi de bitkisel ve hormon olmayan ajanlarin reçete edilmesine yönlendirmisse de bu tedavilerin etkinlikleri ve zararlari konusunda kesin bilgiler mevcut degildir. Menopoz dönemindeki kadinlarin % 30 ila 60’i ates ter basmasi yakinmalari için dogal ürünler, bitkisel östrojenler, akupunktur, yoga gibi alternatif tedavileri tercih etmektedirler. Fitoöstrojenler (bitkisel östrojenler) menopoz yakinmalarinda azalma saglamislarsa da olusturduklari etki plasebo etkisinden daha fazla degildir. Ileriye yönelik çift kör ve rasgele denek seçimi ile yapilmis çalismalarda Fitoöstrojenler ve plasebo etkisi arasinda anlamli fark olmadigi gösterilmistir. Ayrica vajinal kuruluk, idrarla ilgili yakinmalar ve kemik kaybi üzerine etkili degildirler. Ancak duygu durumu ve bilissel performans üzerine etkilerinin incelendigi çalismalarda fitoestrojenlerin plaseboya göre daha etkili oldugu gösterilmistir.

Bitkisel tedavi seçenekleri:

Racemosa cimicifuga (Black Cohosh)
Soya isoflavonlari
Angelica Sinensis
Keten tohumu
Evening primrose oil
Vitamin E
Vitex agnicasti ( Hayit)
Ginseng
Valerian ekstresi

Unutulmamasi gerekir ki bitkisel olan her tedavi zararsiz degildir. Bugün kullanilmakta olan birçok bitkisel ilacin dozu, üretimi, formulasyonu konusunda bir standart yoktur. Bu tedavilerin ne kadar süreyle, hangi dozda verilecegi konusunda kesin kurallar yoktur ve bu durum hekimin seçimine kalmistir.

Hormon olmayan tedavi seçenekleri:

Antidepresan ilaçlar ( SSRI, SNRI )
Bazi antihipertansif ilaçlar
Menopoz yakinmalari için antidepresanlarin kullanimi hormon tedavisi alamayan ya da almak istemeyen hastalarda bir seçenek olarak karsimiza çikmaktadir. Yapilan çalismalarda bu ilaçlarin plasebodan daha etkili olduklari ancak etkilerinin östrojene göre daha zayif oldugu gösterilmistir.

Menopoz kadin yasaminin önemli bir bölümünü kapsayan dogal bir süreçtir. Bu dönemin sorunsuz yasanmasinda ilk basamak kisinin kendi yasaminda yeni düzenlemelere gitmesidir. Bu amaçla yeni hobiler edinmek, fiziksel aktivitenin arttirilmasi, hayvansal yaglarin azaltilmasi, bitkisel besinlere agirlik verilmesi önerilir. Her gün yapilacak 30 dakikalik bir yürüyüs ates basmalarinin sikligi ve siddetini azaltirken kemiklerin de güçlenmesini saglar. Kemik kaybina karsi önlem olarak kalsiyumdan zengin gida alinmalidir. Çay, kahve, alkol ve baharatlar ates basmalarini tetiklediginden önerilmez.

Erken Menopoz

Erken menopoz ya da ‘ Erken yumurtalik yetmezligi’ kisinin 40 yasindan önce yumurtalik fonksiyonlarinin durmasi olarak tanimlanir. 40 yasin altindaki kadinlarin yaklasik % 1’ de görülür. Olgular % 5-30 oraninda ailesel geçis gösterir. Erken yumurtalik yetmezligine yol açan nedenler;

Kromozom anomalileri
Otoimmun hastaliklar
Östrojen sentez bozukluklari
Metabolik hastaliklar
Kanser tedavisi ( kemoterapi, radyoterapi), seklinde özetlenebilir.

Karakteristik bir bulgusu yoktur, ancak çogu kadinda normal adet görürken bile ates basmalari ortaya çikabilir ve bu sikayetler erken yumurtalik yetmezliginin en erken bulgusu olabilir. Hastalar genellikle adet görememe ve kisirlik sikayeti ile basvurur. Erken yumurtalik yetmezligi tanisi kanda E2, FSH, LH gibi yumurtalik fonksiyonunu yansitan hormon düzeyleri bakilarak konur. FSH ve LH yüksek, E2 ise düsük bulunur, 30 yasindan genç olgularda mutlaka genetik inceleme de yapilmalidir. Bu hastalarin % 10-20’ sinde kendiliginden düzelme olabilir. Bu nedenle belli aralarla hormon düzeyleri kontrol edilmelidir.

Tedavide östrojen eksikligine bagli ates basmasi, terleme, kemik erimesi, vaginal kuruluk gibi sikayetlerin östrojen replasmani ile tedavisi esastir. Genetik açidan normal ve genellikle hormon tedavisi alan hastalarda spontan gebelikler olabilir. Bir veya iki kez FSH düzeyinin 40IU/L altinda olmasi durumunda yumurtlama ve kendiliginden gebelik olasiligi daha yüksektir. Ancak FSH 100 IU/L üzerindeyse yumurtalik yetmezligi genellikle geri dönüsümsüz olarak kabul edilir.

Amerikan Hastanesi
Kadin Hastaliklari ve Dogum Bölüm Sefi
Doç. Dr. Bülent Urman
www.saglikplatformu.com  


Web Sitesi Olanlara Özel
Günlük Sağlık Haberlerini Sizde Sitenizde yayınlayabilirsiniz

Diğer Güncel Haber Başlıkları
ACİL KAN DUYURULARI
  Aranan Kan: A RH +
Bezmialem Vakıf Hastanesi - Aksaray'sinde Yatmakta olan hastamız için acil A RH + kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05346673021

12 Kasim Pazartesi riskli bir bypass ameliyati olacak babam için, ameliyat günü sıcak kan lazim olmasi halinde ameliyat bitene kadar kan verebilecek k A RH POZİTİF (a rh+) kan grubuna ait kisiler aranmaktadir.

Tarih: 11/10/2018 1:34:48 PM
Emin Bilge
  Aranan Kan: 0 RH -
Ege üniversitesi hastanesi'sinde Yatmakta olan hastamız için acil 0 RH - kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05075536676

Ege üniversitesinde yatan hastaya Ayşe Kaymak acil 0 negatif kana ihtiyaç vardır. İrtibat İsmail kaymak tel 05075536676

Tarih: 10/8/2018 5:17:19 AM
Ayşe kaymak
  Aranan Kan: A RH -
şelçuklu tıp fakültesi konya'sinde Yatmakta olan hastamız için acil A RH - kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05385732670

acil böbrek hastası için gülten demirci için

Tarih: 9/3/2018 6:42:55 AM
fatih demirci
  Aranan Kan: AB RH -
NP BEYİN HASTANESİ 'sinde Yatmakta olan hastamız için acil AB RH - kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05312342646

Ümraniye Np Beyin hastanesinde yatmakta olan Nihat DURAN İÇİN acil AB RH (-) kana ihtiyaç vardır. Yardımcı olun allah rızası için ...

Tarih: 8/13/2018 1:26:30 PM
Halil Akkuş
  Aranan Kan: B RH +
Ozelkoru hastanesi'sinde Yatmakta olan hastamız için acil B RH + kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05443420869

Acil brh+pozitif kana ihtiyaç vardır ankara cukur anbar özel koru hastanesi irtibat 05443420869 hasta adı celalettin caba

Tarih: 8/10/2018 12:05:31 AM
Celalettin caba
EN SON EKLENEN LİNK

SİTE İÇİ ARAMA

Acil Kan Bankası