Acil Kan Bankası
 SAĞLIK EĞİTİMİ

Sağlık Platformu'nu Twitter'da takip et

Günlük Hayatta Karsilasilan Elektromanyetik Alanlar ve Insan Sagligi


Modern toplumlarda yasayan hemen herkes sürekli olarak dogada bulunanin çok üstünde elektromanyetik alan ve dalgalarin içinde bulunmaktadir. Bunlarin insan sagligi üzerinde olasi olumsuz etkileri tartisma konusu olmaya devam etmektedir. Bu yazida, yaygin olarak karsilasilan üç elektromanyetik alan veya dalga kaynagi üzerinde durulacaktir: 50 Hertz alternatif akim elektrik agi, bilgisayar ekranlari, ve radyo, televizyon, cep telefonu, radar ve benzeri radyo ve mikrodalga frekanslarinda yayin yapan vericiler. Bunlarin her biri için, bilimsel belirsizlige ragmen, neyin zararli olup olmayabilecegi konusunda bir fikir verildikten sonra kisisel korunma ve halk sagligi açisindan önerilerde bulunulacaktir.

l . Giris

Modern toplumlarda yasayan hemen herkes sürekli olarak dogal olaylardan kaynaklanan- larin çok üstünde elektromanyetik alan ve dalgalarin içinde bulunmaktadir. Bunlarin, yüksek siddet veya güç düzeylerinde insan sagligina zararli olduklarina kusku yoktur. Ancak, insanlarin günlük hayatta karsilastiklari daha düsük düzeydeki alan ve dalgalarin dahi uzun vadede insan sagligi üzerinde olumsuz etkileri olup olmadigi tartisma konusu olmaya devam etmektedir. Dünya genelinde, elektrik üretim ve dagitim sirketleri ve elektrikli aygitlarin üreticileri, çogunlukla insan sagligi açisindan bir tehdit olmadigini veya çok az oldugunu söylemektedirler. Öte yandan, bu konuda arastirma kaynaklari talep eden bilim insanlari ve korunma amaçli ürün veya hizmet satanlar, çogunlukla olasi veya gerçeklesen zararlarin inkar edilemeyecegini ve ciddi boyutlarda oldugunu iddia etmektedirler.

Bugüne kadar yapilan bilimsel arastirmalar elektromanyetik alan ve dalgalarin çok düsük siddet ve güçlerde dahi çesitli biyolojik etkileri oldugunu göstermistir. Dogal çevrede bulunan alanlar, bu alanlardan bile çok daha düsük seviyelerde oldugu için, canlilarin bu alanlarin olasi etkilerine karsi evrimsel olarak edinilmis özel bir korunma mekanizmalari olmasi da beklenemez. Bu durumda, bu çesitli biyolojik etkilerin birinin degilse digerinin insanlara zararli olma olasiligi yok sayilamaz. Birçok epidemiyolojik ve diger bilimsel çalisma da bunu desteklemektedir. Öte yandan, bugüne kadar bu alanlarla, sebep olduklari iddia edilen çok sayidaki kronik hastalik veya saglik sorunu (kanser, düsük veya sakat dogum, bagisiklik sistemi zayiflamasi vb.) arasinda bütün arastirmacilarin üzerinde anlastigi çok açik neden-sonuç iliskileri gösterilememistir.

