Acil Kan Bankası
 SAĞLIK EĞİTİMİ

Sağlık Platformu'nu Twitter'da takip et

Sindirim Sistemi




ANUS: Anus yaklasik olarak 4 cm uzunlugundadir. Üst ucuyla rektuma baglanmistir. 1.5 cm’lik üst bölümünde mukoza tabakasi anusun bosluguna dogru 6-9 tane uzunlamasina çikinti yapmaktadir. Bu çikintilara “anal kolumn” denir. Her bir kolumnun içinde anusa gelen birer atar ve toplardamar bulunmaktadir. Bu toplardamarlarin varislesmesine “hemoroid” (basur) denilmektedir. Anal kolumnlar, alt uçlari arasinda bulunan küçük kapakçiklar araciligiyla birbirleriyle baglantili haldedirler. Bu baglantilara “anus valvülleri” denir. Bu kapakçiklarla anus duvari arasinda küçük bosluklar kalmaktadir. Bu bosluklara “anus sinüsleri” denir. Bu sinüsler içinde diskinin birikmesiyle, buralarda enfeksiyonlar gelisebilir. Anus valvülleri, anusun iç yüzünde bir hat üzerinde dizilmislerdir. Bu hatta “linea pektinea” denir.

Anusun geri kalan bölümü linea pektineadan ötededir. Anusun sözünü ettigimiz bu son bölümünün iç yüzü çok katli keratinlesmeyen epitelle kaplidir.

Anusun iki tane büzücü kasi vardir. Bunlardan “iç sfinkter” bagirsak kanali boyunca bulunan düz kas liflerinin, bu bölgedekilerin çogalmalariyla olusmustur. Iç sfinkter düz kas liflerinden kurulmustur ve istem disi çalisir. Anusun ancak ¾ üst bölümü iç sfinkter ile sarilmistir. Anusun ikinci sfinkterine “dis sfinkter” denilmektedir. Dis sfinkter çizgili kas liflerinden olusmustur. Istemli olarak kontrol edilebilir ve anusun bütün uzunlugu boyunca onu bir halka gibi sarar. Dis sfinkter, diskilama zamani disinda, anusu kapali tutar. Bu sfinkter kesildiginde ya da baska bir nedenle aksadiginda, kisi diskisini tutamaz.

SINDIRIM KANALININ DOKUSAL YAPISI: Sindirim kanalinin duvari bütün uzunlugu boyunca baslica dört tabakadan yapilmistir. Bu tabakalar içten disa dogru “mukoza”, “submukoza”, “muskularis” ve “adventisia” tabakalaridir. Mukoza tabakasi kendi kendine üç tabakadan olusmustur. Bunlar içten disa dogru “epitel”, “lamina propria” ve “muskularis mukoza”dir.

ÖZOFAGUSUN DOKUSAL YAPISI: Özofagusun mukoza tabakasinin epitel kati çok katli, keratinize olmamis yassi epiteldir. Epitel tabakasinin altindaki lamina propria, gevsek bagdokusudur. Küçük kan damarlari, seyrek bir lenfatik doku ve lenf nodüllerine sahiptir. Mukoza tabakasinin en alt kismi olan “muskularis mukoza” tabakasi uzunlamasina dizilmis düz kas liflerinden olusmaktadir.

Mukozanin altinda bulunan “submukoza” tabakasi yag hücreleri, büyük kan damarlari içeren bagdokusu yapisindadir. Submukoza tabakasinda özofagus bezlerinin salgi hazirlayan bölümleri de bulunmaktadir. Hazirlanan salgilar kisa kanalciklarla mukoza yüzeyine bosaltilir. Submukozanin altindaki “muskularis” tabakasi üç kat kastan olusmustur. En iç kat özofagusu halka biçiminde dolanan kaslardan, en dis kat ise uzunlamasina seyreden kas liflerinden olusmustur. Ortadaki kat ise egik seyirli kas liflerinden kurulmustur.