Bu bilimsel belirsizlik karsisinda kisisel korunma ve toplum sagligi açisindan nasil bir yol izlemeliyiz? En akilci çözüm, temkinli davranip öncelikle maliyeti çok yüksek olmayan bütün önlemleri almak, ancak maliyeti çok yüksek önlemleri almadan önce, toplumun karsi karsiya bulundugu kanitlanmis (ve bazilari daha büyük) riskleri de göz önünde bulundurmaktir. Alinabilecek önlemlerin maliyeti çok büyük oldugunda, eldeki sinirli kaynaklarin bu diger kanitlanmis risklerin azaltilmasi için kullanilmasi daha yararli olabilir. Bugün çogu insanin karsi karsiya kaldigi elektromanyetik alanlarin zararlari sigara içmek, nükleer radyasyon, yogun hava kirliligi, kronik yetersiz beslenme ve benzerlerinden olasilikla daha az zararlidir. Ancak maruz kaldigimiz alanlarin günden güne artiyor olmasi ve etkilerinin ancak uzun vadede ortaya çikabilecek olmasi bu durumu degistirebilir. Toplum açisindan baktigimizda önemli bir baska konu belli bir teknolojiden fayda görenlerle, o teknolojinin risklerini paylasanlarin ayni kisiler olmamasidir. Uygun düzenlemeler, vergilendirme, ve/veya serbest piyasa mekanizmalariyla fayda/külfet dagiliminin adil olmasi saglanmalidir. Örnegin, cep telefonu üreticileri, cep telefonu yer antenlerinin insanlari daha az etki altinda birakacak sekilde yapilmasinin çok pahali olacagim ve dolayisiyla bir önceki paragraftaki mantik uyarinca akilci olmayacagini söyleyebilirler. Ancak burda tasarruf edilen para bir bütün olarak halkin parasi degil, cep telefonu kullanicilarinin parasidir. Korunmasi söz konusu olan saglik ise antenlerin etkisi altinda kalan tüm insanlarin sagligidir. Bu nedenle fayda/külfet hesaplarini yaparken faydayi ve külfeti görenlerin kimler oldugu akilda tutulmalidir. Elektromanyetik alanlarin belli saglik sorunlarina yol açtigi henüz kuskuya yer birakmayacak sekilde kanitlanmamissa da, bu konudaki arastirmalar sürerken, insanlari bilgilendirmek, ucuz önlemleri almak, ve fayda/külfet dagiliminin adil olmasi için mümkün olan ne varsa yapilmalidir. Bu baglamda daha genel bir tartisma konusu sudur: Gerekli önlemlerin alinmasi için bir ürünün zararli oldugunun ispatlanmasi yükü kamuya mi düsmektedir, yoksa yaygin olarak kullanilmaya baslanmasi için zararsiz oldugunu göstermek yükü onu üretenlere mi düsmektedir? Ilkinde arastirma için gereken para bu ürünü kullansin kullanmasin herkesin cebinden çikmaktadir, ikincisinde ise ürünün fiyatina yansiyarak o ürünü kullananlarin. Burada akilda tutulmasi gereken önemli bir nokta da, bir teknolojinin hiçbir olasi zarari olmadigini kanitlamanin bilimsel olarak çok zor, hatta neredeyse olanaksiz oldugudur.

Burada klasik devlet denetimi mekanizmalarina alternatif teskil eden serbest piyasa sertifikasyon yaklasimindan da kisaca söz edecegiz. Bir ürünün zararlarinin tespiti ve tüketiciyi koruyacak önlemlerin devlet yoluyla alinmasi çok uzun zaman almaktadir. Bu nedenle Isveç'te bir meslek örgütü olan TCO, bilgisayar kullanan çalisanlari korumak için bir sertifikasyon pro-grami baslatmistir. Bu program, bilgisayarlarin maliyetini çok artirmadan manyetik ve elektrik alanlarim mümkün oldugu kadar düsürmek, ve baska ergonomik özelliklerini iyilestirmek için gelistirilen bir standarda dayanmaktadir. Isteyen sirketler gönüllü olarak bu sertifikasyon için basvurabiliyorlar. Tüketiciler bu yönde tercih belirttigi için bugün çogu iyi marka TCO sertifikasi almaktadir. Burada önemli olan, bilgisayarlarin elektrik ve manyetik alanlarinin düsürülmesi için, elektromanyetik alanlarin sagliga zararlari ile ilgili kesin bir sonuca varilmasinin beklenmemis olmasidir. Tüketiciler, var olan sagliga zararli olma olasiligini önlem almak için yeterli bir neden olarak gördüklerini göstererek TCO sertifikali ürünleri tercih etmis ve bu sayede bilgisayarlar bugün önemli bir tehdit olmaktan çikmistir. Klasik devlet denetim mekanizmalari beklenseydi, olasilikla daha uzun süre gereksiz risk alinmis olacakti.

Bati ülkelerinde resmi veya kurumsal olarak kabul edilen, daha yüksek degerlere insanlarin maruz kalmamasi gereken esik degerlerin çogu, yalnizca dokularin isinmasina dayali mekanizmalar göz önüne alinarak belirlenmistir. Ancak bugün, isinmaya dayali olmayan ve çok daha düsük degerlerde gerçeklesebilen çok sayida biyolojik mekanizma gündeme gelmistir. Bu nedenle, bu yazida sözü edilen esik degerler, resmi esik degerlerden daha düsüktür. Eski Dogu Bloku ülkelerinde, genel olarak Bati ülkelerine göre çok daha düsük esik degerlerin kabul edilmis olmasi da ilginç bir gözlemdir.