Submukozanin disinda ise özofagusun en dis kati bulunmaktadir. Bu tabaka bag dokusu yapisindadir. Içinde yag hücreleri, damar ve sinirler bulunur. Özofagus karin bosluguna girdigindeyse adventisia tabakasinin yerini peritonun viseral tabakasi (iç organlari örten tabaka) alir. Bu tabaka böylelikle “seroza tabakasi” adini alir. Halbuki özofagusun servikal ve torakal bölümlerinde seroza tabakasi bulunmaz. Bu özellik sindirim kanalinin diger bölümlerine göre önemli bir yapisal farkliliktir.

MIDENIN DOKUSAL YAPISI: Midenin mukoza tabakasinin epitel kati, tek katli mukus salgilayan kolumner epitel hücrelerinden olusmustur. Epitelin altindaki lamina propria tabakasi, lenf yapisindan çok zengindir. Içinde birçok mukoza bezi içeren lamina propria, “foveola” (gastrik pits) denilen girintilere sahiptir. Foveolalarin içine mukoza bezleri salgilarini bosaltmaktadir. Bu bezler iki tiptir: a) Basit tübüler kardia bezleri; bunlar yalniz midenin kardia ve özofagusun da mideye yakin bölümlerinde bulunur. b) Basit tübüler mide bezleri; bu bezler genellikle dallanmislardir. Bu bezler 1) Esas hücreler 2) Parietal hücreler ve 3) Boyun hücreleri olmak üzere üç çesit salgi hücresinden kurulmuslardir. Mukozanin üçüncü tabaksi olan “muskularis mukoza”, içte uzunlamasina dista ise halka dizilisindeki düz kas liflerinden olusmaktadir.

Midenin submukoza ve muskularis tabakalari özofagustakine benzemektedirler. Seroza tabakasi, peritonun viseral tabakasi tarafindan olusturulmaktadir.

Midenin pilor deligi etrafindaki kaslar sayica çogalmislardir. Bu kaslar özellikle halka dizilis göstererek, midenin bu bölgesinde sfinkter (büzgen) olusturur. Buna “pilor sfinkteri” denilmektedir.

DUODENUMUN DOKUSAL YAPISI: Duodenumun mukoza tabakasi bagirsagin bosluguna dogru “villus” denilen çikintilar yapmaktadir. Villuslar arasindaki araliga ise “villuslar arasi aralik” denilmektedir. Mukoza tabakasinin ilk katini olusturan epitel kati “tek katli kolumner epitel hücreleri”nden ve bunlarin arasina saçilmis “goblet” hücrelerinden kurulmustur. Kolumner hücreler, mikrovillüs denilen eldiven parmagi biçimindeki uzantilari bagirsak bosluguna dogru gönderirler. Goblet hücreleri ise mukus salgilarlar. Epitel katinin altinda bulunan lamina propria tabakasinda “liberkühn kriptalari” denilen bezler bulunmaktadir. Bu bezlerin bir ya da birkaçi villuslar arasi araligin dibine açilirlar. Mukoza tabakasinin üçüncü kati olan “muskularis mukoza” tabakasi, karisik dizilisli düz kas liflerinden olusmaktadir.

Duodenumun submukoza tabakasinda bagdokusunun içinde “brunner bezleri” denilen bezler bulunmaktadir. Brunner bezleri “liberkühn kriptalari”na açilirlar.

JEJUNUM VE ILEUMUN DOKUSAL YAPISI: Jejunum ve ileum yapisi genel hatlariyla duodenumun yapisina benzemektedir. Burada yalniz farkliliklara deginmekle yetinecegiz. Lamina propriaya yerlesmis olan “liberkühn bezleri” ndeki basit salgi hücrelerine, iki yeni tip hücrede eklenmistir. Bunlar “paneth hücreleri” ve “argentafin hücreleri”dir. Lamina propria özellikle lenf yapisi bakimindan çok zengindir. Buradaki 10 ya da daha fazla sayidaki lenf nodülü bir araya gelip, “peyer plaklari” denilen yapilari olustururlar. Duodenumun disinda, bagirsagin hiçbir bölgesinde “brunner bezleri”ne rastlanmaz.

KALINBAGIRSAKLARIN DOKUSAL YAPISI: Kalinbagirsaklarin kolon bölümü incebagirsaklardan bazi farkliliklar göstermektedir. Kalinbagirsaklarin mukoza yüzeyinde villuslar kaybolur ve mukoza yüzeyi düzlesir. Epitel hücreleri arasindaki goblet hücrelerinin sikligi da artar. Muskularis tabakasinin disinda “tenia koli” denilen serit biçiminde uzanan yapilar bulunur.

Kalinbagirsagin “rektum” bölümü, temelde kolonlara benzemektedir. Tenyalari yoktur. Iç yüzünde ise mukoza ve submukozanin birlikte olusturduklari uzunlamasina seyreden kivrimlar bulunur.

Anus mukozasi “linea pektinea” hattinin altinda çok katli keratinlesmemis epitel hücreleriyle örtülmüstür. Mukozada zengin bir toplardamar agi bulunmaktadir. Buna “iç hemoroidal venöz pleksus” denilmektedir. Bu toplardamarlarin varislesmesine “iç hemoroidler” (basur) denir.

KARACIGER ANATOMISI: Karaciger insan vücudundaki en büyük salgi bezidir. Karin boslugu içine yerlesmis olan bu organin, karin ön duvarindaki izdüsümünü inceledigimizde, su bölgeleri kapladigini görürüz: Sag hipokondriak bölgenin tümü, epigastrium bölgesinin büyük bölümü ve sol hipokondriak bölgenin bir bölümü. Karacigerin normal bir yetiskindeki agirligi 1200-1800 gram kadardir. Canli bir insanda bu agirligin üstünde bir de organin içinde dolasmakta olan yaklasik 850 gram kan eklenmektedir. Karacigerin üç yüzü vardir. Bunlar 1) Üst yüz-diyafragma yüzü, 2) Arka yüz-omurga yüzü ve 3) Alt yüz-viseral yüz. Üst yüzü, diyafragma kasiyla komsuluk yapmaktadir ve periton zariyla örtülüdür. Arka yüzünün büyük bölümü peritonsuzdur. Omurga ve vena kava inferior ile komsuluk yapmaktadir. Alt yüzünde karacigere ait iki önemli yapi bulunmaktadir. Bunlardan biri safra kesesi, digeri ise “porta hepatis” denilen olusumdur. Karacigerin alt yüzeyi çesitli iç organlarla komsuluk göstermektedir. Bu organlar sunlardir: Safra kesesi, sag böbrek, mide, kolon ve duodenum.

Karacigerin “sag”, “sol”, “alt” ve “kuadratus” olmak üzere dört lobu bulunmaktadir.

KARACIGERIN DOKUSAL YAPISI: Insan vücudunun en büyük salgi bezi olan karacigerin büyük bir bölümü “periton zari” ile kaplanmistir. Bu zarin a) “Tünika seroza” ve b) “Tünika fibroza” olmak üzere iki önemli tabakasin bulunmaktadir. Tünika fibroza (glisson kapsülü) porta hepatisten içeri girer ve karacigeri lobcuklara ayirir. Lobcuklar alti köselidirler. Bu lobcuklar arasina uzanmis olan tünika fibroza, “lobcuklar arasi kapsül” denilen yapiyi olusturur. Lobcuklar arasi kapsül lobcuklari çepeçevre sarmis olmayip, yalniz köselerde bulunur. lobcuklar arasi kapsülün içinden damarlar, sinirler ve safra yollari geçer. Sözünü ettigimiz bu lobcuklar arasi köse bölgelerine “kiernan araliklari” denilmektedir.