Bu yazida, yaygin olarak karsilasilan üç elektromanyetik alan veya dalga kaynagi üzerinde durulacaktir: 50 Hertz (Hz) alternatif akim elektrik agi, bilgisayar ekranlari, ve radyo, televizyon, cep telefonu, radar ve benzeri radyo ve mikrodalga frekanslarinda yayin yapan vericiler.

Elektrik ve manyetik alanlarinin ve elektromanyetik dalgalarin hangi niteliklerinin (frekans, siddet, güç, vb.) belirleyici olabilecegi, saglik etkilerinin hangi doz parametresi ile orantili oldugu, ve bunlarin esik degerlerinin ne olmasi gerektigi tartisma konusudur. Ancak genel olarak, ne kadar uzun süre maruz kalinirsa zararin da o kadar büyük olabilecegi düsünülebilir. Kisa süreli olarak bu alan ve güçlere maruz kalmak modern dünyada neredeyse olanaksizdir (yaninizdaki birisi cep telefonu kullanirken, yüksek gerilim hatlarinin altindan geçerken, vb.). Bu nedenle, daha uzun süreli olarak bu alan ve dalgalarin etkisi altinda kalmaktan kaçinmayi hedef almak, daha anlamli gözükmektedir.
ACİL KAN DUYURULARI
  Aranan Kan: AB RH +
Yedikule göğüs hastalıkları hastanesi 'sinde Yatmakta olan hastamız için acil AB RH + kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05388923628

Yedikule göğüs hastalıkları hastanesinde yatmakta bulunan ENDER ÖZAY’ın ab rh pozitif kana ihtiyacı vardır. Aynı gruba sahip olanların ÇAPA KIZILAY KAN MERKEZİNE gitmeleri rica olunur. Yardımsever vatandaşlarımızın ilgisi ve bilgisine.

Tarih: 7/5/2019 4:10:58 AM
Sebahat aslan
  Aranan Kan: AB RH -
Haydarpaşa numune eğitim ve araştırma hastanesi 'sinde Yatmakta olan hastamız için acil AB RH - kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05412856000

Hastanede yatmakta olan anneciğime acil trombosit kana ihtiyacımız vardir.Lutfen yardım edin bir evlat olarak caresizligime çare olun Allah rızasi için... Kan grubu AB Rh negatif 0541 285 6000 bu numaradan ulasirsaniz çok sevinirim.

Tarih: 6/8/2019 8:00:13 AM
Ercan Özdemir
  Aranan Kan: B RH +
Çapa Tıp fakultesi'sinde Yatmakta olan hastamız için acil B RH + kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05444052639

Çapa tıp fakültesinde kana ihtiyacı olan teyzem için kana ihtiyacımız bulunmaktadır. Tel 0544 405 26 39 Ümit Tekkün

Tarih: 6/6/2019 6:49:00 AM
ÜMİT TEKKÜN
  Aranan Kan: 0 RH +
TRABZON KTÜ FARABİ HASTANESI 'sinde Yatmakta olan hastamız için acil 0 RH + kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05419537748

Ktü farabi hastanesi onkoloji bölümünde yatmakta olan TEMEL TOPÇU isimli hastza ACİLLL bu 0 Rh + ( pozitif) TROMBOSİTE ihtiyaç vardır. Lütfen duyarlı olup ya hastaneye ya da en yakın kızılaya TEMEL TOPÇU adına trombosit vermeniz önemle rica olunur. ❗❗

Tarih: 5/14/2019 2:17:52 PM
Eda günaydın
  Aranan Kan: AB RH +
Acıbadem Hastanesi 'sinde Yatmakta olan hastamız için acil AB RH + kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05416488134

Berat tedavi oluyormuş. Daha çok küçük, minicik Berat. Her gün kana ihtiyacı var. Lütfen yardım em. AB RH + POZİTİF TROMBOSİT Her gün kan ihtiyacı var. HALKALI ACIBADEM HASTAHANESİ

Tarih: 4/15/2019 4:45:51 AM
Berat Şahin
EN SON EKLENEN LİNK

SİTE İÇİ ARAMA

Acil Kan Bankası