Altigen karaciger lobcuklarinin merkezinde, “vena sentralis” denilen bir toplardamar bulunmaktadir. Bu merkezden lobcugun kenarlarina dogru isin biçiminde “remac plaklari” denilen olusumlar uzanmaktadir. Remac plaklari sirt sirta vermis olan karaciger hücreleri dizilerinden kurulmuslardir.

Remac plaklarinin arasinda içinde toplardamar kaninin dolastigi “ven sinüzoidleri” denilen olusumlar bulunmaktadir.

Vena porta ve arteria hepatika propria karacigere girdikten sonra çok sayida dallara bölünürler. Bu dallar kiernan araliklarina geldikten sonra lobcuklarin içine, “remac plaklarinin” arasina dogru uzanirlar. Lobcuklarin içine girmis olan bu dallar birlesip, yukarida sözünü ettigimiz ven sinüzoidlerini olustururlar. Vena porta, sindirim kanalindan emilen besin maddelerini içinde tasiyan özel bir toplardamar aginin kanini tasimaktadir. Arteria hepatika propria ise bilinen atardamar kanidir. O halde bu damarlarin uzantilarinin karaciger lobcuklari içinde birlesmeleriyla olusan ven sinüzoidlerinin içinde dolasmakta olan kan, tam anlamiyla toplardamar kani degil, daha degisik bir kimyasal yapiya sahip olan kandir. Fakat bu kan için kabaca, toplardamar kani demis oldugumuzda büyük bir yanlis yapmis olmayiz. Ven sinüzoidlerinin duvarini, bütün dolasim sisteminin duvarinin iç yüzünü örtmekte olan “endotel” denilen tek katli yassi epitel hücreler olusturmaktadirlar. Ven sinüzoidleri ile remac plaklari arsinda kalan araliga ise “disse araligi” denilmektedir. Disse araliklarinin ince lenf damarlari bulunmaktadir.
ACİL KAN DUYURULARI
  Aranan Kan: 0 RH -
Selime Seyil 'sinde Yatmakta olan hastamız için acil 0 RH - kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 5308726097

Çapa’da bulunan kan merkezine 0 rh(-) kan verebilecek kişilere  ihtiyaç vardır. Çevrenizde 0 rh(-) kan grubuna sahip kan verebilecek kimseler varsa benimle irtibata geçebilir. 05308726097

Tarih: 7/17/2018 1:49:40 AM
Feyzullah NEFES
  Aranan Kan: 0 RH -
MARMARA ÜNİ. PENDİK EĞİTİM ARAŞTIRMA HASTANESİ'sinde Yatmakta olan hastamız için acil 0 RH - kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05384994527

TROMBOSİT KANA ACİL ihtiyac var

Tarih: 7/11/2018 6:38:10 AM
ayten kaya
  Aranan Kan: 0 RH +
marmara pendik egitim arastırma hastanesi'sinde Yatmakta olan hastamız için acil 0 RH + kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 507 863 85 08

bir yakınıma cok acil kan gerekıyor, 0+ yogun bakıma alındı lutfen yardımlarınızı beklıyorum

Tarih: 7/10/2018 9:08:33 AM
elif okşaş
  Aranan Kan: AB RH -
Ankara Gazi Hastanesi'sinde Yatmakta olan hastamız için acil AB RH - kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05455490556

Gazi hastanesinde yatmakta olan hastz için acil AB rh (-) kana ihtiyaç vardır. İletişim : 05455490556

Tarih: 7/10/2018 3:36:10 AM
Mert Söylemez
  Aranan Kan: 0 RH -
Okmeydanı devlet hastanesi'sinde Yatmakta olan hastamız için acil 0 RH - kana ihtiyaç vardır...
Telefon: +905535070347

Okmeydanı Devlet Hastanesi Onkoloji bölümünde yatan hastz Acil Ameliyata alınacaktır. 0 RH - kana ihtiyaç lazımdır.

Tarih: 7/9/2018 4:34:53 AM
Serhat Ayhan
EN SON EKLENEN LİNK

SİTE İÇİ ARAMA

Acil Kan Bankası